Kategori: Psikoloji

Modern Bireyin Şizofrenisi: Dışarıdan Mükemmel, İçeriden Parçalanmış

Günümüzde, sosyal medyada gördüğümüz “mükemmel” hayatlar, bitmek bilmeyen başarı hikayeleri ve sürekli “pozitif” olma baskısı size de tanıdık geliyor mu? Peter Klein, 2005 yılında yazdığı “Die Schizophrenie des modernen Individuums” (Modern Bireyin Şizofrenisi) adlı makalesinde, modern insanın bu içsel çelişkisini ve parçalanmışlığını şaşırtıcı bir şekilde ele alıyor. Klein’a göre, modern toplum sanıldığı gibi dinden arınmış

okumak için tıklayınız

Fan ve Führer: Kitle Histerisinin Gizemli Bağı

Pop yıldızlarının konserlerinde kendinden geçen kalabalıklar, futbol takımının lideri için gözleri yaşaran taraftarlar, politik bir figürün peşinden sorgusuzca giden kitleler… Bütün bu görüntüler, modern yaşamın sıradan birer parçası gibi görünür. Ancak Alman felsefe grubu Krisis’in kurucu üyelerinden Robert Kurz, bu seemingly masum görünen fenomenlerin arkasında yatan tehlikeli bir psikolojik mekanizmaya dikkat çeker. Kurz’un “Fan ve

okumak için tıklayınız

Memurlar Mı Kapıkulları Mı ? Siz Hala Kapıkululaştıramadıklarımızdan Mısınız ?

Memur ve kapıkulu, Osmanlı İmparatorluğu’nun ve modern Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetim ve bürokrasi yapısında önemli yer tutan iki farklı kavramdır. Bu iki kavram arasındaki ilişkiyi ve farklılıkları anlamak için, öncelikle kapıkulu sisteminin ne olduğunu incelemeliyiz. Kapıkulu: Devşirme Sistemi ve Mutlak Sadakat Osmanlı Devleti’nde kapıkulu, doğrudan padişaha bağlı olan, düzenli maaş alan ve sürekli hazır bulunan askeri

okumak için tıklayınız

Asperger ve Otizm Mirası: Neden “Asperger” Demeyi Bırakmalıyız?

Otizm spektrumundaki bireyler için kullanılan terimler, sadece tıbbi etiketler değil, aynı zamanda derin tarihsel ve sosyal anlamlar taşır. Bu bağlamda, “Asperger” terimi, otistik topluluk içinde hem tartışmalı hem de acı verici bir mirasa sahiptir. Bu ismi kullanmaya devam etmek, sadece geçmişin karanlık gölgelerini bugüne taşımakla kalmaz, aynı zamanda otistik bireyleri kendi içlerinde bölmeye hizmet eder.

okumak için tıklayınız

James Hollis’in “İyi İnsanlar Neden Kötü Şeyler Yapar” kitabında geçen, Gölge Çalışması için yansıtıcı sorular,

James Hollis’in “İyi İnsanlar Neden Kötü Şeyler Yapar” kitabında, Gölge Çalışması için yansıtıcı sorular, bireylerin kendi bilinçdışı materyalleriyle yüzleşmeleri, kendilerini daha derinlemesine anlamaları ve böylece daha bütüncül bir yaşam sürmeleri için tasarlanmış kritik bir araçtır. Bu sorular, bilinçli egonun rahatlık alanının dışına çıkarak ruhun derinliklerindeki “karanlık yerlere” inme ve orada kaybedilen “anahtarları” bulma amacını taşır.

okumak için tıklayınız

Çocuk-Ebeveyn İlişkilerinde Özerklik: Mahler ve Jung’un Yaklaşımlarının Karşılaştırmalı İncelemesi

Bireysel Gelişim Sürecinde Özerkliğin Kökenleri Çocuk-ebeveyn ilişkileri, bireyin özerklik gelişiminde temel bir rol oynar. Özerklik, bireyin kendi kararlarını alabilen, duygusal ve bilişsel olarak bağımsız bir varlık haline gelmesi sürecidir. Bu süreç, erken çocukluk döneminde ebeveynle kurulan bağ üzerinden şekillenir. Margaret Mahler’in ayrılma-bireyselleşme teorisi, bu bağlamda özerkliğin temellerini, çocuğun anneden fiziksel ve duygusal olarak ayrılması ve

okumak için tıklayınız

Kronik Ertelemenin Dinamiği

Kronik erteleme çoğu zaman bilinçdışı suçluluk, başarısızlık korkusu ya da “yeterince iyi değilim” şemasıyla bağlantılıdır. Kişi görevi sürekli ertelerken aslında hem kendi içindeki cezalandırıcı süperego ile çatışır hem de dışarıya karşı edilgen bir direniş gösterir. Yani erteleme, hem içsel kaygıyı regüle eden hem de gizli bir protesto işlevi gören savunma mekanizmasıdır. “Kendini lütuf olarak görmek”

