Titanlarla Tanrıların Yaratılışı

Titanlarla Tanrıların Yaratılışı: Sunuş
Yunanlara göre yaratılış, en önemli tanrıların kadın olduğu ana yönetimindeki toplumdan, en önemli tanrıların erkek olduğu baba yönetimindeki topluma doğru kayar. İnsan ailesinin zamanla kuşaktan kuşağa gelişmesi gibi, insan ailesi şeklinde yaratılan tanrısal aile de ebeveyn yönetiminden çocukların yönetimine, oradan da torunların yönetimine doğru gelişir.
Toprak Ana olan Gaia, ilk Ulu Tanrıça ya da Ana Tanrıça’dır.
Yunanistan’da yaşayan insanlar, Bronz çağı kabileleri topraklarını işgal ettiklerinde Ulu Tanrıça’ya tapmaktadırlar. Çünkü çiftçidirler, toprağın bereketi onlar için öncelikli önem taşımaktadır.
Hayatlarını sürdürmeleri, yılın verimsiz aylarında kendilerini beslemeye yetecek kadar yiyecek elde edebilmelerine, kabilelerinin devamını sağlamak için yeterli sayıda çocuğa sahip olabilmelerine bağlıdır. Bu insanlar, bir kadının çocuk doğurma yeteneğiyle toprağın bütün bitkileri “doğurma” yeteneği arasında bir bağ
kurmuşlardır. Bu nedenle toprağın ruhu kadındır, ilk Yunanların taptığı en önemli tanrısal varlıklar da kadındır.
Uranos dünyanın yöneticisi olduğunda, oğlu Kronos, kadın kökenli dinlerde Ulu Tanrıça’nın veya Ana Tannça’nın rahibelerinin kutsal krala yaptıkları gibi onu parçalar.

Titanlarla Tanrıların Yaratılışı
Kaos denilen başlangıçtaki boşluktan ilk üç ölümsüz varlık ortaya çıktı; Gaia (Toprak Ana), yeraltı dünyasının en derin, en karanlık bölgesini yöneten Tartaros İle eşsiz güzelliği pek çok Ölümsüz tanrının yaratılışına esin kaynağı olan Eros (Aşk). Daha sonra Gaia, eşi olmadan Uranos’u (Gökyüzü Baba) doğurdu. Her yönden kendisini sararak, ölümsüz varlıklara bir barınak sağlaması için onu kendine denk tuttu. Gaia aynı zamanda Ou-rea (Dağlar) ile Pontos’u (Deniz) doğurdu.
Gaia daha sonra Uranos’la evlendi. Uranos var olmuş
her şeyi yönetti. Gaia ile Uranos’un ilk ölümsüz çocukları üçüz Yüzer Kollu devlerdi. Her devin omuzunda elli başı ve her omuzdan çıkan ellişer kolu vardı.
Ondan sonraki ölümsüz çocukları üçüz Kykloplardı.
Her birinin alnının ortasında sadece bir göz vardı.
Zanaatçılıkta ustaydılar ve daha sonra Olympos Dağı üzerinde tanrılar için saraylar inşa ettiler.
Uranos bu altı çocuğun korkunç gücünden ürktü.
Kendisini korkuttukları için onlardan nefret etti. Böylece Uranos, her çocuk doğduğunda, onu annesinden alıp elini kolunu bağlayarak Gaia’nın bağrının, yani toprağın derinliklerine fırlattı. Her çocuk dokuz gün, dokuz gece boyunca düştü. Onuncu günde hükümdarının adıyla anılan bölgeye, Tartaros’a indi. Uranos, yeryüzünün güneş ışığının uzağmdaki bu noktasından Yüz Kollularla Kyklopları sakladı. Yetkesine yönelik tehdit korkusundan kurtularak, gözleri gururla ve memnuniyetle parladı, sonsuza dek hükmedeceğini sandı.
Ko casın ın d av ran ışları Gaia’y ı ö fk elen d ird i.
