Sinemanın Tüm Öyküsü – Philip Kemp

Sinema dünyayı değiştirdi. Teknoloji izin verir vermez film yapım sanatı, önceki yüzyılların sanat biçimlerinden çok daha farklı bir yol izledi. İnsanın çevresindeki dünyayı, duyguları, deneyimleri ve gündelik yaşam hikâyelerini kaydetme arzusu, nefes almak kadar doğal bir hale geldi. Sinema, farklı zaman ve mekânlarda, ayrıca toplumsal ve kültürel koşulların etkisi altında çeşitlilik kazandı. İlk filmlerin arkasındaki itici güç neydi? Sinemasal yapıtların sosyolojik anlamda oynadıkları rol nelerdir? Neden belli filmler ‘klasik’ haline gelir? Bir aktörü, yönetmeni veya yazarı bir sinema ikonu haline getiren şey nedir?

Sinemanın Tüm Öyküsü; önemli tarihsel dönemleri, janrları ve uluslararası çaptaki sinema yapıtlarını sosyal ve kültürel gelişmeler bağlamında ele alarak yakından inceliyor. Kronolojik olarak düzenlenmiş kitap, görüntü yansıtma etkinliklerinin ilk günlerinden günümüzün yüksek teknolojisine ve çoklu ekranlarına dek, sinemasal evriminin izlerini sürüyor. Görsellerle desteklenmiş derinlikli metinler, ilk sessiz filmlerden gişe bombası filmlere ve 21. yüzyılın CGI (görsel efekt) destekli sarsıcı işlerine kadar sinemanın tüm janrlarını açıklıyor. Ayrıntılandırılmış zaman çizelgeleri metne eşlik ediyor ve sinema tarihini aydınlatıyor.

Bu çalışmada, her janrın veya zaman diliminin tanımlayıcı karakteristiklerini örnekleyen önemli çalışmalar, detaylı bir biçimde analiz edilmiştir. Bu kitap, kamera ve aydınlatmadan rol yapma tekniklerine, animasyonlardan filmlerinin toplumsal ve kültürel etkisine kadar pek çok şeyi açıklamakta ve en ünlü filmlerin anlamlarına ilişkin yorumlarda bulunmanızı kolaylaştırmaktadır.

İlk fotoğraf çekildiğinden beri insanlar yaratıcı dürtülerini kaydetme zorunluluğu hissetmeye başlamıştır. Günümüzde yaşamlarımızı filme çekme ve hayal gücümüzü hayata geçirme faaliyetleri nasıl yaşadığımızı ve kim olduğumuzu bize bildirmeye devam ediyor. Eğer sinemayı seviyorsanız ve onun hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız Sinemanın Tüm Öyküsü’nden başka bir yere bakmanıza gerek yok.
(Tanıtım Bülteninden)

Sinema okunabilir de? – ŞENAY AYDEMİR
(21.03.2014,http://kitap.radikal.com.tr/)
Sinemanın Tüm Öyküsü, 110 yıllık tarihe analitik bir bakış getiriyor. Kitabı çekici kılan şey: Sinema tarihini hem zaman dilimlerine hem türlere, hem akımlara hem de yönetmenlere ve filmlere göre öğrenme olanağı sunması.
Çok klişe bir tanımlamayla başlayalım: Sinema hepimizin ortak noktası. Seyir zevkimiz nasıl olursa olsun hepimiz bu büyülü sanattan uzak duramıyoruz. Tamam, hepimiz Nuri Bilge Ceylan sinemasının âşığı değiliz belki. Haneke?nin son filminin salonlarımızda gösterilecek olması büyük bir heyecan yaratmıyor çoğumuzda ama evde televizyonu açtığımızda, çok sevdiğimiz bir oyuncunun yeni filmi çıktığında kendimizi sinema koltuğunda ya da kanepede buluyoruz.

Öte yandan sinemayı sevmek ya da bu sanat üzerine kafa yormak da kimse için verili bir durum değil. Bu alana özel ilgi duyanların, bu sanatın hem teknolojik hem de estetik dönüşümlerini, önemli duraklarını, akımlarını, türlerini, önemli yönetmenlerini, çığır açan buluşlarını merak edip takip edenlerin büyük bir kısmı da en sevdikleri alanlardan başladılar film izleme serüvenlerine. Bu satırların yazarı örneğin, sinema aşkını çocukluk yıllarında TRT?de pazar sabahları yayınlanan westernlere borçludur.

Sinemaya dair kafa yormaya, tarihini ve dinamiklerini anlamaya çabalarken sorun nasıl bir yöntem izleneceğinde gelip düğümleniyor. ?Okumaya sinema tarihinden mi başlamalıyız, yoksa önce türlere bakıp daha sonra akımları mı masaya yatırmalıyız; geçmişten günümüze önemli yönetmenlerin izinden gitsek istediğimiz verimi alabilir miyiz?? gibi yöntem tartışmaları kaçınılmaz oluyor ister istemez. Bütün bu yöntemlerin doğru bir başlangıç olduğunu söyleyelim. Ama biz bu yöntemler üzerine düşünmeye iten şey; elimizdeki kaynakların sinemayı bu başlıklar altında özetlemeyi tercih etmeleri, bu sanatın serüvenini anlatmak için çok farklı yöntemler denemiş olmaları.

