Kategori: Psikoterapi

Yeni Bireyleşme Biçimleri: Jungiyen Bir 21. Yüzyıl Yorumu

Bölüm 3: Dijital Gölge – Like ile Var Olan Benlik 🎭 Persona 2.0: Sosyal Medyada Kim Olmak? Jung, persona kavramını “toplumun bizden beklediği rol” olarak tanımlamıştı.Bugün bu rol artık Instagram’da, TikTok’ta, Twitter’da ve WhatsApp durumlarında yaşıyor.Yani: Artık maskemiz yüzümüzde değil, ekranlarımızda.Ve belki de daha önce hiç olmadığı kadar benliğimizi ele geçiriyor. 🤳 Gölge, Artık Dijital

okumak için tıklayınız

Baba Kim? Aileyi Kim Kurar? Travmatik Aidiyetin Psikanalizi

Bir ruh sağlığı uzmanı olarak , terapi odalarımızın loş ışıklarında veya gündelik hayatın absürt karmaşasında, dilimize pelesenk olan ama derinliğini pek de sorgulamadığımız bir soruyu cesurca masaya yatıralım: “Baba Kim? Aileyi Kim Kurar? Ve bu kutsal sandığımız aidiyet duygusu, ruhumuzda nasıl travmatik bir zincire dönüşür?” Baba Kimdir?: Biyolojinin Ötesinde Bir İşlev ve Birkaç Psikopatolojik Şaka

okumak için tıklayınız

Yumuşak Totalitarizm: İtaatin Şeffaf Halleri ve Modern Kendilik Üzerindeki Gölgesi

Klasik totaliter rejimlerin açık şiddet, baskı ve korkuya dayalı zorlamalarının aksine, bu yeni dönem totalitarizmi, bireylerin kendi rızalarıyla, neredeyse farkında olmadan bir sisteme uyum sağlamasını, hatta ona gönüllü olarak itaat etmesini ifade eder. Peki, özgürlük ve bireysellik vaat eden bir çağda, bu “şeffaf itaat” nasıl ortaya çıkıyor ve kendilik algımızı nasıl şekillendiriyor? Giriş Modern toplumlar,

okumak için tıklayınız

Sevgi de Politiktir : Sevgi, Kişisel Duygudan Toplumsal Sorumluluğa

Sevginin kişisel alanın ötesine geçerek toplumsal bir sorumluluk biçimi olarak algılanması, modern dünyanın en temel ihtiyaçlarından biridir. Bu anlayış, hem bireysel hem de kolektif iyiliğin anahtarını barındırır. Geleneksel olarak sevgi, romantik ilişkiler, aile bağları veya yakın arkadaşlıklar gibi özel ve kişisel alanlara hapsedilmiş, çoğunlukla duygusal bir deneyim olarak görülmüştür. Ancak bu sınırlı tanım, sevginin dönüştürücü

okumak için tıklayınız

“Sosyal Medya ve Şiboletler”

Sosyal medya kullanıcılarına yönelik ötekileştirici dil, algoritmik görünürlük ve kimlik temsili üzerine kültürel, dilsel ve sınıfsal şiboletler üzerine psikopolitik bir çözümleme yapmak gerekiyor. Sosyal Medyada Şiboletler: Beğeni İçin Kod, Görünürlük İçin Şifre Bugün bir tweet yazarken, bir story atarken ya da bir caption oluştururken kaçımız gerçekten “özgür” yazıyoruz?Ya da soruyu şöyle soralım:Kaçımız, görünür olmak için

okumak için tıklayınız

Egonun Bölünmesi ve Sahte İşbirliği

Psikanalitik süreçte karşılaşılan ego bölünmesi (splitting of the ego) fenomenini anlamak önemlidir. 1. Yüzeydeki Yetişkinlik: Yetişkin Gibi Görünüp Çocuk Gibi İlişki Kurmak Hasta, analitik çerçevede “yetişkin bir birey” gibi konuşmakta, ancak bu konuşma bir içgörüye değil, yüzeyde işbirlikçi gibi görünmeye hizmet etmektedir. Freud’un ikincil süreç düşünme (secondary process thinking) dediği yapı burada simüle edilmiştir; içerik akılcıdır

okumak için tıklayınız

Görünmez Engellilik: Otizmin Doğası ve Etkileri

Otizm spektrum (OSB), genellikle “görünmez engellilik” olarak tanımlanır, çünkü çoğu otistik bireyin dış görünüşünde belirgin fiziksel işaretler bulunmaz. Down sendromlu kişilerin belirgin fiziksel özelliklere sahip olmasının aksine, otistik bireylerin çoğunda farklı fiziksel özellikler yoktur. Bu görünmezlik, otizmli bireyler ve aileleri için bir dizi benzersiz zorluk yaratır. 1. Otizmin Görünmezliği ve Çeşitliliği: Otizm genellikle “gizli bir

