Bir Faşistin Ölümü – Rebecca Pawel

Bir Faşistin Ölümüİspanya’da üç yıl süren iç savaşa neden olan toplumsal kamplaşma, üzerine yığılan acılı yıllarla iyice derinleşmiş, insanlar sadece hayatta kalabilmek için yaşar hale gelmiştir. Önyargıların alabildiğine derinleştiği, güven sözcüğünün anlamsızlaştığı bu kaotik ortamda hayatlar devam etmektedir. Büyük idealler, zaferler, yenilgiler, her şey daha iyi bir dünya umudu etrafında şekillenirken, sıradan insani hayatı, açlıktan ölmeden geçirilebilmiş bir günü en büyük zafer sayar. Her şey bu kadar basittir işte: Ölümü bir gün daha yenilgiye uğratmış olmak.
Her şey olması gerektiği gibi yürüyüp giderken en kötü koşullarda bile umudun yaşamasına neden olan o ufacık kıvılcım, yıkıntılar arasında varlığını sürdürür. Biliriz ve umarız ki kocaman bir meşaleye dönüşecek ve donmuş yürekleri ısıtacaktır.
Çavuş Tejada Alonso y Leon, komünist Gonzalo Llorente ve öğretmen Elena Fernandez’in yolları, birbirini izleyen iki cinayet nedeniyle kesişir. Ölenler çok sevilenlerdir ve hayat intikamlara gebedir.
(Tanıtım Yazısı)

Suç ve iktidar – Aysel Sağır
(27/08/2010 tarihli Radikal Kitap Eki)

Belleklerde küçük bir kazı işlevi görüyor Bir Faşistin Ölümü. Rebecca Pawel, kitabında, İspanya İç Savaşı?nı konu edinmiyor sadece, büyük kamplaşmaların ve kanlı hesaplaşmaların yaşandığı bir atmosferde, kolaycacık tanımlanıp, hemen orada hesabı görülecek ayrıntıların bir başka yüzüne tanık ettiriyor okuyucusunu. Böylelikle Pawel, gerçekliğin tüm kabalığıyla ağır bastığı süreçlerin biçimlendirdiği davranışların bir başka yüzünün ve yansımasının da olabileceğine dair perspektif sunuyor. Siyasi polisiye bir yapıt olan, yaşanan olayların ve atmosferin karakterine de denk düşen bir öz taşıyor.
Kitabın temasının şekillendiği ortamı daha iyi anlayabilmek için İspanya İç Savaşı ve Franco faşizmine bakmakta fayda var: Bilindiği gibi, İspanya?yı büyük yıkıma uğratan iç savaş (1936-1939), Franco?nun ölümüne (1975) kadar sürecek olan kanlı bir diktatörlüğe sahne oldu. Biraz daha irdelersek, 17 Temmuz 1936?da seçimle yönetime gelen Cumhuriyetçi ?Halk Cephesi, Francisco Franco?nun temsil ettiği milliyetçi güruhu hareket geçirmiş, bu da İspanya?da üç yıl sürecek bir iç savaşa neden olmakla kalmamış, Franco faşizminin galibiyetiyle sonuçlanmışı. İç savaşta, Franco?ya, Hitler ve Mussolini gereken desteği sunarken, Cumhuriyetçiler?de, SSCB ve çeşitli ülkelerden gelen gönüllülerin desteğini alıyorlardı. Sonunda yoğun hava bombardımanıyla (27 Nisan 1937) Guarnica yok edildi.

