Türkiye?de kentleşme ve kentsel gelişme süreci 1980?den sonra küreselleşme söylemleriyle farklı bir nitelik kazanmıştır. Ulusal ve yerel düzeyde özelleştirme uygulamalarının başlaması ve yaygınlaşması, bir yandan kamu yararı-bireysel yarar tartışmalarını alevlendirmiş; bu arada, özelleştirilen kuruluşlara ait arsalar önemli bir rant alanı haline gelmiştir. Öte yandan, başta kıyılar, ormanlar ve milli parklar olmak üzere doğal varlıkları, tarihi ve
kültürel değerleri koruma altına alabilmek için pek çok yasal düzenleme yapılmıştır. Ancak, ?üstün kamu yararı? anlayışı ile sözü edilen koruma alanlarının turizm geliri karşılığında gözden çıkarılması da yine aynı döneme rastlamaktadır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan bu alanlar, imar ve planlama yetkilerine yerel yönetimlerin oldukça etkili bir biçimde ortak edilmesi sonucunda giderek toplum yararına kullanım amacından uzaklaşmış ve bireysel çıkar ağırlıklı özel kullanımlara