Marksizm ve Hukuk – Hugh Collins

Liberallerin amentüsüne dönüşen “hukuku üstünlüğü” gerçekten de o kadar “üstün” mü? Eğer öyleyse bu dokunulmaz zırhın meşruiyetini sağlayan nedir? Komünizm hukukun ortadan kalkması mı demek?

Marksistlerin hukukla ilişkisi her zaman sorunlu olmuştur. Yukarıdaki sorular bile Marksizm ile hukuk arasındaki ilişkinin esastan düşünülmesi gerektiğinin bir yansımasıdır. Hukuk alanındaki çalışmalarıyla tanınan ve halen Modern Law Review’ün editörü olan Hugh Collins, Marksist literatürde pek az ele alınmış bu ilişkiyi tozlu sandığından çıkarıp çeşitli alanlarda kuramsal çerçeveler sunduktan sonra örnek davaları bu bağlamda kısaca ele alıyor. Collins, en temel sorulardan başlayıp konunun giriftleştiği yerlerde bile Marksist bakış açılarının ortak paydası olması gereken mantığı gözler önüne seriyor. Bunu yaparken ekonomi-politik eleştirisini neden elden bırakmamamız gerektiğini de açıklıyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Hukuka ve Marksizme eleştirel bakmak – TOROS GÜNEŞ ESGÜN
(28.01.2014, http://kitap.radikal.com.tr/)
Hukukun her zamankinden daha çok tartışılır olduğu bugünlerde, önemli bir boşluğu doldurabilecek ve Türkiye?deki teknik hukuk kitaplarının çokluğu karşısında, yoksul bir literatüre sahip Türkçe hukuk felsefesi kitapları arasında yerini alacak bir kitap olan Hugh Collins?in 1982 tarihli Marksizm ve Hukuk çıktı… Yazar da kitabı yazdığı günlerde bir boşluğu doldurma kaygısı, bir görev duygusuyla yola çıkmış, Marksizme yönelik eleştirilerin ve post-marksizmin ayak seslerinin duyulmaya başladığı bir dönemde, önsözde belirttiği gibi hem kendi hukuk öğrenimi boyunca Marksist hukuk ile ilgili doyurucu bir kaynak bulamaması hem de baskın Marksist hukuk görüşlerini eleştirme gerekliliğini hissetmesi sebebiyle kitabını kaleme almış. Bir giriş kitabı olmaktan başka kuramsal bir iddia taşımayan kitap, vaat ettiği gibi Marksist hukuk kuramı ile ilgili genel bir çerçeve çizmeyi ve konu ile ilgili tartışmaların kataloğunu sunmayı hakkıyla başarıyor. Buna rağmen salt betimsel bir kitap olarak kategorize edemeyeceğimiz Marksizm ve Hukuk?ta yazar, satır aralarında tartışmalara yönelik kendi düşüncelerine de sıkça yer veriyor.

Her ikisi de kendi başına geniş bir literatüre sahip olan iki alanı; hukuk kuramını ve Marksist kuramı yan yana koyarak bir tartışma yürütmek oldukça güç bir iş. Collins, bu güçlüğü aşmak için kitap boyunca izlediği hatlar belirliyor ve bu hatları da Markisist hukuk felsefesinin liberal hukuk felsefesine yönelik eleştirilerinden yola çıkarak kuruyor. Bu bakımdan kitabın ana rengini devlet ya da iktidar tartışması değil, kapitalizm ve hukuk arasındaki ilişki oluşturuyor diyebiliriz. Başka bir deyişle kitap, hukukun iktidar ya da devlet aygıtı ile ilişkisinden çok, kapitalizmle ve üretim ilişkileriyle ilişkisine değiniyor. Yine de ekonomik indirgemeciliğe düşme tehlikesine işaret ederek, alt-yapı ile üst-yapı arasındaki ilişki problemine ve ideoloji meselesine de gönderme yapıyor.

Marksist kuramın sıkça tartıştığı bu meseleleri daha iyi açıklayabilmek için Collins, kitabın ilk bölümünde Marksist geleneğin kısa bir özetini veriyor ve bu bölümün sonunda belki de kitap boyunca cevaplandırılmaya çalışılan can alıcı soruyu soruyor: ?Marksist bir hukuk kuramı var mıdır?? Bu sorunun yanıtı ise kuşkusuz öncelikle hukukun Marksist eleştirisinden geçiyor. Bir baskı aygıtı olarak hukuk nasıl işler ve böyle olmakla Marksizm için tamamen göz ardı edilmesi gereken, sadece reddedilecek bir kurum mudur? Collins kitabının ilk bölümünde bu soruları şu şekilde formüle ediyor: ?Hukuki kurumların işlevleri nedir?? ve ?komünist bir toplumda hukuk var olacak mıdır?? Kitabın ele aldığı bu temel problemleri Collins, hukuka ilişkin Marksist reddiyeyi, ?sınıf?, ?ideoloji?, ?alt-yapı/üst-yapı? gibi kavramlar bağlamında çözümleyerek ve tarihsel materyalist perspektifi tanımlayarak ortaya koyuyor, daha sonra da ?yabancılaşma? ve ?insan doğası? kavramlarından yola çıkarak farklı bir hukuk sisteminin imkanını sorguluyor.