okumak için tıklayınız

Otizm: Patolojikleştirme ve Normalleştirme Çelişkisi

Otizmin toplumda nasıl ele alındığına dair iki yaygın ancak birbiriyle çelişen yaklaşımı, patolojikleştirme ve normalleştirmeyi, gündelik hayat örnekleriyle açıklayacağım. Otizmi bir hastalık olarak görmek ya da onu yok saymak yerine, otistik bireylerin deneyimlerini anlamak ve desteklemek çok daha önemli. Patolojikleştirme: Otizmi Bir Hastalık Olarak Görmek Patolojikleştirme, otizmi bir “bozukluk,” bir “eksiklik” ya da “tedavi edilmesi

okumak için tıklayınız

Mentalizm: Görünmez Bir Ayrımcılık Biçimi

“Baby Jane’e Ne Oldu?” (1962) filmi, yalnızca gotik bir korku anlatısı değil; aynı zamanda toplumun “deli” olarak etiketlediği kişilere bakışındaki acımasızlığı da gözler önüne seriyor. Bu filmle başlayan tartışmalar, zamanla daha derin bir farkındalığa dönüştü: akıl hastalığı sadece tıbbi bir mesele değil, aynı zamanda toplumsal bir damgalama ve kontrol aracıdır. Mentalizm Nedir? Tıpkı cinsiyetçilik, ırkçılık

okumak için tıklayınız

“Biz Olmadan Bizim İçin Hiçbir Şey”: Otistik Savunuculuk ve Gündelik Hayat

Otistik bireylerin hakları ve temsiliyetleri söz konusu olduğunda, en güçlü sloganlardan biri şudur: “Biz olmadan bizim için hiçbir şey.” Bu söz, sadece bir talep değil, aynı zamanda otistik bireylerin kendi hayatları, ihtiyaçları ve deneyimleri hakkında söz sahibi olmaları gerektiği yönünde temel bir felsefedir. Bu slogan, otistik savunuculuğun kalbinde yer alır ve gündelik hayatımızdaki pek çok

okumak için tıklayınız

Jean-Paul Sartre : ” HASTALIKTAN BİR SİLAH YAPIN”

SEVGİLİ YOLDAŞLAR!HASTALIKTAN BİR SİLAH YAPIN (Bu yazı Jean-Paul Sartre tarafından Almanya’daki Sozialistisches Patientenkollektiv (SPK)’in yayınladığı “Aus der Krankheit eine Waffe machen” adli kitaba önsöz olarak yazılmıştır.) 17 Nisan 1972 Sevgili Yoldaşlar, Kitabınızı büyük bir ilgiyle okudum. İçerisinde Anti-psikiyatri ait hiç bir şey olmadığını farkettim. Bununla beraber verilen tedavi metodlarının pratikte uygulanabileceğini zanediyorum. Genel olarak bakılırsa

okumak için tıklayınız

Hastalıkla İlgili 11 Tez

Kapitalist düzeni ele alırken çoğu zaman üretim, kâr, iş gücü gibi kavramlardan bahsederiz. Ama gözden kaçan en önemli olgulardan biri, hastalıktır. Çünkü hastalık, kapitalist üretim ilişkilerinin hem sonucu hem de motor gücüdür. 1. Hastalık = Kapitalizmin Ürünü Hastalık, kapitalist üretim ilişkilerinin doğrudan bir sonucudur. İş koşullarından, tüketim baskısına, yaşam tarzından çevresel yıkıma kadar her şey

okumak için tıklayınız

Hastalık: Kırık Yaşamın Aynası mı?

Bir sorunu çözmek için önce onu doğru kavramak gerekir. Hastalık söz konusu olduğunda bu, sadece biyolojik nedenlere bakmakla ya da sadece toplumsal faktörleri suçlamakla bitmez. Hastalık, hayatın bütün çelişkilerini üzerinde taşıyan bir fenomendir. Doğa bilimleri uzun süre hastalıkları sadece bedendeki bozukluklarla açıkladı. Daha sonra, toplumsal nedenlere işaret eden yaklaşımlar öne çıktı. Ama sadece “kapitalizm yüzünden

okumak için tıklayınız

Hastalığın Kavramı: Sağlık mı, Sermaye mi?