okumak için tıklayınız

Otistik Bir Yetişkinin Psikodinamiği

Otistik bir yetişkinin yaşantılarını psikodinamik açıdan değerlendirmek, bireyin iç dünyasını, erken dönem yaşantılarının ve bilinçdışı süreçlerin mevcut işlevselliği üzerindeki etkilerini anlamayı gerektirir. Kaynaklar, “psikodinamik” terimini açıkça kullanmasa da, otistik yetişkinlerin kimlik oluşumu, ilişki dinamikleri, duygu düzenleme ve telafi stratejileri gibi alanlardaki deneyimlerini derinlemesine inceleyerek bu perspektife uyumlu bir çerçeve sunar. Bu değerlendirme, bireyin yaşadığı zorlukları

okumak için tıklayınız

Gündemin Toksik Ritmi: Bugün Ne Unutacağız? Bölüm 2 “Bize Ne Oluyor?”

🧠 Duyguların Çöküşü ve Toplumsal Yorgunluk Sabah uyanıyorsun, haber akışı başlıyor:💥 Yeni bir linç🩸 Yeni bir ölüm🚨 Yeni bir siyasi kriz🥀 Yeni bir doğal felaket🧊 Ve… sende sadece donukluk. Tepki yok. Göz kırpmadan geçiyorsun.Çünkü artık sadece bilgiye değil, hissetme gücüne de yabancısın.Bu, bilgi yorgunluğu değil.Bu, duygu tükenmesi. 💣 Byung-Chul Han: “Pozitiflik Terörü” Yorgunluk Toplumu‘nda Han

okumak için tıklayınız

Kadın Bedeninde İnşa Edilen Hapishane: İlk Korkudan Travma Döngüsüne Bir Psikanalitik Yolculuk

Bu analiz, C.G. Jung’un “ilk korku” kavramından yola çıkarak, annenin bedeninin hem bir başlangıç mekânı hem de zamanla nasıl bir sınırlama ve tekrar eden travma döngüsü metaforuna dönüşebileceğini inceler. Giriş C.G. Jung’un “ilk korku” kavramı, insan varoluşunun en köklü ve evrensel deneyimlerinden birini ifade eder. Bu korku, genellikle doğumla birlikte gelen radikal ayrılık, bilinmeyene fırlatılma

okumak için tıklayınız

Anneyi İyi Tutmak : Ruhsal Sağlığın İkilemi

Psikoterapi pratiğimde sıkça karşılaştığım, bireysel ruhsal sağlık üzerinde derin etkiler bırakan ve çoğu zaman farkında olmadan taşıdığımız ağır bir yükü ele almak isterim: “Anneyi İyi Tutmak: Ruhsal Sağlığın İkilemi.” Bu ifade, toplumun annelik üzerine inşa ettiği kutsal ve kusursuz imgelem ile bireyin kendi yaşanmışlıkları arasındaki keskin çelişkiyi ve bu çelişkinin bireyde yarattığı suçluluk, değersizlik ve

okumak için tıklayınız

Brick ve Maggie: İlişki mi, Anlaşma mı?

Kızgın Damdaki Kedi filminde cinsellikten uzak, duygudan mahrum bir evlilikte aşk, kontrol ve yalnızlık 💔 1. Gerçekten Evli Miyiz? Brick ile Maggie’nin ilişkisi, sadece cinsellikten uzak değil; aynı zamanda duygu, güven ve karşılıklı görünürlükten de yoksun.Filmde fiziksel yakınlık kadar, psişik bir temas da eksiktir. Maggie dokunmak ister. Brick, duvara dönüşür.Maggie konuşmak ister. Brick, susar.Maggie birlikte

okumak için tıklayınız

Çukur Dizisinde Babalar: Gücün, Travmanın ve Kaybın Figürleri

Çukur dizisinde “baba” sadece bir karakter değil, bir arzu nesnesi, bir travma kaynağı, bir kurucu mit ve hatta bir psikopolitik düzenleyici olarak işlev görür. Bu başlık altında sana hem Jungiyen hem de psikanalitik, hem de sınıfsal ve kültürel okumalara açık bir çerçeve sunmaya çalıştım. 1. 🔱 İdris Koçovalı: Ataerkil Mitin Tanrısı 📍 Arketip: Kral Baba

