1755 Lizbon Depremi: Voltaire ve Rousseau’nun Felsefi Tartışması

1755 Lizbon Depremi

1 Kasım 1755 tarihinde, Katolik dünyasının Azizler Günü kutlamaları sırasında meydana gelen 1755 Lizbon Depremi, yalnızca Portekiz tarihinin en yıkıcı doğal afetlerinden biri olmadı. Aynı zamanda Avrupa düşünce tarihinin yönünü değiştiren olaylardan biri hâline geldi. Deprem, ardından gelen tsunami ve yangınlar nedeniyle on binlerce insan yaşamını yitirdi. Ancak felaketin etkisi fiziksel yıkımla sınırlı kalmadı. Olay, Aydınlanma Çağı’nın temel tartışmalarını yeniden şekillendirdi.

Özellikle Voltaire ile Jean-Jacques Rousseau arasında başlayan fikir ayrılığı, kötülük problemi, ilahi adalet, doğa ve insan sorumluluğu üzerine modern felsefenin en önemli tartışmalarından birine dönüştü.

1755 Lizbon Depremi Neden Tarihi Bir Dönüm Noktasıdır?

Deprem, 1 Kasım 1755 sabahı yaklaşık dokuz büyüklüğünde gerçekleşti. Ardından gelen tsunami ve şehirde çıkan büyük yangınlar, Lizbon’un önemli bölümünü yok etti. Günümüz araştırmaları, can kaybının 30.000 ila 60.000 kişi arasında değiştiğini göstermektedir.

Felaket, Avrupa’nın en zengin ve en dindar şehirlerinden birinde meydana geldi. Üstelik deprem sırasında binlerce kişi kiliselerde ibadet ediyordu. Bu durum, dönemin düşünürlerini şu soruyla karşı karşıya bıraktı:

Mutlak iyi ve mutlak güçlü bir Tanrı, böylesine büyük bir felakete neden izin verir?

Bu soru, yalnızca din felsefesini değil, aynı zamanda Aydınlanma düşüncesini de derinden etkiledi.

Voltaire: Kötülük Problemini Yeniden Gündeme Taşıdı

Voltaire, deprem haberini aldıktan kısa süre sonra 1756 yılında Poème sur le désastre de Lisbonne (Lizbon Felaketi Üzerine Şiir) adlı eserini yayımladı.

Bu eserinde, özellikle Gottfried Wilhelm Leibniz’in “mümkün olan dünyaların en iyisi” anlayışını sert biçimde eleştirdi.

Voltaire, şiirinde şu temel soruları gündeme getirdi:

  • Lizbon’da yaşamını yitiren çocuklar hangi suçu işlemişti?
  • Masum insanların ölümü ilahi adaletle nasıl bağdaştırılabilirdi?
  • Böylesine büyük acılar karşısında “her şey iyiye hizmet ediyor” demek ahlaki açıdan kabul edilebilir miydi?

Böylece Voltaire, kötülüğü açıklamaya çalışan metafizik sistemlerin gerçek insan acısını görünmez hâle getirdiğini savundu.

Ayrıca Voltaire, doğanın insanlar için özel bir amaç taşımadığını düşündü. Ona göre deprem, evrensel bir adalet planının parçası olmaktan çok, doğanın kayıtsız işleyişinin sonucuydu.

Rousseau: Sorumluluğu Doğaya Değil, İnsana Yükledi

Voltaire’in şiiri kısa sürede geniş yankı uyandırdı. Bunun üzerine Rousseau, 1756 yılında yazdığı Providence (İlahi Adalet) Üzerine Mektup ile Voltaire’e cevap verdi.

Rousseau, Voltaire’in karamsarlığını eleştirirken farklı bir bakış açısı geliştirdi.

Öncelikle şu dikkat çekici gözlemi yaptı:

“Doğa, Lizbon’a altı yedi katlı yirmi bin bina inşa etmedi.”

Bu cümle, afet çalışmalarında bugün de önemini koruyan temel bir düşünceyi ifade eder. Rousseau’ya göre deprem doğal bir olaydı; ancak felaketin büyüklüğünü insanların yaşam biçimi belirledi.

Başka bir ifadeyle, yoğun kentleşme, düzensiz yapılaşma ve nüfusun dar alanlarda toplanması can kaybını artırdı.

