Plazadaki Gulyabani: Modern İş Dünyasında Ruhlar Neden Firar Etti?
Aman efendim, sabahın köründe o camdan dev binalara, hani “plaza” dedikleri o süslü hapishanelere giren ahaliye bir bakın! Hepsinin elinde bir kahve bardağı, yüzlerinde “profesyonel” dedikleri o donuk maske… Sanırsınız ki her biri birer hikmet deryası! Oysa “Kuzum, bu gördüğünüz insanlar aslında orada değiller; ruhları çoktan istifa edip firar etmiş!”
1. “Performans” Dedikleri O Müstehcen Kırbaç!
Bizim bu modern patronlar, artık sadece emeğini değil, arzunu da sömürmek istiyorlar efendim. Eskiden işçi fabrikaya gider, işini yapar, “Ekmek paramı kazandım” der çıkardı. Şimdi ise “Şirketimizi sev, vizyonumuza aşık ol, performansınla coş!” diyorlar.
Lacan Beyefendi’nin dediği o “Süper-Ego” var ya; hani içimizdeki o bitmek bilmeyen “Daha fazla! Daha iyi!” diye bağıran ses… İşte şirketler o sesi bir algoritmaya bağlamışlar. Senin Ihíyotl’unu (o hayati coşkunu), Excel tablolarında bir rakama kurban ediyorlar. Eğer o rakam tutmazsa, seni “bozuk bir parça” gibi kapının önüne koyuveriyorlar.
2. “Efendi” Değişti Ama Zincir Aynı
Pavón-Cuéllar ne güzel ikaz ediyor: “Çar’ı yıktık ama yerine Stalin’i oturttuk!” İş dünyasında da öyle; eski usul asık suratlı patron gitti, yerine “Abi/Abla” diyen, “Biz bir aileyiz” yalanını savuran güler yüzlü tiranlar geldi.
Bu “yumuşak” sömürü, insanın Tonalli’sini (o şahsi yıldızını) daha fena söndürüyor efendim. Çünkü açıkça kavga edeceğin bir düşman yok; her şey o kadar “pozitif”, o kadar “ikna edici” ki, içindeki anksiyeteyi bile “kişisel bir başarısızlık” sanıyorsun. Oysa o anksiyete, senin Teyolía’nın (başkalarıyla olan o kutsal bağının) bu sahte düzene verdiği bir tepkidir!
3. Ruhsal Bir Grev Mümkün mü?
Efendim, bu “tükenmişlik” (burnout) dedikleri nane, aslında ruhun verdiği bir “Grev” kararıdır! “Sen beni sadece bir ‘üretim birimi’ olarak gördün, benim o parçalanmaz bütünlüğümü yırtıp attın; ben de artık bu oyunda yokum!” demektir.
Pavón-Cuéllar’ın işaret ettiği psikanaliz bize şunu öğretir: Kendini o “başarı” ve “verimlilik” aynasında seyretmekten vazgeç! O ayna dumanlıdır, seni sana değil, sermayenin istediği “ideal köle”ye gösterir.
Hasılıkelam Efendim…
Kuzum, bizler ne sadece birer “et yığınıyız” ne de birer “çalışan”. Biz o Nahuaların bahsettiği, içinde tanrıların nefes aldığı, kozmosla bağı olan o muazzam bütünlüğüz. İş dünyası senin bu bütünlüğünü parçalamak istediğinde, onlara o meşhur “Negatif Diyalektik” ile cevap ver: “Uyum sağlamıyorum efendim, çünkü ben sizin o daracık kalıplarınıza sığmayacak kadar büyüğüm!”
Şimdilik benden bu kadar, selametle! Plazalardan ruhunuzu kurtarmanız dileğiyle efendim
