Yaşam Doyumu

Doyum “eldekinden hoşnut olma durumu” (TDK, 2022) olarak tanımlanırken; yaşam doyumu ise kişilerin kendi belirledikleri ölçütlere uygun biçimde yaşamlarının bütününü olumlu değerlendirmeleri olarak kabul edilmektedir (Diener ve diğerleri, 1985; akt: Eryılmaz, 2012). Neugarten (1961) tarafından ilk kez önerilen yaşam doyumu kavramı, bireyin beklentileri ile sahip olduğu şeylerin karşılaştırılması sonucunda ortaya çıkan bir durum veya sonuç olarak tanımlanmıştır. (Özer ve Karabulut, 2003). Yaşam doyumuyla ilgili ölçütler belirleyen Neugarten (1961) bunları; hayatta keyif almak, hedef ve sorumluluklara sahip olmak, inançlarına güçlü bir şekilde bağlı olmak, olumsuz özsaygıdan uzak, bütün davranışlarıyla barışık, yaşama olumlu bir bakış açısına sahip olmak olarak sıralar.

Yaşam doyumu; bir kişinin hayat kalitesini genel bağlamda ne derecede olumlu değerlendirdiği, sürdürdüğü hayatı ne ölçüde sevdiği ve beklentilerinin ne kadar iyi karşılandığı olarak tanımlanmıştır Neugarten’e göre yaşam doyumu; kişinin yaşamdan ne istediği ile ne elde ettiğinin değerlendirmesi ile elde edilen sonuçtur (Dağlı ve Baysal 2016, Proctor ve ark 2017). Yaşam doyumu kavramının gelişmesinde; araştırmacıların öznel iyi oluşun yapılarının ayrılabilir yapılar olduğunu göstermesi ve öznel iyi oluş kavramına getirilen subjektiflik eleştirileri yaşam doyumu kavramının geliştirilmesinde önemli adımlar olmuştur (Diener vd, 1999; Lucas vd, 1996). Yanı sıra yapılan çalışmalarda öznel iyi oluşun alt boyutları, farklı değişkenlerden farklı düzeylerde etkilendiğinin bulunması alt boyutların da öne çıkan ayrı olgular olarak değerlendirilmesini sağlamıştır. (Diener vd, 1999).

Birey kendi yaşamını değerlendirdiğinde ortaya olumlu bir sonuç çıkmakta ise, bu durumun yaşam doyumunun iyi olduğu sonucuna ulaştıracağı açıktır. (Deveci, 2020: 70). Diğer yandan bu durum kişinin iyi olması, yaşam doyumunun yüksek olması, onun öznel yaşantısındaki menfaatleri üzerinde de etkili olabilmektedir. Şöyle ki bu olumlu duruma bağlı olarak bireyin karşılaştığı hadiselere daha optimist bir şekilde yaklaşması ve çevresindeki kişiler ile kurduğu ilişkilerin de olumlu ve sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi söz konusu olabilmektedir. Bu noktada bireyin zihinsel ve ruhsal anlamda olumlu bir yaşantıya yakalayabilmesi de mümkün olabilmektedir. Huzuru yakalayan bireyin kendi toplumsal sorumluluklarının da bilincinde olması söz konusu olabilmektedir. (Karavardar ve Korkmaz, 2018: 35).

Yaşam doyumu kavramını farklı kavramlarla karıştırmak mümkündür. Mutluluk (happiness) ve öznel iyi oluş (self well being) kavramları yaşam doyumu ile karıştırılan kavramlardandır). Psikoloji sözlüklerinde mutluluk tanımı “sevinç duygusu, iyi olma, memnuniyet” olarak yapılmaktadır). Yani mutluluk bir duygu olarak anlaşılırken, yaşam doyumu daha çok bilişsel bir süreçtir. Öznel iyi oluş ise bir kimsenin kendi yaşantısını biliş ve duygu ekseninde beraber bir değerlendirmesidir (Diener, 1984). Yaşam doyumunda söz konusu olan kişinin şu anki yaşamı ile kişinin kendisi için uygun olduğunu düşündüğü hayat standardının kıyaslanması şeklindedir. Bu standart da kişiye dışsal olarak dayatılan bir seviye olmayıp kişinin kendisi için belirlediği sınırlara bağlıdır (Diener ve diğerleri, 1985). Pavot ve Diener (1993) tarafından yaşam doyumunu öznel iyi oluşun bilişsel bileşeni olarak görür.

Bireyin fiziksel, ruhsal ve sosyal olarak tam bir iyilik halinde olması, günlük yaşam aktivitelerinde bağımsız olmaları, maddi ve manevi açıdan kendilerini güvende hissetmeleri yaşam doyumuna olumlu etki etmektedir. (Tambağ 2013, Softa ve ark 2015, Adıbelli ve ark 2016).

