Atinalı Timon – William Shakespeare

“Atinalı Timon” 1623 yılında “folio” boyutunda (yani matbaa kâğıdını “quarto’lardaki gibi sekiz küçük sayfa yerine, dört büyük sayfa halinde katlayarak) yayınlanmıştır. Hangi tarihte yazıldığı kesin olarak bilinmiyor. Ancak, temasıyla Kral Lear’ı anımsatan oyunun, Kral Lear’dan hemen önce, ya da hemen sonra, yani 1606 ile 1608 arası bir tarihte yazıldığı tahmin ediliyor.
Paranın yozlaştırıcı etkisini şairlerin, romancıların iktisatçılardan çok daha önce fark ettiklerini anımsatmak gerekir bu noktada. En başta da hiç kuşkusuz Shakespeare’i anmalıyız.
İktidar ve para hırsı üzerinde çok durmuş olan büyük şair, Atinalı Timon adlı oyununda ünlü tiradında Timon şöyle der:

“Ne o? Altın mı?
Sapsarı, pırıl pırıl, değerli altın mı? Hayır, tanrılar,
Açgözlü aptalın biri değilim ben. Gökler, ey duru gözyüzü!
Karayı ak; çirkini güzel; haksızı haklı; alçağı soylu;
Yaşlıyı genç; korkağı yiğit yapmaya
yeter bunun bu kadarı.Ah, tanrılar neden bu? Neden bu, ey tanrılar!
Rahiplerinize, uşaklarınıza yüz çevirtir bu sizden,
Başının altındaki yastığı çeker dipdiri bir insanın;
Bu sarı köle, dinler kurar, sonra yıkar;
İleçliyi kutsar; cüzzamlıyı taptırır; hırsızı alıp
Üne, özgüye boğar, yanyana oturtur ulu kişilerle;
Budur işte yeniden evlendiren kırk yıllık dulu;
Kapanmaz yarasıyla en umutsuz hastayı
Merhemler, kokularla bir Nisan gününe çeviren de bu.
Git, körolası maden parçası, insanlığın orta malı, sen,
Ulusları birbirine düşüren.”Ve daha ilerde:
“Sen ey sevimli kral katili ve ayıran
Piçinden babayı! Sen kirlettin parlaklığınla
Hymen’in tertemiz yatağını! Sen cesur Mars!
Sen her dem taze, sevilen, zarif zampara,
Yanağının pembeliğiyle eritirsin sen
Dia’ın kucağındaki kutsal karı!
İmkansızlıkları birbirine yaklaştırıp,
Öpüştüren onları! Her dilde konuşup,
Her anlamda laf eden, sen göze görünür tanrı!
Sen, yürek yaralayan, düşün,
Kölen insan başkaldırıyor; kullan gücünü,
Birbirine düşür onları, öyle ki hayvanlar
Yeryüzünde imparatorluk kursun!” Ne de güzel tanımlıyor paranın gerçek rolünü Atinalı Timon oyununda Shakespeare.Bir zamanlar paraya ve ihtişama, yani dolaysız yoldan güce sahip olan Atinalı Timon, elindeki bu gücü yitirdikten sonra, insanların iç yüzünü görmeye başlar. Zenginken ?dostları?nın bir dediğini iki etmeyen Timon, malını mülkünü kaybedip de yardım istemeye kalkınca hayal kırıklığına uğrar. ?Biricik dostları? adeta yabancı gibi sırtlarını dönerler ona. Aşağılık bir yaratıkmış davranırlar; çünkü o, parasıyla birlikte tüm saygınlığını da yitirmiştir. Artık bir hiçtir!Shakespeare bu oyunda insanların içyüzünü kavramayı, paranın özellikleri ve özündeki güçlerini kavramaktan ayrı tutmuyor. Tersine bu niteliklerin varlığının tam da o içyüzü diye tanımlanan gerçekliğin oluşumunda birincil önemde yer tuttuğunu savunuyor.İnsanın ne olduğu ve neye ne kadar gücünün yettiği hiç de kendi bireyselliğinden kaynaklı değil. Aksine ?insanın, kendi doğal yeteneklerinin dönüştüremediği her şeye bir araç, yani para sayesinde dönüşebildiği oranda niteliği ortaya çıkar? anlayışını öne sürüyor. Shakespeare, sadece paranın evrensel varlığının çözümlemesini yapabilen bir tiyatro yazarı değildir. O, insanlık anlayışını da toplumsal tutan ve özgürlük gibi kavramların doğru tanımlamalarının ancak sınıfsız toplumlarda mümkün kılınabileceğini savunan bir sanatçıdır. Mülkiyetin, mülk sahibi olmanın toplumsal bağlarla doğrudan ilişkisini incelemiş, insanın insanı sömürüsünü lanetlemiştir. Birçok oyununda insanın dünya ile ilişkisinin insani değil, parasal olduğunu vurgulamıştır.Shakespeare, paranın gerçek niteliğini dört dörtlük bir biçimde anlatıyor.
Para dolayısıyla bana gelen şey, benim para ödeyebileceğim (yani, paranın satın alabileceği) şey, paranın sahibi olan, ben kendimim. Paranın gücü ne kadar büyükse, benim gücüm de o kadar büyüktür. Paranın özelikleri ve özündeki güçleridir. Ne olduğum ve neye gücümün yettiği demek ki hiç de benim bireyselliğimce belirlenmemektedir. Ben çirkinim ama kendime dünyanın en güzel kadınını satın alabilirim. O halde çirkin değilim ben, çünkü çirkinliğin etkisi (itici gücü) paraca sıfıra indirilmiştir. Bireysel özelliklerim bakımından, ben kötürümüm, ama para bana kırk tane ayak sağlar. O halde kötürüm değilim. Ben kötü, namussuz, vicdansız, aptalın biriyim; ama para saygındır, öyleyse sahibi de. Para, en yüksek iyiliktir, o halde sahibi de iyidir. Para, ayrıca, beni namussuz olma derdinden kurtarır; o yüzden namuslu da sayılırım. Ben beyinsizim, ama herşeyin gerçek beyni paradır, nasıl olur da sahibi beyinsiz olabilir? Üstelik, kendine kafalı insanlar da bulabilir; kafalı insanlar üzerinde gücü olan biri kafalı insanlardan daha kafalı değil midir? Para sayesinde, insanın canı çektiği herşeyi yapabilen ben, her türlü insan yeteneğine sahip biri değil miyim? Benim param o halde benim bütün yeteneksizliklerimi kendi karşıtına dönüştürmüyor mu?Eğer para, beni insani yaşama bağlayan, toplumu bana bağlayan, doğa ve insanla benim aramdaki bağsa, değil midir ki, bütün bağların bağı paradır? Bütün bağları bağlayıp çözen o değil midir? Evrensel bölünmenin aracı para değil midir o halde? Birleştirmenin gerçek aracı (toplumun kimyasal gücü) olduğu kadar, bölünmenin de asıl aracı odur o zaman.
Paranın tüm insani ve doğal nitelikleri bozup karıştırması, olanaksızlıkları bağdaştırması (tanrısal gücü) onun, insanların yabancılaşmış, yabancılaştıran ve yabancılaşan türsel mahiyeti olarak özünde içerilmişlerdir. İnsanlığın yabancılaşmış yeteneğidir o.
İnsan olarak yapamadığım şeyi, demek ki benim tüm özsel birey yeteneklerimin yapamadıkları şeyi, para aracıyla yapabilirim. Demek ki para bu özsel güçlerden herbirini, aslında olmadığı bir şey durumuna getirir: yani onu kendi karşıtı yapar.
Eğer canım bir şeyi yemek istiyor, ya da yaya yürümük için yeterince güçlü olmadığımdan arabaya binmek istiyorsam, para bana yiyeceği de, arabayı da sağlar, yani benim isteklerimi tasarımlar olmaktan çıkarır, onları düşünülmüş, betimlenmiş, istenmiş halinden alır, duyusal, gerçek hale sokar; gerçek varlık durumuna getirir. Bu dolayımlaştırmayı gerçekleştiren para, gerçek yaratıcı güçtür.Talep, hiç kuşkusuz, parası olmayan biri için de söz konusudur, ama bu talep, benim üzerimde, bir üçüncü kişi üzerinde, başkaları üzerinde hiçbir etkisi olmayan, hiçbir varlık kazanmayan, ve öyleyse, benim için gerçekdışı ve nesnesiz olan, hayal gücüne ilişkin bir şeydir sadece. Paraya dayanan etkili talep ile benim ihtiyacıma, benim tutkuma, isteğime vs.’ye dayanan etkisiz talep arasındaki fark, varlık ile düşünme arasındaki, benim için varolan düşünce ile gerçek bir nesne halinde benim dışımda varolan düşünce arasında- ki farktır.Eğer gezecek param yoksa, gezmeye de ihtiyacım yoktur; yani, gerçek bir geçme ihtiyacım, gerçekleşebilecek bir geçme ihtiyacım da yoktur. Okuyup öğrenmeye yatkınım, ama okuyup öğrenmek için param yok, o zaman, okuyup öğrenmeye de yatkınlığım yok demektir; yani, gerçek, hakiki bir yatkınlığım yoktur. Buna karşılık, gerçekten okuyup öğrenmeye yatkınlığım yok, ama bu iş için iradem ve param varsa, o zaman bu işe gerçek bir yatkınlığım da var demektir. (İnsan olarak insandan ya da toplum olarak insan toplumundan kaynaklanmayan) dışsal, evrensel bir dolayım ve yeti olarak, hayali gerçekliğe, gerçekliği de boş bir hayale çeviren para, insanın ve doğanın kendi özündeki gerçek güçleri, salt soyut kavramlara dönüştürerek, onları kusursuz şeyler ve insana acı veren kuruntular haline getirdiği gibi, gerçek kusurlu şeyler ile kuruntuları da, yani bireyin sadece hayal gücünde varolan, kendini gerçekten gösteremeyen, özsel güçleri de gerçek özsel güçler ve yetiler haline getirir. Demek ki, bir başına bu ayırdedici özelliğe bile bakarak söylemek gerekirse, bireysellikleri kendi karşıtlarına dönüştüren ve onlara kendi nitelikleri ile çelişen nitelikler veren, bireyselliklerin genel olarak çözülüşü olan şeydir para.

