Klüjokrasi’nin Gölgesinde Otizm Hizmetleri: Yamalı Sistemler Otizme Çare Olabilir Mi ?
Otizm alanındaki politika ve hizmet sunumunun karmaşık ve çoğu zaman verimsiz yapısını ifade eden “klüjokrasi” (kludgeocracy) * kavramını mercek altına almaktan önemlidir. Bu kavram, uyumsuz, yamalı ve parçalı sistemlerin, otistik bireylerin ve ailelerinin hayati hizmetlere erişimini nasıl sekteye uğrattığını anlamak için kritik bir anahtar sunar.
- Oxford İngilizce Sözlüğü, “kludge”ı “belirli bir amacı yerine getirmek için bir araya getirilmiş parçaların düzensiz bir koleksiyonu olarak açıklar….belirli bir hata veya soruna beceriksizce ama geçici olarak etkili bir çözüm” olarak tanımlar. Terim, kludge’ın beklenmeyen bir sorunu çözmek için yerleştirilmiş ve mevcut bir sistemin geri kalanıyla geriye dönük uyumlu olacak şekilde tasarlanmış zarif olmayan bir yama olduğu bilgisayar programlama dünyasından gelir. Yeterli kludge’ı bir araya getirdiğinizde, net bir düzenleme ilkesi olmayan, anlaşılması aşırı derecede zor olan ve çökmelere maruz kalan çok karmaşık bir program elde edersiniz.
- kludgeocracy Sorunlara karmaşık, etkisiz ve geçici çözümler üreten bir hükümet
Klüjokrasi’nin Gölgesinde Otizm Hizmetleri: Yamalı Sistemlerin Erişime Etkisi
“Klüjokrasi”, genel olarak, bütünlüklü bir plan veya strateji olmaksızın, acil ihtiyaçlara yönelik ardışık, eklemlenmiş ve çoğu zaman birbiriyle uyumsuz çözümlerden oluşan bir yönetim veya hizmet sistemini tanımlar. Otizm alanındaki politikalar ve hizmet sunumu, ne yazık ki küresel ölçekte bu klüjokrasi yapısının bariz bir örneğidir.
Tarihsel olarak otizmin farklı alanlarda (tıp, eğitim, sosyal hizmetler) parça parça ele alınması, merkezi bir ulusal stratejinin eksikliği ve teşhis sayılarındaki hızlı artışın sistemin kapasitesini aşması, bu “yamalı” yapıyı derinleştirmiştir.
Peki, bu klüjokrasi, otistik bireylerin ve ailelerinin hak ettikleri hizmetlere erişimini somut olarak nasıl etkilemektedir?
1. Hizmetlerin Parçalı ve Koordinasyonsuz Yapısı: “Labirentte Yolculuk”
Klüjokrasi’nin en belirgin özelliği, hizmetlerin farklı kurumlar, bakanlıklar veya STK’lar arasında dağılmış olmasıdır. Bu durum, aileleri adeta bir “labirente” sokar:
- Tek Giriş Noktasının Yokluğu: Otistik bireyler ve aileleri için kapsamlı destek alabilecekleri tek bir merkezi giriş noktası bulunmamaktadır. Sağlık, eğitim, sosyal hizmetler, istihdam ve engellilik birimleri gibi birçok farklı kapıyı çalmak zorunda kalırlar.
- Kurumlararası Kopukluk: Farklı kurumlar arasında bilgi paylaşımı, iletişim ve koordinasyon eksikliği vardır. Terapist, öğretmenden, öğretmen doktordan veya sosyal hizmet uzmanından habersiz çalışabilir. Bu, bütüncül bir destek planının oluşturulmasını engeller.
- Farklı Başvuru ve Uygunluk Kriterleri: Her kurumun kendi başvuru formları, değerlendirme süreçleri, uygunluk kriterleri ve bekleme listeleri bulunur. Aileler, aynı bilgiyi tekrar tekrar vermek, defalarca değerlendirme süreçlerinden geçmek zorunda kalır.
2. Ebeveynlerin Üzerindeki Yük: “Zorunlu Vaka Yöneticiliği”
Sistemin parçalı yapısı, çoğu zaman ebeveynleri, özellikle de anneleri, istemsizce birer “vaka yöneticisine” dönüştürür.
- Zaman ve Duygusal Maliyet: Hizmetleri araştırmak, başvuruları takip etmek, randevu ayarlamak ve kurumlararası koordinasyonu sağlamak, aileler için muazzam bir zaman, duygusal ve zihinsel yük yaratır. Bu durum, ebeveynlerde kronik strese ve tükenmişliğe yol açar.
- Eşitsizliklerin Derinleşmesi: Klüjokrasi, yalnızca yeterli kaynağa (zaman, eğitim seviyesi, finansal imkanlar) sahip ailelerin sistemi daha etkin bir şekilde yönetebilmesine olanak tanır. Sosyoekonomik düzeyi düşük, eğitim seviyesi kısıtlı veya tek ebeveynli aileler, bu karmaşık sistemde daha da dezavantajlı hale gelir ve çocuklarının hak ettikleri hizmetlere erişimi zorlaşır.
- Bürokratik Engeller: Sürekli yenilenen raporlar, karmaşık başvuru süreçleri, hizmet sağlayıcılarının yetersiz bilgi birikimi veya direnci, ailelerin pes etmesine neden olabilir.