Yaşam doyumu; hayatın yalnızca bir yönüne yönelik doyum ifadesini kapsamaz, bu bakımdan farklı etmenleri içinde barındırmakla birlikte bunların toplamından doğan genel bir doyum ifadesi olarak ele alınmaktadır. Hayat kalitesinin, fiziksel ve zihinsel sağlığın göstergelerinden biri; yaşam doyumudur. Hayat kalitesi sözcüğünün anlamına bakıldığında ise iyi bir yaşam için gerekli şartların varlığı tanımı öne çıkmaktadır. Buna ek olarak bu koşullar ile iyi bir yaşam pratiği sürdürmek hayat kalitesinin temelini oluşturmaktadır. Bu bakımdan  hayat kalitesi ve yaşam doyumu kavramları varlık sahibi olmanın veya yoksunluk içinde olmanın ötesinde anlamlar taşımaktadır. (Veenhoven, 1996). Yani sahip olunanlar ile sürdürülen ilişki asıl etken faktördür.

Cummins ve arkadaşları; yaşam doyumunu 7 alt boyut ile çerçevelendirmeyi önermişlerdir. Bu alt boyutlar; maddi refah, duygusal refah, sağlık, üretkenlik, yakınlık, güvenlik ve toplumsal konumdur. (Cummins vd, 1994)

Günümüze kadar çok fazla araştırmaya konu olan yaşam doyumu kavramının çok fazla değişkenle ilişkili olduğu düşünülmüştür ve zamanla da psikoloji bilimin temel kavramlardan biri haline gelmiştir. (Aydıner, 2011).

Ferguson ve arkadaşları, yetişkinlerde yaşam doyumunu etkileyen etmenler olarak; sosyo-ekonomik faktörler, partnerle ilişkiler ve sosyal bağlar, işsizlik, gelir durumu, fiziksel sağlık ve kişilik özelliklerini sunmuşlardır. (Ferguson vd, 2015).

Yaşam doyumunu etkileyen faktörler şu şekildedir. (Baykoçak, 2002): Günlük yaşamdan memnun olma, pozitif kimlik gelişimi, yaşam amacı bulma, bireyin fiziksel olarak iyi hissetmesi, belirlediği amaçlara ulaşırken uyumlu olma, sağlıklı sosyal ilişkiler kurabilme, maddiyat ve güvenlik açısından memnun olma.

Bireylerin sahip oldukları ile hedefleri arasında yaptığı değerlendirmede elde ettiği sonucu ifade etmektedir. Bireyin bir hakim rolüne bürünerek yaşamını yargılaması sonucu verdiği karadır. Bu değerlendirme sonucunda yaşamında var olanlar ve beklentileri arasında uyum olması yüksek düzeyde yaşam doyumunu göstermektedir. Beklentileri ve elde ettikleri arasında tersi bir durum söz konusu olurması düşük düzeydeki yaşam doyumunu ifade etmektedir. (Ertuğ, 2024)

Yaşam doyumunun yüksek olduğunu gösteren beş unsur bulunmaktadır (Neugarten vd.;1961).

1. Günlük yaşam faaliyetlerinden keyif almaları,

2. Yaşam amaçlarının olması ve yaptıklarının sorumluluklarını alması,

3. Yaşamlarında koydukları hedeflere ulaştıklarına dair inançlarının olması,

4. Olumlu benlik algılarına sahip olması ve zayıflıkları olsa dahi kendine suçlayıcı yaklaşmaması,

 5. Yaşama dair iyimser ve olumlu bir tutumda olmasıdır.

 Yaşam doyumu bireyin yaşamını algılayış biçimi ve yaptığı değerlendirmeye bağlı olarak şekillenen öznel bir kavramdır. Birey yaşamındaki başarıları ve zorlukları ne yönde algılarsa yaşamdan aldığı doyum da o yönde şekillenmektedir. Sahip oldukları ve yaşamdan beklentileri arasında dengenin kurulması yaşam doyumuna pozitif yönde katkı sunmaktadır.

