Kategori: Psikoterapi

Bilinçdışının İkiz Aynaları: Freud, Jung ve Toplumsal Kimliğin Gerilimi

Bilinçdışının Derinliklerinde İki Yol Freud’un bilinçdışı, bireyin bastırılmış arzularının, çocukluktan kalma izlerin ve içsel çatışmaların karanlık bir kuyusudur. Bu kuyu, bireyin kendi tarihinin ağırlığıyla doludur; cinsellik, agresyon ve yasaklanmış dürtüler burada sessizce kaynar. Jung ise kolektif bilinçdışını, insanlığın ortak mirası olarak tanımlar: mitler, semboller ve arketiplerle örülü, bireyi aşan bir okyanus. Bu iki kavram, bireyin

okumak için tıklayınız

Nesnel İlişkileri Kuramında Önemli İki Kavram : Nesne İlişkisi ve Nesne Kullanımı

Nesne ilişkileri kuramına dayanan bir psikanalitik perspektiften, özellikle “nesne kullanımı” (object usage) ve “nesne ilişkisi” (object relating) kavramlarını ele alacağız. Bu kavramlar, Donald Winnicott’ın çalışmalarından türetilmiştir ve bireyin dış dünyadaki nesnelerle (özellikle insanlarla) kurduğu ilişkilerin psikolojik dinamiklerini anlamaya odaklanır. Metnin özet kısmı, bu teorik çerçeveyi daha geniş bir bağlama oturtarak, bireyin nesnelerle ilişkisinin nasıl yıkıcılık

okumak için tıklayınız

Bilinçdışı Yıkıcılıkla Pekiştirilmiş Bir Sevgi

Donald Winnicott, bir İngiliz pediatrist ve psikanalist olarak, özellikle nesne ilişkileri kuramı ve çocuk gelişimi üzerine yaptığı çalışmalarla tanınır. “Bilinçdışı yıkıcılıkla pekiştirilmiş bir sevgi” ifadesi, Winnicott’ın sevgi, bağlanma ve insan ilişkilerinin karmaşık doğasına dair görüşlerini yansıtan bir kavram olabilir. Bu ifade, sevgi ilişkilerinin yalnızca olumlu duygularla değil, aynı zamanda bilinçdışı yıkıcı dürtülerle de şekillendiğini ima

okumak için tıklayınız

İçimizdeki Magma: Haset Adlı Kitabın Anlaşılması

Erdoğan Çalak’ın İçimizdeki Magma: Haset adlı kitabı, haset duygusunun insan psikolojisi, gelişimi ve ilişkiler üzerindeki derin etkilerini inceleyen kapsamlı bir çalışmadır. Kitabı anlamak için birkaç temel perspektifi ve yaklaşımı göz önünde bulundurmanız faydalı olacaktır: 1. Hasetin Temel Enerji Olarak Kavranışı Çalak, haseti yalnızca bir duygu olarak değil, insan yaşamının ve ruhsal gelişimin temel bir enerjisi

okumak için tıklayınız

İstanbul’da 400 Bin “Ev Genci” Olduğu Belirlenmiş ; Engelli ya da Otistik Gençler” Dahil Mi Bu Sayıya ?

Bugün medyada şöyle bir haber okudum ve bunun üzerine düşündüm. “İstanbul’da 400 bin “ev genci” olduğu belirlendi. Ev genci: Ne okula giden ne de bir işte çalışan, günlerini evde geçiren genç nüfus. “ İstanbul’da 400 bin “ev genci” olduğuna dair açıklamalar yapıldığında, bu verinin kapsamı, yani kimlerin dahil edilip kimlerin edilmediği, sorunun toplumsal boyutunu anlamak

okumak için tıklayınız

Bert Hellinger (1925–2019): Sistemik Aile Dizimi’nin Kurucusu

Bert Hellinger, 20. yüzyılın son çeyreğinde psikoterapi dünyasına damgasını vuran, alışılmış terapi yaklaşımlarının ötesine geçen Alman bir terapisttir. Özellikle 1970’li yıllardan itibaren geliştirdiği Sistemik Aile Dizimi (Family Constellation) yöntemi, psikoterapötik alanlarda büyük ilgi görmüş ve zamanla dünya çapında uygulayıcılar ve danışanlar arasında yaygınlaşmıştır. Bu yöntem, yalnızca bireysel sorunları değil, aynı zamanda kuşaklar arası travmaları ve

okumak için tıklayınız

Yetişkin Gibi Görünüp Çocuk Gibi İlişki Kurma Üzerine

Yetişkin Gibi Görünüp Çocuk Gibi İlişki Kurmak 1. Görünüş ve İçerik Arasındaki Çatışma Bu kişi dışarıdan bakıldığında düzenli bir yaşam süren, entelektüel kapasitesi yüksek, konuşkan, sorumluluk sahibi bir yetişkin gibi görünür. Ancak ilişki kurma biçimlerine yakından bakıldığında, duygusal düzeyde henüz çocukluktaki bağımlı, onay arayan veya terk edilme korkusu taşıyan bir yapının aktif olduğu görülür. Bu çelişki,

okumak için tıklayınız

Terapiye Geldiği Halde Terapiden Faydalanamayan Hastalar Üzerine Bir Deneme : “Madem gerçek benliğiyle terapi sürecine katılmıyor, o zaman terapiye neden geliyor?”