Dolayısıyla Rousseau, sorumluluğu doğaya değil, insanın kendi tercihlerine yükledi.

Şehirleşme ve Toplumsal Tercihler Üzerine İlk Modern Yaklaşımlardan Biri

Rousseau’nun değerlendirmesi yalnızca felsefi bir eleştiri değildir. Aynı zamanda modern afet sosyolojisinin öncüllerinden biri olarak kabul edilir.

Rousseau, insanların deprem sırasında yalnızca canlarını kurtarmaya çalışmadığını da vurgular. Ona göre birçok kişi evindeki değerli eşyaları toplamaya yöneldi ve bu nedenle enkaz altında kaldı.

Bu gözlem, bireysel davranışların afet sonuçlarını nasıl etkileyebileceğine ilişkin erken dönem analizlerden biri olarak dikkat çeker.

Bugün afet yönetimi literatürü de benzer biçimde, doğal olay ile toplumsal kırılganlık arasında doğrudan ilişki kurmaktadır.

Voltaire ve Rousseau Arasındaki Temel Felsefi Ayrılık

Her iki filozof da aynı olaya farklı sorular yöneltti.

Voltaire, ilahi adaletin insan acısını açıklamakta yetersiz kaldığını savundu. Ayrıca metafizik iyimserliğin kurbanların yaşadığı trajediyi küçümsediğini düşündü.

Buna karşılık Rousseau, insanlığın doğadan uzaklaşmasını ve uygarlığın yarattığı yaşam biçimini eleştirdi. Ona göre sorun doğada değil, insanın kurduğu toplumsal düzende ortaya çıkıyordu.

Bu nedenle Voltaire kötülük problemini ön plana çıkarırken, Rousseau insan sorumluluğunu merkeze aldı.

Candide: Voltaire’in Tartışmaya Edebi Yanıtı

Voltaire, Rousseau’nun mektubuna uzun bir felsefi cevap yazmadı. Bunun yerine 1759 yılında yayımladığı Candide ou l’Optimisme (Candide ya da İyimserlik) romanında tartışmayı edebiyat aracılığıyla sürdürdü.

Romanın en çarpıcı bölümlerinden biri Lizbon Depremi sahnesidir.

Depremin hemen ardından Engizisyon’un düzenlediği auto-da-fé töreni anlatılır. Yetkililer, yeni depremleri önlemek amacıyla insanları cezalandırır. Aynı sırada Pangloss, yaşanan bütün felaketlerin “mümkün olan en iyi dünya” düzeninin zorunlu parçaları olduğunu savunmayı sürdürür.

Voltaire, bu sahneler aracılığıyla soyut iyimserliği güçlü bir hicivle eleştirir.

Tartışmanın Günümüz Açısından Önemi

Voltaire ile Rousseau arasındaki fikir ayrılığı yalnızca 18. yüzyıla ait değildir. Günümüzde deprem, sel, yangın ve salgın gibi afetler değerlendirilirken benzer sorular hâlâ gündeme gelir.

Modern afet araştırmaları, doğal olayların tek başına felaket oluşturmadığını kabul eder. Yapı kalitesi, kent planlaması, ekonomik eşitsizlik, kamu yönetimi ve toplumsal hazırlık düzeyi afetlerin etkisini belirleyen temel unsurlar arasında yer alır.

Bu açıdan bakıldığında Rousseau’nun şehirleşme eleştirisi güncelliğini korurken, Voltaire’in insan acısına duyarlılık çağrısı da etik tartışmalar açısından önemini sürdürmektedir.

Kaynakça

  • Poème sur le désastre de Lisbonne. (1756). Cramer.
  • Candide. (1759). Cramer.
  • Lettre sur la Providence. (1756).
  • Dynes, R. R. (2000). The Dialogue Between Voltaire and Rousseau on the Lisbon Earthquake: The Emergence of a Social Science View. University of Delaware Disaster Research Center.
  • Kendrick, T. D. (1957). The Lisbon Earthquake. Methuen.
  • Neiman, S. (2002). Evil in Modern Thought: An Alternative History of Philosophy. Princeton University Press.
  • Besterman, T. (1969). Voltaire. University of Chicago Press.
  • Cassirer, E. (1951). The Philosophy of the Enlightenment. Princeton University Press.
  • Rousseau, J.-J. (1997). Letter to Voltaire. İçinde: The Discourses and Other Early Political Writings. Cambridge University Press.