“Nokta”yı Göreceğim Diye Ormanı Yakanlar: Psikolog Efendi’nin Büyük Gafleti!
Yazar: Jungish
Aman efendim, sokağa çıksanız adım başı bir “uzman”a rastlıyorsunuz. Bizim bu profesyonel psikolog beyler, kendilerini sadece “psikolojik bilgi” dediğimiz o daracık odaya kilitlemişler; anahtarı da denize atmışlar! Sanıyorlar ki insanın ruhu, o dört duvarın arasında, ne yediğinden, kiminle gezdiğinden, bahçedeki meşeden veya mahalledeki çakır keyif kediden bağımsız bir şeydir. Mezoamerikan yerlisi bu hali görse kahkahayı basar, “Evladım, siz bu aklı pazardan mı aldınız?” diye sorardı.
Bir Noktaya Odaklanmak mı, Yoksa Kör Olmak mı?
Efendim, bu “Batı tarzı uzmanlık” dedikleri nane, size “Sadece noktaya odaklan!” diye emrediyor. Sanki o nokta, etrafındaki koca dünya olmasa da bir “nokta” olabilirmiş gibi! Sanki ruh dediğin şey, yediğin mısır ekmeğinden, topluluğun neşesinden veya kapındaki köpeğin sadakatinden azade bir cevhermiş gibi davranıyorlar. Oysa Nahua bilgeliği der ki: “Ruhu anlamak istiyorsan, git bir ağacı seyret!”
Ağaçtan İnsan Öğrenmek: Saçmalık mı, Hakikat mi?
Şimdi bizim alafranga eğitimli uzmanlara sorsanız, “Bir ağaca bakarak insan öznelliği mi öğrenilirmiş? Saçmalamayın kuzum!” diye burun kıvırırlar. Çünkü onların ölçütü “soyutlamak”, yani her şeyi birbirinden koparıp laboratuvar tüpüne tıkmaktır. Halbuki o bir ağaç, köküyle toprağa, dalıyla göğe, meyvesiyle hayvana bağlıdır. Bir ağacı dikkatle gözleyen, sabrı da öğrenir, dayanışmayı da, meyve vermenin hazzını da… Ağacı ormandan ayırırsan elinde sadece odun kalır; insanı dünyadan ayırırsan da elinde sadece bir “vaka” kalır efendim!
Göz Ardı Edilen Büyük Dünya
Yiyeceği, topluluğu, hayvanları ve bitkileri dışarıda bırakan bir psikoloji bilgisi, aslında “hiçbir şey” bilmemektir. İnsan; midesine inen lokmanın bereketiyle, mahalledeki dedikodunun hızıyla, ağaçtaki kuşun cıvıltısıyla örülü bir bütündür. Siz kalkıp sadece “bilinçaltı, id, ego” diye tutturursanız, o koca varlığın ruhunu yırtıp atarsınız. Gerçeği parçalamak, onu öldürmektir dedik ya; işte uzmanlaşma dedikleri şey de tam bu cinayetin adıdır!
Hasılıkelam…
Kuzum, psikolog efendi istediği kadar katı bilgi birikimine sahip olsun; bir ağacın yaprağındaki damarı, bir topluluğun ortak kederini anlamıyorsa, insanın ruhu ona hep karanlık kalacaktır. Biz Nahua bilgeleri gibi, dünyayı bir bütün olarak, o şanlı “parçalanmazlığıyla” kucaklamaya devam edeceğiz. Noktaya değil, o noktayı var eden devasa boşluğa ve doluluğa bakacağız!
Aman, bu kadar felsefe sabah sabah kâfi! Şimdilik selametle efendim; ağaçlara, kuşlara ve sofranızdaki berekete dikkatle bakın, zira ruhunuz tam da oradadır!
