Büyük Patlama Hakkında 5 Bilgi

Gökbilimciler Edwin Hubble ve Milton Humason, 20.yüzyılın başlarında gökadaların Samanyolu’ndan uzaklaşmakta olduklarını keşfetti.

Aslında durum şuydu: Her gökada, tüm diğer gökadalardan uzaklaşmaktaydı ki bu da evrenin bütünüyle genişlemekte olduğu anlamına geliyordu. O halde geçmişte, tüm evren çok daha küçük, sıcak ve yoğun olmalıydı.

Büyük Patlama modeli olarak bilinen bu tanım, yaklaşık yüz yıldır yeni keşiflere ve rakip kuramlara karşın ayakta kaldı. Peki ama nedir bu “Büyük Patlama” olayı?

1. Patlama her yerde aynı anda oldu.
Evrenin bir merkezi ya da kenarları yoktur ve evrenin her yanı genişler. Öyleyse eğer zamanı geri sarabilseydik, her şeyin ne zaman birbirine bitişik olduğunu anlayabilirdik: 13,8 milyar yıl önce. Şu anda evrende görebildiğimiz tüm yerler 13,8 milyar yıl önce aynı noktayı işgal etmekte olduklarına göre Büyük Patlama’nın konumundan söz edilemez. Her yerde aynı anda söylenebilir sadece; çünkü o sırada her yer, tek ve aynı bir yer durumundaydı.

2. Büyük Patlama her şeyin asıl başlangıcı demek olmayabilir.
“Büyük Patlama” geniş anlamlı olarak evrensel genişlemeye ve sıcak erken evrene işaret eder. Bununla beraber, bazen bilimciler bile bu terimi zamandaki tek bir noktayı betimlemek için kullanabiliyor: Her şeyin tek bir noktaya sıkışmış olduğu an. Sorun şu ki o anı (başlangıç tekilliğini) tanımlayabilecek hiçbir gözleme ya da kurama sahip değiliz. Başlangıç tekilliği, gözlemlediğimiz evrenin başladığı nokta olsa da ondan önce başka bir şeyler var olmuş olabilir.

İşin zorluğu şuradan kaynaklanıyor: Çok sıcak olan erken evren ve tekilliği izleyen hızlı genişleme evresi, Büyük Patlama’dan önce olanlara ilişkin tüm enformasyonu (ya da tümüne yakınını) sildi. Fizikçiler o zamana ait izleri bulmanın yollarını düşünmeyi sürdürüyor.

3. Büyük Patlama kuramı, evrendeki tüm hidrojenin ve helyumun nereden geldiğini açıklar.
1940’larda Ralph Alpher ve George Gamow, erken evrenin (evrenin Büyük Patlama’dan hemen sonraki dönemdeki durumunun) şu anda evrende bulunan helyum, lityum ve döteryumun (bir nötronlu hidrojen) hemen hepsini yapmaya yetecek sıcaklıkta ve yoğunlukta olduğunu hesapladı. Daha sonra yapılan araştırmalar ilkel hidrojenin kökenini açıkladı. Bu süreç “Büyük Patlama nükleosentezi” olarak adlandırılır ve kuramın en başarılı öngörülerinden biridir. Daha ağır elementler (oksijen, demir ve uranyum gibi) yıldızlarda ve süpernova patlamalarında oluşmuştur.

Büyük Patlama’ya en iyi kanıt mikrodalga biçimindedir. Başlangıçta tüm evren bütünüyle opak olacak denli yoğundu. Ama Büyük Patlama’dan yaklaşık 380.000 yıl sonra, genişleme her şeyi birbirinden uzaklaştırarak evreni saydamlaştırdı.

Bu genişlemeden salınan ışınım bu gün hala mevcuttur ve kozmik mikrodalga arka alan ışınımı olarak bilinir. İlk olarak 1960’larda Arno Penzias and Robert Wilson tarafından gözlemlenmiştir. Bu gözlem, Büyük Patlama kuramının evrenin en iyi tanımı olduğunu destekledi.

4. Evrenin başlangıcı hakkında bilimsel düşünceler üreten ilk insanlardan biri de bir Katolik papazıydı.
Dini eğitimine ve çalışmalarına ek olarak, Georges Lemaître genel görelilik kuramı üzerinde çalışan bir fizikçiydi. 1920’li ve 30’lu yıllarda, erken evrenin birtakım koşullarını ortaya koymuştu. Evrenin başlangıcı için kullanmayı tercih ettiği eğretileme (metafor) “kozmik yumurta” ve “kadim atom” idi. Ama bu düşünceler, ne yazık ki pek dikkate alınmadı.

5. Büyük Patlama adı karşıt görüşlüler tarafından takıldı.
1960’lara dek, başlangıcı olan bir evren düşüncesi fizikçiler arasında tartışmalı durumdaydı. “Büyük Patlama” ismi de aslen gökbilimci Fred Hoyle tarafından uydurulmuştu. Fred Hoyle, evrenin bir başlangıcı olmadığını savunan alternatif bir kuramın savunucularındandı. Karşıt olduğu kurama taktığı bu kısa ad çok tutuldu ve artık yerleşti.

https://bilimfili.com/buyuk-patlama-hakkinda-5-bilgi/

Yorum yapın

Önceki yazıyı okuyun:
Barış meşalesini ateşleyen Nobel Ödüllü ilk kadın: Bertha Von Suttner

Kapat