Adil Okay ile yeni kitabı “Şair kapıları” hakkında söyleşi

Şair Kapıları_130x170“Elimdeki basit – kompakt makinelerle yapmaya çalıştığım, “Sembol ve Metafor”ları ‘anda durdurma’ya çalışmaktı. Bu nedenle okuyucuları – izleyicileri “Teknik gözden – Kuralcı bakıştan” geçici olarak uzak durmaya ve “kapılar ve şiirler”le birlikte Sınırlar, Sınıflar, Kimlikler, Kültürler ve Çağlar arasında yolculuğa çıkmaya davet ediyorum.” diyen Adil Okay, bana armağan ettiği yeni kitabı “Şair Kapıları”nı, “Tüm kapıların barışa ve özgürlüğe açılması dileğiyle…” diye not düşerek imzalamış.

“Şair Kapıları”; yazar, şair, tiyatrocu, fotoğrafçı ve İnsan Hakları Aktivisti Adil Okay’ın 16. Kitabı. Şiir, fotoğraf, tiyatro, öykü, anı belgesel kitaplarıyla ve dönem dönem yazdığı siyasi makale ve araştırma yazılarından tanıdığımız Adil Okay’ın, 2013’te yayınlanan “Ben Çıkana Kadar Büyüme e mi… Görüş günlerinde büyüyen çocuklar” adlı kitabı belleklerde hüzünlü bir yer bırakmıştı.
Okay’ın son kitabı “Şair Kapıları”nda ise dünyanın üç kıtasından 55 kapı fotoğrafı ve 55 şiir yer alıyor. İki sanat disiplinini birleştirip özgün bir çalışmaya imza atmış Okay. Şiirlerin büyük çoğunluğu özel olarak onun ‘kapı’larına yazılmış. Yani ülkenin dört bir yanından şairler Adil Okay’ın fotoğraflarını “okumuş”. Kitaba bir şiiriyle katkı sunan Şair Ahmet Ada Okay’ın çalışmasını şu sözlerle selamlamış: “Şair Kapıları” ile “Fotoğraf ve Şiir”i buluşturup, sanata ve edebiyata bakışımızı değiştiren Adil Okay, aynı zamanda bu çalışmayla barışı ve kardeşliği kadim topraklarda pekiştiren bir işlev üstlendi.”

Yazar ve fotoğrafçı Özcan Yaman’da Okay’ı şu sözlerle kutlamış: “Adil Okay yaşama, yaşamındaki nesnelere bir anlam yüklüyor, yüklediklerini öykü, şiir ve fotoğraf ile kalıcılaştırıyor. Bir sanat dalı başka bir sanat dalının platosu olabilir. Okay, bu platolar arası ilişkiyi, “Sözler ve İzler”den yola çıkarak hem sergi hem de kitap çalışması ile gerçekleştirmiş.”
ali osman abali ve adil okay_130x100Okay’ın kapılarına yazan şairler arasında kimler yok ki: A.Rahim Kılıç, Âba Müslim Çelik, Ahmet Ada, Ahmet Çakmak, Ahmet Günbaş, Ahmet Telli, Arife Kalender, Arzu Demir, Ayten Mutlu, Ali Osman Abalı Kaya, Cafer Demirtaş, Celâl Soycan Cevahir Bedel, Enis Akın, Fatma Aras, Gökçenur Ç., Halide Yıldırım, Hayati Baki, Hüseyin Peker, İlker İşgören, Kenan Yücel, küçük İskender, Levent Karataş, Metin Cengiz, Metin Kaya, Metin Kaygalak, Mitat Çelik, Murathan Çarboğa, Mustafa Güçlü, Mustafa Köz, Muzaffer Kale, Müesser Yeniay, Nalan Çelik, Nevin Koçoğlu, Nilay Özer, Nisa Leyla, Nurettin Taşçı, Ogün Kaymak, Perihan Baykal, Sabahattin Yalkın, Selim Temo, Sema Güler, Sennur Sezer Sezai Sarıoğlu, Sina Akyol, Şaban Akbaba, Şükrü Erbaş, Tuğrul Keskin, Turgay Fişekçi, Türker Özşekerli, Yaprak Öz, Yavuz Özdem, Yılmaz Odabaşı, Zehra Betül, Zeynel Çok, Zeynep Köylü.