O halde, para, kendi bir benliği olduğu düşünülen bireyin ve toplumsal bağların, vs, karşısına, bu bozucu güç olarak çıkar. Sadakati sadakatsizliğe, sevgiyi nefrete, nefreti sevgiye, erdemi kötülüğe, kötülüğü erdeme, köleyi efendiye, efendiyi köleye, aptallığı akla, aklı da aptallığa çevirir.

Varolan ve etkin değer kavramı olarak para, her şeyi değiştirip bozduğuna göre, her şeyin genel olarak değişip bozuluşu (dünyanın tersine dönüşü) tüm doğal ve insani niteliklerin değişik bozuluşudur.

Yiğitliği satın alabilen biri, korkak da olsa yiğittir. Para, kendi başına her hangi bir nitelikle, her hangi bir şeyle ya da insanın özüne ilişkin belli bir güçle değil, ama insanın ve doğanın bütün nesnel dünyasıyla değiştirildiğine göre, kendi sahibi açısından, bir niteliğin bir başka nitelikle ve nesneyle, aralarında çelişki bile olsa, değişilebilmesini sağlar; olanaksızlıkların bağdaşmasıdır o. Çelişkileri kucaklaştırır.

İnsanın insan olduğunu ve dünyayla ilişkisinin de insani bir ilişki olduğunu düşünelim: O zaman, sevgiyi ancak sevgiyle, güveni ancak güvenle, vs. değişebilir insan. Sanattan zevk almak istiyorsan eğer, sanat kültürüne sahip olman gerekir; öbür insanlar üzerinde etkili olmak istiyorsan eğer, onları harekete geçiren ve cesaretlendiren biri olman gerekir. İnsanla ve doğayla ilişkilerinin her biri, senin iradenin, senin gerçek bireysel yaşamının nesnesine uyan şeyin kendi bir ifadesi olmalıdır. Karşılığında bir sevgi uyandırmadan seviyorsanız, yani senin sevmen sevme olarak karşılıklı bir sevgi doğurmuyorsa; seven bir kişi olarak sen kendi bir canlı ifadenle kendini sevilen bir kişi durumuna getiremiyorsan, o zaman senin sevgin güçsüzdür, bir talihsizliktir!

Atinalı Timon parayı insanlığın bilinci yapmaya çalışan mercileri sorguluyor. Para üzerine kurulu ilişkilerin ne denli sahte olduğunu vurgulayan oyunda paranın esiri iktidar örgüsü aralanarak altındaki insanca değerler gün ışığına çıkarılmak isteniyor.
İnsan ruhunun şifresini çözmüş dahi şair/yazar Shakespeare, oyunlarıyla günümüzde de insanlığı derin noktalarından etkileyen, yakalayan saptamalar sunuyor. Saptadıklarının günümüzü de ne kadar iyi anlatabildiğini fark etmek, Shakespeare?i anlamanın ve ?iyi okuma?nın bir uzantısı. Kendi eseri paraya tapma alışkanlığının esiri olmuş günümüz insanının zavallılığının yüzyıllar öncesinden fark edilmiş olması, insanı insanlıkla ilgili umutsuzluklara sürüklüyor. Paranın insan ilişkilerinin merkezi oluşunu, dostlukların paraya endeksli oluşunu bu denli iyi tanımlayan bir dahinin eseri, Trajikomik bir üslupla, insan ilişkilerinin gidişatında en önemli belirleyici olan paranın ve toplumun kültürel sığlıklarının altı çiziliyor.

Atina?nın saygıdeğer zengini Timon?un hayatının birbiriyle zıt iki kesiti oyunun iki bölümünde tragedya ve komedya arasında bir düzlemde takip ediliyor. Parasını herkesle paylaştığı ve görgüsüzlük boyutundaki harcamalarıyla, parasıyla dostluklarını satın almaya çalıştığı da diyebileceğimiz ilk kesit. Ardından izlediğimiz; parasını, itibarını ve bunlara bağlı olarak da dostlarını kaybedip, dünyanın üzerinde kurulu olduğu gerçekliği keşfettiği ikinci kesit.

Atinalı Timon?un iç çatışma ve hesaplaşmalarını bütün derinliğiyle okuyucuya yansıtıyor.
Tüm malvarlığını kaybetmenin dostlarını tanımak için çok iyi bir fırsat olduğunu düşünebilecek kadar naif olan Timon, etrafında kimsenin kalmadığını fark ettiğinde dünyadan da bir hayli soğumuş buluyor kendini. ?Ezginin Günlüğü? nün ezgilerinden aşina olduğumuz ?Vazgeçtim bu dünyadan/ Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez? naralarıyla dünyadan kopup ormana sığınıyor. İnsandan ve insanın tüm zavallılıklarından uzakta kendi özüne dönüyor.

