Ne Şam’ın Şekeri Ne Arab’ın Yüzü: Mezoamerikan Usulü İlâhî Münakaşa!

Yazar: Jungish

Aman efendim, bizim bu alafranga kafalı ahaliye “Tanrı nedir?” diye sorsan, ya “Tektir!” diye bağırır ya da eski Yunan masallarındaki gibi “Çoktur!” diye tutturur. Oysa Mezoamerika’nın o sırım gibi yerlileri, bizim bu daracık mantık kalıplarımızı yerle yeksan etmişler! Johansson ve Muñoz Camargo Beylerin rivayetlerine bakılırsa, bu insanlar öyle bir inanç deryasında yüzüyorlar ki; hem monoteist (tek tanrıcı), hem politeist (çok tanrıcı), hem de üstüne üstlük animist (canlıcı) oluveriyorlar. “E pes artık!” dediğinizi duyar gibiyim; ama durun, anlatayım da dinleyin!

Bir’den Dallanıp Budaklanan O Muazzam Ağaç!

Kuzum, bu yerli halklar için Piyetao, Hunab Ku veya Tloque Nahuaque (yani o Mekânın ve Yakınlığın Efendisi) dedikleri tek bir asıl vardır. Lakin bu “Tek”, öyle bir köşede oturup dünyayı seyretmez! O, bir ağacın dalları gibi binbir çeşit tanrıya dönüşür, her biri bir başka surette karşımıza çıkar. Yani efendim, tekil olan çoğalır, çoğul olan ise o tekliğin içinde erir.

Tanrı Dediğin Mutfaktaki Tencerede Bile Varmış!

Aman yarabbi, Muñoz Camargo Beyefendi 1594 yılında ne yazmış biliyor musunuz? “Bu yerli halklar her şeye bir tanrı atfediyorlar!” Yani dağda, taşta, yediğin mısırda, bahçedeki böcekte hep o ilahî nefes var. Buna “animizm” diyorlar ama aslında bu, dünyayı bir bütün olarak kutsamak demektir. Onlar için kutsal olan cami veya kilise duvarları arasına hapsedilmez; ilahî olan her yere dallanıp budaklanır, her şeyi “ilahi” kılar.

Tanrı İnsanda Yaşar, İnsan Tanrı’da!

İşin en can alıcı noktası da şurası efendim: Bu tanrılar, hani o gökyüzünde ulaşılamaz koltuklarında oturan heybetli paşalar gibi değildirler. İnsanın bizzat içinde mevcutturlar! İnsanlık aracılığıyla yaşarlar, insanın nefesiyle nefes alırlar. İşte bu anlayış, öyle hurafelerle dolu bir masal değil; Johansson’un dediği gibi, felsefi, derinden insancıl ve son derece rasyonel bir anlayıştır. Yani Tanrı’yı anlamak için göğe değil, yanındaki insana, elindeki işe, kalbindeki sızıya bakacaksın demektir.

Hasılıkelam…

Efendim, gerçeği parçalamaya kalkanlar, “Tanrı ya şuradadır ya buradadır” diye kavga ededursun; Mezoamerikan yerlisi o parçalanmaz bütünlüğü çoktan keşfetmiş. Tanrı hem Bir’dir, hem binbir parçadır, hem de şu an bu yazıyı okuyan senin gözlerindedir. Yani efendim, dünyayı yırtıp atmayın; her zerrede o ilahî şenliği görmeye çalışın!

Şimdilik benden bu kadar, selametle efendim! O her şeyi kuşatan, her şeye dallanan ilahî bütünlüğün içinde kalın!