Franz Kafka: İnsanın dudaklarda bir lanetle gömüldüğü an

17 Ocak
Kendi alın kemiği kendi yolunu tıkıyor. (Kendi alnına toslayarak alnını kana buluyor.) O, kendini bu dünyada hapsedilmiş hissediyor, kuşatılmış hissediyor kendini; tutuklunun üzüntüsü, acizliği, hastalığı, çılgın kuruntuları onun içinde de infilak ediyor; hiçbir avuntu onu avutamaz, salt avuntu olduğu için, tutsaklığın hayvani gerçeğine karşı nazik ve baş ağrıtan bir avuntu olduğu için. Ama eğer gerçekten ne istediği sorulsa, cevap veremez, çünkü – bu onun en sağlam delillerinden biri – özgürlük fikrine sahip değil.

Bazıları ıstırabın varlığını güneşi göstererek reddeder; o ise ıstırabı göstererek güneşin varlığını reddediyor.

İki düşmanı var; birincisi arkasından, köklerinden sıkıştırıyor onu; ikincisi ise önündeki yolu sürgülüyor. İkisiyle de mücadele ediyor. Gerçekte birincisi ikincisiyle mücadelesinde onu destekliyor, çünkü onu ileriye doğru itmeyi istiyor, ve aynı şekilde ikincisi birincisiyle mücadelesinde onu destekliyor; çünkü onu geriye doğru sürüyor. Ama bu ancak kuramsal olarak böyle; çünkü sadece iki düşman değil var olan, kendisi de var, ve onun niyetinin ne olduğunu kim gerçekten bilebilir?

Bir sürü yargıcı var, ağaca tüneyen kuş ordusuna benziyorlar. Sesleri birbirine karışıyor, makam ve yetki sorunları içinden çıkılamayacak denli karışık, ve makamlar sürekli değişiyor. Ama bununla beraber insan onların arasından bireyleri ayırt edebilir (örneğin, içlerinden biri, kurtuluşa kavuşmak için sadece İyi’nin safına geçmenin yeteceğini, bunun için ne geçmişe ve hatta ne geleceğe başvurulamayacağı görüşünü savunuyor.. ) Çoğunlukla uzun sürelerle duraklayan ama esasında sonsuzca süren, kendisinin ve başkasının, ama tüm hayatın eziyet eden, ağır aksak, dalga benzeri devinimi ona işkence ediyor. Çünkü bu ona sonsuz düşünme zorunluluğu getiriyor. Bazen bu işkence olayların önünde gidiyor gibi geliyor ona. Arkadaşının çocuğu olacağını öğrendiği zaman, bu doğum için kendi düşüncelerinde zaten acı çekmiş olduğunu fark ediyor.

İki şey görebiliyor: birincisi, nefsin taşmalarından, araştırmalarından, yansımalarından ve serinkanlı düşünmelerinden oluşuyor, ki bunlar yaşam dolu ve bir tür haz duygusu olmadan olması imkânsız. Bunların sayıları ve olasılıkları sonsuzdur; bir tahta biti bile içine yerleşmek için nispeten daha geniş bir yarığa ihtiyaç duyar, ama söz konusu işler için yere gerek duyulmaz; küçücük bir yarık bulunamasa bile, binlerce ve onbinlercesi birbirleriyle içice geçerek yaşayabilirler. Bu birinci şey.

Ama ikincisi, insanın hesap vermeye çağırıldığı, ama ağzını açıp tek bir ses bile çıkaramadığı, gerisin geriye tekrar gözlerin vs. kucağına fırlatıldığı, ama artık bütün bunların fayda etmediğini anlayıp aralarında dolaşmasının imkânsız olduğunu fark ederek kendisini bıraktığı ve dudaklarda bir lanetle gömüldüğü andır.

Franz Kafka

Aforizmalar
Türkçesi: Osman Çakmakçı
Altıkırkbeş yayınları

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here