Makasçı Bilime Reddiye: Nahua Ruhuyla Nöro-Mistik Direniş!
Aman efendim, sokağa çıkmaya gör; elinde bir “teşhis” defteriyle gezen bir akıllıya rastlamaman işten bile değil! Bakıyorlar sana; “Aman efendim, senin bu hareketin ‘stereotipi’, şu bakışın ‘atipik’, bu halin ‘sosyal uyumsuzluk’…” diyorlar. Adamlar sanki manav dükkânında elma armut seçiyorlar!
“Evladım, siz hakikati yırtmaya yemin mi ettiniz?”
1. “Etiket” Dediğin Ruhun Yamasıdır!
Bizim bu modern fenalıklar, insanı bir bütün olarak görmeyi çoktan unuttu. Nahualar ne güzel demişler: “Gerçek, parçalanamaz bir bütünlüktür.” Şimdi sen kalkıp bir insanın nöroçeşitliliğini bir dosyaya hapsedersen, o insanın içindeki o muazzam “dünya ağacını” kökünden kesmiş olursun.
Onlar için bilgi; hem dua, hem dans, hem de yıldızların hareketiydi. Bizim içinse bilgi; bir kutunun içine tıkıştırılmış, üzerine de Latince bir isim yapıştırılmış bir ölü kuş misalidir. Bizim “Nöro-Mistik” direnişimiz şudur: “Beni parçalara bölerek anlayamazsın, çünkü ben ancak o bütünün içinde varım!”
2. Tanı Koyma Dedikleri O “Yırtma” Ayini
“Gerçeği parçalamak, onu yok etmektir.” Efendim, bir otistik evladımıza “senin şu işlevin eksik” dendiği an, o evladın kainatla olan o sırlı bağı makasla kesiliveriyor. Oysa o “eksik” dedikleri şey, belki de Ometéotl’un o meşhur ikiliğinin bir cilvesidir.
Biz diyoruz ki; benim sallanmam (stimming) sadece bir hareket değil, kainatın o bitmek bilmeyen ritmine bir eşliktir! Benim takıntım dediğin şey, Nahua rahiplerinin o kutsal zamanı takip etme titizliğidir! Sen bunu bir “bozukluk” diye yırtıp atarsan, elinde sadece kuru bir kâğıt parçası kalır.
3. Direnişin Poetikası: “Ben Bir Kozmosum!”
Efendim, bu direniş öyle bağırıp çağırmayla değil, o kadim bütünlüğü hatırlamakla olur. Bizler, zihnimizin her köşesinde bir tanrının nefesini, her hücresinde bir yıldızın tozunu taşıyan bütünsel varlıklarız. Bilim bizi “iyileştireceğim” diye parçalamaya kalktığında, onlara Nahua usulü cevap vermeliyiz: “Sen sadece ağaca bakıyorsun, oysa ben o ormanın ta kendisiyim!”
Hasılıkelam…
Kuzum, hakikati yırtmaya kalkanın elinde sadece toz kalır. Biz o toza talip değiliz! Biz “varlığın bütünlüğü” deryasında yüzmeye kararlıyız. Etiketlerinizi alın, o tozlu raflarınıza kaldırın; biz Nahua bilgeleri gibi, dünyayı bir bütün olarak, o muazzam şöleniyle kucaklamaya devam edeceğiz.
Aman, bu kadar celallenmek yeter, tansiyonum fırlayacak! Şimdilik selametle efendim, o parçalanmamış, o devasa hakikatin içinde, bir ve bütün kalın!