okumak için tıklayınız

Yerleşmenin Ruhsal Hakkı Bölüm 2

Bölüm 1: https://www.insanokur.org/kiralik-dairelere-sikistirilan-insan-modern-yersizligin-psikodinamigi-bolum-1/ – Modern Yersizliğe Karşı Bir Psiko-toplumsal Manifesto – “Eşyam yok, odam yok, kalışım da belli değil… O zaman ben kimim?”— Kiralık yaşamın ruhsuzluğunda yankılanan modern bir çığlık 🌍 1. Yersizlik: Modern İnsanlığın Yeni Normali Kentte yaşıyoruz ama yerlisi değiliz.Evin içindeyiz ama ev sahibi değiliz.Taşınıyoruz ama göç etmiyoruz. Modern insan, artık göçebe değil;

okumak için tıklayınız

Reklam Arasında Hakikat: Psikolojik Bakış Üzerinden Bir Medya Eleştirisi

Reklamlar, modern yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş, günlük akışımızı kesintiye uğratan anlık görüntülerden ibaret gibi görünse de, aslında hakikat algımızı ve kendilik bilincimizi derinden şekillendiriyor. “Reklam Arasında Hakikat: Kendimiz Üzerinden Bir Medya Eleştirisi” başlığı altında, medya ve reklam dünyasının bize neyi, nasıl gösterdiğini değil, bizi nasıl dönüştürdüğünü; beklentilerimizden kimliklerimize, arzularımızdan korkularımıza kadar kendimizle olan

okumak için tıklayınız

Reklamların Arasında Sıkıştığımız Hikâyeler: Sessiz Trajedimiz, Gizli Çıkışımız

🛒 Her Şeyin Hikâyeye Benzediği Ama Hiçbir Şeyin Hikâye Olmadığı Bir Dünya Bugün her şeyin bir “story”si var.Ama gerçek bir hikâye bulmak neredeyse imkânsız. Instagram’da 15 saniyelik gösteriler,reklamlar arasında sıkışmış bir “yaşanmışlık” fantezisi,dizilerde pazarlanan duygular… Ve sen: Gerçek bir hikâyeye özlem duyan bir varlık. 🧠 Bağ Kurmak Yerine Tüketmek Bir reklam izliyorsun.Bir içerik geçiyor.Bir “hikâye”

okumak için tıklayınız

Gündemin Toksik Ritmi: Bugün Ne Unutacağız? Bölüm 1

Şokla Başlayan Sabahlar “Bugün hangi krize uyanmak istersiniz?” Her sabah…Uyanır uyanmaz elimiz telefona gider.Yeni bir kriz, yeni bir skandal, yeni bir ölüm, yeni bir yasak, yeni bir “acil durum”.Daha kahve bile içmeden “bilinç” değil, panik çalışır.O günkü duygumuz bize ait değildir artık. Gündem belirlemiştir.Ve biz yine… unutmaya hazırız. 📡 Gündem Değil, Şok Rejimi Bu bir

okumak için tıklayınız

İnsan Olarak Anne – Anne Olarak Anne

Anne dediğimiz kişi iki ayrı varlık gibi yaşar içimizde. Kendine ait arzuları, korkuları, geçmişi, travmaları, hayal kırıklıkları olan bir bireydir. Bizim dünyamıza gelmeden önce bir kız çocuğudur, bir sevgilidir, bir kız kardeştir, bir çalışan, bir öğrenci… Onun da bir “iç çocuğu” vardır. İnsan olarak anne, eksiktir. Ve bu eksiklikle tamamlanmaya, sevilmeye çalışır. Bu yönüyle “insan

okumak için tıklayınız

“Benliğe Dair 5 Teori”

Ben kimim?” sorusu, insanlığın en kadim arayışlarından biridir. “Benliğe Dair 5 Teori” , bu soruya psikoloji, felsefe ve kültürel eleştiri perspektiflerinden yanıt arıyor. Her teori, benliğin farklı bir katmanını açığa çıkararak, hem bireysel hem de toplumsal bağlamda “kendin olmak” ne anlama geliyor, sorguluyor. 🎭 Benliğin 5 Teorisi (Alt başlık: “Keşfet, İnşa Et, Unut, Hatırla… Sen

okumak için tıklayınız

Gerçek benlik… İçimizde uyuyan bir hazine mi, yoksa zamanla ördüğümüz bir yapboz mu?

Bu sorunun cevabı, “doğa mı, kültür mü?”, “öz mü, yapı mı?” gibi kadim felsefi-psikolojik tartışmalarla da derin bağ kursa da benim için ne anlama geldiğini biraz deneyimsel bir yerden açıklamaya çalıştım. 🌱 1. Gerçek Benlik Keşfedilecek Bir Cevher midir? (Jung / Kierkegaard / Platon) Bu yaklaşım, benliği içsel ve doğuştan gelen bir “öz” olarak görür.

okumak için tıklayınız