3. Finansman Tutarsızlıkları ve Coğrafi Eşitsizlikler: “Yama Bütçeler”
Hizmetlerin finansmanı da klüjokratik yapının bir yansımasıdır; istikrarsız ve eşitsizdir:
- Proje ve Hibe Bağımlılığı: Birçok hizmet, kısa vadeli projelere, hibe programlarına veya hayırseverlik bağışlarına bağımlıdır. Bu durum, hizmetlerin sürdürülebilirliğini tehdit eder ve ani kesintilere yol açabilir.
- Bölgesel Farklılıklar: Büyükşehirler ve sosyoekonomik olarak daha gelişmiş bölgeler, otizm hizmetleri açısından daha zengin bir yelpaze sunarken, kırsal bölgeler veya daha az gelişmiş illerde hizmetlere erişim oldukça kısıtlıdır. Bu coğrafi eşitsizlik, temel haklara erişimde bölgesel adaletsizlik yaratır.
- Cep Harcamaları: Devlet desteklerinin yetersiz kaldığı veya belirli hizmetleri kapsamadığı durumlarda, aileler hayati terapiler ve destekler için yüksek miktarlarda kendi ceplerinden ödeme yapmak zorunda kalır. Bu da ekonomik yükü artırır.
4. Felsefi Çatışmaların Hizmetlere Yansıması: “Farklı Ama Çakışan Amaçlar”
Daha önce tartıştığımız “hastalık çerçevesi” ve “farklılık çerçevesi” arasındaki felsefi gerilim, klüjokrasi içinde hizmetlerin sunulma biçiminde somutlaşır:
- Uyumsuz Yaklaşımlar: Bir kurum otizmi “tedavi edilmesi gereken bir hastalık” olarak görürken, diğeri “bir farklılık” olarak ele alabilir. Bu farklı felsefeler, hizmet modellerinde uyumsuzluklara yol açar (örn. “davranışları bastırma” vs. “iletişimi anlama”).
- Eğitim ve Yeterlilik Eksikliği: Sistemin yamalı yapısı, hizmet sağlayıcıların otizm ve nöroçeşitlilik konusunda yeterli ve güncel eğitime sahip olmamasını da beraberinde getirebilir. Bu, bireyselleştirilmiş ve hassas bir yaklaşım yerine, genellenmiş veya eskimiş yöntemlerin uygulanmasına neden olur.
5. Yetişkinlik Hizmetlerindeki Uçurum: “Hizmet Uçurumu”
Klüjokrasi, otistik bireylerin çocukluktan yetişkinliğe geçiş döneminde yaşadığı “hizmet uçurumunu” da derinleştirir. Çocuklara yönelik sınırlı da olsa var olan hizmetler, bireyler yetişkinliğe adım attığında neredeyse tamamen ortadan kalkar.
- Eğitim sonrası istihdam, bağımsız yaşam becerileri, sosyal katılım ve yetişkinlere yönelik terapi hizmetleri yetersizdir.
- Bu durum, otistik yetişkinleri ve ailelerini, daha önce de belirttiğimiz gibi, ekonomik ve sosyal açıdan kırılgan bir konuma iter.
Sonuç: Klüjokrasi’den Bütüncül Bir Sisteme Geçişin Zorunluluğu
Otizm alanındaki “klüjokrasi” yapısı, otistik bireylerin insan haklarına uygun, onurlu ve tam bir yaşam sürmelerinin önündeki en büyük yapısal engellerden biridir. Bu yamalı sistem, hizmet erişimini zorlaştırarak bireysel potansiyellerin açığa çıkmasını engeller, ailelerin tükenmişliğine yol açar ve toplumsal eşitsizlikleri derinleştirir.
Bu sorunla mücadele etmek için:
- Bütüncül ve Yaşam Boyu Bir Model: Otizm hizmetlerinin çocukluktan yetişkinliğe uzanan, entegre ve yaşam boyu bir perspektifle yeniden tasarlanması.
- Tek Giriş Noktası ve Navigasyon Destekleri: Ailelerin ve bireylerin sistemi kolayca navigasyonunu sağlayacak merkezi birimler veya vaka yöneticileri oluşturulması.
- Evrensel Erişilebilirlik ve Hak Temelli Yaklaşım: Politikaların yardım veya merhamet yerine, insan hakları ve evrensel erişilebilirlik ilkelerine dayandırılması.
- Yeterli ve Sürdürülebilir Finansman: Hizmetlerin proje bazlı değil, istikrarlı ve yeterli kamu finansmanıyla desteklenmesi.
- Nöroçeşitlilik Duyarlılığı: Tüm hizmet sağlayıcıların nöroçeşitlilik felsefesi konusunda eğitilmesi ve otistik bireylerin özgün ihtiyaçlarına duyarlı, güçlendirici yaklaşımlar benimsemesi.
Klüjokrasi’den kurtulmak, sadece bürokratik bir iyileştirme değil, aynı zamanda otistik bireylerin ve ailelerinin onurunu, özerkliğini ve yaşam kalitesini merkeze alan politik ve etik bir sorumluluktur. Bu dönüşüm, daha adil ve kapsayıcı bir toplum inşa etme hedefimizin vazgeçilmez bir parçasıdır.