Hakikati Parçalamaya Kalkanın Vay Haline: Nahua Usulü Bir Dünya Davası!
Yazar. Jungish
Aman efendim, bizim bu alafranga mekteplerde, batı tipi zihinlerde bir merak peydah olmuş ki sormayın! Dünyayı kâğıt gibi makasla kesip biçmeye, “bu felsefedir, bu dindir, bu matematiktir, bu da duygudur” diye bölük pörçük etmeye amma da meraklıyız! Oysa León-Portilla Beyefendi çıkmış da diyor ki: “Durun a dostlar! Nahua dediğin o kadim insanlar, dünyayı böyle karpuz gibi dilimlemezlerdi!”
Hakikat Dediğin Bir Kumaştır, Yırtmaya Gelmez!
Kuzum, Patrick Johansson Efendi’nin o güzel tabiriyle söylersek; yerli halklar anlamışlar ki, gerçek dediğin şey **”varlığın bütünlüğü”**dür. Sen şimdi bir gülün kokusunu sapından, rengini yaprağından ayırabilir misin? Ayırırsan elinde ne gül kalır ne de rayiha! İşte bizim bu modern akıl, her şeyi parçalara ayırıp “inceleyeceğim” derken, aslında hakikati lime lime ediyor, ruhunu söküp atıyor.
“Ayıran” Akıl mı, “Yaşayan” Ruh mu?
Bizim buralarda adet olmuş; otizm diyorsun, hemen “tıbbi bir arıza” diye bir kutuya koyuyorlar. Aktivizm diyorsun, “politik bir kavga” diye başka bir kutuya… Oysa Nahua bilgeliği der ki: “Hayır efendim! Benim zihnimin çalışma şekliyle, benim Tanrım Ometéotl’un nefesi ve benim karnımı doyuran mısır koçanı aynı hakikatin parçalarıdır.”
Gerçeği parçalamak, Johansson’ın dediği gibi, onu yok etmektir. Bir şeyi parça parça bilmek, o şeyin özünü kaybetmektir. Sen bir insanı sadece “çalışma gücü” veya “teşhis kodu” olarak gördüğün an, onu aslında “yok” etmiş olursun.
Hasılıkelam Efendim…
Bu dünya öyle laboratuvarda neşterle kesilecek bir kadavra değildir. Hakikat, ancak o bütünü bozmadan, o “parçalanmaz” birliğe hürmet ederek idrak edilir. Nahualar gibi düşünmek demek; baktığın her çiçekte evrenin diyalektiğini, attığın her adımda atalarının kemiklerini, hissettiğin her duyuda kainatın hareketini görmektir.
Yani efendim, makası elinizden bırakın! Dünyayı olduğu gibi, o muazzam ve karmaşık bütünlüğüyle kucaklayın. Zira Johansson’ın uyardığı gibi; gerçeği yırtan, sonunda kendi ruhunu da parçalanmış bulur.
Aman, lafı çok uzatıp da bütünlüğü bozmayayım. Şimdilik selametle, o bölünmemiş hakikatin içinde kalın efendim!