Çocuklarını özledi. Onlara yaptıklarından Uranos’tan nefret etti. Bununla birlikte duygularını kalbinin derinliklerine gömerek sessizce intikam alabileceği zamanı bekledi.
Gaia ile Uranos’un diğer ölümsüz çocukları on üç Titandı. Çocuklarıyla birlikte Yunan tanrılarının en yaşlı kuşağı oldular. Helios güneş tannsıydt, gökkubbede bir at arabasında güneşi dolaştırırdı. Selene ay tanrıçasıydı.
Okeanos dünyayı saran ırmağın tanrısıydı. Annesi Gaia gibi Themis de Delphoi’de kehanet tanrıçasıydı. Kronos, annesi gibi yeryüzü tanrıçası olan kız-kardeşi Rhea’yla evlendi, zamanla Yunan tanrılarının ebeveyni oldular.
Daha sonra Atlas, o zamana kadar doğan Titanların en güçlüsü, dünyanın üzerine düşmemesi İçin gökkubbeyi tuttu. Bundan kısa bîr süre sonra en zeki, en akıllı Titan olan Promet-heus suyla çamurdan ölümlü insanı ortaya çıkardı. Kardeşi Epi-metheus ilk ölümlü kadınla, Pandora İle evlendi.
Gaia, Titan çocuklarını Uranos’a karşı intikam aracı olarak kullanmaya karar verdi. Büyük bir parça çakmaktaşı alarak onu kocaman keskin bir taş-orak haline getirdi. Daha sonra oğullarına giderek “Çok acımasız olduğu için babanızı cezalandırmanızı istiyorum. Benim ricalarıma, erkek kardeşlerinizin isteklerine karşın onları Tartaros ülkesine hapsetti” dedi.
Oğullarının neredeyse tümü Uranos’tan o kadar korkmuşlardı ki, annelerinin emrini sessizce dinleyip söylediklerini yapmayı reddettiler. Ancak en küçük Titan Kronos, karakter bakımından babasına çok benziyordu.
Erkek kardeşlerinden çok daha cesurdu. Tepkilerini gördüğünde “Eğer başkası sana yar-
dım etmeyecekse anne, elbette ben edeceğim! Eğer babamız sana, erkek kardeşlerimize kötü davranmışsa öcünü almalıyız!” dedi.
Kronos’un sözlerini duyunca Gaia’nın yüreği gururla, memnuniyetle dolup taştı. Ona yardım edecek cesarete sahip bir oğlunun olması gurur vericiydi. Şimdi Uranos sonsuz aaya katlanmanın ne demek olduğunu öğrenecekti!
Böylece Gaia, büyük çakmaktaşı orağı Kronos’un eline verdi.
Keskin eğri ağzına dikkat etmesi için onu uyardı. Saklanacağı yeri, yapmasını istediği şeyi söyledi. Daha sonra Helios, güneş
arabasını gökkubbeden sürüp gece vakti dinlenirken, Uranos deniz kıyısına gelip uyumak için karısının yanma yattı.
Selene, ayışığmı uyuyan Uranos’un üstüne tutarken, Kro-nos saklandığı yerden koca taş-oragı kaldırıp babasını hadım etti.
Sonra koparılmış parçaları denize atarken “Saltanatın bitti, baba.
Şimdi senin yerine ben hüküm süreceğim. Bana karşı gelebilirsin, ancak benim gücüm seninkinden daha fazla. Bu yüzden sana kaderine razı olmanı öğütlerim!” dedi.
Uranos, bir ölümsüz olduğundan ölemezdi. Ama Ölümsüzlüğü acıyı hissetmesini engellemediğinden ıstırapla inledi. Acısının bir nedeni de iktidannın aniden sona erdiğinin farkına v a rm asıydı.
Gaia, Uranos’un toprağa akan kanından kara giysili üç Furia’yı doğurdu. Bu ölümsüz tanrıçalar, zehirli gözyaşı akıtan gözleri, dayanılmayacak kadar pis kokan nefesleriyle ebeveyninden birini öldüren çocukları delirttiler.
