Nazım Hikmet’ten yurtseverlik temalı bir sevda masalı: “Sevdalı Bulut” izle

nazımNazım Hikmet’in masalı “Sevdalı Bulut”un 1959’da yayımlanan Rusça animasyonu ve Çizgi Film Senaryosu
Filmin ve masalın ana konusu aynıdır. İyi niyetli ve temiz ruhlu Ayşe’nin güzelim bahçesini ele geçirmek isteyen zalim Seyfi’nin kurnazlıkları, Ayşe’ye sevdalanan Bulut’un aklı ve özverisiyle sonuca ulaşamaz. Sonuçta kazanan sevgidir, sevdikleri ve inandığı değerler uğruna kendini feda etmek durumunda kalanların yaşamının sonsuzca sürebilir olmasıdır.

[youtube]https://www.youtube.com/watch?v=zWZvuBaOksI[/youtube]

Sevdalı Bulut
2 bölümden oluşan sanat filmi,
Senaryo: Nâztm Hikmet
Yönetmenler; Anatoli Karanoviç, Roman Kaçanov
Çizer-sahneye koyan: Vladimir Sobolev
Çizer: Valentina Vasilenko
Animasyonlar: Vladimir Puzanov, Boris Meyeroviç,Vâçeslav Şilobreyev
Operatör: Mihail Kamenetskiy
Görüntü Yönetmeni: Natan Bitman
Müzik: Andrey Babayev
Ses Operatörü: Boris Filçikov

Nâzım Hikmet’in sağlığında ve Rusça çevirilerini bizzat kontrol ettiği Sevdalı Bulut 1962 yılında SSCB’de yayımlanmıştı. Türkiye’de de ilk kez 1968 yılında yayımlanabilen kitabının önsözüne Nâzım Hikmet şöyle başlar:

“Bence edebiyat bütün çeşitleriyle masalla başlar, masalla biter. Ama gene de masal şiire yakındır en çok. Ritmiyle, tekrarlarıyla, lakonikliğiyle, hayaliyle, hasretiyle, dramıyla, trajedisiyle, eşyası ve insanı işleyişiyle, tabiatta ve cemiyette eşine rastlanmayan, ama umutlarımız», korkularımızı, sevinçlerimizi bütün derinlikleri, bütün genişlikleriyle taşıyan yeni eşyalar, yeni insanlar, yeni hayvanlar yaratışıyla masal elbette ki en çok şiire yakındır…”

Çizgi film ve masal arasındaki en çok göze çarpan yazınsal farklar da, çizgi filmdeki diyalogların şiirsel olması, masaldaysa hayvanların da konuşuyor olmasıdır. Senaryodaki diyaloglarda uyaklara dikkat edilmiştir. Oysa 26 Şubat 1959 tarihli toplantı notlarında Anatoli G. Karanoviç, Nâzım Hikmet’in metne bir şiir gibi bakılmamasını rica ettiğini belirtmektedir. Filmde anlatıcı olarak “dış ses” vardır.

Masal bir dervişin neyini üflemesiyle başlar. îlk üfleyişinde neyin deliklerinden ağaçlar, dağlar, dereler, yollar çıkar, bunlar dünyanın öbür ucunda dağsız, deresiz, yolsuz, ağaçsız bir çöle düşer. İkinci üflemesinde de Kara Seyfi çıkar. Seyfi varlıklı bir tüccar olsa da hırsı, dervişin cebindeki keseyi çalacak kadar da kuvvetlidir. Yollarda giden baharat, kahve, ipekli kumaş, fildişi yüklü kervanlar, buğday, çavdar, pamuk tarlaları onundur. Dervişin olmadığı çizgi filmdeki Seyfi ise varlıklılığından çok güzelliğe nefret duyan, kötücül biri olarak öne çıkmaktadır.

Masalda, dervişin tekrar üflemesiyle de henüz on beş yaşındaki Ayşe çıkar. Bulut’u da yaratan derviştir, o da neyinin deliklerinden çıkar. Masalda bir kır ata binen Kara Seyfi, filmde kör kuyunun birinden çıkan kara bir yılandan dönüşen, bedeni kıl yerine pullarla kaplı kara bir ata binmektedir. Üstelik masaldaki kır at da neredeyse ölesiye bağlı değildir Seyfi’ye. Masaldaki kara yılansa, Ayşe kızın bahçesinde istemediği için sökülen bir devedikeninden dönüşür. Bu yılan, Ayşe’ye karşı Seyfi’yle işbirliği eden, ona akıl hocalığı yapan ve Rüzgâr’ı doldurduğu çuvalın ağzını kapatan bir urgandır da aynı zamanda. Masalda bazı masalsı anlatımlara da yer verilir, örneğin Rüzgâr’ın yarattığı dalgalar o kadar yüksektir ki yedi minare boyundadır… Masallardaki 40 gün 40 gecelik süre, bu masalda da vardır. Kuraklık ülkesinin kızgın kumlan ve Rüzgârlar ülkesinin rüzgârı doldurulmuş iki torba ile bu 40 günlük yolculuktan üç günde geri dönülüverilir. Tavşan, güvercin, kır at ve devedikeni-yılan masalda konuşurlar. Filmde dış sesin haricinde yalnızca Seyfi, Ayşe, Bulut ve Rüzgâr’ın diyalogları vardır.

Masalda Kara Seyfi ile Bulut’un tanışıklıkları daha öncedendir. Masalda bir de orak biçimli ay vardır. Hatta Bulut zamanı geldiğinde ayı orak gibi tutup, gece karanlığında bahçedeki çiçekleri kesmekte olan Seyfi’nin kaba etlerine daldırır. Nâzım Hikmet, RGALÎ’deki müsveddelerinde bu ayı önce hilal biçimli olarak belirtmiş, sonra üzerini çizerek orak biçimine döndürmüştür.

Masalda tavşan ve güvercin, Ayşe kız için önemli bir yâren ve koruyucu, hatta yol göstericidir. Masalın sonunda tavşan Ayşe kıza, “İyi insanlar; iyi hayvanlar, iyi bulutlar hiçbir zaman kaybolmaz. Seven ölmez. Bak hele havuza!” der ve yağmurla dolan havuzdan güneşin ışıkları altında yükselen mavi buğuyu ve havuzdaki yansımasını gösterir.

Çizgi filmdeyse dış ses, Ayşe’ye kederlenmemesini öğütler:

Baksana dallar yeşeriyor!

Ağlama Ayşe, bak onlara.

Ebediyen ölmüyor ölen başkalarının uğruna.

ve gerek yok yanmaya kahramanlara

Yaşar onlar

her şeyde

ve her yerde,

bu Bulut’un kalması gibi

yansımasıyla suda…

Havuzdaki suda Bulut’un yansıyan görüntüsüyle film sona erer…

M. MELİH GÜNEŞ
Hanene Huzur Dolsun Sevdalı Bulut
Nâzım Hikmet’ten Çizgi Filmler
Yapı Kredi Yayınları

Yorum yapın

Daha fazla Sinema
2015’in En Çok İlgi Çeken 5 Bilim Kurgu Filmi

2015 yılında gösterime girerek bilim ve teknolojiyi beyaz perdede izleyiciler ile buluşturan, aldığı yorumlar ve izleyici kitlesiyle ses getiren yılın...

Kapat