İktidar, erdem, sadakat, mülkiyet ve dostluk gibi kavramları ince bir dille sorgulayan; devlet, ordu ve sanat çevrelerinden taşan, manevi değerleri paranın değerlerine kurban etmiş yani ?paranın esiri dalkavuklar? olmuş kişiliklerin ters köşesini oluşturan Flavius insanlığa dair umut ışıkları saçıyor. Seyirciyi para düşkünü insanın zavallılıkları ve Timon?un isyanının yankıları olan beddualar arasında kaybolmaktan kurtarıyor. Dürüst, emeğiyle geçinen, efendisine her daim bağlı kalan Flavius oyunun tutkuların esiri olmayan belki de tek karakteri. Mülkiyetsizliğin ve deliliğin yarattığı bir özgürlüğe sahip Apemantus?un bile Timon?la uğraşmak, didişmek gibi bir tutkusu var ne de olsa.
İlk bölümde Atinalı Timon seyircinin karşısına zengin ziyafet sofraları, dostlarına dağıttığı altınlar, ipekli kıyafetler ve kadınlarla süslenmiş zevk alemleriyle dolu vurdumduymazlıklarla, vur patlasın çal oynasınlarla çıkıyor. Etrafını onun zenginliğinden nasibini alan sahte dostlar çevrelemiş. İkinci bölümde ise, sadık kahyası Flavius?un tüm uyarılarına rağmen servetinin bütün bu harcamalara dayanamayarak yitip gittiğini fark etmekte çok geç kalan Timon?u izliyoruz. Timon dostlarının bu zor günlerde yanında olacağından çok emindir. Ne yazık ki Timon Flavius?a, ?Dostları varken Timon?un servetinin biteceğini aklına bile getirme? şeklinde bağırmasının çok yersiz olduğunu görecektir.

Timon dostlarıyla hesaplaşmasının ardından insanlarla tüm bağını keser ve sadece Tanrı?ya serzenişlerini göndererek yaşayacağı ormana gider. ?Tanrım, elindekilerin tümünü insanlara vererek tüketme sakın, bir gün verecek bir şeyin kalmadığında seni bile hor görürler? diyecek kadar ileri gider. İnsanlığa akla gelebilecek en ağır bedduaları savurur. İnsanların kötülük abidesi birer yaratığa dönüşmeleri için akla gelebilecek en kötü sözleri sarf eder. İnsanlara bütün vücuduyla, bütün duygularıyla, olabilecek en içten şekilde ?iğğğrenççççsinizz? diye bağırır.

Hiç kuşku yok ki, Shakespeare?in ?Atinalı Timon?u Shakespeare trajedileri arasında seçkin bir yerde oturmakta. İçerdiği söz ustalığı ve retoriklerle etkileyici bir oyundur ?Atinalı Timon? ve hâlâ günceldir. ?Atinalı Timon?u okurken, yaşamakta olduklarımıza güleriz, yaşamın anlamı ya da anlamsızlığını düşündükçe içimizi hüzün basar, üzülürüz.

?Saygı, korku, tanrılara inanç, barış/ hakseverlik, doğruluk, dirlik, düzenlik kaygısı/ gece rahatlığı, iyi komşuluk, eğitim, görgü/ sanatlar, zanaatlar, yükselme basamakları/ gelenekler, töreler, yasalar, allak bullak olun/ tam tersiniz neyse ona dönün hepiniz?.İnsanlığın akla gelebilecek bütün değerlerinin yerle bir olmasını dileyen, insanlığa bin bir türlü beddua eden Timon?un söylediklerinin günümüzün gerçeklerine yaklaşmış olması Shakespeare?in insanlığa dair öngörü ve saptamalarının ne denli kuvvetli olduğunu gösterircesine insanı ürpertebiliyor.

Atinalı Timon da göreceğimiz eylemler? davranışlar. Hem bir insan tekinin hem de kurumları yöneten insanların eylemleri, davranışları? Hangi amaçla donanırlarsa nasıl sonuçlar elde ederler? İnsanlığın orta malı para yani mülk hangi kişiye hangi kuruma neler yaptırır? İnsanlık onun pençesinde ne hallere girer?

Shakespeare?in geç dönem oyunlarından ?Atinalı Timon?, ?trajedi? olarak sınıflandırılmasına karşın, ?parasal kazanç? ve ?iş dünyası?na ilişkin bir izlek üstüne kurulduğundan, ?komedi? alanına daha yakındır. Ancak, gereksiz düzeyde ?eli açık? olmanın ve ?dostluğa kayıtsız şartsız inanma?nın bedelini ağır biçimde ödeyen bir başkişinin ?telef oluşu?nu dile getirdiği için de ?komedi?den alabildiğine uzaktır. Timon, biraz ?Venedik Taciri? komedisinin ünlü ?tefecisi? Shylock?un tam tersi, biraz ?trajik? yazgısını kendi elleriyle yazan Lear, biraz da ?Beğendiğiniz Gibi? komedisinde, insanların kirli dünyasından Arden Ormanı?na kaçıp ?doğanın iyileştiriciliği?ne sığınan Jacques?tır. Ne yeterince trajik ne de yeterince komiktir…

Kitaptan Alıntı:
TIMON ? Sevgili dostlarım, oturmaz mısınız? (…) Herkes sevgilisini öpmeye koşar gibi geçsin yerine. Hepiniz tıpatıp aynı şeyi yiyeceksiniz. Resmi bir ziyafetteymiş gibi yer seçmekle oyalanıp yemeği soğutmayın. Oturun, oturun! Ama tanrılara şükran borcumuzu ödeyelim önce.
Ey yüce koruyucularımız; bu topluluğumuzdaki yüreklere şükran duyguları serpin. Çünkü sizler, bizlere verdiklerinizle yücelttiniz kendinizi, ama varınızı yoğunuzu da vermeyin, yoksa tanrılığınız hor görülür. Herkese yetecek kadar verin ki, kimse kimseye muhtaç olmasın. Çünkü siz tanrılar, insanlardan borç istemek zorunda kalsanız gözlerinden düşersiniz. Yiyecekleri yemeği yedirenden daha çok sevdirin insanları. Yirmi kişilik bir toplantıda bir o kadar da alçak bulunsun her zaman. Bir sofraya oturan on iki kadının bir düzinesi o bildiğiniz soydan olsun! Ey tanrılar, ne kadar lanetiniz daha kaldıysa yağdırın Atina’nın senatörleri ve aşağılık çirkef sürüleri üstüne! İçlerindeki çamura boğun onları! Buradaki dostlarıma gelince, hiçe saydığım için hepsini, hiçlik dilerim hepsine sizden, buyursun hiç yesinler!

Açın tabaklarınızı, köpekler, açın da yalayın!
(…)
Dilerim görüp göreceğiniz en iyi ziyafet olsun bu!
Sizi gidi ağız dostları sizi!
Duman ve ılık su; tam sizin şanınıza layık işte.
Timon’un son yemeği budur size.
Yıkayıp temizliyor işte kendini Timon
Üstüne pul pul yapışan dalkavukluğunuzdan;
Savuruyor işte böyle suratınıza
Vıcık vıcık alçaklığınızı.
Herkesin lanetleriyle yaşayın, uzun uzun hem de;
Sizi sırıtkan, yapışkan, iğrenç sömürgenler sizi!
Para budalaları, sofra sülükleri, iyi gün sinekleri!
Süklüm püklüm uşaklar, uçarı dumanlar, kalleş kuklalar!
Bütün insan ve hayvan hastalıklarına tutulasıcalar!
Ne o? Kaçıyor musun? Dur biraz; ilacını iç de öyle git!
Sen de! Sen de! Dur, para vereceğim, borç istemeyeceğim.
Ne o? Kaçış mı hep birden? Bundan sonra
Alçakları çağırmadan kurulmasın hiçbir sofra.
Yansın konağım! Atina yerin dibine batsın!
Bundan böyle Timon’un yüreğinde yeri olmasın
İnsanların, hiçbir insanın!

