Ütopya Yayınevi
Hangimiz Özgürüz Ki – Sibel Özbudun
Adil Okay’ın yeni kitabı “Hapishanelere Esinti Yollayalım” için…
“Mektuplarımız gelir
Zarfında mapushane kokusu
Tanımam çoğunuzu
Oturup bir çay içmişliğimiz yoktur
Ne de görmüşlüğümüz
Bir sigara içimi
Ama Nâzım’ın dediği gibi
Bir gün ölebiliriz yan yana aynı siperde
Aynı ekmek, aynı hasret, aynı hürriyet için”
(Metin Demirtaş)
Babamın Daktilosu* – Adil Okay
(20 Eylül 1999’da kaybettiğimiz babam şair Süleyman Okay’a sevgiyle özlemle)
“Ya sınırların çocuğu Adiloş / nerede şimdi / karanlık gecelere /ansızın kayıp giden / yıldızlar üretiyor mu hâlâ / çarmıhta mı sakıncalı Nurettin / kolları uzadı mı bir mavzer kadar / hele bir bakın Sülo döndü mü / yoksa sorguda mı / bir demet moral mı getirmişti / yiğit Ayşe / kırmızı karanfil miydi o / yoksa nergiz mi / peki sevda nerede kaldı / nerede nerede / ıssız bir yerde yalnızdır belki / sevda tutuklanamaz çünkü…” Süleyman Okay
Adil Okay ile yeni kitabı “Şair kapıları” hakkında söyleşi
“Elimdeki basit – kompakt makinelerle yapmaya çalıştığım, “Sembol ve Metafor”ları ‘anda durdurma’ya çalışmaktı. Bu nedenle okuyucuları – izleyicileri “Teknik gözden – Kuralcı bakıştan” geçici olarak uzak durmaya ve “kapılar ve şiirler”le birlikte Sınırlar, Sınıflar, Kimlikler, Kültürler ve Çağlar arasında yolculuğa çıkmaya davet ediyorum.” diyen Adil Okay, bana armağan ettiği yeni kitabı “Şair Kapıları”nı, “Tüm kapıların barışa ve özgürlüğe açılması dileğiyle…” diye not düşerek imzalamış.
Akp ve Eğitim (Eğitimin Gericileşmesi ve Piyasalaşması) – Rıfat Okçabol
Bu kitap, AKP’nin 10 yıllık iktidarında özellikle eğitim alanında gerçekleştirdiği piyasacı ve gerici uygulamaları irdeleyen bir kitaptır. Bu kitap, dersinde Türkiye eğitim sistemini işleyen akademisyenler için, bir kaynak kitap niteliğindedir. Bu kitabın içindeki bilgilerin bir kısmından haberi olmayan kişilerin, eğitim sistemini tanımasının olanağı herhalde yoktur.
Bu kitabın temel amacı, ilgilenenleri ve meraklı kişileri, laik, bilimsel, parasız ve kamusal eğitim yanlılarını,
İsmail Beşikçi ve İfade Özgürlüğü – Editörler: Mahmut Konuk, Sait Çetinoğlu
Uluslararası İnsan Hakları Örgütleri ve Aydınlar İsmail Beşikçi İçin Ankara’da.
Pınar Aydınlar
İsmail Beşikçi
Nevin Berktaş
Temel Demirer
Yücel Demirer
Onur Hamzaoğlu
Ahmet Önal
Öncesi ve Sonrası ile 1915 (İnkar ve Yüzleşme) – Editörler: Mahmut Konuk, Sait Çetinoğlu
Garbis Altınoğlu
Asuri/Süryani/Keldani Demokratik İnisiyatifi
Fikret Başkaya
Yaşar Batman
İsmail Beşikçi
Tuma Çelik
Aslı Çomu
Temel Demirer
Yücel Demirer
Cemal Doğan
Barışta Erdost
Ezidiler (Etnodinsel Bir İnanç Olarak Ezidilik) – Çakır Ceyhan Suvari
Ezidiler, Müslüman ve Hıristiyan komşularınca “Şeytana tapanlar” olarak bilinmektedir. Üstelik bu klişe artık genel bir kanaat olmanın ötesinde akademik bir veri olarak da kabul edilmekte ve Ezidilik hakkında çalışan çoğu akademisyen tarafından da tekrarlanmaktadır. Oysa inançlarında kötülüğün lanetlendiği, Şeytan veya kötülük tanrı/tanrıçası gibi varlıkların bulunmadığı Ezidilikte, çerçevesini Melek Tavus’un çizdiği iyilik kavramının en önemli erdem olduğu görülmektedir.