Bazen hastaların-danışanların terapiye geldikleri halde düzenli olarak yada sanki terapistiyle işbirliği yaptığını görsek bile bir değişiklik görmekte zorlanırız . Ve o yüzden terapistler olarak şu soruyla başbaşa kalırız: “Madem gerçek benliğiyle terapi sürecine katılmıyor, o zaman terapiye neden geliyor?” İşte bu sorunun cevabı, psikanalizin en çetin çelişkilerinden birine dokunur: 👉 İnsan, değişmek istemediği halde iyileşmeyi

okumak için tıklayınız

Sahte Bir Benliğe Neden İhtiyaç Duyarız?

Bu sorunun cevabı, psikodinamik düşüncenin en dokunaklı yerlerinden geçer. Çünkü sahte benlik (false self), yalnızca bir savunma değil, bir hayatta kalma stratejisidir. Ve çoğu zaman, çocuklukta gerçek benlik için yeterince güvenli bir alan olmadığında ortaya çıkar. 🧠 Psikodinamik Açıdan: Sahte Benlik Nedir ve Neden Gelişir? 📌 1. Winnicott’a Göre Sahte Benlik: Uyumun Bedeli Donald Winnicott’a göre, sahte

okumak için tıklayınız

Leigh M. Porch’un Otizm İçin Pozitif Ebeveynlik Önerilerinin Psikodinamik Perspektifi

Ana Noktalar Pozitif Ebeveynlik ve Annelik Porch’un Otizm İçin Pozitif Ebeveynlik kitabı, otizmli kişilerin ihlalleri, çocuklarını yargılamadan kabul etmesi ve onların gelişimini desteklemeyi öğütler. Psikodinamik açıdan, bu öneriler, annenin çocuğunun duyarlı bir şekilde tepki vermesini, kendi duygusal süreçlerini yönetmesini ve çocuğun benlik gelişimini desteklemesini sağlar. Örneğin bir anne, çocuğun tekrarlayan davranışlarını sakinleştirici bir mekanizma olarak

okumak için tıklayınız

Halk İçin Psikanaliz

Psikanaliz denince akla genellikle pahalı seanslar, koltuğa uzanmış zengin danışanlar ve entelektüel sohbetler gelir. Birçok kişi için psikanaliz, toplumun sadece üst kesimine hitap eden, “lüks” bir terapi gibidir. Peki bu her zaman böyle miydi? Aslında, psikanalizin kurucuları onu en başta herkes için ulaşılabilir bir halk terapisi olarak tasavvur etmişlerdi. Günümüzde tekrar “halk için psikanaliz” fikri önem kazanıyor.

okumak için tıklayınız

Manipülasyonun Psikodinamiği: Gücün Gölgesi, Bilinçdışının Oyunu

Manipülasyon, yalnızca bir eylem değil; aynı zamanda bir ilişki dinamiğidir. Görünürde masum bir yönlendirme gibi başlayan bu süreç, çoğu zaman karşılıklı bağımlılık, güç arzusu ve bilinçdışı ihtiyaçlar etrafında örülür. Psikodinamik kuram, bu görünmeyeni ortaya çıkarmayı amaçlar: Kimin neyi neden yaptığı değil, o davranışın arkasında ne eksik, ne bastırılmış, ne arzu edilmiş olduğunu sorar. 1. Gücün Gölgesi: Kontrol İhtiyacının Karanlık

okumak için tıklayınız

“Bu Millet Hak Ediyor” Bir Yansıtma Biçimi Olarak Köleliğin Kabulü

Bu cümle — “Bu millet hak ediyor” — ilk bakışta bir yargı gibi görünse de, derinlemesine incelendiğinde içinde yoğun bir öfke, hayal kırıklığı, değersizlik hissi ve hatta yenilgiye duyulan bağımlılık taşır. Şimdi bunu psikodinamik açıdan adım adım açalım, 1. Projeksiyon (Yansıtma): Söyleyen kişi aslında çoğu zaman kendini suçlamaktadır ama bu suçluluk duygusunu taşıyamaz. Bu nedenle

okumak için tıklayınız

Donald Meltzer; Post-Otistik Zihniyet Nedir ?

