Fakir Baykurt’un ilk romanı olan “Yılanların Öcü”, 1958 yılında Cumhuriyet Gazetesi?nin açtığı Yunus Nadi Roman Ödülleri’nde birinci olur. Ancak roman nedeniyle hem Baykurt hem Cumhuriyet koğuşturma geçirir. Baykurt bu dönemden sonra Cumhuriyet Gazetesi?nde yazmaya başlar. Burada anlattığı köylü ailesininin, Kara Bayram’ın yaşam mücadelesi, sonraki iki romanına daha konu olur; “Irazcanın Dirliği” (1961) ve “Kara Ahmet Destanı” (1977). Baykurt, bu üçlemesi ile, yoksul köylünün çaresizliğini, yöneticilerin güçlüden yana oluşu, ve köyden kente göçü işler. Dahası, Anadolu kadının direnişini, ezilmişliğinin altındaki öfkesini anlatır. Baykurt’un köylüleri idealize edilmiş iyi, veya mutlak kötü kategorileri içinde hareket eden sterotipler değildir. Onlar ne kahraman ne korkak ne de haindirler. Eylemlerini belirleyen ekonomik ve toplumsal koşullardır.
Kubilay Dağbatıran
Kaplumbağalar – Fakir Baykurt. Sayıların dünyasında yer almayan yoksul köylülerin romanı
Fakir Baykurt, “Kaplumbağalar” adlı romanını: “…her türlü teknik ve elektronik araçların büyük gelişmeler gösterdiği ve üretkenliğin alabildiğine arttığı bu dünyada, yiyeceği yıllık zahireyi, yanıp kül olmuş topraklardan parmaklarıyla toplamaya çalışan ve varlığını sürdürebilmek için istekle üreten…” köylülerin hayatından bir kesit olarak tanımlamaktadır.
Roman, tarihimizde yer etmiş ama bugün hala varlığını sürdüren sorunlara değinen, yalın ama zengin bir dille yazılmış, özgün ve aydınlık bir edebiyat eseri olarak, yaratıcı ülkemiz köylüsünün olduğu kadar, onun bürokrasi karşısındaki çaresizliğinin ve cehaletinin de hikayesini anlatıyor.