Su Damlası – Pınar Selek

Masallar hep çocuklara mı anlatılır? Zannedeler ki insanlar büyüdükçe, masallara kulak vermez olurlar… Öyle değil. Büyükler de masallara ihtiyaç duyar. Size bir şey söyleyeyim mi? Masalını kaybeden insan, hayallerini de kaybeder… Ben de büyüdüm. Yıllar çok hızlı geçti. Oyunlardan daha bıkmamışken, bir baktım ağır yüklerin altındayım. Hayat çok zor… Ama biliyor musunuz, ben hâlâ masallardan güç alıyorum. Çocukken dinlediğim, sonra okuduğum ve hâlâ kopamadığım masallar sayesinde, dünyam ışıklı benim. Bir dileğim var: Masallar hiç unutulmasın. Masalsız kalmasın dünya… Pınar Selek

Suyun Damla Olduğu An – Reyhan Yıldız
(01.05.2009 tarihli Radikal Kitap)

Sosyolog Pınar Selek masal kitabı Su Damlası?nı ?Masalını kaybeden insan hayallerini de kaybeder? düşüncesiyle yazmış. Hâlâ masallardan güç alan bir kadının kaleminden çıkan kitapta, kitaba adını veren Su Damlası?nın yanı sıra iki masal daha var; Denizkızı ile Balıkçı ve Karganın Sırrı.
İlk masal henüz okula başlamamış Damla ile, zor durumdakilere yardımcı olabilmek için peri olmak isteyen ablası Su?nun öyküsü. Düşlerinde ?Gece Saçlı Peri? olarak yaşadığını, bütün canlılarla dost olduğunu hayal eden Su, önceleri bunları gerçekmişçesine kardeşine anlatıyor. Sincapları yardımcısı, kırlangıçları postacısı, yılanları sırdaşı belleyen Su?nun barış ve kardeşlikten, emekten yana tavrı yaşadığı her macerada kendini hissettiriyor. Bizim esmer, kıvırcık saçlı ve de şişman perimiz, yardım ettiği ilk varlık olan ve Ona ?Gece Saçlı Peri? adını veren yaşlı işçiye, iyilik perilerinin bizim sandığımız gibi öyle tek bir kalıptan çıkmadığını da gösteriyor.
Su?nun yani ?Gece Saçlı Peri?nin bir diğer özelliği de mücadeleci olması. Dünyadaki kötülüklerle, haksızlıklarla mücadele ederken kullandığı tek enstrüman ise yüreğinden taşan yaşama-yaşatma sevgisi ve inancı. Varlıklı ailesinin, onu ?korumak? için arkadaşlarıyla sokakta oynamasına izin vermediği, bu yüzden küsüp kendini odaya kapatan Zehra?yı kanatlarına alıp şehri gezdirirken ona ?Her yerde savaş var. İnsanlar para için birbirlerini kırıyorlar. Sen hep iyilikten yana ol, kimseyi öldürme? diyor ve ekliyor; ?Bundan sonra da annen-baban dışarı çıkmana izin vermezlerse onlara küsüp odana kapanma. Mücadele et, ikna et büyüklerini ve dışarı çık. İnsanlara, martılara, kedilere bak, dokun onlara… Hayat oyuncaklardan daha zengin… Onu iyi öğrenmeye bak ve kendine güven. Sen güçlü bir çocuksun.?
Barışın ve özgürlüğün önemi
Annesinin hayallerini kardeşine gerçekmiş gibi anlatmamasını istemesinden sonra kanatlı bir peri olmadığını kabullenen kahramanımız hikâyenin sonunda kanatları olmasa da aklını kullanarak birçok canlıya yardım edebileceğine karar veriyor ve kardeşini de kendisi gibi kanatsız bir peri olmaya, insanların mutluluğu için çalışmaya ikna ediyor. Birlikte karıncalara, arılara, çiçeklere, insanlara koşan, koştukça sevgileri büyüyen iki kardeş; Su ve Damla bir araya gelerek bir su damlası oluyor, susuz insanların ağızlarına damlamak için…
Denizkızı ile Balıkçı?da, yoksulların yardımcısı, kendi halindeki bir balıkçıyla bir gece denizde karşılaştığı denizkızının sabırla, sevgiyle, emekle şekillenen, masal gibi başlayıp masal gibi süren aşkları konu ediliyor. Çocukların türlü eziyet ettikten sonra bıraktıkları, yolunmuş tüylerinden utanan ve bir daha uçamayacağını düşünerek hayata küsen Küçük Gaga?nın tekrar uçmaya başlamasını anlatan masalın adı da Karganın Sırrı.
Günümüzde, iletişim araçlarının çoğu zaman ?bilgi? adı altında tüketime yönelik reklam bombardımanına maruz kalan çocukların saf ve temiz çocuk dünyalarını korumaları kolay değil. Pınar Selek?in aydınlık dünyasından süzülen Su Damlası çocuklara hayatın, sevginin, yardımlaşmanın, dostluğun, barışın, özgürlüğün değerini anlatıyor. İlköğretim çağındaki çocuklar, ?masalsız kalmasın dünya? diyenler için.