Kitap boyunca takip edilebilecek ana hatlardan en çok göze çarpanı ?hukukun üstünlüğü? kavramına ilişkin Marksist eleştiri üzerinden yürüyor. Hukuk fetişizmi ile kol kola giden liberal hukuk kuramının, ?haklar ve özgürlükler? üzerinden inşa ettiği ?tarafsız? ve devleti kendine tabii kılan bir ideal olarak hukukun üstünlüğü ilkesinin Marksistlerce neden kabul edilemez olduğu anlatılıyor. Hukukun araçsal niteliği gereği, yasaların üretim ilişkilerine dayandığı ve mevcut eşitsizliği muhafaza ettiği, bundan dolayı da ?hakları ya da özgürlükler?i korumadığına ilişkin temel savı açıklarken Collins, pozitivist emprizmin açmazlarına değinerek, her yasal düzenlemenin sadece üretim ilişkilerine indirgenemeyeceği şerhini de düşüyor. Böylelikle bir ideoloji olarak hukukun nasıl işlediğine bakma gerekliliği doğmuş oluyor. Collins, Gramsci ve Althusser?in bu noktadaki katkılarını önemseyerek ?yanlış bilinç? ya da ?yansıma? olarak ideoloji yerine, toplumsal sistemin ve gündelik hayatın her alanına sinen ve ?rıza? üzerinden işleyen ideolojinin hukuku nasıl araçsallaştırdığına ve ?göreli özerklik? meselesi ile hukukun işlevlerine değiniyor.

Hukuka gerek kalmayacak mı?
Ancak yazar, hukukun bu kapsayıcılığından hareketle her koşulda baskıcı olacağı ve kapitalizm sürdüğü müddetçe hukuksal düzenlenmelerin karşısında olunması gerektiği savına şüpheyle yaklaşıyor ve kimi yasal düzenlemelerin savunulması gerektiğini öne sürüyor. Komünist bir toplumda insanın birlikte yaşamasını güçleştiren yabancılaşma süreçleri ortadan kalkacağı ve böylelikle yaptırım olmaksızın da toplumsallık sağlanabileceği için hukuka artık gerek kalmayacağını dile getiren sav yerine, Collins bu toplumda da egemen sınıfların tahakküm aracı olarak olmasa dahi yasal ve normatif düzenlemeler olabileceğini vurguluyor. Yazara göre bu belirleme tam da Markisizmin ?hukukun üstünlüğü? idealine ilişkin çelişkili duruşunu ortaya çıkartıyor; bir yandan devrimci praksis içerisinde hukukla mücadele etmek ya da onun kazanımlarından faydalanmak, diğer yandan komünist toplumda hukuku ortadan kaldırmak ya da komünist toplumda da yasalardan vazgeçmemek arasındaki gelgitleri gösteriyor. Marksizmin bu konudaki kafa karışıklığını ortaya koyan Collins, Marksist bir hukuk kuramı oluşturmak için temelde bu problemlerin çözülmesi gerekliliğini belirtiyor ve ?hukukun üstünlüğü? idesini eleştiren ama hukuku tamamen göz ardı etmeyen bir hukuk kuramının inşa edilmesi gerekliliğine işaret ediyor.

Bir yandan Collins?in kitabı boyunca açmazlarını gösterdiği ?hukuk fetişizmini?nin toplumsal yaşamdaki ağırlığının hissedildiği, bir yandan da hukuka yönelik eleştirilerin dahi hukuksal kavramlarla dile getirildiği, bir başka deyişle hukuka karşı nasıl bir tavır takınılacağına bir türlü karar verilemediği günümüzde, Marksizm ve Hukuk kitabı hem hukukun hak ve özgürlükler bakımından imkânlarını/imkânsızlıklarını tartışıyor hem de ?nasıl bir hukuk istiyoruz?? sorusunu yeniden masaya koyuyor.

Marksizmin kendi içindeki tartışmalara ve Ortodoks yorumlara da değinen Collins?in bu giriş kitabı, hukuka ilişkin ekonomist yaklaşımın çıkmazlarını gösterse de son kertede iktidar ile hukuk arasındaki ilişki meselesine girmeksizin kitabını sonlandırıyor ve ?ideoloji? tartışmasına rağmen tüm ilgisini son kertede salt tarihsel materyalist analize yönlendirmiş oluyor. Böylelikle bugün tartışılan ve yazarın da kabul ettiği gibi salt ekonomik düzeye indirgenemeyen ?doğa?, ?kimlik?, ?cinsiyet? gibi meseleler ile hukuk arasındaki ilişkinin Marksist perspektiften nasıl yorumlanacağı tartışılmadan kalıyor. Foucault?nun ?Hakikat ve Hukuksal Biçimler? makalesinde eleştirdiği tavra benzer bir şekilde Collins, ?iktisadi, toplumsal ve siyasi varoluş biçimleri?ni önceden kesin olarak verilmiş bir özne anlayışına dayandırmaktan kurtulamıyor ve bu öznenin hukuk tarafından nasıl kurulduğu problemini bir kenara bırakıyor. Ancak yine de Collins?in satır aralarında açtığı gediklerden okuru bu konular hakkında düşündürmeye sevk eden önemli soru işaretleri çıkıyor. Böylelikle kitap, hukuka ve marksizme eleştirel bir bakış için iyi bir başlangıç noktası sunuyor.

Kitabın Künyesi
Marksizm ve Hukuk
Hugh Collins
Dipnot Yayınları / Felsefe Dizisi
Çeviri : Umre Deniz Tuna
İstanbul, 2013
224 s.

Yorum yapın

Daha fazla Felsefe, Hukuk
Felsefe Defterleri – V.İ Lenin

Lenin'in ilk kez 1929-1930 yıllarında Lenin Derlemeler'in dokuzuncu ve on ikinci ciltlerinde yayınkanmış ve 1933-1947 yılları arasında Felsefe Defterleri başlığını...

Kapat