Harbiyeli Bir Osmanlı Ermenisi Kalusd Sürmenyan

Türkiye’de cumhuriyet kuşağının ardından doğup büyüyenler, Ermeni soykırımının varlığından büyük oranda habersiz yetiştiler. Bu konu, sanattan siyasete, müfredattan hatıratlara, toplumun bütün hücrelerinden adeta silinmiş, büyük bir sessizlik örtüsüyle kaplanmıştı. Kemal Tahir romanlarındaki birkaç paragraf bu gizi kaldırmaya yetmediği gibi, Charles Aznavour’a duyulan yakınlık da bir türlü sarih cümlelerle anlatılamıyordu.

Öyle ki, Asala’nın 1970’lerin sonlarından itibaren gerçekleştirdiği siyasî eylemlerin niteliği ve sebebi bile tam kavranamıyordu. Türkiye’de bir avuç kalmış olan Ermeniler sanki Anadolu topraklarında hep bu kadarlarmış gibi anlaşılsın isteniyordu. Soykırımla yüzleşme çağrıları arttıkça bilinç bir nebze yükseldi ama, yine de yüzyılın bu büyük suçunu, Anadolu’nun çorak topraklarında, dağ sırtlarında, Suriye çöllerinde yaşanan katliamları göz önüne getirmek, ucundan da olsa hayal edebilmek buralarda uzun zaman mümkün olamadı. Gerçi bugün IŞİD’in kör bıçaklı terörü, Ezidilerin aynı yollardaki uzun yolculuğu, Rojavalıların direnişi yüz yıl önce neler yaşandığını düşünebilmeyi daha mümkün hale getirebiliyor.

Harbiyeli Bir Osmanlı Ermenisi: Mülâzım-ı Sânî Sürmenyan’ın Savaş ve Tehcir Anıları, bizi alıp 1915 Anadolu’sunun, Erzincan’ının, Erzurum’unun, Harput’unun, Bayburt’unun ortasına bıraktığı için önemli. Sürmenyan’ın deyişiyle “mezbahanın ortasında” süren bu uzun ve dehşetli yolculuk, kanlı saldırılara uğrayan tehcir gruplarının, kervan yolu gözleyen çetelerin, bozkırın ortasında bir başına kalakalmış aç bîilaç insanların, ceset öbeklerinin, kırmızıya kesmiş nehirlerin arasından ilerleyerek Ermenistan’ın kuruluşuna dek uzanıyor.

Kalusd Sürmenyan

Odise’nin yolculuğu
Kitabı yayına hazırlayan ve uzun bir önsözle anı türünün tarih bilimi nezdindeki güvenilirliğini, Osmanlı ordusunda Ermeni subayların durumunu, Sürmenyan’ın anılarının tarihsel bağlamını açıklayan Yaşar Tolga Cora’nın da vurguladığı gibi, “mutlak bir Odise” Sürmenyan’ınki, Odysseus’unki gibi benzersiz trajedilere sahne olmuş bir yolculuk. Kalusd Sürmenyan’ın bu manzarada yoluna devam etmesini sağlayansa, can güvenliği sağlamasa da, rütbesi, üniforması, talih ve çeşitli tesadüfler elbette.

II. Meşrutiyet’in ardından gayrimüslimlerin de subay sınıfına alınabilmesiyle birlikte, o günlerin hürriyet havasının da etkisiyle, muhafazakâr Ermenilerin muhalefetine rağmen Osmanlı ordusuna yazılanlar arasında aslen Sürmeneli olan, Erzincan’ın ileri gelenlerinden Sürmenyan ailesinin gençlerinden Kalusd da var. Rüştiye, idadi derken tayini yine Erzincan’a çıkıyor, fakat o arada Balkan Savaşı patlıyor. Kafkas Cephesi’nde savaşıyor. Ve yaralanmasının ardından iki aylığına gittiği Erzincan civarındaki Ermeniler, yavaş yavaş Sansa Vadisi’nde kurulan kampa toplanmaya başlıyor…

Sonradan Divan-ı Harb-i Örfî’de yargılanan Erzincan mutasarrıfı Memduh, Otelci Hafız gibilerinin devreye girmesiyle Erzincan ve çevresinde Ermenilere uygulanan zulüm katlanarak artarken Kalusd Sürmenyan’ın tayini Erzurum’a çıkıyor. Asker ailelerinin tehcirden muaf tutulmalarını güç bela sağlamışken bunu bildiren telgraf memleketine ulaşmıyor. Sürmenyan’ın birliğinden ayrılmak pahasına Sivas’tan Muş’a Anadolu yollarına, dehşetin ortasına düşerek ailesini aramasının macerası… Kendi de bazen “nesini anlatayım” deyip kısa kesmesine rağmen, bir büyük çaresizliği, kaosu, organize suçu, kitlesel kıyımları gösteren, tasvir eden satırlar bunlar…