Ezidilik, eski Hint-İran dinleri -özellikle Zerdüştilik- ile Semitik
Egemenlerin Adaletine Savunmanın İsyanı – Heinrich Hannover
Heinrich Hannover, Federal Almanya’nın gündemini sarsan davalarda önemli isimleri savunmuş bir avukat. Tüm toplumsal önyargıların daha yargılama başlamadan sanıkları mahkûm ettiği davalarda savunmalarıyla tarihe not düşüyor. Bir savunma avukatının bağlı olduğu yazılı ve yazılı olmayan evrensel kuralları ihlal etmeksizin iktidarla mücadelenin yolunu gösteriyor.
Kitapta okuyucu için özellikle ilgi çekici bir diğer nokta ise
Zamanın Ruhu (AKP, Muhafazakarlık, Milliyetçilik) – Sibel Özbudun, Temel Demirer
Bu kitapta yer alan yazılar, Türkiye’nin 2000’li yıllarda yöneldiği yeni dönem(ec)e değginler. Neo-liberal ekonomik politikaların, Türkiye burjuvazisinin yükselen fraksiyonu, Anadolu’nun [iktisaden liberal, kültürel açıdan muhafazakâr] kaplanları ve onların temsilcisi AKP eliyle pervasızca ve frensizce, iktisadî ve toplumsal yaşamın bütün alanlarını kapsayacak tarzda yaygınlaştırıldığı bir dönem.
Bu yazılar, AKP iktidarının aynı zamanda, “neo-Con” olarak nitelenebilecek bir projenin temsilcisi olduğu bilinciyle,
Resmi İdeoloji, Devlet, Milliyetçilik (Türküm, Doğruyum, Çalışkanım mı Dediniz?) – Temel Demirer
Dünyanın bu bölgesinde yaşayan halklar çok acı çektiler; hâlâ da çekiyorlar. Kimlikleri, insanlık onurları, emeklerinin ürünleri, yaşam tarzları, kültürleri, dilleri ve sıkça da yaşam hakları inkâr edildi. Gerek gayrimüslim (Rum, Ermeni, Yahudi, Süryani) ve Müslüman yerliler (Araplar, Kürtler), gerekse Müslüman göçmenlerin (Çerkesler, Gürcüler, Arnavutlar, Pomaklar) kültürleri, dilleri ve kültürleri hoyratça reddedildi. Türk olmayan Müslüman etnik gruplar kaba bir asimilasyona tabi tutulur, dil ve adetleri yasaklanır, saygınlıkları ayakaltında çiğnenirken,
“Eylül Kokusu” ve Adil Okay – Temel Demirer
?Kaç Kişi Kaldık?? sorusu ile post- modernizmden malûl ?yenik ruh hâline?, ?Hayır? diyen Adil Okay, yaşadığı tarihin umutlarını bizimle paylaşırken, Can Babanın yolunda, İbni Haldun?un uyarısını unutmamacasına ilerliyor… Okay?ın ?uzun yürüyüşu?nde ?düş kırıklıkları?, ?yenilgi?, ?aşk?, ?sürgün? ve ?yitirilenler?; ya da başkaldıran insana ait her şey var! Ama yılgınlık, vazgeçiş, tövbe yok… Insan(lık)tan umudunu kesememiş Okay; bunun için de heybesinde dizeleri ile hâlâ yollarda…
Evet, belki ?bir başına?dır: Ancak yaşamın engebeli sarp,
Dil ve Politika (Dilin Kökeni, Etnik Boyutu ve Kimlikle İlişkisi) – Kemal İnal
Maalouf’un dediği gibi insan dinsiz yaşayabilir ama dilsiz asla. İletişimin hızla arttığı günümüz dünyasında dile her zamankinden daha çok iş düşmekte. Küreselleşmeyle sınırlar aşılırken farklı kültürler anlaşabilecek ortak bir zemini yine dil üzerinden bulabiliyor.
Dünya çokkültürlü ve çokdilli ama hemen herkes artık bir lingua franca haline gelen İngilizceyi kullanıyor. Yeni iletişim teknolojileri öncelikle görselliğe dayalı bir sosyal dünya yaratırken dil de biçim değiştirmekte.
Adil Okay İle Yolculuk – Mircan Karaali
M. Şehmus Güzel?in, ?Adil Okay ile Geçerken? adlı kitabını yeni bitirdim ve kitap hakkında yazmam gerekir dedim. Geçmiş deneyimlerimden biliyorum ki, bu tür çalışmalar başkaları için anlamsız iken serüvencilerin yolculuklarında hoş anılardır.
Öncelikle belirteyim ki: Adil Okay biyografi için erken olduğunu söyleyip, itiraz etse de Şehmus usta ısrar etmekte ve onu ikna edip yazmakta ne iyi etmiş. Ne biyografiler gördüm, gerçek hayatla ilgisi yok, çölde kum tanesi kadardılar. Onlardan sonra M. Şehmus Güzel?in kitabını okumak, hayatın patikalarında gerçeğin anlamıyla doğru-güzel bir yolculuktu. Hele de hayatı hakkıyla yaşamak; onur için,
Devrimci Yaşam – Nuri Beyaz
«1978?in ocak ayıydı, bir grup Akademili arkadaş bizim evden çıktık.