William Shakespeare Yaşam Öyküsü
(Vikipedi, özgür ansiklopedi)
William Shakespeare (ya da Şekspir) (d. 26 Nisan 1564 ? ö. 23 Nisan 1616), İngiliz şair ve tiyatro oyun yazarıdır.
26 Nisan 1564?te Stratford-Upon-Avon?da doğan Şekspir?in yaşamı hakkında bildiklerimiz kilise, mahkeme ve tapu kayıtları gibi resmi belgelerle çağdaşlarının onun kişiliği ve eserleri hakkında yazdıklarına dayanır. Hali vakti yerinde bir esnaf olan, aynı zamanda yerel yönetimde sulh hakimliği ve belediye başkanlığı gibi önemli görevler üstlenen John Shakespeare?in üçüncü çocuğu ve en büyük oğludur. Babasının maddi durumu daha sonraki yıllarda bozulsa da Shakespeare?in diğer eşraf çocukları gibi ilkokuldan sonra eğitim dili Latince olan King?s New School adlı ortaöğretim okuluna devam ettiğine ve burada Roma edebiyatının klasikleriyle tanıştığına kesin gözle bakabiliriz. Üniversiteye gitmeyen Shakespeare?in Latincesinin düzeyini tam olarak bilemediğimizden kaynak olarak kullandığı bazı eserleri asıllarından mı, yoksa çevirilerinden mi okuduğu hakkında bir şey söyleyemiyoruz.
1582?de on sekiz yaşındayken kendisinden sekiz yaş büyük Anne Hattaway ile evlenen Şekspir?in bu evlilikten beş çocuğu olmuş bu 5 cocuktan ıkızlerde var arada kızın adı judıth erkek hammlet. ancak oğlu Hammlet?i 1596?da kaybetmiştir. 1585 yılı ile 1590?ların başı arasındaki yaşamı hakkında elimizde güvenilir bilgi yok. Ancak Shakespeare?in bu yıllar içinde Londra?ya gelip aktör ve oyun yazarı olarak tiyatroculuk mesleğine başladığını ve kısa zamanda ün kazandığını biliyoruz. Londra?da yaşadığı yıllarda Stratford ve ailesiyle ilişkisini düzenli olarak sürdüren Shakespeare?in profesyonel yaşamı çok yoğun geçmiş. Soneleri (?Sonnets?), konularını klasik mitolojiden alan iki uzun öyküsel şiiri (?Venus and Adonis? ve ?The Rape of Lucrece?) ve oyunlarıyla tanınan Shakespeare yazarlık ve aktörlüğün yanı sıra çalıştığı tiyatro kumpanyasının altı ortağından biriydi. Eline geçen paranın önemli bir kısmıyla emlak satın almış ve bu yatırımlar sayesinde 1610?da Stratford?a oldukça varlıklı bir kişi olarak dönmüştür.
İşleriyle ilgili olarak ara sıra Londra?ya gitse de yaşamının son dönemini Stratford?da geçiren Shakespeare 23 Nisan 1616?da ölmüştür.
William Shakespeare’in yaşamı Önder Paker tarafından ‘Şu Bizim Will’ adıyla oyunlaştırıldı. 2007 Mayısında Beykent Üniversitesi Oyunculuk Bölümü öğrencilerinin oynadığı Şu Bizim Will, Shakespeare’in yaşamına ilginç bir bakış açısıyla yaklaşmaktadır. 1590’larda tiyatrosunu yaşatmak için uğraşan, borç batağında kıvranan, büyük veba salgınıyla her şeyini kaybeden ünlü İngiliz yazar Shakespeare’in, Kraliçe I.Elisabeth’in sarayına davet edilmesiyle yaşamının gidişatı değişir.Sarayda oyunlarını oynama imkanı bulan Shakespeare, neden İngiliz kültürünün simgesi olarak kabul edilmeye başlanır? Klasik oyunlar ile yazarların yaşamlarını oyunlaştırmada usta bir yazar ve yönetmen olarak kabul edilen Önder Paker tarafından yazılan ve sahnelenen Şu Bizim Will (William Shakespeare’in Yaşamı)adlı oyun, şairin oyunlarına da ilginç bir dramaturjiyle yaklaşmaktadır.
Eserleri

Komedi
Bir Yaz Gecesi Rüyası (oyun)
Bir büyü ve yanlışlıklar komedisidir.Atina yakınlarındaki bir koruda yollarını şaşıran dört sevgili, Periler Kralı Oberon ile kavgacı hizmetkârı Puck’ın büyüsüne kapılırlar. Kentten bir grup işçi de, gözden uzak bir yerde oyunlarını prova etmek için koruya gelir. Onlar da perilere katılırlar ve ortaya bir sürü karışıklık ve komik durum çıkar. Sonunda her şey düzelirse de, en komik sahne işçilerin Dük Theseus’un düğün şöleninde oyunlarını oynadıkları sahnedir.
Onikinci Gece
Yine bir yanlışlıklar komedisidir. Kadın kahraman Viola ve onun kız kardeşinin gemisi yabancı bir ülkenin açıklarında batar. Erkek kılığına giren ve “Cesario” adını alan Viola, ülkenin yöneticisi Dük Orsinonun hizmetine girer.Bu arada kaybolan erkek kardeşte yardım sever denizciyle kardeşini aramaktadır. Erkek kılığındayken Dük’e aşık olur. Orsino’nun aşık olduğu zengin Kontes Olivia da “Cesario”ya tutulunca durum karışır. Gene en komik sahneler, neşeli Sir Tobby Belch ve arkadaşlarının Olivia’nın kendini beğenmiş ve süslü uşağı Malvolio’yu kandırmak için oyun oynadıkları sahne ve herkesin erkek sandığı Viola?nın aslında kadın olduğu ve bir de erkek ikiz kardeşinin öldüğünün anlaşıldığı sahnelerde yaşanır.
Venedik Taciri
Venedik Taciri bir komedi olmakla birlikte ciddi bölümler de içerir. Oyundaki kötü adam Yahudi tefeci Shylock’tur. Borç aldığı parayı ödeyemeyen tüccar Antonio’dan, kendi vücudundan kesilecek yarım kilogram et ister. Shylock’un açgözlülükle bıçağını bilediği gerilimli bir duruşmadan sonra Antonio kendisini savunan genç bir avukatın zekâsı sayesinde kurtulur.
Trajedileri

