Çernişevski’nin Nasıl Yapmalı? Romanında İnsan Doğasına İlişkin İyimser Yaklaşımın Gerçekçiliği: Dostoyevski ile Karşılaştırmalı Bir İnceleme
Nasıl Yapmalı? (1863), Nikolay Çernişevski’nin insan doğasına ilişkin radikal ölçüde iyimser bir anlayışını temellendirdiği ideolojik bir romandır. Bu anlayış, “akılcı egoizm” (rational egoism) kavramına dayanır: İnsan, doğru koşullar altında her zaman kendi çıkarını akıl yoluyla belirler ve bu çıkar, zorunlu olarak toplumsal faydayla uyumlu hâle gelir. Ancak bu yaklaşım, hem modern bilimsel bulgular hem de çağdaşı Fyodor Dostoyevski’nin eleştirileri ışığında tartışmalı bir gerçeklik iddiası taşır.
1. Akılcı Egoizm ve İnsanın Rasyonelliği Varsayımı
Çernişevski’nin modelinde insan, temelde rasyonel bir varlıktır. Vera Pavlovna ve Lopuhov gibi karakterler, duygusal çelişkilerden arınmış biçimde, kendi mutluluklarını toplumsal düzenle uyumlu hâle getirirler. Bu yaklaşım, John Stuart Mill’in faydacılığıyla paralellik taşır (Mill, 1861/1998).
Ancak Fyodor Dostoyevski, bu rasyonalist insan modeline doğrudan karşı çıkar. Özellikle Yeraltından Notlar (1864) adlı eserinde, insanın her zaman kendi çıkarına uygun davranmadığını, hatta bazen bilinçli olarak kendi zararına hareket edebildiğini savunur. Yeraltı Adamı’nın şu düşüncesi bu eleştiriyi özetler: insan, salt rasyonel bir varlık değil, aynı zamanda çelişkili, irrasyonel ve özgürlüğünü kanıtlamak için kendi çıkarına aykırı davranabilen bir varlıktır (Dostoyevski, 1864/2009).
Modern psikoloji de bu eleştiriyi destekler. Sigmund Freud, insan davranışının bilinçdışı dürtüler tarafından yönlendirildiğini ileri sürerek rasyonalist indirgemeciliği sorgular (Freud, 1923/2011). Bu bağlamda, Çernişevski’nin insan doğasını aşırı derecede rasyonelleştirdiği görülmektedir.
2. Ütopyacı Toplum Tasarımı ve Çatışmanın Yok Sayılması
Romanda sunulan toplumsal model, uyumlu ve çatışmasız bir kolektif yaşam öngörür. Kooperatifler, eşitlikçi ilişkiler ve özgür birliktelikler, insan doğasının “iyi”ye yönelme kapasitesine olan güvenin ürünüdür.
Dostoyevski ise bu tür ütopyacı projeleri, insan doğasının karanlık yönlerini göz ardı ettikleri gerekçesiyle eleştirir. Karamazov Kardeşler ve Suç ve Ceza gibi eserlerinde, suç, suçluluk, vicdan ve ahlaki çatışma temaları üzerinden insanın içsel bölünmüşlüğünü vurgular. Ona göre insan, yalnızca rasyonel çıkarlarıyla değil, aynı zamanda inanç, suçluluk ve varoluşsal kaygılarla hareket eder.
Bu perspektif, Karl Marx’ın daha çatışmacı toplumsal analizleriyle de örtüşür. Marx, toplumsal yapının temelinde sınıf çatışmalarının bulunduğunu ve bu çatışmaların ortadan kalkmasının kolay olmadığını savunur (Marx, 1867/1990). Çernişevski’nin modeli ise bu çatışmaları minimize ederek gerçekliği idealize eder.
3. “Yeni İnsan” İdeali ve Antropolojik Gerçeklik
Çernişevski’nin “yeni insan”ı, etik açıdan kusursuza yakın bir figürdür: bencil olmayan, kıskançlıktan arınmış ve kolektif faydaya yönelen bir birey. Bu model, pedagojik bir amaç taşır; okuyucuya bir ideal sunar.
Dostoyevski ise bu tür idealleştirilmiş insan tiplerini reddeder. Ona göre insan doğası, çelişkilerle doludur ve bu çelişkiler ortadan kaldırılamaz. Yeraltı Adamı’nın “iki kere iki dört bazen can sıkıcıdır” ifadesi, rasyonel zorunluluğa karşı duyulan varoluşsal direnci temsil eder (Dostoyevski, 1864/2009).
Sosyal psikoloji de insanın hem işbirliğine yatkın hem de rekabetçi olduğunu göstermektedir (Tajfel & Turner, 1979). Bu çift yönlü doğa, Çernişevski’nin tek boyutlu iyimserliğini zayıflatır.
4. Normatif Bir Proje Olarak İyimserlik
Çernişevski’nin yaklaşımı, betimleyici olmaktan çok normatiftir. Amaç, insan doğasını olduğu gibi açıklamak değil, dönüştürmektir. Bu yönüyle eser, edebi bir metinden ziyade ideolojik bir manifestoya yaklaşır (Paperno, 1988).
Dostoyevski’nin eleştirisi tam da bu noktada yoğunlaşır: İnsan doğasını dönüştürme girişimleri, onun irrasyonel ve özgür yönlerini bastırma riskini taşır. Bu nedenle, Çernişevski’nin iyimserliği, tarihsel olarak ilham verici olsa da antropolojik açıdan indirgemeci kalmaktadır.
Özetle
Çernişevski’nin Nasıl Yapmalı? romanında ortaya koyduğu insan doğasına ilişkin iyimser yaklaşım, teorik olarak tutarlı ve ideolojik olarak güçlü bir vizyon sunsa da, bilimsel ve ampirik açıdan sınırlı bir gerçekliğe sahiptir. İnsan davranışını rasyonel çıkar hesaplarına indirgemesi, bilinçdışı süreçleri ve içsel çatışmaları ihmal etmesi, bu yaklaşımın temel zayıflıklarıdır.
Fyodor Dostoyevski’nin eserleri ise bu iyimserliğe güçlü bir karşı argüman sunar: İnsan, yalnızca akılcı değil, aynı zamanda irrasyonel, çelişkili ve özgürlüğünü korumak adına kendi çıkarına aykırı davranabilen bir varlıktır. Bu nedenle, Çernişevski’nin yaklaşımı normatif bir ideal olarak değerli olmakla birlikte, empirik bir insan doğası teorisi olarak sınırlı bir gerçekçiliğe sahiptir.
Kaynaklar (Seçme)
- Dostoyevski, F. (1864/2009). Yeraltından Notlar.
- Dostoyevski, F. (1866/2002). Suç ve Ceza.
- Dostoyevski, F. (1880/2003). Karamazov Kardeşler.
- Freud, S. (1923/2011). The Ego and the Id.
- Marx, K. (1867/1990). Capital, Vol. 1.
- Mill, J. S. (1861/1998). Utilitarianism.
- Paperno, I. (1988). Chernyshevsky and the Age of Realism.
- Tajfel, H., & Turner, J. (1979). “An Integrative Theory of Intergroup Conflict.”