Çakmak Caddesi var Adana?da, uzun, merkezi, çok kalabalık bir caddedir, orada karşımızdan gelen bıyıkları aşağı sarkık üç faşist tip pis pis bakarak bana doğru geldiler, ben huylandım tabii, bana bakarak geçtiler, tanımıyorum ama tipleri belli, dört beş metre geçtiler, durdular, döndüler, ben de döndüm, silah çektiler. O kalabalık caddede aynı anda ben de silahımı çektim. Kaçma imkanım yoktu çünkü, çok yakındılar ve yapacağım en iyi şey silah çekmekti. Onların silahı patladı aynı anda benimki de patladı. Çok yakın mesafeden
Adil Okay İle Geçerken… – M. Şehmus Güzel
Adil Okay?ın hayatının hareketli bir zaman dilimini aktardığım Adil Okay?la Geçerken isimli çalışmam, daha önce yayınladığım Yılmaz Güney, Abidin Dino, Remzi Raşa (resimlerini sadece Remzi diye imzalar), Fahri Petek üzerine kitaplarımla akraba, kardeş, yoldaştır. Bu açıdan son derece önemlidir ve sanki uzun yıllar önce başlamış ve günümüzde süren bir yolculuğun yeni kilometre taşlarına işaret etmektedir.
Adil?in yaşamı birçok açıdan önemli : Örneğin bir olay sonrasında gözaltındayken polisin işkencesinde ağır yaralanan ve öldürülmek üzere işkenceciler tarafından bir binaya götürülüp asansör boşluğundan aşağıya atılan ve öldü diyerek bırakılan bir genç Adil.
Kurt Kapanı / Türkiye’de Faşizm – Rıdvan Turan
Faşizm bir rejimdir; iktisadi bir arka planı, iktisadi ve siyasal gerekçeleri vardır. En az bunlar kadar önemli olan bir başka şey de faşizmin sosyolojik niteliğidir. Kısaca bu kitapta ele alınan ve tartışılan sosyolojik arka plan ve birey tipolojisi, hem faşizm olgusunu daha iyi kavramamızı sağlayacak, hem de şimdiye dek yapılagelen dogmatik tespit ve açılımlardan da bir tarzda kopuşmamızı sağlayacaktır.
Elinizdeki bu çalışma, Türkiye’de milliyetçiliğin hangi siyasal toplumsal dinamik ya da dinamiklerin belirleyiciliği altında geliştiğini, bu gelişimin özgül yanlarını ya da dünyadaki diğer örnekleriyle ortak olan yanlarını analiz ederek okuyucuya sunuyor. Bu analizler, konu hakkında daha yeterli bir analitik çerçeve oluşturmaya ve bu analitik çerçeveyi bilimle test etmek suretiyle
Gramsci, Freire ve Yetişkin Eğitimi (Dönüştürücü Eylem Fırsatları) – Peter Mayo
Bu kitap, radikal eğitim, eleştirel pedagoji ve radikal yetişkin eğitimi alanında en çok referans alınan iki büyük duayen olan Antonio Gramsci (1891-1937) ve Paulo Freire (1921-1997) üzerine karşılaştırmalı olarak yapılmış bir araştırmadır. Bu kitapla, Gramsci ve Freire’nin radikal yetişkin eğitimi açısından daha anlaşılabilir ve karşılaştırılabilir hale gelecektir.
Peter Mayo’nun bu çalışması Dönüştürücü Yetişkin Eğitimi Kuramının gelişimine ciddi bir katkıda bulunmuştur. Beş dile çevrilen elinizdeki bu kitap, radikal eğitim, eleştirel pedagoji ve dönüştürücü yetişkin eğitimiyle ilgilenenler için temel bir yapıt niteliğindedir.
Çocuk İşçiler / Çarpık Gelişen Bedenler – İzzet Duyar, Barış Özener
Yeni binyılın eşiğinde çocuk emeğine ilişkin yapılan değerlendirmelerin sonuçları pek iç açıcı görünmüyor. İncelemeler, çocukların, başta az gelişmiş ekonomiler olmak üzere tüm toplumlarda yaygın biçimde çalıştırıldığını ortaya koyuyor. Bünyeleri tam anlamıyla oturmadan fiziksel yüklenmelere maruz kalan çocukların “çarpık” bir bedene sahip oldukları görülmekte, bu da “çocuk emeği”nin önüne geçilmesi gereken toplumsal bir yara olduğu gerçeğini bir kez daha gözler önüne sermektedir.
Bu kitapta, sayıları yüz milyonlara ifade edilen körpe bedenlerin çalışma koşullarından nasıl etkilendiği