Psikanalist Donald Meltzer ve ekibinin “Explorations in Autism” kitabında sunduğu temel kavramlardan biri, otistik durumları iki ana kategoriye ayırmaktır: “Autistic State Proper” (Gerçek Otistik Durum) ve “Post-Autistic Development” veya “Post-Autistic Personality” (Post-Otistik Gelişim veya Post-Otistik Kişilik/Zihniyet). Gerçek Otistik Durum, zihinsel yaşamın özünde bir askıya alınmasıdır. Post-Otistik Zihniyet ise, Gerçek Otistik Durum’un dışında veya sonrasında ortaya

okumak için tıklayınız

Kompleks Kavramının Psikodinamik Kuram İçindeki Diğer Kavramlarla İlişkisi

Kompleks, Jung’un psikodinamik teorisinde bilinçdışı tarafından organize edilen, duygusal olarak yüklü düşünce ve anılar kümesi olarak tanımlanır. Freud’un yapısal kuramındaki id, ego ve süperego gibi kavramlarla doğrudan örtüşmese de, bilinçdışı süreçlerle doğrudan bağlantılıdır. Kompleksler, bilinçdışı dinamiklerle ortaya çıkar ve kişinin düşüncelerini, davranışlarını ve duygusal tepkilerini etkiler. Aşağıda kompleks kavramının diğer önemli psikodinamik kavramlarla ilişkisini ele alıyorum: 1. Kompleks ve Semptom

okumak için tıklayınız

İnsanlar Neden Düşman Yaratır ? Psikodinamik Bakış

İnsanların neden düşman yarattığını psikodinamik açıdan incelemek için bilinçdışı süreçlere, savunma mekanizmalarına ve kolektif psikolojiye bakmak gerekir. Bu durumu birkaç temel kavram üzerinden ele alabiliriz: 1. Projeksiyon (Yansıtma) ve Gölge Arketipi Jung’un gölge arketipi kavramına göre, bireyler kendi bastırdıkları, kabul edemedikleri veya yüzleşmek istemedikleri karanlık yönlerini dışsallaştırır. Kendi içimizdeki korkuları, saldırganlık dürtülerini veya ahlaki çelişkileri görmek yerine,

okumak için tıklayınız

Yapay Zeka’nın Psikoterapiyi Nasıl Dönüştürebileceğini ve Gelecekte Yaratabileceği Olası Sorunları

Yapay zeka (YZ), psikoterapi ve ruh sağlığı alanında önemli fırsatlar sunduğu gibi ciddi riskler de barındırıyor. YZ’nin psikoterapiyi nasıl dönüştürebileceğini ve gelecekte yaratabileceği sorunları inceleyelim. 1. Yapay Zeka Destekli Terapi: Bir Fırsat mı, Tehdit mi? Fırsatlar: Riskler: Gelecekteki Risk: YZ, terapistleri tamamen ikame etmeye başlarsa, ruh sağlığı ticari bir “hızlı tüketim” hizmetine dönüşebilir. Derinlemesine terapi yerine standart çözümler sunan, yüzeysel bir terapi anlayışı yaygınlaşabilir. ➡ Önerilen

okumak için tıklayınız

Günümüzün En Önemli Ruhsal Sağlık ve Psikoterapi Alanındaki Sorunları

Günümüzün en önemli ruhsal sağlık ve psikoterapi alanındaki sorunları, geniş çaplı toplumsal ve ekonomik dinamiklerle doğrudan bağlantılı. Bunları birkaç ana başlıkta toplayarak gelecekte doğurabileceği riskleri de ele alalım. 1. Ruh Sağlığının “Kişisel Bir Problem” Olarak Ele Alınması Sorun: Gelecekteki Risk: ➡ Olası Çözüm: Ruh sağlığı ile ekonomi, çalışma hayatı ve sosyal eşitsizlikler arasındaki bağlantıları daha görünür hale getirmek. 2. Terapi

okumak için tıklayınız

Doğum travması üzerinden acı ve mutsuzluk deneyimleri, insan hayatında bir dönüşüm ve anlam arayışı süreci olarak nasıl ele alınıyor?

İnsan hayatındaki acı ve mutsuzluk deneyimlerinin, özellikle Otto Rank’ın “Doğum Travması” teorisi ışığında, bir dönüşüm ve anlam arayışı süreci olarak nasıl ele alındığını detaylıca inceleyelim. Otto Rank’ın perspektifine göre, insan yaşamındaki tüm kaygı ve sonraki mutsuzlukların temelinde yatan birincil deneyim, doğum travmasıdır. Bu, dölyatağındaki haz dolu, sınırsız ve korunaklı durumdan, dış dünyanın zorlu ve ayrı

okumak için tıklayınız

Piyasa Odaklı ”Terapinin” Beş Temel Riski

Piyasa odaklı terapinin beş temel riskini aşağıda sıralanmıştır. 1. Terapi, Eleştirel Bilinçten Uzaklaşıyor ➡ Düşünülmesi gereken soru: Terapi, bireyi güçlendiren ve ona sistemin nasıl işlediğini gösteren bir araç mı olmalı, yoksa bireyin var olan sistem içinde daha iyi “dayanmasını” sağlayan bir tampon mekanizması mı? 2. Ruh Sağlığı Endüstrisi, Modern Tüketim Kültürüne Uygun Hale Getiriliyor ➡ Tehlike: Terapinin bireyin duygusal

okumak için tıklayınız