Teşhis Endüstrisi ve Otizmin “Normalleştirme” Hapishanesi: Bir Analiz
Bugün psikoloji ve psikiyatri, bilimsel birer disiplin olmaktan ziyade, kapitalizmin “kalite kontrol birimi” gibi çalışıyor. Eğer zihniniz, sermayenin talep ettiği “hızlı, esnek, sosyal ve sömürülebilir” nörotipik standartlara uymuyorsa, sistem size hemen bir etiket yapıştırıyor.
1. “Bozukluk” Kimin Tanımı?
Sermaye için “iyi işçi”, talimatları sorgulamadan alan, duyusal gürültüde odaklanabilen ve iş yeri hiyerarşisine (sosyal hiyerarşi) boyun eğen kişidir. Otistik bireyin duyusal hassasiyeti veya dürüstlüğü, bu mekanizmanın çarkları arasında bir “kum tanesi” gibidir.
- Teşhisin İşlevi: Size “Otizm Spektrum Bozukluğu” dendiğinde, sistem aslında şunu der: “Senin zihnin, bizim kâr hırsımıza uygun üretilmemiş. Seni ya tamir edeceğiz (terapi) ya da sistemin dışına iteceğiz (işsizlik/izolasyon).”
2. ABA ve Davranış Modifikasyonu: Ruhsal Kölelik
Bugün otizmli çocuklara dayatılan birçok “davranışsal terapi”, aslında köpeklere uygulanan şartlandırma tekniklerinden farksızdır.
- Maskeleme (Masking) Bir Cinayettir: Çocuğun el çırpmasını (stimming) engellemek, onu göz temasına zorlamak; aslında onun ruhsal tekilliğini yok edip yerine “taklitçi bir robot” koymaktır. psikoloji burada özneyi kurtarmıyor, onu sermayeye uygun hale getirmek için imha ediyor.
3. Otizm “Pazarı”: Acılardan Kâr Sağlamak
Teşhis endüstrisi sadece bir kontrol mekanizması değil, aynı zamanda devasa bir para basma makinesidir.
- “Mucizevi” takviyeler, pahalı terapi paketleri, “otizm dostu” ama fahiş fiyatlı ürünler…
- Otistik birey, bir “hak öznesi” olmaktan çıkarılıp, ailesinin suçluluk duygusu üzerinden sömürülen bir “tüketim birimi” haline getirilir.
4. Aktivist Manifesto: Arıza Değil, Direniş!
Eğer “duygusal olgunluk, anksiyeteyi ve belirsizliği tolere etme kapasitesinin artmasıyla doğru orantılı” ise, otistik bireylerin her gün nörotipik bir dünyada hayatta kalma çabası, dünyanın gördüğü en büyük olgunluk testidir.
Ancak bu anksiyeteyi sadece “tolere etmek” yetmez. Onu politik bir öfkeye dönüştürmeliyiz:
- Teşhisi Reddet: Biz “bozuk” değiliz; sadece sizin sömürü düzeninize uyum sağlamayacak kadar tekiliz.
- Normali Yık: Nörotipik standart bir doğa yasası değil, bir piyasa tercihidir.
- Ortak Yalnızlıkta Birleş: hepimiz kendi tekilliğimizde yalnızız ve bizi birleştirecek olan şey “aynılaşmak” değil, bu farklılığın evrenselliğidir.
Sonuç: Gerçek özgürleşme, bir psikiyatristin koltuğunda “normale dönmeyi” beklemekle değil; bizi “anormal” ilan eden bu sistemin kendisini bir “patoloji” olarak teşhis etmekle başlar.