Romeo ve Juliet

Shakespeare’in tüm oyunları arasında en çok sahnelenenlerden biridir. İtalya’nın Verona kentinde yaşayan birbirlerine düşman ailelerin çocukları olan Romeo ile Juliet’in, aileleri arasındaki nefret yüzünden son bulan aşkları anlatılır.
Hamlet
Hamlet’te, babası öldükten sonra annesiyle evlenen amcasının aslında babasının katili olduğunu öğrenen Danimarka Prensi Hamlet derin bir acıya kapılarak öç almaya karar verirse de, bunu bir türlü gerçekleştiremez. Oyun, yalnızca amcası Claudius’un değil, kraliçe ve Hamlet’in de öldükleri bir sahneyle biter.
Kral Lear
Shakespeare trajedilerinin en korkuncu, ama belki de en önemlisidir. Gururlu ve bencil olan yaşlı Kral Lear, sadık ve sevgili kızı Cordelia’nın kendisini ne kadar sevdiğini ablaları gibi abartmalı bir dille açıklamaması üzerine, öfkeye kapılarak onu sürgüne gönderir ve tüm servetini öbür kızları Goneril ve Regan arasında paylaştırır. Oysa iltifat dolu sözlerine karşın bu iki kardeş zalim ve haindir. Çok geçmeden Lear onların gerçek yüzlerini görür. Fırtınalı bir gecede sokağa atılan Lear, Cordelia’ya yaptığı haksızlığın acısıyla çıldırmaya başlar. Sonunda onu kurtarmak için geri dönen Cordelia da düşmanları tarafından öldürülür. Üzüntüden perişan olan kral kızının ölüsüne sarılarak son nefesini verir.
Antonius ve Kleopatra
Tutkulu bir aşkı ve tarihsel olayları veren bu tragedyanın tarihi mi aşkı mı birinci plana aldığı hep tartışılır. Mısır’la özdeşleşen Kleopatra’nın Antonius tutkusu, Roma imparatorluğu içindeki karışıklıklar, Antonius’un Kleopatra’dan hem uzaklaşmak istemesi (belki de bunun için Sezar’ın kız kardeşiyle evlenmesi) hem de her seferinde ona koşması, iki yetişkin insanın birbirlerini vazgeçilmez kılıp aşkı acılarıyla, saplantılarıyla yaşamaları. Antonius ve Kleopatra aşkın başyapıtlarındandır.
Othello
Othello Venedik’te yaşayan Mağripli zeki bir askerdir. Mağripli, Desdemona adında, olağanüstü bir güzelliğe sahip olan bir kadınla evlenir. Oyun, Othello’nun Kıbrıs’a, Osmanlı ile yapılacak olan savaşta görev almaya gitmesiyle şekillenmeye başlar. Othello’nun, emir eri olan Iago adındaki hırslı ve mevki düşkünü asker tarafından kandırılmasıyla karısı Desdemona’yı boğarak öldürmesi ve ardından Iago’nun tüm sinsi planlarının ortaya çıkmasıyla sonuçlanır.
Titus Andronicus
Romalı komutan Titus ve ona düşman olan kraliçe arasında geçen trajediyi anlatır. Kraliçenin yaptığı kötülüklere karşı Titus’un sabrı ve intikam aşkı etkileyicidir.
Tarihsel Oyunlar
Shakespeare konuların İngiliz tarihindeki olaylardan alan birkaç oyun da yazdı. Bunlardan ilki, rakiplerine ve düşmanlarına acımasız davranan kötü ruhlu ve kambur Kral III. Richard’ı anlatan III. Richard`dır. Kurbanları arasında Londra Kulesi’nde öldürülen iki genç prens de vardır. Yaşamını yitirdiği Bosworth Field çarpışmasından bir gece önce prenslerin ve öteki kurbanlarının hayaletleri uykusunda Richard’a görünür.
Tarihsel oyunlarından bazıları bir dizi oluşturur: II. Richard’ın Trajedisi, Henry IV?ün iki bölümü ile Henry V. The Tragedy of Richard I’ı da güçsüz kral tahtından vazgeçerek tacını IV. Henry adını alan Henry Bolingbroke’a bırakır. Öbür iki oyunda, yeni kralın yönetimi sırasında sorunlar ve ayaklanmalar baş gösterir; bu sırada kralın öz oğlu Prens Hal avare ve savurgan bir yaşam sürer. Ama babasının ölümüyle tahta geçerek V. Henry adını alan Prens Halin döneminde düzen yeniden kurulur. V. Henry’nin orduları Fransa’da büyük zafer kazanır. Henry’nin Fransız prensesiyle evlenmesi her iki ülkeye de barış getirir.
Shakespeare’in, konularını Eski Yunan ve Roma tarihinden alan oyunlarından en ünlüsü ise Julius Caesar`dır. Bu oyunda dürüst ve erdemli bir kişiliği olan Brutus, Jül Sezar’ın kendisini Roma imparatoru ilan etmesini önlemek amacıyla, arkadaşlarıyla birlik olup çok sevdiği Jül Sezar’ı özgürlük adına öldürür. Ama bunun cumhuriyetin yok olmasını önleyememesi üzerine de kendi canına kıyar.
“Mutlu Son”la Biten Oyunlar
Shakespeare yaşamının sonlarına doğru kötülük ve acıyı içerdikleri için tam olarak birer komedi sayılmayan, ama ölümle değil de bağışlama ve mutlu sonla bittikleri için trajedi de sayılmayan birkaç oyun yazdı. Bu oyunlardan biri olan Kış Masalı’nda, Leontes adlı bir kral hiçbir neden yokken karısı Hermione’yi kıskanır, karısıyla tüm ilişkisini keser ve bebek yaşındaki Perdita adlı kızının yabani hayvanlara yem olsun diye ıssız bir yere bırakılmasını emreder. Perditayı bir çoban kurtarır ve büyütür. Sonunda kız, babasına geri döner. Kralın uzun yıllar boyunca pişmanlıkla andığı ve öldü diye yas tuttuğu Hermione de geri döner, böylece sonunda geçmişin hataları bağışlanır.
Fırtına’da ise olay, düklüğü elinden alınan Prospero’nun yönetimindeki bir adada geçer. Büyü gücüne sahip Prospero, hava perisi Ariel’i ve yarı insan yarı canavar Caliban’ı yönetmektedir. Yıllar önce hileyle düklüğü ele geçiren Prospero’nun kardeşi Antonio, adanın yakınında bir deniz kazası geçirir. Prospero büyü gücüyle kendisine haksızlık edenleri cezalandırır. Ama daha sonra onları bağışlar ve kızı Miranda’nın Antonio’nun oğlu Prens Ferdinand ile evlenmesine izin verir. Oyun Prospero’nun büyülü değneğini kırması, büyü kitabını denize atması ve tüm grubun düşmanlıkları geride bırakıp büyüyle onarılmış gemiyle İtalya’ya yelken açmasıyla sona erer.
