Kadınlar Neden Erkeklerden Daha Zalim Otorite Kurar?

Yazar: Âkil Bîçare

(Otoritenin Kanı Değil, Ruhu Bozuktur!)


Aziz Komşularım, Ey Vicdan Muhasebesine Çağrılanlar!

Şimdi size, bizim o kasketli, bıyıklı Hüsnü Bey’den bile daha tehlikeli olabilen bir otoriteden bahsedeceğim. Bu, kadın eliyle kurulan patriyarkadır! Ecnebi âlimler (Jungcular), bu acı hakikati ifşa ediyor: “Kadınlar, erkeklerden daha kötü patriyarklar olabilirler!”

Bu laf, öyle boş bir iftira değildir; zira kadın, baskının ve kontrolün bütün ince yollarını, duygusal manipülasyonun bütün ustalıklarını bildiği için, otoritesi kılıçtan keskin olabilir.


I. Neden Kadın Patriyark Olur? Miras ve İntikam!

Kadın, kendi ruhunun o dişil özüyle (sevgi, akış, yaratıcılık) bağını yitirdiğinde, geriye sadece baskının kuru mirası kalır.

  1. Gölgeyi Kabul Etmek: Bir kadın, babasından, kocasından veya toplumdan gördüğü baskıyı ve incinmişliği reddettiği zaman, o incinmişliği dönüştürmek yerine içselleştirir.
  2. İntikamın Yansıması: O da o zalimliği, “hak ettim” diye düşündüğü bir sonraki nesle, yani kendi kızına, oğluna veya gelinine aktarır. Bu, atalarından kalma zulmün silsilesini devam ettirmektir.
  3. Hüsnü Bey’in Rahatlığı: Bıyıklı patriyarka kaba ve göz önündedir; kuralı sert ve açıktır. Lakin kadın eliyle kurulan otorite daha tehlikelidir; zira sevgi, şefkat ve fedakârlık maskesi altında işler.

Gündelik Misal: Fidan Hanım’ın Zulmü

Alın size Fidan Hanım! Kendi gençliğinde babası ona okumayı yasaklamış, hobi edinmesine izin vermemiş. Fidan Hanım şimdi ne yapıyor?

  • Kızı resim yapmak isteyince hemen karşı çıkıyor: “Bırak şimdi o sulu boyaları, sana akıllı bir koca bulalım! Resimle karın doymaz!”
  • Mizahı: Kocasının (Hüsnü Bey) baskısını yıllarca çekmiş olan Fidan Hanım, kızı üzerindeki otoritesini “Annelik tecrübesi” diye pazarlar. Sanki bu baskı, kıza bir iyilikmiş gibi sunulur! Oysa o, kızının da kendisi gibi kısıtlanmış ve mutsuz olmasını garantiliyordur. Bu, sevgiyle sarılmış bir zincirdir.

II. Otoritenin Silahları: Terlik ve Vicdan

Kadın patriyarkın kullandığı silahlar, erkeğinkinden farklıdır; daha çok psikolojik zehirlerdir.

  1. Duygusal Şantaj (Vicdan Kompleksi): Kadın otorite, suçluluk duygusunu kullanarak hükmeder.
    • Misal: Oğlu, annesinin yanından taşınıp başka şehirde iş kurmak isteyince, annesi doğrudan yasaklamak yerine şöyle der: “Git tabii evladım, beni düşünme. Ben nasıl olsa burada tek başıma çürür giderim. Sen keyfine bak!” Bu, kaba bir “gitme” emrinden daha etkilidir; zira vicdanı zehirler ve bireyin özgürlüğünü alır.
  2. Mükemmeliyetçilik ve Kontrol: Kadın patriyark, düzenin ve temizliğin sembolüdür (Woodman’ın **”Somutlaşmış Anne”**si).
    • Misal: Gelin, evde kendi düzenini kurmaya kalkınca, kayınvalide Sultan hemen devreye girer: “Benim zamanımda pilav böyle yapılmazdı! Bu çocukları böyle yetiştiremezsin!” Bu, sadece yemek tarifi değil, gelinin kendi bireysel kimliğini (dişilliğini) yok etme ve onu taşlaşmış kalıplara sokma girişimidir. Bu, Hüsnü Bey’in bağırarak kuramadığı otoriteyi, sessizce mutfak kurallarıyla kurmaktır.

III. Sonuç: Kadın da Köleyi Oynuyor

Yazarın getirdiği eleştiri şudur: Kadın, bu yola saptığında, sadece başkalarına zulmetmekle kalmaz; aynı zamanda kendi ruhunu da katleder. Kendi yaratıcı, akışkan dişil özünü (sevgi, neşe) bastırır ve katı, sert bir eril maskeyi (Negatif Animus) benimser.

Velhasıl: Patriyarka’nın yıkılması için, önce kendi içimizdeki o taş kalpli anneyi ve korkak babayı tanımamız gerekir. Yoksa bıyıklı zalim gitse bile, yerini hemen başörtülü, vicdan azabı fısıldayan bir gardiyan alacaktır. Bizim kurtuluşumuz, kaba kuvvette değil, şefkatli ve bilinçli bir özgürlükte saklıdır vesselam!