Muzaffer İzgü ile kitabının yasaklanması ve son dönemde artan sansür girişimleri üzerine söyleşi

Ülke ve dünya edebiyatında yer etmiş kitapların, yüzyıllardır ülke topraklarında şiirleri okunan halk ozanlarının sansüre uğramasıyla gündemde bu ara AKP iktidarı.

Son olarak Bursa?dan Muzaffer İzgü?nün ?Zıkkımın Kökü? isimli kitabının 7. Sınıf öğrencilerine yasaklanması haberi geldi. Yaşamında 80 yılı geride bırakan ülkenin en önemli gülmece yazarlarından İzgü?nün bugüne kadar yayımlanmış 150 kitabı bulunuyor ve bunların büyük çoğunluğu çocuklar için yazılmış. Halen yazmaya devam eden İzgü?nün son kitaplarının isimleri de oldukça manidar. ?Hamdolsun Açız?, ?Anamı da Aldım Geldim?, ?Çok Yaşa Padişahım? ve ?Ayıya Bak?. Bu kitapların dördünün de yakın gelecekte tiyatroya aktarılacağını belirtiyor Muzaffer İzgü. İzmir?de yaşamını sürdüren İzgü ile kitabının yasaklanması ve son dönemde artan sansür girişimleri üzerine görüştük.

Zıkkımın Kökü?ne getirilen yasak neyin ürünü sizce?

Zıkkımın Kökü ilk olarak 1969 yılında Akbaba?da yayınlandı. Yusuf Ziya Ortaç, benim, Rıfat Ilgaz?ın, Aziz Nesin?in yazdığı romanların her hafta bir bölümünü yayınlamak üzere bizden alırdı. Aziz Nesin?in biter, benim, benim biter Rıfat Ilgaz?ın başlardı. Zıkkımın Kökü?nün yayınlanışı da aynı şekilde oldu. İlk Gecekondu?yu yazdım. Çok sevildi. Beni anlatıyor. Onun ardından Zıkkımın Kökü?nü yazdım. O da benim yaşamım. Çocukluğun ilk gençliğim. Hatta bu üç kitap olacaktı. Birini 18 yaşına dek getirecektim. İkinci kitabımı 35 yaşına dek getirecektim. Üçüncü kitabımı da bugüne dek getirecektim. Ama aynı şeyleri belki Aziz Nesin de Rıfat Ilgaz da söyledi. Onlar da benim gibi fazlalaştıramadılar bunları. Keşke yapabilsek. Ama öyle olaylar oluyor ki ona zaman bulamıyorum. Yeni yeni kitaplar üretmek gerekiyor. Böyle zamanlarda gülmececiye daha çok iş düşüyor. Yasakları kanıksıyoruz bazen. Ne zaman baskılı bir dönem varsa, ?Ne zaman benim her dediğim olacak? diyen bir iktidar ve onun başı varsa bunlar oluyor.

KAFA DEĞİŞİNCE HER ŞEY DEĞİŞİYOR

Daha önce de 12 Eylül döneminde kitaplarınız yasaklandı yanılmıyorsak?

?Donumdaki Para? isimli kitabım Kenan Evren zamanında 12 yıl yasaklandı. Bana da 14 yıl hapis cezası istediler. O zaman da çok tepem atmıştı, Yargıca, ?Ya hapis yatmamışsınız ya da sayı saymasını bilmiyorsunuz? dedim. Davayı iki gün geç açmışlar, oradan bana ceza gelmedi ama kitap gitti. 12 yıl hapis yattı kitabım. Sonra serbest oldu. Çocuk kitabım yasaklandı, düşünebiliyor musunuz?

Milli Eğitim Bakanlığı bana, ?Çocuk kitabı yazar mısınız?? dedi. Ekmek Parası?nı yazdım. Zıkkımın Kökü?nün çocuklara yazılmış şekli. Yazdım, gönderdim, iki kuruldan geçmiş kitap ve yayınlandı. 14 bin basıldı. Türkiye?deki kütüphanelere, okul kütüphanelerine gönderildi. Bir iktidar değişikliği oldu, ?Ooo bu kitapta neler varmış? deyip hemen toplattılar kitabı. Ekmek Parası?nı da 14 yıl yasakladılar. Sonraki dönemde bir Kültür Bakanı bu kitapları depoda görüyor. Alıyor, okuyor diyor ki ertesi gün bütün kütüphanelere dağıtın.

