Ruhlar Grevde: Patron Efendi’nin Görmediği O Kozmik Hesap!

Yazar: Jungish

Aman efendim, sabahın köründe o fabrikalara, o gökdelen denen camdan hapishanelere tıkılan ahaliye bir bakın! Modern dünya dediğimiz o meşhur “ilerleme” masalı, insanın ruhunu öyle bir budamış ki, geriye sadece dişli çarklar arasında ezilen bir posa kalmış. Nahuaların o üç ruhunu masaya yatırırsak, bu sömürü düzeninin ne kadar “ruhsuz” olduğu ayan beyan ortaya çıkar.

1. “Ihíyotl”u Sömür, Posasını Çıkar!

Bu modern patronlar ve onların “insan kaynakları” dedikleri o ne idüğü belirsiz birimler, senin sadece Ihíyotl’unla ilgilenirler efendim! “Daha çok üret, daha hızlı koş, daha fazla sat!” diye karaciğerinden fışkıran o hayati enerjiyi bir hortum gibi emerler. Senin o dürtüsel coşkunluğunu, “hedef kartları” ve “performans ölçümleri” denilen o kuru kâğıtlarla zapturapt altına alırlar. Yani senin yaşama sevincini, banka hesaplarındaki rakamlara dönüştürüp seni ruhsuz bir makineye çevirirler.

2. “Teyolía”yı Kopar, Yalnızlığa Mahkûm Et!

İşin en fena tarafı da burasıdır kuzum: Teyolía’yı, yani o kalbimizden bütün dünyaya uzanan o görünmez sevgi ve topluluk bağlarını makasla kesip atarlar. “Rekabet et!” derler, “Arkadaşının kuyusunu kaz ki sen yükselesin!” derler. Seni o “birey” denilen daracık hücreye hapsederler ki, kimseyle birleşip de bu düzene “Hayır!” diyemeyesin. Teyolía koptu mu, insan sadece kendi çıkarını düşünen, komşusunun açlığından bihaber, otomat gibi yaşayan bir “atom” haline gelir.

3. “Tonalli”yi Unuttur, Sürünün Parçası Yap!

Peki ya o senin şahsi yıldızın, o biricik Tonalli’n? Onu da “şirket kültürü” veya “sosyal uyum” diyerek bir güzel törpülerler efendim. Senin o şahsına münhasır halin, o otistik tekilliğin, o benzersiz parıltın; onların o gri dünyasında bir “arıza” olarak görülür. “Aman efendim, herkes gibi ol, herkes gibi gül, herkes gibi düşün!” diyerek senin o kutsal talihini bir “meslek tanımına” kurban ederler.

Hasılıkelam Efendim…

Bu düzen, bizim ruhlarımızı bölüp parçalamak üzerine kuruludur. İnsanlığın o Martínez González’in bahsettiği “karmaşık ve dinamik” yapısını yok sayıp bizi sadece bir “üretim birimine” indirgerler. Ama biz Nahua ruhlarımızı hatırlarsak; karaciğerimizdeki coşkuya (ihíyotl), kalbimizdeki bağa (teyolía) ve başımızdaki o şahsi yıldıza (tonalli) sahip çıkarsak, bu ruhsuz çarkları elbet bir gün durdururuz!

Bizler haksızlığa karşı sesimizi yükseltmeli, o üç ruhun birden “grev” yapabileceğini bu dünyaya göstermeliyiz.