Masal hayata övgüdür – Karin Karakaşlı
(Kaynak: 16.07.2009, Sabah – Kültür Sanat)

Sosyoloji çalışmalarıyla tanıdığımız Pınar Selek, masal kitabı Su Damlası ile göze alınabilecek tüm gerçeklerin masalını anlatıyor .

Küçükken başka evlerin kitaplıklarını, sandıklarını karıştırıp kitaplar bulmaya merakım vardı. Yine kuzenime ait çocukluk kitaplarını karıştırırken Polyanna’yı görmüştüm. Eh, hazır da herkes bu iyimserlik simgesi romandan bahsediyor, başladım okumaya. Ve sonra da ağlamaya. Sonunda Polyanna’nın bu denli gözyaşına yol açmasından şüphelenen büyükler duruma el koydu ve kitabın kuşe kağıt kapağı kaldırılınca, cildin üzerinden Andersen’den Masallar yazdığı ortaya çıktı. Bir nevi kitap kazası. Polyanna’ya niyet edip, Andersen’in en zor hakikatleri masal kisvesine bürüdüğü bu kitapla kısmetime razı geldim. O gün bugündür başta Anderseninkiler olmak üzere masal kitaplarını başucumdan hiç eksik etmedim. Masal, aslında hayata bir övgü. Göze alınabilecek tüm olasılıklar için bir ufuk taraması. Hayal gücünün sınırsızlığını görmek için bir fırsat. Masal aslında bu açıdan bakıldığında insan için en büyük hakikat. Masal okumak özel bir tercihse, masal yazmak da başlıbaşına bir sınav. Çocukların kalbine ulaşmak hem çok zor hem de çok kolay. Öncelikle kurduğunuz dünyaya kendiniz inanmanız, sonra da onu en yalın haliyle paylaşabilmeniz gerekiyor. Ancak o zaman çocuklar masalınıza ortak oluyor. Sosyoloji çalışmalarıyla tanıdığımız Pınar Selek’in Özyürek Yayınevi’nden çıkan Su Damlası adlı masal kitabı, çocukları ve çocukluğunu inkâr etmeyen yetişkinleri alıp peşi sıra sürükleyecek böylesi kitaplardan. İnsan temmuz sıcağında yüreğine esen ferah bir rüzgârdan başka ne ister ki?

