İnsan mı Dediniz, Yoksa Sadece Hareket Eden Bir Kadavra mı?
Yazar: Jungish
Aman efendim, sokağa çıkıp baksanıza! Herkes bir telaş, herkes bir “verimlilik” peşinde… İnsanoğlu kendini artık sadece karnını doyurması gereken bir mide, sabahtan akşama kadar çalışan bir makine, hani o anatomideki gibi sadece liflerden ve kıkırdaktan mürekkep bir yığın sanmaya başladı. Johansson Bey’in o “Tanrı insanlık aracılığıyla yaşar” sözü, bizim bu modern asrın tozlu kaldırımlarında garip bir seda gibi yankılanıyor.
Et ve Kemikten Fazlası: İçimizdeki O İlahî Misafir!
Kuzum, bizim bu alafranga kafalar, insanı parçalara böle böle içinde ruh bırakmadılar. Psikolog efendi “bilinçaltı” diyor, biyolog “hücre” diyor, ekonomist ise “tüketici” diyor. Halbuki Mezoamerikan yerlisi ne güzel keşfetmiş: Tanrı, o asıl olan tekil enerji, senin her nefesinde, her kederinde, her sevincinde bizzat ikamet ediyor!
Yani efendim, sen sadece bir “vaka” veya bir “çalışan” değilsin; sen o muazzam tanrısal enerjinin yeryüzündeki nefesisin! Kendini sadece et ve kemik sanmak, Johansson’un dediği gibi, gerçeği yırtıp atmaktır. Eğer sen kendi içindeki o ilahî pırıltıyı görmezden gelirsen, o zaman Muñoz Camargo’nun bahsettiği o “her şeyi kutsal kılan” bağ da kopuverir.
Modernitenin Ruhsuz Laboratuvarı
Efendim, şimdi her şeyi “rasyonel” yapıyoruz diye her şeyin canını okuduk! Eskiden bir ağaca bakınca ilahî bir hikmet görülürdü; şimdi ise “kaç metreküp odun çıkar?” diye hesap yapılıyor. İnsana bakınca “içinde bir tanrı yaşıyor” diye hürmet edilirdi; şimdi ise “kaç saat mesai yapar?” diye bakılıyor. İşte bu, Johansson’un işaret ettiği o “insancıl ve rasyonel” anlayıştan fersah fersah uzaklaşmaktır. Zira gerçek rasyonellik, insanın sadece bedeninden ibaret olmadığını anlamaktır.
Hasılıkelam Efendim…
Kuzum, kendinizi o daracık kalıplara hapsetmeyin! Sizler sadece etten, kemikten ve sinirden yapılma birer kukla değilsiniz. İçinizde binbir tanrının sesi, atalarınızın ruhu ve Ometéotl’un o bölünmez nefesi var. Kendinize hürmet edin, çünkü siz yoksanız, o koca tanrılar da bu dünyada nefes alamazlar!
İç dünyanızn, bazen şaşkın, bazen fevri ama her daim o ilahî şematın bir parçası olduğunuzu unutmayın. Şimdilik benden bu kadar, selametle efendim! Kendinizi, o her zerrede yaşayan bütünlüğün içinde, şerefli bir “özne” olarak görün!
