18 Ağustos 2026

Otizmli Bireylerde Sosyal Beceri Eğitimi: Amaç, “Uyum” mu, “İçsel Motivasyon” mu?

Dış Baskı ve Öğrenme: Becerilerin Kalbindeki Eksiklik Bu makale, otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan bireylerde sosyal beceri eğitimlerinin (Social Skills Training – SST) etkinliğini ve metodolojik sınırlılıklarını eleştirel bir gözle incelemektedir. Temel tartışma, dışsal kontrol ve uyum odaklı eğitimlerin, içsel motivasyon ve anlamlılık olmadığı sürece kalıcı başarı sağlayamayacağıdır. I. Sosyal Beceri Eğitimi (SST) ve Başarının

devamını oku

Psikanaliz ve Otizm: İlişkisel Alanı Savunmak

Psikodinamik Yaklaşımın Biyomedikal Çağdaki Rolü ve Sınırları Bu makale, otizm spektrum bozukluğu (OSB) alanında, psikanalitik ve psikodinamik yaklaşımların güncel durumunu, karşılaştığı eleştirileri ve devam eden önemini ana hatlarıyla incelemektedir. Makale, OSB’yi anlamada biyomedikal modellerin tek başına yeterli olmadığını savunur ve ilişkisel boyuta odaklanmanın gerekliliğini vurgular. I. Psikanalizin Geçmişi ve Eleştiriler Psikanalizin OSB alanındaki tarihi, tartışmalı

devamını oku

Otizm Spektrumu ve Sosyal Adalet: Toplumsal Sorumluluğu Geri Kazanmak

Biyomedikal Dar Görüşlülükten Kesişimsel Eşitliğe Geçiş Bu makale, otizm spektrum bozukluğu (OSB) araştırmaları ve uygulamalarında sosyal adalet ve hakkaniyet (equity) kavramlarının neden merkezi bir rol oynaması gerektiğini tartışmaktadır. I. Geleneksel Çerçevenin Sınırlılıkları OSB alanındaki geleneksel araştırmalar ve klinik uygulamalar, genellikle bireysel biyolojiye ve aile içi dinamiklere odaklanmıştır. II. Sosyal Adaletin Zorunluluğu: Neden Hakkaniyet Önemlidir? OSB’li

devamını oku

Travmatik Yaşantılar ve Otizm: İlişkisel Destek Neden Hayati?

Otizmli Bireylerin Stres Yükü: Semptomlar mı, Savunma Mekanizması mı? otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan bireylerin, tipik gelişime sahip bireylere göre travmatik olaylara ve ilişkisel strese daha fazla maruz kaldığını ve bu durumun, ruh sağlığı sonuçları ve otistik belirtilerin yönetimi açısından kritik olduğunu vurgulanmaktadır. Nasıl mı ? I. Yüksek Stres Yükü ve Travmatik Olaylara Maruziyet Araştırmalar,

devamını oku

Psikanaliz ve Otizm: Davranışın Ötesindeki Ruhsal Gerçekliği Anlamak

Biyomedikal Diktatörlüğe Karşı İlişkisel Alanın Savunusu Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), modern psikiyatrinin ve nörobilimin en çok araştırdığı alanlardan biridir. Ancak bu alandaki hakim paradigma, genellikle biyomedikal ve davranışsal modeller üzerine kuruludur. Bu ortamda, psikodinamik veya psikanalitik yaklaşımların OSB’ye dair sunduğu derinlik ve ilişkisel anlayış, sıklıkla göz ardı edilmekte veya yetersiz bulunarak eleştirilmektedir. Bu yazıda, psikanalizin,

devamını oku

Kültürel Bağlam ve Otizm Tanısı: Değerlendirme Sürecini Yeniden Düşünmek

Otizm Tanısı: Kültürel Çerçevelerin Etkisi ve Eşitliğin Zorluğu Bu makale, otizm spektrum bozukluğu (OSB) tanısında kültürel bağlamın neden merkezi bir rol oynaması gerektiğini ve mevcut standardize tanı araçlarının (DSM-5 ve ICD-11) kültürlerarası uygulamalarındaki sınırlılıkları ana hatlarıyla incelemektedir. I. Gözleme Dayalı Tanı ve Kültürel Önyargı OSB tanısı, kesin biyobelirteçlerin yokluğunda büyük ölçüde gözleme dayalıdır1. Bu durum,

devamını oku

Otizm ve Bağırsak Sırrı: “Kafadaki Sorun” Karnın Derinliklerinden mi Geliyor?

