José Ortega y Gasset: “Sıradan olan kişi sıradan olma hakkını ya da sıradanlığı bir hak olarak ilan etmekte ve dayatmakta”

Kitle insanı kendini kusursuz hisseder. Oysa bir seçkin kendini kusursuz hissetmek için pek kendini beğenmiş biri olmalıdır, kendi kusursuzluğuna olan inancı onun özünden kaynaklanmaz, safdillik sonucu da değildir, kendini beğenmişliğinden kaynaklanır, kendisi için bile kurmaca, hayal ürünü ve sorunsaldır. O nedenle kendini beğenmiş kişi başkalarına ihtiyaç duyar, kendi hakkında edinmek istediği fikri onlara doğrulatma derdindedir. Öyle ki, bu sağlıksız durumda bile, kibrinden “körleşmiş” olsa dahi, soylu kişi kendini gerçekten tamamlanmış hissedemez. Oysa günümüzün yeni Âdem’i, vasat insan, kendi olgunluğundan kuşkulanmayı aklına bile getirmez. Kendine olan güveni Âdem’inki gibidir: Cennet ürünüdür yani. Ruhundan doğan kapalılık, kendi yetersizliğini keşfetmesinin ilk koşulu olan şeyi engeller: Kendini öbür varlıklarla kıyaslamasını. Kıyaslama onun bir an için kendi kendinin dışına çıkıp, başkasının yerine geçmesini gerektirir. Oysa vasat ruh beden değiştirme yetisinden yoksundur – o yüce idmandan nasibini almamıştır.

Demek oluyor ki, oldum bittim aptalla zeki arasında bulunan farkla karşı karşıyayız. Zeki kişi hep kendini aptallığın iki parmak ötesindeyken yakalar, içine düşmesine ramak kalmış olan aptallıktan kaçınabilmek için bir çaba gösterir, zekâ işte o çabadadır. Oysa aptal kendinden hiç kuşkulanmaz: Kendini ferasetli mi ferasetli sanır, salağın kendi mankafalığına imrenilesi bir rahatlıkla güzelce yerleşip kalması bundandır. Yaşadıkları mini mini kovuktan çıkarılmaları olanaksız böcekler misali, aptalı da kendi aptallığından dışarı çekip çıkarmanın yolu yoktur, kendi körlüğünün ötesinde birazcık olsun dolaştırıp, alışık olduğu hantal dünya görüşünü daha incelikli başka görüşlerle karşılaştırmaya zorlayamazsınız. Aptallık ömür boyudur ve deliksizdir. Bu yüzden Anatole France bir aptalın bir kötüden çok daha büyük bir bela olduğunu söylerdi. Öyle ya, kötü kişi ara sıra da olsa dinlenir; aptallık ise hiç ara vermez.

Ama kitle insanı aptaldır demek değil bu. Tersine, bugünkü insan başka bütün çağlarınkinden daha kurnaz, daha büyük bir anlama yeteneğine sahip. Öyle de, o yetenek hiçbir işine yaramıyor; sonuçta o yeteneğe sahip olduğunu belli belirsiz hissetmesi yalnızca kendi içine büsbütün kapanmasına ve onu kullanmaktan geri durmasına yol açıyor. Bir dizi basmakalıp fikri, önyargıyı, düşünce kırıntısını ya da yalnızca rastlantının getirip kafasına yığdığı kof sözcükleri edindi mi, sonsuza değin tamam, ancak safdillikle açıklanabilen bir cüretkârlıkla, onları her yere uygulayacaktır artık. Birinci bölümde çağımızın özelliği diye ileri sürdüğüm şey bu işte: Sıradan kişi kendini sıradan değil, üstün nitelikli sayıyor demiyorum, sıradan olan kişi sıradan olma hakkını ya da sıradanlığı bir hak olarak ilan etmekte ve dayatmakta diyorum.
(sayfa 50-51)

JOSÉ ORTEGA Y GASSET
KİTLELERİN AYAKLANMASI
özgün adı
LA REBELIÓN DE LAS MASAS
ispanyolca aslından çeviren: NEYYİRE GÜL IŞIK

Türkiye iş bankası kültür yayınları,

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir