Devrimci Yaşam – Nuri Beyaz

«1978?in ocak ayıydı, bir grup Akademili arkadaş bizim evden çıktık.
Çakmak Caddesi var Adana?da, uzun, merkezi, çok kalabalık bir caddedir, orada karşımızdan gelen bıyıkları aşağı sarkık üç faşist tip pis pis bakarak bana doğru geldiler, ben huylandım tabii, bana bakarak geçtiler, tanımıyorum ama tipleri belli, dört beş metre geçtiler, durdular, döndüler, ben de döndüm, silah çektiler. O kalabalık caddede aynı anda ben de silahımı çektim. Kaçma imkanım yoktu çünkü, çok yakındılar ve yapacağım en iyi şey silah çekmekti. Onların silahı patladı aynı anda benimki de patladı. Çok yakın mesafeden yirmi bir kurşun sıktılar üstüme. Ben ayağımda bir yanma hissettim, göğsümde bir yanma hissettim, vurulduğumu anladım. Ateş etmeyi kestim ve döndüm koşmaya başladım, ateş etmezler diye kalabalığa girmişim ama beni vurabilmek için kalabalığa bile ateş ettiler. Koşarken, çok dramatik tabii, sağımdaki adam « Allah !!! » diye düştü, bir başkası « İmdat !!! » diye düştü, balıkçı « Yandım anam !!! » dedi, o da düştü, balıkları yere saçıldı, ben de düşen balık tablasının ve balık arabasının öteki tarafına atladım, sırtımı duvara verdim, elimde tabanca, kalabalık kan gölü, birisi Arapça ağlıyor, birisi Kürtçe inliyor, birisi Türkçe yandım diyor, kaldırım yaralı dolu, benim çevrem yaralı ve kan gölü. Sonra öğrendim faşistler yedi kişiyi vurmuşlar, olayla ilgisiz tam yedi adamı. O kalabalık içinde trafik durdu, insanlar aniden yok oldular. Faşistler üç kişiydiler, biri yere düşmüştü, o ikisi yerde yatan arkadaşlarını kaldırdılar, vurulmuş büyük ihtimalle, koluna girip sürükleyerek götürdüler. Aşağıya doğru baktım, caddenin sonunda Dörtyol ağzı denilen kavşakta trafik durmuş, orda bir kalabalık olmuş, derken yoldaşım Baki koşarak geldi, ben silahın horozunu indirdim, silahı Baki?ye verdim. Baki silahı aldı beline soktu. Sonra Ahmet Payam ile bir yoldaş bir taksi getirdiler, hastaneye götürmek için, diğer yaralıları da taksiye aldık. Bilincim yerinde Tıp Fakültesi diye ısrar ettim. Çünkü kent içindeki Devlet Hastanesi faşistlerin elindeydi, gitsem kan kaybından öldürmek için bekletebilirlerdi diye kuşkulandım. Kurşunların ikisi çizmiş geçmiş, birisi ayakkabımın altından girmiş, birisi bacağımı delmiş geçmiş damarı koparmış. Güzel bir pantolonum vardı. Yeni almıştım. Dört yerinden delindi. Ayakkabım delindi. Beş kurşun yemişim o saldırıda. Kurşunlardan biri dizimin üstünden delmiş geçmiş. En tehlikelisi bacağı delip geçen. Bu yüzden bacağımı kesme tehlikesi doğdu, yedi saatlik bir ameliyatla, kurtardılar bacağımı, damarı dikerek. Bizim arkadaşlar, bütün Akademi geldi bana kan vermeye, kızlı erkekli, kan verdiler. Hepsine teşekkür borçluyum. »

Bu o günlerde yirmi bir yaşındaki devrimci Adil Okay?ın gerçek yaşamından bir sahnedir. İki kez öldürülmek istenen, her suikasttan sonra kalan izleri hâlâ vücudunda taşıyan, başından bin bir serüven geçen Adil Okay?ın hayatı sıradan değildir : 1980 yılında askeri darbeden çok kısa bir süre önce Adana cezaevinden firar ettikten ve hemen ertesinde bir yıldan fazla kaldığı Lübnan?da Filistin halkıyla direnişe katıldıktan ve bu savaştan sağ çıktıktan sonra, geldiği Fransa?da yirmi yıl yaşadı…

Ama Paris, maris hikaye, Akdeniz?in ve güneş görmüş ve güneşle dansını henüz bitirmemiş halkların çığlıklarına ve çağrılarına dayanamadı ve ülkesine döndü. Güneşi, denizi, yakınlarını ve yoldaşlarını buldu. Kimini bir rastlantı sonucu, sokakta yürürken, kimini bir toplantı sırasında, kimini bir şiir okuma gününde veya gecesinde, kimini bir gösteri ve yürüyüşte?

Bu hayat yazılmayı hak ediyordu. M. Şehmus Güzel yeni çıkan kitabında bunu yapıyor : Heyecan, özveri, Büyük İnsanlık aşkıyla dolu 302 safya.

Künye
M. Şehmus Güzel
Adil Okay İle Geçerken…
Ütopya Yayınevi,
Ankara, (Eylül) 2011
302 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Biyografi Kitapları, Makaleler
İnsanlığın Kütüphanesinde Hayatı Eser Olan Arthur Rimbaud – Bedriye Korkankorkmaz

Henry Miller?in, Rimbaud Ya da Büyük İsyan kitabını ile Stefan Zweig'ın Yarının Tarihi eserinde yer alan ?Arthur Rimbaud? denemesini okudum....

Kapat