“Teknik açıdan mümkün olsaydı, daha sırada binlerce kapı ve binlerce şair vardı. Hepsini bir kitaba sığdırma imkanım yoktu” diyor Okay.

Adil Okay’a “Neden kapı, neden kapılar” diye sordum. O da yanıtladı:
Adil Okay: “Her kapının bir açanı kapayanı var. Farkında mısınız ne kadar çok insan geçer gider “kendilerinin olmayan” kapıların önünden. Ayıp örten, korku savan, yaşamı kamudan özele geçiren. Bir zamanlar özel olan ama modernizmle birlikte kamuya göreceli olarak açılan kapılar. İnşası uğruna binlerce işçinin can verdiği saray kapıları. İşte bu kapılar asıl sahiplerine gecikmeli olarak teslim edilmiştir. Yani kamuya. Ama o kamuya açık kapılardan geçmek için de ‘Vize’ gibi yeni engeller çıkmıştır karşımıza. Örneğin Yunan uygarlığından, eski Mısır uygarlığına kadar dünyanın ortak emeğiyle oluşan Louvre müzesine gitmek için sınır kapılarını aşmanız gerek.
Velhasıl kapitalist Modernitenin aklı tüm kapıları ardına kadar açmadı. Hâlâ avama kapalı kapıların olduğu bir dünyada yaşıyoruz.

Ali Osman Abalı: Kitap yayınlanmadan önce açtığınız sergiye “40 kapı 40 şair” adını vermiştiniz. Kitapta ise 55 şair ve 55 kapı var. Ama Önsözünüzde yine “40”a gönderme var. Neden?
Adil Okay:. Bildiğiniz gibi bu çalışma kitaplaşmadan önce açtığım fotoğraf sergisini “Şair Kapıları “40 Kapı 40 Şair” diye adlandırmıştım. “40”, bizim coğrafyada sadece bir rakam değil, aynı zamanda başlı başına bir metafor. O nedenle katkı sunan şair ve fotoğraf sayısı 40’ı geçse de önsözümde yer alan “40 Kapı” ifadesini değiştirmedim. Bunu bir sembol olarak düşünmenizi diliyorum.

Ali Osman Abalı: Ben kendi adıma kapılar ve mısralarla uzun bir yolculuğa çıktığımı söyleyebilirim. Umarım tüm okuyucular bu yolculuktan yararlanır. Peki, bir soru daha sorayım: Neden Fotoğrafların altında, kapıların hangi coğrafyadan olduklarına dair not yok?

Adil Okay: Bu unutma değil bilinçli bir tercihtir. Öncelikle okuyucunun, izleyicinin düş gücünün harekete geçmesini istedim. Sonuçta kapıların örttüğü (veya açtığı): “Korku – Sevinç, Zafer – Yengi, Utanç – Gönenç, Varlık – Yokluk, Çirkinlik – Güzellik, Kan ve Ter…” insanlığın eseridir. Bu saydıklarım da sadece doğal evrim (determinizm) değil, insan iradesinin (volontarizm) sonuçlardır. Kapıların hep “barış”a açılması da yine “İnsan”ın eseri olacaktır. İnsan’ın iradi mücadelesi sonucu gerçekleşecektir.”

Ali Osman Abalı: Teşekkür ediyorum…

Adil Okay: Ben teşekkür ediyorum ilginiz için.

Ali Osman Abalı
Mayıs.2015

Yorum yapın

Daha fazla Söyleşi
İlhan Berk’in 1986 tarihli BBC’deki söyleşisi

1986 yılında Londra'daki BBC stüdyolarına konuk olan Türkiye edebiyatının en önemli isimlerinden İlhan Berk'le yapılan söyleşi BBC Türkçe tarafından yeniden...

Kapat