HAYALLERE SAHİP ÇIKMAK İÇİN
“Masallar hep çocuklara mı anlatılır? Zannederler ki insanlar büyüdükçe, masallara kulak vermez olurlar… Öyle değil. Büyükler de masallara ihtiyaç duyar. Size bir şey söyleyeyim mi? Masalını kaybeden insan, hayallerini de kaybeder…” Pınar Selek işte bu sözlerle çizmiş masallarının patikasını. Sosyoloji çalışmalarında nasıl araştırdığı hayatlara dokunduysa, masal kitabında da çocuğun saf enerjisine el veriyor. Ama bir yandan da biliyoruz ki, kıssadan hisse çıkarması gereken çocuklar değil biz yetişkinleriz. Pınar sanki bize “Hayallerinize yetişecek kadar yetişkin misiniz?” diye soruyor çünkü o, hayatı en çok da hayalini kurabildiğimiz ve gerçekleştirmek için yola koyulabildiğimiz farklı gerçekler olarak tanımlıyor. Su Damlası, adı gibi berrak küçücük bir kitap. Ve tıpkı bir su damlasının, koca okyanusun bilgeliğini içermesi gibi Pınar Selek’in üç masalı da yaratıcısının hayat önceliklerini kapsıyor. Önceliğin ilk sırası ise masallarda, hayat boyu bitmeyen bir emek ve mücadele olarak hissettirilen sevgiye ait. Yaşama sevgi, yaşayana sevgi. Saygıyı da içeren has sevgi. İlk masalın kahramanları henüz okul çağına gelmemiş olan Damla ile ona masallar anlatan ablası Su. Kardeşine anlattığı masallarda kendisinin insanların yardımına koşan Gece Saçlı Peri olduğunu anlatan Su, ince, sarışın tüy gibi peri kızlarına ait görsel klişeyi de kırarak şişko, esmer, küçük bir kız olarak peri hayatı sürdüğünü paylaşıyor ortak olduğumuz masalda. Böylelikle masal içinde masal kurgusuyla hem Su ile Damla’nın kardeşlik ilişkisini hem de Su’nun düşlediği hayalleri görüyoruz. “Sincaplar yardımcımız, kırlangıçlar postacımız, yılanlar ise sırdaşımızdır. Bir tek, insanlar bilmez,” diyor Su ve yardımına koştuğu minik Zehra’nın hikâyesini anlatıyor kardeşine. Ailesi tarafından başına bir şey gelir endişesiyle sokakta oyun oynamasına izin verilmeyen Zehra’yı hayatın yoksulluk, hastalık, savaş gibi tüm gerçeklerinin içinden geçiren Gece Saçlı Peri, yaşamanın da tanımını yapıyor kendi değerleri üzerinden: “Bundan sonra da annen-baban dışarı çıkmana izin vermezlerse onlara küsüp odana kapanma. Mücadele et, ikna et büyüklerini ve dışarı çık. İnsanlara, martılara, kedilere bak, dokun onlara… Hayat oyuncaklardan daha zengin… Onu iyi öğrenmeye bak ve kendine güven. Sen güçlü bir çocuksun…” Denizkızı ile Balıkçı adlı ikinci masalda balıkçı Derviş Kaptan ile balıkların koruyucusu denizkızının aşkını örüyor ağ gibi Pınar Selek. Hayatın aslında karşıt konumlarda yarattığı bu iki insan birbirini sevmenin ne demek olduğunu öğreniyor. Birbirlerini çok sevmelerine karşın biri denizde diğeri karada kendisi olabilen ve ancak kendisi olarak kaldıkça karşısındakini sevebilen Denizkızı ve Balıkçı, sırdaşlık ve ketumiyete dayalı aşklarını, tek bir sözle mühürlüyor “Bizim aşkımız böyle olsun… Masal gibi başladı. Masal gibi sürsün.” Karga’nın Sırrı’nda ise çocukların eziyet ederek tüylerini yolduğu Küçük Gaga’nın utançlı çaresizliği karşılıyor bizleri ve ancak başkasının derdini kendi canında, teninde hissedenlerin onlara derman olabileceği bilgisiyle doluyor yüreğimiz. Tıpkı Selek’in kendi hayatında da hep yaptığı gibi. O zaman masaldaki iyileştirici kargaya daha çok inanıyoruz. Çünkü karganın sözlerinin, hayatı masal kıvamında yaşayan bir yüreğe ait olduğunu biliyoruz: “Kim umutsuzluğa düşse yanına koşuyorum. Onlara umut aşılıyorum. Çünkü umutsuzluğu yaşadım. Ve umudu kazandım…”

Kitabın Künyesi
Su Damlası
Pınar Selek
Özyürek Yayınları
2008
56 sayfa

Pınar Selek ‘in Hayatı
Sosyolog, araştırmacı ve yazar. 1971 İstanbul doğumlu Pınar Selek, Notre dame De Sion Lisesinde ortaöğretimini tamamladı. Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji bölümünü birincilikle bitirdi. Aynı üniversitede sosyoloji yüksek lisansını tamamladı. Fransa?da Sophiantipolis UDEL Üniversitesinde ekonomi-politik dersleri aldı.Dışlananların ve birbirini dışlayanların ortak atölyesi olan ?Sokak Sanatçıları Atölyesi?nin kuruluşuna öncülük etti. Amargi Kadın Dayanışma Kooperatifi kurucularından ve aktivistlerindendir. Barış ve İnsan Hakları?yla ilgili çalışan birçok STK ve harekete destek vermektedir. Ayrıca Amargi Feminist Teori Dergisi editörlüğünü yapmaktadır.
Çeşitli dergilerde makaleleri yayınlanan ve bir dönem Özgür Gündem gazetesinde köşe yazarlığı yapan Selek’in EZLN Zapatist hareketin bildirileri ve Marcos’un mektuplarından oluşan ?Ya Basta! Artık Yeter? adlı çeviri/derleme çalışması 1996 yılında Belge Yayınları’ndan; Ülker Sokak’ta travesti ve transseksüellerin dışlanmasını konu alan ?Maskeler, Süvariler, Gacılar? adlı araştırması 2001 yılında Aykırı Yayınları?ndan; barış mücadelesinin ve genel anlamda tüm sol muhalefetin yaşadığı sorunların da ele alındığı “Barışamadık” kitabı 2004 yılında İthaki Yayınları?ndan; farklı sosyal koşullardan çok sayıda erkeğin askerlik deneyimleri hakkındaki anlatımlarına dayanan araştırması ?Sürüne Sürüne Erkek Olmak? kitabı 2008 yılında İletişim Yayınları?ndan; masal kitabı ?Su Damlası? 2008 yılında Özyürek Yayınları?ndan çıktı.

Yorum yapın

Daha fazla Çocuk Kitapları
Adalet ve Haksızlık (2.Kitap) – Brigitte Labbe, Michel Puech

Adil miyiz, değil miyiz? Yaptığımız doğru mu, nereden bileceğiz? İnsanın kendi doğum gününde pastadan herkesin yediğinden daha büyük bir parça...

Kapat