Akıl Hastanesinden Çıkan Kraliçe: İçimizdeki O Hem Bilge Hem de ”Zır Deli Kadın ”Üzerine Bir Kıssa

Psikolojinin en fırtınalı, en trajik ve en ilham verici kadın figürlerinden birini, Sabina Spielrein’i biraz tanıyalım.

Yazan: Jungish

Bu ecnebi ruh hekimlerinin, o pek meşhur Freud Efendi ile onun bir vakitler çırağı olan Jung Bey’in defterlerini karıştırdıkça, insanın karşısına acayip hikâyeler, tuhaf karakterler çıkıyor. Lakin hiçbiri, o Rus diyarından çıkıp gelmiş Sabina Spielrein ismindeki bir kadının hikâyesi kadar insanın aklını tırmalamıyor, yüreğini bir hoş etmiyor.

Bu kadının hikâyesi, efendim, sadece bir hastanın iyileşme masalı değildir. Bu, bir kadının ruhunun en karanlık, en zifiri mahzenine inip, oradaki canavarla boğuşup, sonra da o mahzenden elinde bir meşale ile çıkmasının, yani bir “meczup” iken nasıl bir “bilge”ye dönüştüğünün kıssasıdır. Gelin, bu “dişil arketip” dedikleri pek afili lafın aslında ne demek olduğunu, bizim mahallenin o her telden çalan kadınları üzerinden bir anlayalım.

Birinci Perde: Mahallenin Deli Kraliçesi

Her mahallede vardır böyle bir kadın, bilirsiniz. Bir an kahkahalarla güler, bir an sonra bir fincanı duvara fırlatır. Sevgisi de tufan gibidir, nefreti de… Aklı bir karış havadadır, lakin sezgileri bir kâhin kadar kuvvetlidir. Mantık falan dinlemez, ne hissederse o’dur. Etrafındakileri hem kendine mıknatıs gibi çeker hem de o ateşli tabiatıyla yorup bezdirir. İşte bu, Jung hekimin talebelerinin “Kraliçe” arketipinin en ham, en işlenmemiş hali dediği şeydir. O, ruhunun tahtında oturan, lakin henüz memleketini idare etmeyi bilmeyen, acemi ve hırçın bir hükümdardır.

İşte bu Sabina Hanım da, o meşhur akıl hastanesinin kapısından ilk girdiğinde, tam da böyle bir “Deli Kraliçe” imiş. Krizler içinde, hezeyanlar içinde, ruhu darmadağın… Kendi hislerinin, kendi tutkularının esiri olmuş, fırtınada kalmış bir gemi gibi…

İkinci Perde: Mahzendeki Canavarla Yüzleşmek

Jung hekimin marifeti ne olmuş, biliyor musunuz? O kraliçeyi tahtından indirmeye, o ateşi söndürmeye çalışmamış. Sadece eline bir fener tutuşturup, “bakın” demiş, “bu fırtınanın kaynağı dışarıda değil, sizin ruhunuzun mahzeninde. Buyurun, anahtar burada. Cesaretiniz varsa, inip o canavarla bir yüzleşin.”

İşte asıl marifet, Sabina Hanım’ın o kapıyı açıp, o zifiri karanlık merdivenlerden aşağı inmesidir. O, kendi deliliğinden kaçmamış, tam aksine onu bir kitap gibi okumaya, anlamaya çalışmış. O taşkın nehirlerin, o yakıcı ateşlerin kaynağını aramış. Bu, efendim, insanın kendi cehennemine yaptığı en çetin yolculuktur. Çoğumuz, o kapının önünden bile geçmeye korkarken, o kadın o ateşin tam ortasına yürümüş.

Üçüncü Perde: Tahtına Geri Dönen Bilge Kadın

Ve sonra ne olmuş, bilirsiniz. O mahzenden çıkan kadın, artık eski “Deli Kraliçe” değildir. O, artık bir “Bilge Kadın”dır. O ateş sönmemiştir, lakin artık evi yakmıyor, ocağı ısıtıyordur. O fırtına dinmemiştir, lakin artık gemiyi batırmıyor, yelkenleri dolduruyordur.

Sabina Hanım da, o hastaneden bir ruh hekimi olarak çıkmıştır. Niçin? Çünkü o, acıyı sadece yaşamamış, onu anlamlandırmıştır. O, deliliği sadece tatmamış, onun haritasını çıkarmıştır. Artık başkalarının ruhundaki mahzenlerden de korkmuyordu, zira kendi mahzeninin en karanlık canavarını tanıyordu.

Bizim mahallelerde de vardır böyle kadınlar. Hani o her derdimizde koştuğumuz, görmüş geçirmiş, acıyla yoğrulmuş ama yıkılmamış o yaşlı teyzeler… Onların bilgeliği, kitaplardan gelmez. Onların bilgeliği, yaşadıkları o fırtınalardan, o “Deli Kraliçe” oldukları günlerden sağ çıkmayı başarmalarından gelir. Onlar, hem bir kraliçenin ateşini hem de bir bilgenin sükûnetini aynı anda taşıyanlardır.

Velhasıl kelam, bu kıssadan çıkan hisse şudur azizim: Bir kadının en büyük gücü, onun o kusursuz, o melek gibi sükûnetinde değil; o en karanlık, en fırtınalı, en “kraliçe” gibi olan yanıyla yüzleşip, onu bir düşman gibi yok etmek yerine, bir bilge gibi terbiye edebilmesinde yatar.

Gerçek bilgelik, ateşten korkmak değil, o ateşle ısınmayı öğrenmektir.


Hashtag’ler:

#SabinaSpielrein #CarlJung #Psikoloji #Arketip #Kadın #BilgeKadın #DişilEnerji #KraliçeArketipi #Felsefe #HüseyinRahmiGürpınar #Edebiyat #Psikanaliz #İçselYolculuk