Bakın kafa değişince nasıl her şey birden değişiyor. Zıkkımın Kökü?nün de okuldaki öğrencilere yasaklanmasının altında yatan şey yine bu kafa.

HAVANDA SU DÖVÜYORLAR

Tiyatrolara, dizilere müdahaleler de gündemde?

Neredeyse iktidar Padişahlara laf söyletmeyecek. Padişah da insan. Onun da kendine göre yönsemeleri, zaafları olacak. Zayıf yanları olacak. Dizide hemen başörtüsü giydirdiler, kolları açıksa kapattılar. Bunlar da baskıcı yönetimlere taviz oluyor. Yasakların devamı geliyor. Nereye kadar yasaklayacaksınız? Muzaffer İzgü yazmaktan vaz mı geçecek? Havanda su dövüyorlar, bütün içtenliğimle söylüyorum. Bunlar birer sanattır. Sanat yasakla ve buyrukla olmaz.

Tam faşist dönemlerin uygulaması bu. Bunları dünya da görüyor. Nasıl bir günde sen beni değiştireceksin. Onun için bence bütün bu yasakların hepsi bir gün yok olacak, iktidar da gidecek. Hangi iktidar kalmış. Ben 80 yaşıma geldim. Ne iktidarlar gördüm. Hepsi bir bir gittiler. Bunlar da gidecekler. Ama arkalarından iyi şeyler söylenmesi gerekir bence yöneticilerin.

Meclis?teki iktidar vekillerinden, bakanlara kimse ağzını açamıyor. El kaldırıp indiriyorlar. Böyle olmaz. Bunlar da bitecek. Hiç endişem yok.

GÜLMECE ÖYKÜLER EDEBİYATA YASLANMALI

Siz genellikle çocuklar için yazıyorsunuz, günümüzdeki mizah anlayışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bir ülkenin çocuk okuru yoksa yetişkin okuru asla olmaz. Benim görevim önce çocuk okuru yetiştirmek. 5 yıl öncesine dek, okul öncesi çocuklarına yazdığım kitabım yoktu. Düşündüm ki okuma okul öncesinden başlar. Okul öncesi çocuklar için dört kitap yazdım. Gülmece, kime, neye, neden güldüğünü sana düşündürmüyorsa o gülmece değildir. Savaşlarda sinir gazı olur onunla da güldürürsünüz. Eli tetiğe gitmez, kahkahalar atar ama neye güldüğünü bilmez. Benim yazdığım bütün gülmece düşündürür ve soru sordurur. Rıfat Ilgaz, Aziz Nesin ve ben üçümüz Nasreddin Hoca?nın, İncili Çavuş?un, Bekri Mustafa?nın ve Bektaşi?nin soyuyuz. Günümüzdeki gülmeceye bakıyorum. Stand-up?lar şunlar bunlar, insan kapının önüne çıktığında usunda hiçbir şey kalmıyor. Biletleri de çok pahalı. Sahnedeki elini sallasa gülüyorsunuz. Gülmece dergilerinde çok güzel çizgiler var. Ama bir tane gülmece öyküsüne rastlayamıyorum. Gülmece öyküleri sırtını edebiyata yaslamalı. Yasaklarla Muzaffer İzgü?yü geriye atamazlar, umurumda değiller.

Söyleşiyi Yapanlar: Emine Uyar – Metehan Ud
(http://www.evrensel.net,11.01.2013)

Yorum yapın

Daha fazla Söyleşi
Simavne Kadısıoğlu Şeyh Bedreddin ve Varidat – Vecihi Timuroğlu

Vâridât, Şeyh Bedrettin?in öğrencileriyle yaptığı söyleşileri içeriyor. Kavramların ve cümlelerin sağlamlığı, söyleşileri, Şeyh?in okuyup düzelttiğini gösteriyor. Bir tasavvuf yapıtı olan...

Kapat