Kemal Siyahhan, yazıp – çizdiği romanı ‘Lale Bahçelerinden Fransız Sokaklarına’da, Avrupadaki yenilikleri keşfetmek için yola çıkan Osmanlı heyetinin yaşadıklarını bilinçaltındaki kahramanlar eşliğinde anlatıyor.
Dünya yüzeyinde Doğu ve Batı kültürlerinin tezat tezahürlerini Türkiye’dekiler kadar içselleştiren bir topluluk daha yoktur sanırım. Buna rağmen iki medeniyetin karşılıklı olarak yarattığı bu baskı ortamından tinsel bir evren yaratmayı başarmış bir münevver topluluğu daima olmuştur memleketimizde. Edebiyat tarihimize şöyle bir bakacak olduğumuzda Halit Ziya’dan Oğuz Atay’a değin süren bu siyasi meseleyi tinselleştirme geleneğinin değişen çağla birlikte bugün nasıl bir gerikalmışlık hissiyatı yarattığını görebiliriz. Türkiye’de yazan – çizen her sanatçının, bu hissiyatın birtakım düşünsel sancılara neden olduğu gerçeğinden hareketle bir arayış içersinde olduğu savı, tıpkı ulaşılmak istenen noktanın güçlü bir basınç oluşturduğu savı kadar doğrudur. Vurgun yeme pahasına bu derinliğe ulaşmaya çalışan bir kitaptan,