Eserlerinin bir çoğu Türkçe?ye çevrilerek, ülkemizde de sergilenmiş, bazıları da sinema filmi olarak çekilmiştir.
Şiirlerinden Örnekler
66.Sone(Sonnet 66)
Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
Değil mi ki çiğnenmiş inancların en seçkini,
Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
O kız oğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
Ezilmiş, hor görülmüş el emeği, göz nuru,
Ödlekler geçmiş başa, derken bozulmuş mertlik,
Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen?e,
Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
Seni yalnız koymak var, o koyuyor adama.
Çeviren:Can Yücel
2.Sone(Sonnet 2)
Çökünce artık kaşlarına bir kırk yılı kışın,
Derin derin çukurlar açar o güzel çehre:
Sonra gençken giydiklerine değişir bakışın,
Günahın, sendeler tutunur soysuz bir değere.
O zaman sorarlar: ?Nerde o güzelliğin dupduru,
El üstünde tutuğun günler nerede ışıldar??
De ki:?Kendi içine çöktü gözümün çukuru
Lüzumsuzca bir övgüdür, duyduğum bütün ar;
Güzel olabildiğincedir yapılan iltifat.?
Cevaplarsın:’Çocuğumdur adillerin adili,
Bahanemi kabul görüp eder bana hep dikkat. ‘
Güzelliğini benden almasıdır buna delili!
Yineler o her eskidiğinde dört yanını,
Soğuğu duyunca görürsün o ılık kanını.
Çeviren:Cem Burak Örden
Oyunlarından Alıntılar
Julius Caesar
Flavius: Evinize gidin buradan, sizi gidi avareler, hadi gidin. Bugün tatil mi ki? Bilmiyor musunuz, bir iş gününde üzerinizde meslek armanız olmadan, öyle aylak gezemeyeceğinizi.
Söyle bakalım, ne iş yaparsın sen?
Birinci Kentli: Bir marangozum bayım, ne oldu ki?
Marullus: Hani nerde cetvelin, meşin önlüğün yok mu senin?
Bu üst baş ne böyle? Peki, siz bayım, zat-ı şahanelerinizin işi nedir?
İkinci Kentli: Aslında benimki çok asil iştir, bir tür yamacı diyelim buna.
Marullus: Mesleğin nedir be adam! Lafı gevelemeden söyle.
İkinci Kentli: Bir meslek ki bu, içim ferahlar bunu yapabildiğimde, asılında tüm yaptığım kusurlara bir pençe darbesi vurmaktır.
Marullus: Behey münasebetsiz üçkâğıtçı, senin işin nedir işin?
İkinci Kentli: İstirham ederim beyefendi, durun yoksa çatlayacaksınız,
Gerçi çatlasınız da sizi dikebilirim ama…
Marcellius: Ne dedin sen, ne demek bu? Neyimi dikecekmişsin bakalım küstah adam?
İkinci Kentli: Ne olmuş, ayakkabınızı dikerim!
Marullus: Demek mesleğin ayakkabı tamirciliği ha?
İkinci Kentli: Aslında Beyefendiciğim, ben bütün ömrümü bir çuvaldızla geçiririm:
Esnafın meselelerine karışmam, kadın konusunda da öyleyimdir, tek işim çuvaldızdır. Eskimiş ayakkabıları diken bir cerrahım, büyük bir tehlikeyle karşılaştıklarında kurtarırım onları. Gözümün tuttuğu ve yürüyebilen, üstünde deri eşya taşıyanlar benim velinimetimdir.
İkinci Kentli: İyi de niçin bugün dükkânında değilsin? Ne demeye bu adamlara örnek oluyorsun caddelerde?
İkinci Kentli: Beyefendiciğim, hakikatte, onların pabuçların eskitip de kendime biraz daha ekmek parası çıkartmaktır amacım. Ama efendim, işin aslı Sezar?ı görüp tatil yapmak ve bu zaferden neşelenmektir bugünün amacı.
Marullus: Neden sevineceksiniz ki?
Bir fetih mi kazandırdı yurduna bugün?
Kimi vergiye bağlamış ta bir esiri zincire vurup getiriyor savaş arabasıyla?
Sizi gidi taş kalpliden, kalın kafalıdan da beter rezil ahmaklar!
Behey Roma?nın katı yürekli, gaddar insanları,
Ne oldu yoksa unuttunuz mu Pompeius?u? Yüzlerce defa
Nasıl da tırmanırdınız surlara, burç duvarlarına,
Kulelerin, pencerelerin, bacaların diplerine yanaşır,
Kucağınıza çoluk çocuğu alıp bir yere tüner,
cümbür cemaat bütün gün sabırla bekler,
Yüce Pompeius?un Roma sokaklarından geçişini görürdünüz.
Savaş arabasını görür görmez meydanlara dökülürdünüz,
Siz değil miydiniz tüm dünyayı inleten,
Tiber nehrini ta diplerine dek zangır zangır titretip de,
Kulaklarda müthiş bir yankı bırakan sesin sahibi?
Şimdi en güzel kıyafetlerinizi giydiniz demek,
Şimdi seçkin bir düğün bayram yapıyorsunuz demek,
Ve işte çiçekler de saçıyorsunuz yolları üstüne demek,
Pompeius?un kanı üzerinde zafer yürüyüşü yapan adamın?
Defolun buradan!
Evlerinize koşup da, diz çökün tanrılarınız önünde,
Musibetlere uğramamak için dua edin onlara,
Bu nankörlüğünüze ihsan etmeleri gerek siz yanmadan.
Flavius: Var git, güzel hemşerim, bu ayıbı örtmek için,
tüm fakir fukarayı bir araya getirip, hepbirlik olun da
Onları Tiber kıyılarına götürün, ağlayıp sızlanın da,
Irmağın yatağına, en derin yerine dek sel gibi aksın gözyaşları,
Kıyılar gökleri öpecek kadar yükseklere çıksın.
Nasıl da lapa oluyor bak hamurlarındaki soysuzluk,
Günahkârlıklarından dilleri tutulup da buradan toz olmuşlar
Sen şuradan Kaptitol?un aşağısına iniver,
Ben de arkadan gelirim. Heykel meykel… İşte
Ne bulursan dağıt üstlerini başlarını.
Marcellius: Nasıl yapabiliriz bunu? Bildiğin gibi Luperkus bayramı da kutlanıyor.
Flavius: Mesele değil; Sezar?dan hiç yadigâr kalmasın o heykellerde.
Ben derhal sokaklardaki zorbaları kovacağım.
Sen de böylece hepsinin yaptığı cahillikleri göreceksin.
Sezar?ın gittikçe tüylenen kanatlarını yolalım,
ansızın kanatlanıp enginlere süzülmeden.
Olur da insanüstü bir gücü eline geçirirse,
Bir köle korkaklığında yaşatır, alıkoyar bizi tez elden.
Çeviren:Cem Burak Örden