Ey okur! Şu bilim denen ilim, ne kadar ilerlerse ilerlesin, bazen bizi en ummadığımız yerlere götürür. Eskiden biz, Otizm denen o karmaşık hali sadece beyin ve zihin meselesi sanırdık, değil mi? “Kafadaki bir sorun,” der geçerdik. Lakin, bu makale bize diyor ki, asıl sır, meğerse o gözden kaçırdığımız, bağırsaklarımızın derinliklerinde saklıymış! 🦠 Bağırsak Florası ve

devamını oku

Ruhun Terbiyesi ve Şifanın Sırrı: O Divanın Başında Neler Olur?

Jungish Ey okur! Şu terapi denen müessese, dışarıdan bakınca sihirli, esrarengiz bir iş gibi görünür, değil mi? Hasta divana uzanır, doktor bir şeyler fısıldar ve hoop, dertler çözülür! Hayır efendim! Psikoterapi, sihir değil; disiplin, sabır ve ruhsal bir mücadeledir! Bu makale, bize psikoterapinin ne olduğunu, nasıl işlediğini ve neden bu modern kargaşa çağında hepimiz için

devamını oku

Ruhun Laboratuvarı: Jung, Felsefe ve İki Milyon Yıllık Miras

Jungish Ey okur! Şu Jung’un Psikolojisi dediğimiz derin ilim, meğerse sadece rüyalarımızla ve içsel çatışmalarımızla ilgilenmekle kalmıyormuş. Gelin görün ki, o, felsefenin en eski dertleriyle ve hatta hayvan davranışları bilimi (sosyobiyoloji) ile de el sıkışıp, bütün bir insanlık halini izah etmeye çalışıyormuş! Bu makale, bize Jung’un ruhunun ne kadar sınır tanımaz olduğunu gösteriyor. Tıpkı suyun

devamını oku

Jung’un Ruhsal Serüveni: İsviçre Kliniğinden Evrensel Sırlara (1900–1935)

Jungish Ey okur! Siz zannedersiniz ki, bizim o derin filozof Carl Jung Efendi’nin o karmaşık, o arketip dolu dünyası, bir anda, bir oturuşta kurulmuş bir saltanattır. Hayır efendim! Bu Analitik Psikoloji dediğimiz ilim, tam otuz beş senelik bir gözlem, sabır, isyan ve içsel fırtınanın mahsulüdür! Gelin, bu büyük alimin 1900’den 1935’e kadar süren o entelektüel

devamını oku

Jung’un Zihinsel Seyahati: 1902’den 1935’e Teorilerin Doğuşu ve Gelişimi

Jungish Ey okur! Şu bilim denen zımbırtı, öyle bir günde, bir oturuşta kurulmuş bir düzen değildir. Tıpkı bizim Carl Jung Efendi’nin o derin, karmaşık ve esrarengiz teorileri gibi. Bu makale, bize o büyük alimin 1902’den 1935’e kadar olan ruhsal ve entelektüel yolculuğunu, adeta bir zaman tünelinde gezdirerek anlatır. Bakınız, Jung’un kavramları nasıl birbiri ardına filizlenmiş,

devamını oku

Sen Baba Ol, Sen Anne Ol: Terapideki Çocukluk Oyunu ve Yetişkinliğe Geçiş

Jugish Ey okur! Şu terapi odaları, sadece derin lafların edildiği yerler değil, aynı zamanda yeniden yaşanmış çocukluk dramlarının sahnelendiği bir tiyatrodur. Hasta gelir, divana uzanır ve farkında olmadan, çocukluğunun oyununu oynamaya başlar. İşte bu makale, bize “Sen Baba Ol, Sen Anne Ol” dediğimiz o meşhur oyunu anlatır. Bu, Jungcu ve psikanalitik teorinin temel taşı olan

devamını oku

Herkesin Terapist Olduğu Bir Memleket: Komşuluk Divanında Kolektif Şifa

Jungish Ey okur! Şu psikoloji denen ilmi, sadece diplomalı, resmiyetteki doktorların tekelinde sanırsınız, değil mi? Hani o pahalı koltuklarda, loş ışıklar altında, derin laflar eden zümrenin işi… Lakin, Jung’un yolundan giden alimler diyor ki, en hakiki şifa, bazen o resmi odalardan değil, bizzat sokaktan, mahalleden, komşuluk ilişkilerinden gelir! İşte bu makale, bize her vatandaşın aynı

devamını oku

Ruhun Yeni Dertleri ve O İnatçı Fransız Mektebi: Psikanaliz Yetiyor mu?

