Çoğunluk her zaman haklıdır mıdır?

Michela Murgia, Nasıl Faşist Olunur? adlı eserinde faşizmi yalnızca tarihsel bir rejim biçimi olarak değil, gündelik düşünme kalıplarında, dilde ve demokratik pratiklerin içindeki sapmalarda yeniden üretilen bir zihniyet olarak ele alır (Murgia, 2018). Kitap boyunca ironik bir “kılavuz” dili benimseyen yazar, faşist düşüncenin temel önermelerini ifşa eder. Bu önermelerden biri, çoğunluk iradesinin hakikat ve etik ölçütlerinin yerine geçirilmesi, yani “çoğunluk haklıdır çünkü çoğunluktur” anlayışıdır.

1. Çoğunluk = Hakikat Varsayımı

Murgia’ya göre faşist zihniyet, niceliği nitelik yerine koyar. Çoğunluk olmak, bir düşüncenin doğruluğu için yeterli koşul hâline getirilir (Murgia, 2018). Bu yaklaşımda hakikat, etik ilkelere ya da rasyonel tartışmaya değil, sayısal üstünlüğe dayanır.

Bu durum, klasik demokratik teorinin temel ilkeleriyle çelişir. Zira liberal-demokratik gelenekte çoğunluk kararı, haklılık değil yalnızca karar alma mekanizmasıdır (Bobbio, 1987). Çoğunluğun yanılmaz kabul edilmesi, demokrasiyi prosedürel bir araç olmaktan çıkarıp otoriter bir meşruiyet zırhına dönüştürür.

2. Demokrasi İçinden Doğan Otoriterlik

Murgia’nın temel tezlerinden biri, faşizmin demokrasiye dışsal bir düşman olmadığıdır. Aksine, demokrasi içindeki belirli eğilimler —özellikle çoğunlukçuluk (majoritarianism)— faşist aklı besleyebilir (Murgia, 2018).

Bu noktada Murgia, Alexis de Tocqueville’in “çoğunluğun zorbalığı” kavramıyla örtüşen bir eleştiri geliştirir. Tocqueville, çoğunluğun mutlaklaştırılmasının azınlık haklarını ortadan kaldırabileceğini belirtir (Tocqueville, 1835/2003). Murgia’nın metninde ise bu süreç daha ileri taşınır: Çoğunluk, yalnızca siyasi kararları değil, ahlaki ve bilişsel sınırları da belirleyen bir otoriteye dönüşür.

3. Çoğunluk Söylemi ve Faşist Dil

Murgia’ya göre “çoğunluk her zaman haklıdır” önermesi, faşist dilin basitleştirici ve sloganik doğasını yansıtır. Bu söylem, karmaşık toplumsal sorunları ikili karşıtlıklara indirger: biz/onlar, halk/elit, çoğunluk/düşman (Murgia, 2018).

Bu bağlamda çoğunluk, homojen ve yekpare bir özne olarak kurgulanır. Oysa siyasal teori, “halk” kavramının her zaman çoğul, çatışmalı ve heterojen olduğunu vurgular (Laclau, 2005). Faşist akıl ise bu çoğulluğu tehdit olarak görür; farklılığı bastırmak için çoğunluk söylemini disiplin aracı olarak kullanır.

4. Etik Körlük ve Sorumluluğun Dağıtılması

“Çoğunluk böyle istiyor” argümanı, bireysel etik sorumluluğu askıya alır. Murgia’nın ironik anlatımında, faşist özne kendi eylemlerinin sorumluluğunu üstlenmez; kararlarını çoğunluğa havale eder (Murgia, 2018).

Bu durum, Hannah Arendt’in “kötülüğün sıradanlığı” kavramıyla yakından ilişkilidir. Arendt’e göre, bireylerin düşünmeden itaat etmesi ve sorumluluğu soyut yapılara devretmesi, totaliter suçların önünü açar (Arendt, 1963). Murgia’nın eleştirdiği çoğunluk miti, tam da bu etik körlüğü üretir.

Özetle

Michela Murgia’nın Nasıl Faşist Olunur? adlı eserinde ele aldığı “çoğunluk her zaman haklıdır; çünkü çoğunluktur” önermesi, faşist zihniyetin merkezî dayanaklarından biri olarak sunulur. Bu önerme, hakikati niceliğe indirger, demokrasiyi çoğunluk diktasına dönüştürür ve bireysel etik sorumluluğu ortadan kaldırır.

Murgia’nın katkısı, faşizmi yalnızca geçmişteki rejimlerle sınırlamamak; onu güncel demokratik söylemlerin içindeki tehlikeli eğilimler olarak görünür kılmaktır. Bu bağlamda eser, çoğunluk iradesini eleştirel süzgeçten geçirmeyen her siyasal pratiğin, otoriterliğe açık olduğunu güçlü biçimde ortaya koyar.

Kaynakça

  • Arendt, H. (1963). Eichmann in Jerusalem: A Report on the Banality of Evil. New York: Viking Press.
  • Bobbio, N. (1987). The Future of Democracy. Minneapolis: University of Minnesota Press.
  • Laclau, E. (2005). On Populist Reason. London: Verso.
  • Murgia, M. (2018). Istruzioni per diventare fascisti. Torino: Einaudi.
  • Tocqueville, A. de (2003). Democracy in America (Çev. G. Lawrence). New York: HarperCollins. (Orijinal eser 1835).