Altay ve Avcı (2009)’ya göre, yaşamdan alınan doyum, kişinin kendini genel olarak iyi hissetmesiyle ilgilidir. Yaşam doyumu, kişinin hayatının belirli bölümleri değil, tüm yaşam alanlarındaki memnuniyetini kapsar. Bireyin hayata dair beklentileri ve arzuları, hayatıyla uyumlu olduğunda, içsel bir bütünlük sağlanmakta ve bu da yaşam kalitesini olumlu yönde etkilemektedir

Yaşam doyumu kavramsal olarak ilk kez Antik Yunan’da ele alındığı görülmektedir. Özellikle tam bir kuram olarak ele alınmasa da Aristoteles’in bireylerin yaşam doyumu ve mutluluklarına yönelik açıklamaları bulunmaktadır. Antik Yunan’dan günümüze kadar birçok felsefenin ana konusu olan insanın mutluluğu ve hazzına yönelik birçok görüş ve kuram ortaya konmuştur. Günümüze gelindiğinde ise yaşam doyumu kuramları, genel anlamda bireylerin yaşamında ulaşmak istediği hedefleri ve mutlulukları üzerine kurulmuştur. Bu noktada oluşturulan kuramlar bireylerin sosyal ve benlik gereksinimlerinin merkez noktası olup bireylerin öznel iyi oluşlarını çözümlemektedir. (Diener E. D., 1996).

Bu kavrama dair birden fazla yaklaşım bulunmaktadır. Bunlar amaç yaklaşımı (Wilson, 1967), aktivite yaklaşımı (Csikszentmihalyi ve Figurski, 1982), aşağıdan yukarı-yukarıdan aşağı yaklaşım (Kozma ve Stones, 1980), ilişkilendirici yaklaşım (Schwarz ve Clore, 1983) ve yargı yaklaşımıdır. (Sirgy ve Samli, 1995).

Aktivite yaklaşımı  bireylerdeki mutluluğun bireyin yaptığı kendi aktivite ya da faaliyetlerinden kaynaklandığını savunur. (Bekhet vd., 2008; Demir, 2022). Aktivite sonucunda yaşanılan haz bireyi tatmin edecek seviyede olmalıdır (Mavruk-Özbiçer, 2018). Yapılması kolay olan uğraşların can sıkıntısı, yapılması zor olan uğraşların ise anksiyeteye yol açabilmesinden dolayı bireyin doyumu yaşaması adına kendi becerilerine yönelik bir aktivite seçmesi geremektedir .(Güler, 2015; Razıoğlu, 2021).

 Amaçsal yaklaşıma göre kişi hedeflerini gerçekleştiğinde bir mutluluğa ve doyuma ulaşmaktadır (Diener ve Ryan, 2009). Aktivite yaklaşımına göre ise amaçtan ziyade yapmakta olduğu etkinlik ve aktivite kişiye mutluluk ve doyum getirmektedir. (Diener ve Ryan, 2009).

 Aşağıdan yukarı yaklaşıma göre kişinin yaşamından doyum aldığını görmesi ve mutlu olabilmesi için mutlu anlarının toplamını değerlendirmesi gerekmektedir; mutlu anlar çoğaldıkça kişi olumlu bir düşünce yapısı geliştirebilmekte ve yaşamından doyum alabilmektedir. (Diener ve Lucas, 2009; Kozma ve Stones, 1980).

 Yukarıdan aşağı yaklaşıma göre ise kişinin kişilik özellikleri onun olayları değerlendirmesini etkilemektedir. Yani olumlu bakış açısına sahip olan bir kişi olayları olumlu olarak değerlendirebilmektedir ve yaşamından doyum almaktadır. (Diener ve Ryan, 2009).

İlişkilendirici yaklaşımda ise birey hayatındaki olumlu olayları kendi içsel süreçleriyle de beslediğinde  tam bir doyum ve mutluluk elde edebilmektedir. (Schwarz ve Clore, 1983).

Yargı kuramında ise kişiler herhangi bir zamandaki yaşam doyumlarını belirli bir kriterle ya durumla karşılaştırarak yaşamdan doyum alıp almadıklarını değerlendirmektedir (Meadow ve ark., 1992). Örneğin, bireyler kendilerini  diğerlerinden daha iyi değerlendirirlerse hayatlarından memnun kalacaklardır; kendilerini diğerlerinden daha kötü olarak yargılarlarsa tatminsiz olacaklardır. (Meadow ve ark., 1992).

 Sonuç olarak tüm bu yaklaşımlar bireylerin yaşam doyumlarında etkili olan bir hedefe ulaşmak, bir aktiviteyi yapmak, kişinin içsel süreçleri ve bilişsel değerlendirmeleri gibi farklı faktörleri ele almaktadır ve bireyin yaşamdan doyup alıp almadığı sonucuna nasıl varabileceğini değerlendirmektedir.(Çelikkaya; ,2025)

Yaşamdan memnuniyet oranını artırmak üzere bireyin aşağıdaki durumlara dikkat etmesi gerektiğini göstermektedir (Versly, 1 4)

1. Sosyal güvenlik hissi (toplumun kamusal çevresi, fiziki ve finansal alanlarda güvenlik ve emniyet)

2. Sosyal gelecek hakkında umutluluk (insanlar arasında toplumun geleceği hakkında net bir bakış açısı veya farklı alanlardaki durumları iyileştirme umudu).