Gaia, aynı kandan, kısaca “Devler” diye bilinen başka bir grup iğrenç varlık doğurdu. Kıllı kafaları ve yüzleri, ejderhanınkilere benzeyen ayaklarıyla korkunçtular. Parlak zırhlarını kuşanıp, uzun mızraklarını ellerine aldıklarında yenilmez görünüyorlardı.
Uranos’un Ölümsüz gövdesinden kopan parçalar denize battı ve çevrelerini beyaz bir köpük sardı. Zamanla bunlardan güzellik ve aşk tanrıçası, genellikle köpükten doğmuş tanrıça olarak anılan Aphrodite doğdu.
Kronos, daha Önce babasının olduğu gibi gökyüzü tanrısı oldu. Babası gibi Yüz Kollularla Kykloplardan korktu ve Gaia’
ya verdiği sözü tutmayarak erkek kardeşlerini Tartaros’ta bağlanıp hapsedilmiş halde bıraktı.
Hayal kırıklığına uğramış ve kızgın Gaia, çocuklarını kurtarmak için başka bir fırsat kolladı. Kehanet tanrıçası olduğundan, zevk içindeki Kronos’a bir gün, tıpkı babası gibi, oğullarından birinin de onu devireceğini haber verdi.
Kronos kurnaz bir gülümseyişle “Kaderi kandıracağım” diye kendi kendine söylendi. “Eğer çocuğum olmazsa sonsuza dek hüküm sürebilirim!”
Ancak kaderini değiştirmesi o kadar kolay değildi. Karısı Rhea’yı seviyordu; bir süre sonra sevimli bir kız, Hestina doğdu.
Rhea gururla kızlarını Kronos’a gösterdiğinde, kaderinin sesi Kronos’un kafasında çınladı. İktidarını kaybetmekten duyduğu büyük korkuyla gözlerine deli, hain bir parıltı yerleşti. Bebeğin kız mı erkek mi olduğuna aldırmadan şefkatle kansından aldı, kocaman ağzını açtı, çocuğu bir lokmada yuttu. Memnuniyetle
“Şimdi” diye düşündü, “kaderi kehanetinden, çocuğu da tahtından alıkoydum.”
Kronos ile Rhea’nın dört çocuğu daha oldu: Demeter, He-ra, Hades, Posiedon. Her defasında Kronos, çocuğu o kadar şefkatle kucaklıyordu ki Rhea, artık o çocuğu kabul edeceğine inanıyordu.
Oysa her defasında, kehanetin sesi kükrerken delilik parıltısı gözlerine yerleşiyor, her defasında devasa ağzını açarak bebeği bir lokmada yutuyordu. Sonra bir kez daha memnuniyetle sırıtarak kendi kendine düşünüyordu: “Kaderi kehanetinden, çocuğumu tahtından alıkoydum!”
Bu sırada Rhea’nın kalbi acıyla dolup taşıyordu. Altıncı çocuğunu doğuracakken Gaia’ya gidip dedi ki; “Anne, lütfen yardım et! Nasıl Uranos Yüz Kollularla Kykloplan senden çaldı, Kronos da çocuklarımızı benden çalıyor. Bu bebeği de çalmasına dayanamayacağım. Ne yapabilirim? Kronos görmeden çocuğu saklayabilir miyiz? Onu nasıl kandırabilirim?”
Gaia karşılık verdi: “Kalbim ızdırabını anlıyor kızım.
Sanırım sana yardımcı olabilirim. Biliyorum ki, nasıl daha önce Kronos babasını tahtından indirmİşse, onun da oğlu tarafından indirilmesi kaderidir. Şu açık ki doğacak olan çocuğun kaderinde babasına, erkek kardeşlerine, kendi çocuklarına karşı tutumu nedeniyle Kronos’tan öç almak vardır.”

Dünya Mitolojisi
Büyük Destan ve Söylenceler Antolojisi
Donna Rosenberg
İmge Kilabevi Yayınları

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here