1915 külliyatına katkı
1918’de Batum’da, hafızası henüz tazeyken yazmaya başladığını söyleyen Sürmenyan, bu anıları ilk kez 1947’de, 500 sayfalık Yerzınga (Erzincan) adlı eserin içinde yayımlamış. Bu kitap bir huşamadyan, Ermenilerin memleketlerini unutmamak için yazdığı yöre tarihi kitaplarından biri, o geniş haliyle de bir zamanın Anadolu’suna dair en önemli kaynaklardan biri belki…

I. Dünya Savaşı’nda, Çanakkale’de, Sarıkamış’ta Ermeni askerlerin varlığı ve rolü tartışılırken Kalusd Sürmenyan’ın tarihsel olgularla da karşılaştırılabilecek anıları bu tartışmalara katkıda bulunmakla kalmıyor, sert Anadolu coğrafyasında, tehcirin en yoğun, en kanlı yaşandığı vilâyat-ı sitte’de 1915 atmosferine dair orijinal belgelerden birini de sunuyor. O hengâmenin ortasında kendi ikbal kaygılarını, kişisel korkularını yansıtmaktan çekinmeyen, her şeye rağmen üniformasına sadakatini sürdüren Kalusd Sürmenyan’ın Odise’sinin detaylarını vermeden bu serencamın hayatının son yıllarını geçireceği Bağdat’ta sonlandığını da ekleyelim.

1915’in 100. yılı vesilesiyle Türkiye’de de son derece yetkin çalışmalar yayımlandı, yayımlanıyor (yine Tarih Vakfı’nın programında yer alan Soykırım Meselesi [A Question of Genocide] adlı derlemenin de alanın en kapsamlı çalışmalarından biri). Kalusd Sürmenyan’ın anıları ise, Anadolu’nun en sarsıntılı yıllarına odaklanmış bir kamera-göz niteliğinde…

ALİ BOZOK
24.04.2015 http://kitap.radikal.com.tr/

Kitabın Künyesi
Harbiyeli Bir Osmanlı Ermenisi
(Mülazım-ı Sani Sürmenyan’ın Savaş ve Tehcir Anıları)
Kalusd Sürmenyan
Tarih Vakfı Yurt Yayınları / Araştırma – İnceleme Dizisi
Türkçe
138 s. — 2. Hamur– Ciltsiz — 15 x 21 cm
İstanbul, 2015
ISBN : 9789753333245
Çeviri : Yaşar Tolga Cora

“1912 haziranında üç, temmuzunda beş Ermeni okulu bitirdik ve mülâzım-ı sânî [teğmen] rütbesiyle Osmanlı ordusunun hizmetine ilk Ermeni subaylar olarak girdik. O yılki mezunlarımız ordulara kurayla dağıtıldılar. Ben şanslıydım, 4. Ordu’yu, Erzincan’ı çektim. 1912 yazında, belime takılı kılıcım, parlayan düğmelerim ve apoletlerimle gururlu ve mutlu, memleketimde idim…”

Kalusd Sürmenyan, II. Meşrutiyet döneminde Harbiye’den mezun olup Osmanlı Ordusu’nda muvazzaf subay olarak görev yapan Ermenilerden biriydi ve Birinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadar orduya hizmet etti. Savaş sırasında geri hizmete alındıktan sonra katliamların yaşandığı Sansa Vadisi’nde görev yaptı. Tehcir sırasında görevini terk edip ailesini kurtarmak için kervanların peşinden yollara düştü, Ermeni halkının yaşadığı trajediye bizzat tanıklık etti.

Sürmenyan’ın anılarını Ermeniceden çeviren ve yayına hazırlayan Yaşar Tolga Cora, anı türü eserlerin tarihî “hakikati” ortaya çıkarmasındaki zorlukları dikkate alarak, Osmanlı Ermenilerinin Birinci Dünya Savaşı sırasında yaşadığı trajedinin ayrıcalıklı bir Ermeninin hayatını dahi nasıl etkilediğini inceliyor. Bu kısa anı kitabı, geleceğine ve kariyerine dair hayalleri 1915’te kaybolan bir Harbiyeli Osmanlı Ermenisinin hikâyesini ve onun gözünden halkının yaşadıklarını okuyucuya sunuyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Yorum yapın

Daha fazla Anlatı, Ermeni Edebiyatı, Tarih
Utanç ve Onur 1915 – 2015 / Ermeni Soykırımı’nın 100. Yılı

Ermeni Soykırımı gerçeği, yüz yıl sonra, sorumluların çaresiz siyasal ve ideolojik saldırılarla bir kez daha kapatmak istedikleri yalan mahzenini parçalayarak...

Kapat