Kitabın Künyesi
Atinalı Timon
William Shakespeare
Remzi Kitabevi / Çeviri Oyunlar Dizisi
Çeviren: Bülent Bozkurt
Baskı Tarihi: 2006
163 sayfa


Türkçe’de Shakespeare
The Two Gentlemen Of Verona
? Verona?nın İki Asilzadeleri. Çev. Mihran M. Boyacıyan. İstanbul: Civelekyan Matbaası, 1302.
? Veronalı İki Centilmen. Çev. Avni Givda. Ankara: Maarif Matbaası, 1944.
The Taming Of The Shrew
? Yola getirilen hırçın kız. Çev. Mehmet Şükrü. İstanbul, Matbaacılık ve Neşriyat Türk Anonim Şirketi, 1934
? Hırçın Kız. Çev. Nureddin Sevin. Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, 1946.
? Huysuz Kız.Çev. Bülent Bozkurt. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1997.
The First Part Of Henry The Sixth The Second Part Of Henry The Sixth (The First Part Of The Contention Of The Two Famous Houses Of York And Lancaster) The Third Part Of Henry The Sixth (The True Tragedy Of Richard Duke Of York And The Good King Henry The Sixth)
? VI. Henry: I., II. ve III. Bölüm. Çev. Hamit Çalışkan. Ankara: İmge Yayınları, 1994.
The Tragedy Of Titus Andronicus
? Titus Andronicus. Çev. Ali Neyzi. İstanbul: Mitos-Boyut Yayınları, 1995.
The Tragedy Of Richard III
? Richard III Faciası. Çev. Seniha Sami. Ahmet Halit Kitabevi, 1946.
? Kral III. Richard Faciası.Çev. Berna Moran. İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, 1947.
? Kral III. Richard Tragedyası.Çev. Berna Moran. İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, 1965.
? III. Richard. Çev. Berna Moran. İstanbul: Adam Yayınları, 1992.
? III. Richard. Çev. Bülent Bozkurt. İstanbul: Remzi Kitabevi, 2004.
The Comedy Of Errors
? Sehiv komedyası.Çev. Mihran M. Boyacıyan. İstanbul: Civelekyan Matbaası, 1302.
? Sehv-i mudhik. Çev. Hasan Sırrı. Kostantiniyye, 1304.
? Yanlışlıklar komediası.Çev. Avni Givda. Ankara: Maarif Vekâleti, 1943.
? Yanlışlıklar Komedyası.Çev. Bülent Bozkurt. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1993.
? Yanlışlıklar Komedyası. Çev. Avni Givda. İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, 1999.
? Yanlışlıklar Güldürüsü. Çev. Avni Givda. Yay. Haz. Ve Sadeleştiren: Egemen Berköz.İstanbul: Cumhuriyet Yayınları, 2000.
Love?s Labour?s Lost
? Aşkın Çabası Boşuna. Çev. Ali H. Neyzi. İstanbul: Mitos-Boyut Yayınları, 2002.
A Midsummer Night?s Dream
? Yaz ortasında bir gecelik rüya. Çev. Nureddin Sevin. İstanbul: Hilmi Kitabevi,1936.
? Bir yaz dönümü gecesi rüyası. Çev. Nureddin Sevin. Ankara: Maarif Matbaası,1944
? Bahar Noktası. Çev. Can Yücel. 1981. İstanbul: Papirüs Yayınları, 1996.
? Bir Yaz Gecesi Rüyası. Çev. Bülent Bozkurt. 1987. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1999.
The Tragedy Of Romeo And Juliet
? Romeo ve Juliyet. Çev. Mihran M. Boyacıyan. İstanbul: Civelekyan Matbaası, 1302.
? Romeo-Juliet. Çev. Abdullah Cevdet. Şehbal 7-24 (1 Temmuz 1325-1 Ağustos 1326.
? Romeo-Jülyet. Çev. Mehmet Şükrü Erden. İstanbul: Arkadaş Matbaası, 1938.
? Romeo ve Juliet. Çev. Kâmuran Günseli. İstanbul: Çığır Kitabevi, 1938.
? Romeo ve Juliet. Çev. İlhan Siyami Tanar. İstanbul: Suhulet Kitabevi, 1938.
? Romeo-Juliet.Çev. Ertuğrul İlgin. İstanbul: İnkilab Kitabevi, 1939.
? Romeo ve Juliet. Çev. A. B. Şenkal. İstanbul: Sertel Yayınevi, 1939.
? Romeo ve Juliet. Çev. Yusuf Mardin. İstanbul: Milli Eğitim Basımevi, 1945.
? Romeo Juliet.Çev. Adli Moran. İstanbul: Ak Kitabevi, 1959.
? Romeo ve Juliet. Çev. A. Turan Oflazoğlu. Ankara: Bilgi Yayınevi, 1968.
? Romeo ve Juliet. Çev. Özdemir Nutku. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1984.
The Tragedy Of King Richard II
? II. Richard. Çev. Hamit Çalışkan. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 1992
The Life And Death Of King John
? Kral John. Çev. Ali H. Neyzi. Mitos-Boyut Yayınları: İstanbul, 2003.
The Merchant Of Venice, Or Otherwise Called The Jew Of Venice
? Venedik taciri. Çev. H. Y.(?Muharrir: İngiliz meşahir erbab kaleminden Şekispir. Mütercimi H. Y.?). İstanbul: Matbaa Abuziyâ ? Der Galata, 1301.
? Venedik taciri. Çev. Halide Edip Adıvar Temaşa 8-11, 13 Eylül 1334/1918.
? Venedik taciri. Çev. Mehmet Şükrü. İstanbul, 1930.
? Venedik taciri. Çev. Nureddin Sevin. Ankara,1938. (İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları,1992.)
? Hamlet ve Venedikli Tüccar. Çev. Şehbal Erdeniz ve Orhan Veli Kanık. İstanbul: Doğan Kardeş Yayınları, 1949.
? Venedik Taciri. Çev. Adnan Yaltı. İstanbul: Zuhal Yayınevi, 1968.
? Venedik Taciri. Çev. Bülent Bozkurt. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1992.
? Toplu Oyunları 1:Kısasa Kısas, Onikinci Gece, Venedik Taciri. Çev. Zeynep Avcı. İstanbul:Mitos-Boyut Yayınları, 1996.
The History Of Henry IV, Parts I And II
? IV. Henry: I ve II. Bölüm. Çev. Bülent Bozkurt. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1992.
The Merry Wives Of Windsor? Windsor?un şen kadınları. Çev. Haldun Derin. İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, 1945.
? Windsor?un Şen Kadınları. Çev. Bülent Bozkurt. İstanbul: Remzi Kitabevi, 2000
Much Ado About Nothing
? Kuru Gürültü. Çev. Hâmit Dereli. 1944. Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları,1967.
? Yok Yere Yaygara. Çev. Bülent Bozkurt. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1998.
? Kuru Gürültü. Çev. Sevgi Sanlı. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2002.
The Life Of Henry V
? V. Henry. Çev. Ali H. Neyzi. Mitos-Boyut Yayınları: İstanbul, 2002.
The Tragedy Of Julius Caesar
? Julsezar. (Kapakta ayrıca Latin harfleriyle JULIUS CÉSAR.) Çev. Abdullah Cevdet. Mısır: Matbaa-i ictihad, 1908.
? Jules César (Jül Sezar). Çev. Mehmet Şükrü. İstanbul: Cumhuriyet Matbaası, 1930.
? Jül Sezar. Çev. Mehmet Şükrü. İstanbul: Darülbedayi yayını, 1930.
? Julius Caesar. Çev. Nureddin Sevin. 1942. Ankara, Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları,1992.
? Julius Caesar. Çev. Sabahattin Eyüboğlu. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1966.
? Julius Caesar. Çev. Bülent Bozkurt. İstanbul: Remzi Kitabevi, 2002.
As You Like It
? Beğendiğiniz Gibi. Çev. Orhan Burian. Ankara: Maarif Vekâleti, 1943.
? Nasıl hoşunuza giderse. Çev. Halide Edip Adıvar ve Vahit Turhan. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları, 1943.
? Size Nasıl Geliyorsa. Çev. Bülent Bozkurt. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1996.
The Tragedy Of Hamlet, Prince Of Denmark
? Hamlet. Çev. Abdullah Cevdet. Mısır: Matbaa-i ictihad, 1908.
? Hamlet: Danimarka Prensi. Çev. Kâmuran Şerif. İstanbul: Devlet Matbaası, 1927.