Bugün “sağlık” dediğimiz şeyin ne kadar gerçek olduğunu hiç düşündünüz mü?Modern tıp, hastalığı bireyin bedenindeki bir arıza, sağlığı ise bu arızanın tamiri gibi gösteriyor. Oysa Sosyalist Hasta Kolektifi (SPK) yıllar önce çok sert bir şey söyledi: “Hasta olan biz değiliz; hasta eden dünyada yaşıyoruz.” Hastalık yalnızca tıbbi bir olgu değil, toplumsal üretim ilişkilerinin, yabancılaşmanın ve

okumak için tıklayınız

Sağlık Endüstrisi: Kapitalizmin En Büyük Yanılsaması

Bugün “güncel olmak”, silah, bilgisayar ya da otomotiv sanayisine bakmak değildir. Dünyanın en büyük endüstrisi artık sağlık endüstrisidir. Ancak bu, gerçekten var olan bir üretim değil; asla var olmayacak bir şeyi üretme iddiasıdır: “sağlık”. Sağlık Bir Meta mı? Modern kapitalizm, insan bedenini ve ruhunu bir fabrika gibi işler. Ortaya çıkan ürün: “sağlık” adı verilen hayali

okumak için tıklayınız

Hastalık: Kapitalizmin Aynası mı ?

Kapitalist toplumda sağlıklılık ile hastalık arasındaki çizgi gerçekten nerede başlar? Sosyalist Hasta Kolektifi (SPK), bu soruya alışılmışın dışında bir yanıt verdi: “Hastalık, kapitalizmin yarattığı evrensel bir durumdur. Dolayısıyla herkes hastadır.” Hastalığın Kökeni: Yabancılaşmış Emek SPK’ya göre hastalık, bedenin doğal kırılganlıklarından çok, kapitalist üretim ilişkilerinden doğar. Avcı-toplayıcı toplumlarda insan bedeni yılın belli dönemlerinde zorlansa da, yaşamın

okumak için tıklayınız

Hastalığın Sırrı: İnsan Türü ve Devrimci Bir Kavrayış

Sosyalist Hasta Kolektifi (SPK), 1970’lerde yalnızca bir hasta hareketi değildi; aynı zamanda felsefi ve politik bir devrim çağrısıydı. Onların en radikal iddialarından biri şuydu: “Hastalığın sırrı, insan türünün eksikliğidir.” Peki bu ne anlama gelir? Ve “hastalık kavramı” gündelik hayatta nasıl uygulanabilir? İnsan Türü Eksiklik Olarak SPK’ya göre hayvanlar kendi türlerinin içinde tamdır; doğaları onlara bir

okumak için tıklayınız

Sosyalist Hasta Kolektifi: Hastalığı Silaha Dönüştürmek

1960’ların sonunda Avrupa’da yükselen öğrenci hareketleri, Yeni Sol dalga ve anti-psikiyatri tartışmaları, yalnızca politik alanı değil, insanın en kişisel deneyimlerinden biri olan “hastalık” meselesini de dönüştürdü. Bu bağlamda 1970 yılında Heidelberg’de ortaya çıkan Sosyalist Hasta Kolektifi (SPK), sıradan bir örgütlenme değil; hastalığı, kapitalizme karşı bir politik araç olarak yeniden tanımlayan radikal bir hareketti. Hastalığı Silaha

okumak için tıklayınız

Bilişsel Çarpıtmaların Çift İlişkilerindeki Etkileri: Zihinsel Kısır Döngülerden İlişkisel Dinamiklere

Zihinsel Çarpıtmaların Doğası Bilişsel çarpıtmalar, bireyin gerçekliği yanlış yorumlamasına yol açan sistematik düşünce hatalarıdır. Örneğin, “her şey ya da hiçbir şey” düşüncesi, partnerin tek bir hatasını genelleyerek onun tamamen başarısız olduğunu düşünmeye iter. Bu tür çarpıtmalar, bireyin kendi deneyimlerini ve partnerinin davranışlarını değerlendirme biçimini bozar. Beck’in bilişsel terapi modeline göre, bu hatalar genellikle çocukluk dönemindeki

okumak için tıklayınız

Zincirlerden Kurtulmak: Kendi Varlığımızın Kralları

Modern toplumun bize anlattığı masal, aslında bir yalandır. Bize sürekli olarak, dışarıdan gelen bir otoritenin, bir uzmanın ya da bir sistemin bizi kurtaracağına dair hikayeler fısıldadılar. Bize iyilik ve kötülük kavramlarını satarak, doğamızdan gelen gücü, hatta kaosu bile kontrol altına almaya çalıştılar. Bedenimizi ve ruhumuzu utançla, tefeci duygularla ve bitmek bilmeyen bir rekabetle doldurdular. Bizi

okumak için tıklayınız