Lumiere kardeşlerden bugüne
Hayalperest Yayınları, ilk defa 2011 yılında Londra?da basılan Sinemanın Tüm Öyküsü isimli kapsamlı çalışmayı Türkçeye kazandırarak yukarıdaki soruların birçoğuna aynı anda cevap bulmamıza da yardımcı oluyor. Genel editörlüğünü Philip Kemp?in yaptığı, Prof. Ertan Yılmaz ve Prof. Nuray Yılmaz?ın çevirdiği bu devasa kaynak, sinemanın tüm tarihini zaman dilimlerine göre ayırarak incelerken, hem önemli filmleri ve yönetmenleri anıyor hem türlere ve akımlara da dikkat çekerek zaman yolculuğunu kendi dinamikleri içinde kavramamızın olanaklarını sunuyor.

Auguste ve Louis Lumiere kardeşlerin 1895 yılında gerçekleştirdikleri ilk kitlesel gösterimle başladığı kabul edilen sinema tarihindeki yolculuğun ilk bölümünde 1900-1929 yılları aralığı ele alınıyor. İkinci bölümde 1930-39, sonra da sırasıyla 1940-50, 1960-69, 1970-89 ve 1990?dan bugüne kadar uzanan süreçler inceleniyor. Bu dönemlerin hepsinin tarihsel süreçlere işaret ettiğini, hem dünya tarihinde hem politikada hem de sanat alanında önemli dönüşümlere göre bu tercihlerin yapıldığını ekleyelim.

Biraz önce yukarıda bahsettiğim, ?her ihtiyaca cevap verme? halinin daha net bir şekilde anlatılması için bu zaman aralıklarından birisinin içeriğini biraz açmamız yeterli olacak. Çünkü bütün zaman aralıkları benzer bir yöntem izlenerek oluşturulduğu için kitabın toplamı hakkında yeterince fikir sahibi olmamızı sağlayabilir böyle bir örnek. Örneğin, 1960- 69 yılları aralığı dokuz başlık altında toplanmış: İngiliz Yeni Dalgası, Latin Amerika Sineması, Yeni Hollywood, Cinsellik ve Sinema, Casus Filmleri, Bilim-Kurgu, Korku Filmleri, Avrupa Sineması ve Spagetti Western.

Film hakkında her şey
Her bir başlığın belirttiği sinema türünün özelliklerini, en belirgin olan filmlerle örnekleyerek yapılan inceleme daha da derinleştiriliyor. Örneğin, ilk iki sayfada ayrıntılı olarak bilgiler verilen İngiliz Yeni Dalgası bölümünde yer alan filmlerden birisi Türkiye?de Sevişme Günleri adıyla gösterilen Karel Reisz imzalı Saturday Night and Sunday Morning (1960). Bu film için ayrılan iki sayfalık bölümde filmin İngiliz Yeni Dalgası içindeki yerini ve önemini belirten, film hakkında bilgiler de veren bir eleştiri; filmin önemli üç sahnesinin görsel olarak analizi, yönetmenin profiline dair notlar ve uyarlandığı kitap hakkında bilgiler yerleştirilmiş. Yine aynı şekilde Spagetti Western bölümde ise hepimizin büyük hayranı olduğu Sergio Leone efsanesi İyi, Kötü, Çirkin (The Good, the Bad and the Ugly, 1960) filminin benzer bir analizi yapılarak anlatılıyor.

Şimdi yazının ilk bölümlerinde kafa yorduğumuz ?yöntem? sorununa dönebiliriz. Sinema tarihini nasıl okumalıyız? Zamanlara ayırarak yapabiliriz. Türlere, akımlara, yönetmenlere göre düzenlenmiş kaynakları gözden geçirebilir. Sinemanın Tüm Öyküsü, bütün bunları etkili bir biçimde bir araya getirmeyi başarıyor. Sinema tarihini hem kendi içinde zamanlara ayırıyor hem bu zamanları da türlere, akımlara, yönetmenlere göre yeniden tasnif ediyor, hepsini kendi çağının gerçekliği içinde konumlandırıyor.

Bu alana özel olarak kafa yoran, iyi bir sinema izleyicisi olup arada sırada aklına sorular takılan her sinefilin kitaplığında mutlaka bulunması gereken bir çalışma.

Kitabın Künyesi
Sinemanın Tüm Öyküsü
Philip Kemp
Hayalperest Yayınevi / Sinema Dizisi
Çeviri : Ertan Yılmaz, Nuray Ayhan Yılmaz
İstanbul, 2014
576 s.

Yorum yapın

Daha fazla Sinema
Senaryolar (Üç Senaryo – Üç Sinopsis) – Onat Kutlar

"Sinema bizden Onat Kutlar'ı çaldı. İyi oldu diyemiyorum. Ama kötü oldu da diyemiyorum. Sinematek serüveniyle, genç sinemacılarla olan yakın ilişkileriyle,...

Kapat