? Hamlet: Danimarka Prensi. Çev. Halide Edip Adıvar ve Vahit Turhan. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları, 1941.
? Hamlet. Çev. Orhan Burian. 1944. Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, 1966.
? Hamlet ve Venedikli Tüccar. Çev. Şehbal Erdeniz ve Orhan Veli Kanık. İstanbul:Doğan Kardeş Yayınları, 1949.
? Hamlet. Çev. Sabahattin Eyüboğlu. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1965.
? Hamlet. Çev. Bülent Bozkurt. 1982. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1999.
? Hamlet. Çev. Can Yücel. 1992. İstanbul: Papirüs Yayınları, 1996.
? Hamlet. Çev. Orhan Burian. Yay. Haz. ve Sadeleştiren Müjdat Gezen. İstanbul: MSM Yayınları, 2000.
Twelfth Night, Or What You Will
? On ikinci gece. Çev. Mehmet Şükrü. İstanbul: Matbaacılık ve Neşriyat Türk Anonim Şirketi, 1937.
? Onikinci Gece. Çev. Avni Givda. Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, 1946.
? Onikinci Gece. Çev. Özdemir Nutku. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1988.
Troilus and Cressida
? Troilos ile Kressida. Çev. Sabahattin Eyüboğlu ve M. Irgat. İstanbul: Maarif Vekâleti, 1956.
? Troilos ile Kressida. Çev. Sabahattin Eyüboğlu ve Mina Urgan. İstanbul: Adam Yayınları, 1993.
The Sonnets
? William Shakespeare: Soneler. Çev. Talat S. Halman. İstanbul: Yeditepe Yayınları, 1964.
? Soneler. Çev. Bülent ve Saadet Bozkurt. 1979. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1994.
? Shakespeare: Tüm Soneler. Çev. Talat S. Halman. İstanbul: Cem Yayınevi, 1989.
? Soneler. Çev. Talat S. Halman. İstanbul: K Kitaplığı 29, 2003.(Kitaba ek olarak, Talat S. Halman ve Defne Halman?ın sesinden bir seçme soneler CD?si veriliyor.)
Various Poems
? A Lover?s Complaint
? The Passionate Pilgrim
? The Phoenix and the Turtle
? The Rape of Lucrece
? Venus and Adonis
Bu şiirlerin kısmî çevirileri olmakla birlikte, henüz hiçbirinin tam çevirisi yayımlanmamıştır.
Measure For Measure
? Toplu Oyunları 1. Kısasa Kısas, Onikinci gece, Venedik Taciri. Çev. Zeynep Avcı. İstanbul: Mitos-Boyut Yayınları, 1996.
The Tragedy Of Othello, The Moor Of Venice
? Othello. [Jean François Ducis?in Fransızca çevirisinden] Çev. Hasan Bedreddin, Mehmet Rifat. Temaşa c.2, cüz 3. İstanbul, 1293.
? Otello. Çev. Mihran Boyacıyan. İstanbul: Mansume-i Efkar, 1328.
? Othello. [Fransızcadan] Çev. Refet Ülgen. Ankara: Maarif Vekâleti, 1931.
? Othello:Venedikli bir magribînin faciası. Çev. Orhan Burian. İstanbul: Yücel Yayınevi, 1940.
? Othello. Çev. Ülkü Tamer. İstanbul, 1964
? Othello: Venedikli bir magriplinin faciası. Çev. Orhan Burian. İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, 1966.
? Othello. Çev. A. Vahit Turhan ve A. Turan Oflazoğlu. İstanbul, 1965.
? Othello. Çev. Özdemir Nutku. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1985.
? Othello. Çev. Orhan Burian. Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, 1999.
All?s Well That Ends Well
? Yeter ki Sonu İyi Bitsin. Çev. Özdemir Nutku. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1988.
The Life Of Timon Of Athens
? Atinalı Timon. Çev. Orhan Burian. 1944. Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, 1965.
? Atinalı Timon. Çev. Sabahattin Eyüboğlu. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1965.
The Tragedy Of King Lear
? Kıral Lir. Çev. Abdullah Cevdet. İstanbul: Resimli Kitab matbaası, 1912.
? Kral Lir. Çev. Seniha Bedri Göknil. 1937.
? Kral Lear. Çev. İrfan Şahinbaş. Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı, 1959.
? Kral Lear. Çev. Seniha Bedri Göknil. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1967.
? Kral Lear. Çev. Özdemir Nutku. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1986.
The Tragedy Of Macbeth
? Macbeth. Çev. Abdullah Cevdet. Mısır: Matbaa-i ictihad, 1909.
? Makbet. Çev. Mehmet Şükrü. İstanbul, 1931.
? Macbeth. Çev. Orhan Burian. 1946. İstanbul: Cumhuriyet Yayınları, 1999.
? Macbeth. Çev. Sabahattin Eyüboğlu. 1962. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1967.
? Macbeth. Çev. Nazım Engin. İstanbul: Şehir Operası Yayınları, 1964.
? Macbeth. Çev. Bülent Bozkurt. İstanbul: Remzi Kitabevi, 2000.
The Tragedy Of Antony And Cleopatra
? Antuvan ve Kleopatra. Çev. Abdullah Cevdet. İstanbul: Matbaa-i Necmi , 1921.
? Antonius ile Kleopatra. Çev. Saffet Korkut. 1944. İstanbul: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, 1997.
? Antonius ile Kleopatra. Çev. Seniha Sami. İstanbul: Hilmi Kitabevi, 1946.
? Antonius ve Kleopatra. Çev. Halide Edip Adıvar ve Mina Urgan. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları, 1949.
? Antonius ve Kleopatra. Çev. Sabahattin Eyüboğlu. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1967.
? Antonius ve Kleopatra. Çev. Bülent Bozkurt. İstanbul: Remzi Kitabevi, 2002.
Pericles, Prince Of Tyre
? Pericles. Çev. Hamdi Koç. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 1992.
The Tragedy Of Coriolanus
? Coriolanus faciası. Çev. Seniha Sami. İstanbul: Hilmi Kitabevi, 1942.
? Coriolanus. Çev. Halide Edip Adıvar ve Vahit Turhan. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları, 1945.
? Coriolanus. Çev. Bülent Bozkurt. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1994.
The Winter?s Tale
? Kış Masalı. Çev. [Mehmet] Nâdir. Matbaa-i Esad İzzet, 1299. (İnci Enginün, Tanzimat
Devrinde Shakespeare adlı doktora tezinin bibliyografya bölümünde, bu kitabın, Shakespeare?in Kış Masalı değil, Greene?in Pandosto?su olduğunu belirtiyor.)
? Kış Masalı. Çev. A. Turan Oflazoğlu. Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları, 1979.
Cymbeline, King Of Britain
? Cymbeline. Çev. Engin Uzmen. Ankara: İmge Yayınları, 1992.
The Tempest
? Fırtına. Çev. Mustafa Işıksal. Ankara: Gazi Terbiye Enstitüsü, 1935.
? Fırtına. Çev. Haldun Derin. 1944. Ankara: Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, 1964.
? Fırtına:İki Perde. Çev. Can Yücel. 1991. Papirüs Yayınları, 1996.
? Fırtına. Çev. Bülent Bozkurt. İstanbul: Remzi Kitabevi, 1994.
Henry VIII. (All Is True)
? VIII. Henry. Çev. Belkıs Boyar. İstanbul: Milli Eğitim Basımevi, 1947.
The Two Noble Kinsmen
? İki Soylu Akraba. Çev. Özdemir Nutku. İstanbul: Alkım Yayınları, 2004.

Yorum yapın

Daha fazla Tiyatro oyunları
Che ve Ulrike Ne Konuşuyorsunuz Öyle? (Tiyatro Oyunu)

Öldürülen Che Guevara (1967) ve Ulrike Meinhof (1976) yıllar sonra dünyaya yeniden gelirler... Bir mesaj mı getirmişlerdir?.. Ne fısıldaşırlar öyle?.....

Kapat