Kaptan Müsait Yerde “Büyük Şehrin Minibüs / Otobüs Alemi” – Talip Kurşun

İmkansıza Yolculuk Denemesi
“Küçük bir köyde yahut tatil beldesinde uzunca süre vakit geçirdikten sonra büyük şehre döndüğümüzde, bu eziyeti bütün bir yıl nasıl çekiyorum diye sorarız. Zira eve varmak üzere minibüse binmişizdir! Nasıl sıcak, samimi günlerdi, tanıdık tanımadık demez oturur konuşurduk, çabucak kaynaşırdık, orası küçük yerlerden biriydi ama şimdi telaşın, koşturmacanın, herkesin kendi dünyasına gömüldüğü o uzaklığın, mekanik bir hesaplaşma havasındaki yakınlığın, başkalarına karşı kendimizi koruma gerginliğinin dünyasına döndük.

Elimizdeki koca çantaları bir köşeye koyar, şoföre parayı uzatırız, o alır, üstünü çevirir ve geri uzatır. O aynı şeyler işte yine başladı! Nerden geldin, tatil nasıldı, sizinkiler ne alemde diye sorulmaz. İlk anda, hele de tatilimiz güzel geçtiyse sınavdan iyi bir not almış ama açıklamak için sorulmasını bekleyen mahcup bir çocuk gibi beklenti içine girsek de, çok geçmeden biz de ?size ne canım? havasına gireriz. Misafirliğimizle ilgi ?Koy çantayı oraya!? ?Çantamızı yanımıza alalım,? türü işlevsel sözlerin ötesine geçmez ve bir bakmışız biz de gözümüzü uzaklara dikmiş o şehirlilerden biri olmuşuz. Az sonra bir başkası daha binecek, az kenara kayacağız, çantamıza iyice yapışacağız ve başımızdan geçenleri anlatmak için eşimizle dostumuzla buluşmayı bekleyeceğiz.

?Kaptan Müsait Yerde? büyük şehrin otobüs minibüs alemine böyle küçük bakışlardan oluşan bir kitaptır. Bazıları acı verir, bazıları boğar, bazıları güldürür, bazıları üzer, bazıları düşündürür. Bu bakışlar, toplumsal farklılıkları oluşturan şeyin ne olduğu sorusunu özcü kolaycılıklara kaçmadan, biraz da ironiyle sormak çabasıdır. ?Biz kimiz, neyiz?? meselesi modern edebiyatımızda bazen doğrudan bazen dolaylı bir hesaplaşma biçimi olarak dile geldi. Elbette bunda batılılaşma maceramızın, hem batılılarla hem de kendimizle süregelen sancıları etkili oldu. Ancak gündelik hayatın içinde cebelleşen ?maişet? derdindeki insanlar için bu sancılar biraz ?fuzuli aydın oyalanması? olarak görüldü. Herkesin kendine göre gerekçeleri vardı, dolayısıyla birbirlerini suçlamak için de nedenleri. Kitabım bu karşılaşmanın uzlaşma ve çatışma noktalarıyla da ilgilendi, onlara ışık tutmaya çalıştı ama ikisinden uzaklaşıp kendi dünyasını anlatma derdine de düştü.

Böyle dağınık, günden güne değişen malzemeyi kitaba sığdırma gayreti hiçbir zaman eksik kalmışlık duygusundan kurtulamayacaktı; nitekim öyle de oldu, ele aldığı dünyayı kapsama cüretinin yerini onun mütevazı numunesi olabilmekle yetinmek aldı. Aradan geçen zaman içinde, şunu da yazsaydım, bunu nasıl da görememişim diye hayıflandığım minibüs/otobüs yolculukları yüzünden biraz tadım da kaçtı. Zamanın sonsuzluğu içinde yaşayıp gittiğimiz bir ömrü, huzur ve bütünlük içinde geçirebilmişsek mutluluğu yakalayabilmişiz demektir, bu kitap da kendi içinde bir bütün olabilmişse ne ala. Değilse imkansızın peşine düşme gayretlerinin olağan ama saygıdeğer bir başarısızlığıdır ki o da kabulüm. ” Talip Kurşun

Tanıtım Yazısı
Büyük şehrin minibüslerinde yaşam akıl ile duygular arasındaki insanlık tarihi boyunca eski o girift çatışmayla sürer gider. Yolcular kalabalıklaşmaya itiraz edemedikleri her saniye olumsuz duygu yönünden yüklendikçe yüklenirler, öte yandan yoldaki insanlar eğer bu minibüse binemezlerse, bir sonrakine de binemeyeceklerini akıllarıyla bilirler (kendilerinin de başına gelmiştir aynı şey). Ancak bu akli bilgi duyguları teskin etmeye yaramaz (ne zaman yaramıştır ki zaten?).

Öte yandan şoförün para hırsıyla mı, yoksa gerçekten söylediği gibi (insanlar yolda mı kalsın?) iyilik olsun diye mi eylediğinden hiçbir zaman emin de olunamaz (neyden emin olunabilir ki zaten?). Minibüs tepeleme dolmadan, duygulara yenik düşüp yapılacak bir itiraz, itirazlara cevap yetiştirmede mahir şoförce anında savuşturulacaktır; o yüzden akılla duygunun buluştuğu o tepe noktada sabrın zoruyla artık o çatışma da çözülmüş görünür ve bu bir patlamayla kendini açığa vurur; ?Yeter artık kaptan!?

Kitabın Künyesi
Kitabın Adı: Kaptan Müsait Yerde
Yazan: Talip Kurşun
Yayınevi: Artshop
Türü: Deneme
Basım Yeri ve Tarihi: İstanbul, Ekim 2007
112 sayfa

Yorum yapın

Daha fazla Denemeler
Kazib Sanatçıya “Güzelleme”… – Hikmet Temel Akarsu

Post-modern çağ sanatının ayırıcı özelliği, yapıtı metalaştırması, asli mükellefiyetlerinden soyundurması, bir endüstri nesnesi haline dönüştürmesi ve pazarda, en alelade mamülden...

Kapat