Doktor Bey, Dert Sadece Koltuğun Ucunda Değil, Hücrenin Yapısındadır! Yazar: Jungish (Eski Usul Çözümlerin, Yeni Çağın Çetrefilli Baş Ağrısı Karşısındaki Çaresizliği) Aziz Okuyucularım, Ey İlimde Gerçeği Arayanlar! Şu bizim ruh bilimi (psikiyatri) âlemi, öyle bir dertle boğuşuyor ki, sanırsınız bütün ilmî kitaplarımızı yeniden yazmamız gerek! Mesele, Psikanaliz dediğimiz o koca, saygıdeğer geleneğin, nörodiverjans gibi yeni

devamını oku

Yanımdayken Soğuk, Uzaktayken Âşık: Ruhumuzdaki O Tuhaf Çözülme

Jungish Ey okur! Şu aşk denen illet, bazen ne garip tecellilerle gelir! Öyle insanlar tanırız ki, sevgili yanı başındayken birden buz keser, kalbi kaskatı kesilir. Lakin o sevgili, kapıdan çıkıp uzaklaştığı an, içindeki yangın alevlenir ve onu deli divane arar. Şimdi siz zannedersiniz ki, bu sadece bir kararsızlık ya da şımarıklık… Hayır efendim! Psikodinamik ilimler

devamını oku

Neçayev–İvanov Cinayetinin Dostoyevski ve Cinler Romanı Üzerindeki Etkisi

1. Olayın Tarihsel ve İdeolojik Bağlamı 1869’da Sergey Neçayev önderliğindeki küçük bir devrimci hücrenin, örgüte tam boy itaat etmeyi reddeden öğrenci İvan İvanov’u öldürmesi, dönemin Rusya entelijansiyasını derinden sarsmıştır. Cinayet yalnızca siyasal bir suç olarak değil, ahlaki sınırların devrimci amaç uğruna tamamen silinmesi olarak değerlendirilmiştir. Dostoyevski, olayın Rusya gençliğinin ruhsal yönelimleriyle bağlantısına dikkat çeker ve bu olayı

devamını oku

Dostoyevski’nin Cinler romanı yazarken tuttuğu not defterleri ve 1871–1872 yılları arasındaki mektupları yazım süreci hakkında hangi bilgileri sunar? 

1. Romanın Tematik Çerçevesinin Oluşumu Dostoyevski’nin 1870–1872 yıllarında tuttuğu not defterleri, Cinler’in tematik çerçevesinin —özellikle radikal devrimci hücreler, Rusya’daki ideolojik kırılmalar ve bireysel psikolojik çözülme— önceden kurgulanmış bir fikir romanı olarak tasarlandığını gösterir. Not defterlerinde “Rusya’yı yutacak fikir fırtınası”, “gençliğin ruhundaki boşluk”, “şeytani örgüt modeli” gibi tekrar eden başlıklar yer alır (Dostoevsky, Zapisnye knižki 1870–1872, 1972: 113–118). Bu kayıtlar,

devamını oku

Korintliler’e Birinci Mektup’tan: Sevginin Yüce Sanatı ve İnsanlığın Eksikliği

Jungish Ey okur! Şu modern hayatımız, her şeyi ölçüp tartan, her şeyi yarışa döken bir pazardan ibaret değil midir? Kimin daha bilgili olduğu, kimin daha zengin konuştuğu, kimin daha büyük mucizeler yarattığı tartışılır durur. Lakin, aradan iki bin sene geçmiş, Aziz Pavlus Efendi’nin Korint cemaatine yazdığı o meşhur mektup, hala kulağımıza büyük bir hakikati fısıldıyor:

devamını oku

Dostoyevski’nin Romanının Adı Neden Cinler?

Fyodor Dostoyevski’nin Cinler (Бесы, 1872) adlı romanı, Rus düşünce ve siyaset tarihinde radikalizmin yükselişini alegorik bir dille işleyen temel eserlerden biridir. Romanın adı, hem Hristiyan geleneğinde şeytani güçlerin insan ruhunu ele geçirmesi metaforuna hem de dönemin nihilist hareketlerinin Rus toplumuna nüfuz edişine gönderme yapar. 1. Giriş Dostoyevski’nin Cinler (1872) romanı, yalnızca bir siyasi eleştiri değil,

devamını oku