Bir ahtapot gibi…
Ağır bir yenilgi alan Cumhuriyetçilerin büyük bir kısmının yok edildiği bilgisini edindiğimiz kitapta, olaylar, okuldan eve dönmek üzere olan Maria Alejandra?nın tanık olduklarıyla başlar. Franco polisleri gardialar, yaşamın her alanını abluka altına almışlardır. İç savaştan arta kalanların büyük bir yoksulluk ve mahrumiyet içinde yaşaması bir yana, savaşta ve Cumhuriyetçi fikirlerin savunulmasında aktif rol almış kişilerse aranmaktadır. Zaten büyük bir kısmı öldürülmüş, diğerleri de yok edilmek üzere takibe alınmıştır. Bir ahtapot gibi her yere gardialar aracılığıyla kollarını uzatan Franco, yaşayan tek bir komünist bırakmama konusunda son derece kararlı ve başarılıdır. Tabii, her diktatör ve diktatörlük gibi ideolojik araçlara ihtiyaç vardır.
İspanya?da tanık olduğumuz faşizm de meşruiyetini önce ?vatan sevgi?sinden alacaktır. Onun polisleri gardialar da kendilerini buna inandırmışlardır. Yalnız, teşkilatı yönetenlerin başında olanlar, uygulamalarına temel gösterdikleri ulvi gerekçeleri farklı yaşarlar.
Cumhuriyetçi bir ailenin çocuğu olan Alejandra, yaşı küçük olmasına rağmen gardiaları bilir ve onlardan korkmaktadır. Evine giderken bir gardianın telaşla çevresine baktığını ve gizlenmeye çalıştığın görür. Kendisi de korkudan bir köşeye siner. Cesaretini toplayıp tekrar eve yöneldiğinde, kısa bir süre önce gördüğü gardiayı, kanlar içinde yerde bulur. Telaştan ve korkudan çantasındaki defteri cesedin olduğu yere düşürecektir. Eve gittiğinde, kendisiyle ilgilenen dayısı ve annesinin arkadaşı Viviana?ya olan biteni anlatan Alejandra?nın deftere kaybettiği çıkar ortaya. Hiçbir şeye ulaşılamamaktadır. İnsanların büyük bir çoğunluğu yiyecek bulamadığından açtır. Bir çok nesne de çok değerlidir. Zira onlara ulaşmak da tıpkı yiyeceklere ulaşmak kadar zordur. Viviana defteri almak için cesedin yanına gider, defteri tam aldığı anda, diğer gardialar olay yerine gelir. Bu gardialardan biri de Tejada?dır. Viviana, Tejeda tarafından yerde yatan gardianın katili olduğu gerekçesiyle oracıkta öldürülecektir. Bundan sonra ise olayların, daha doğrusu, Franco?nun kesin iktidarına doğru gitmekte olan iç savaşta olan bitenlerin içine hızla dalarız.
Cumhuriyetçiler ve milliyetçiler olmak üzere ikiye ayrılan kesim bazı durumlarda iç içe geçerler. Yalnız burada, Milliyetçileri, Franco yanlısı faşistler olarak, Cumhuriyetçileri de, liberaller, demokratlar, komünistler şeklinde geniş bir yelpazede yer aldıklarını belirtmekte fayda var. Alejandra?nın tanık olduğu cinayeti kim işlemiştir?
Gardialar tarafından ilk akla gelen onu ?Kızılların? öldürdüğüdür. Gerek öldürülen gardia Paco, gerekse onun arkadaşı Tejada, Franco yanlısı olsalar da, gerçek anlamda değerleri olan insanlardır. Franco tarafından yutturulan ideolojiye gerçekten inanırlar. Bu arada Tejeda, uzun bir araştırma sonucu gerçeklere de yaklaşmak üzeredir. Zira büyük bir karaborsa işi dönmektedir ortada ve bu karaborsanın bütün anahtarları da üstleri Komutan Morales?in elindedir. Tejada tüm bunları öğrendiğinde kendisiyle hesaplaşmaya girer. Bu aynı zamanda, iç savaşta yönümü iyice şaşıran İspanya insanlarının hesaplaşmasıdır. Tarihsel, siyasal polisiye olarak nitelendireceğimiz kitap; gücü elinde bulunduranların ?suç? mekanizmasını da çok iyi kullandıklarına dair yalın bir gerçekten hareket ediyor.

Kitabın Künyesi
Bir Faşistin Ölümü
Orjinal isim: Death of a Nationalist
Rebecca Pawel
Çeviren: Elif Uras Akhan
Kapak Tasarımı : Tansel Baybara
Literatür Yayınları
2010
263 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Politika, Romanlar
Büyük Petro?nun Arabı ? Aleksandr Sergeyeviç Puşkin

Puşkin'inanlatı türünde ilk yapıtı, 1827 yılında yazmaya başladığı Büyük Petro'nun Arabı'dır. Bu öz yaşamsal-tarihsel roman denemesi tamamlanmamış olmasına karşın, sağlam...

Kapat