Tolstoy’un Savaş ve Barış Romanında Kutuzov: “Her Şeyi Yapabilirim” Yanılsamasından Kurtulmuş Nadir Bir Tarihsel Özne mi?
Lev Tolstoy’un Savaş ve Barış romanı, yalnızca Napolyon Savaşları’nın tarihsel bir anlatımı değil, aynı zamanda modern tarih anlayışına, kahramanlık mitine ve öznenin iradesine yöneltilmiş köklü bir felsefi eleştiridir. Bu eleştirinin merkezinde yer alan figürlerden biri Mareşal Mihail İllarionoviç Kutuzov’dur. Tolstoy, Kutuzov’u klasik anlamda “büyük komutan” olarak yüceltmekten özellikle kaçınır; aksine onu, tarihsel sürecin sınırlılığını kabul eden, iradesini mutlaklaştırmayan bir özne olarak resmeder.
1. Tolstoy’un Tarih Felsefesi ve İrade Eleştirisi
Tolstoy, Savaş ve Barış’ın özellikle epilog bölümlerinde açıkça ifade ettiği üzere, tarihi “büyük adamların” bilinçli kararlarıyla açıklayan tarih yazımını reddeder (Tolstoy, 1869/2007). Ona göre tarih, sayısız bireysel iradenin, maddi koşulların ve zorunlulukların kesişiminden doğan karmaşık bir süreçtir. Bu bağlamda “her şeyi yapabilirim” yanılsaması, modern öznenin —özellikle askeri ve siyasi liderin— kendisini tarihin faili olarak konumlandırma arzusunun bir ürünüdür.
Tolstoy, Napoléon figürünü bu yanılsamanın paradigmatik örneği olarak sunar. Napoléon, her hareketini tarihe yön verdiği inancıyla anlamlandırırken, Tolstoy anlatıcı sesi aracılığıyla bu inancın gerçekte bir “anlatı kurgusu” olduğunu ısrarla vurgular (Tolstoy, 1869/2007).
2. Kutuzov’un Sessizliği ve Eylemsizlik Etiği
Kutuzov’un roman boyunca en dikkat çekici özelliklerinden biri, sürekli karar alan, buyurgan ve açıklayıcı bir lider olmamasıdır. Aksine Kutuzov sık sık susar, uyur, ağlar ya da olayların akışına müdahale etmeksizin bekler. Bu tutum, yüzeysel bir okumada pasiflik ya da zayıflık gibi görünse de Tolstoycu bağlamda radikal bir bilinç biçimine işaret eder.
Isaiah Berlin’in belirttiği üzere Kutuzov, Tolstoy’un “tilki” bilincine en yakın figürdür: tarihin tek bir ilkeye indirgenemeyecek kadar karmaşık olduğunu bilen ve bu nedenle iradesini mutlaklaştırmayan bir özne (Berlin, 1953). Kutuzov’un “her şeyi yapabilirim” iddiasından bilinçli biçimde vazgeçmesi, onu modern egemenlik fantezisinin dışına yerleştirir.
3. İllüzyonun Reddi: Kontrol Fantezisinden Vazgeçmek
Modern öznenin temel yanılsamalarından biri, süreci bütünüyle denetleyebileceği inancıdır. Bu yanılsama, askeri strateji bağlamında rasyonel planlama, kesin hesap ve mutlak öngörü iddiası olarak ortaya çıkar. Kutuzov ise savaşın bu tür bir akılcılıkla yönetilemeyeceğini bilir. Borodino sonrası geri çekilme kararı, askeri dehanın değil, tarihsel zorunluluğun kabulü olarak sunulur (Tolstoy, 1869/2007).
Clausewitz’in savaşın “sürtünme” (Friktion) kavramıyla tanımladığı belirsizlik alanı, Kutuzov’un pratiğinde somutlaşır; ancak Tolstoy, Clausewitz’ten farklı olarak bu belirsizliği yönetilecek değil, kabul edilecek bir durum olarak ele alır (Clausewitz, 1832/1984).
4. Olgun Özne Olarak Kutuzov
Psikanalitik ve felsefi açıdan bakıldığında, “her şeyi yapabilirim” yanılsamasından vazgeçmek bir zayıflık değil, aksine bir olgunluk göstergesi olarak değerlendirilebilir. Freud’un olgun ego tanımı, gerçekliğin sınırlılıklarını tanıyabilen ve her şeye kadir olma fantezisinden vazgeçebilen özneye işaret eder (Freud, 1914/2001). Kutuzov, bu anlamda Napoléon’un narsisistik özne yapısına karşıt bir figür olarak belirir.
Kutuzov’un otoritesi, buyurmaktan değil; sınırları kabul etmekten, asker kaybını minimize etmeye çalışmaktan ve tarihin yükünü bireysel ihtişam anlatılarına dönüştürmemekten doğar. Hannah Arendt’in belirttiği üzere, modern iktidarın en tehlikeli yanı “her şeyi yapabilme” iddiasıdır (Arendt, 1963). Kutuzov bu iddiayı reddeden nadir lider figürlerinden biridir.
Özetle;
Tolstoy’un Savaş ve Barış romanında Kutuzov, “her şeyi yapabilirim” yanılsamasından kurtulmuş nadir tarihsel öznelerden biri olarak temsil edilir. Onun büyüklüğü, tarihe hükmettiği iddiasından değil; tarihin hükmünü tanıma cesaretinden kaynaklanır. Tolstoy, Kutuzov aracılığıyla modern öznenin kontrol, ilerleme ve kahramanlık mitlerini radikal biçimde sorgular. Bu bağlamda Kutuzov, yalnızca tarihsel bir figür değil, aynı zamanda modernliğin sınırlarını ifşa eden etik ve felsefi bir karşı-modeldir.
Kaynakça
- Arendt, H. (1963). On Revolution. New York: Viking Press.
- Berlin, I. (1953). The Hedgehog and the Fox. London: Weidenfeld & Nicolson.
- Clausewitz, C. von (1832/1984). On War. Princeton: Princeton University Press.
- Freud, S. (1914/2001). On Narcissism: An Introduction. London: Penguin.
- Tolstoy, L. (1869/2007). War and Peace. (Çev. R. Pevear & L. Volokhonsky). New York: Vintage.