3. Bireysel düzeyde geleceğe yönelik umutlu olmak (meslek durumu, gelir gibi bireysel koşulları iyileştirme umudu).

 4. Sosyal güven (birinci düzeyde akraba ve yakın arkadaşlara, ikinci düzeyde toplum bireylerine güven).

5.Uygulayıcıların verimliliğine politik güven veya güven (uygulayıcıların verilen sorumluluklarla ilgili yeteneklerine güven).

6. Sosyal adalet duygusu (insanlar arasında tesisler ve konumlar alanında dağıtıcı adalet duygusu).

7. İhtiyaçların karşılanma oranı (insanlar arasında benlik saygısı ve kendini gerçekleştirmeye yönelik yemek yeme, giyinme gibi ilk ve ikincil ihtiyaçlar dahil).

 8. Maddi ve maddi olmayan tesisler ve toplumdaki kendi rolü ve konumu alanında diğerlerine kıyasla göreli yoksunluk hissi.

 9. Dini inançlara bağlılık oranı

 Genel anlama yukarıdaki ifadelere göre bireysel memnuniyet oranının artması ile toplamda bu alandaki memnuniyet oranının memnuniyetsizliğe göre daha fazla olacağı, ancak bireylerin kendi alanında (sosyal alan) yaşam doyumunun azalma eğiliminde olduğu görülmektedir.

Yaşam doyumu üstünde aile bireylerinin etkisini araştıran çalışmalarda aile üyelerinin sosyal desteğinin öne çıktığı görülmektedir. Bu çalışmalardan birinde aile desteği ve minnettarlık olgusunun yaşam doyumunu anlamlı düzeyde pozitif yönde etkileyen değişkenler olduğu bulunurken, arkadaş ve özel insan desteğinin anlamlı düzeyde olmadığı bulunmuştur. (Uğur, 2024). Farklı bir çalışmada ise parçalanmış ve parçalanmamış aileye sahip bireylerin yaşam doyumu ve çeşitli değişkenlerin etkisi incelenmiştir. Sonuçlara göre katılımcıların parçalanmamış aileye sahip olması; yetişkin yaşam doyumu toplam puanlarını, genel yaşam doyumu alt boyutu puanlarını, ilişki doyumu alt boyutu puanlarını pozitif yönde anlamlı düzeyde etkilemektedir. (Kılıç, 2024). Çalışmalar aile yapısının ve aile içi ilişkilerin yetişkinlik döneminde deneyimlenen yaşam doyumunu etkilediğini göstermektedir. Bir başka çalışmada ise; yetişkinlerin kardeş sayısı ile yaşam doyum düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiş, kardeşi olmayan ve 2 kardeşe sahip kişilerin 3 ve daha fazla kardeşe sahip kişilere göre anlamlı düzeyde daha fazla yaşam doyumuna sahip oldukları bulunmuştur. Aynı çalışmada katılımcıların  doğum sırasının yaşam doyumu ile anlamlı bir ilişkisi olmadığı belirtilmiştir. (Gürçam, 2017)

Sosyal faktörler, bireylerin yaşam doyumunun şekillenmesinde merkezi bir rol oynamaktadır. Sosyal destek, bu faktörler arasında en güçlü belirleyicilerden biri olup aile, arkadaşlar ve topluluk üyelerinden alınan duygusal, araçsal ve bilgi desteği, bireyin yaşamın getirdiği zorluklarla baş etme kapasitesini önemli ölçüde artırmaktadır.

Ekonomik faktörler, bireylerin yaşam doyumunu şekillendiren temel unsurlar arasında yer almaktadır. Gelir düzeyi, yaşam doyumunun önemli bir yordayıcısı olmakla birlikte, bu ilişki genellikle doğrusal bir seyir izlemez. Temel ihtiyaçlar karşılandıktan sonra, gelir artışının yaşam doyumuna sağladığı katkı giderek azalmakta; yani belirli bir eşiğin ötesinde, gelir artışı mutluluk ve tatmin duygusunu sınırlı ölçüde etkilemektedir. Bununla birlikte, yoksulluk durumu kronik stres, yetersiz beslenme, sağlık sorunları ve sosyal dışlanma gibi olumsuz mekanizmalar aracılığıyla yaşam doyumunu ciddi biçimde düşürmektedir.

Fiziksel sağlık ve yaşam koşulları, bireylerin yaşam doyumunun hem doğrudan hem de dolaylı yollardan şekillenmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Fiziksel sağlık durumu, bireyin günlük yaşam aktivitelerini sürdürebilmesi, sosyal ilişkilerini devam ettirebilmesi ve bağımsızlığını koruyabilmesi açısından temel bir belirleyicidir. Kronik hastalıklar, fiziksel engellilik ve diğer sağlık sorunları, yalnızca fiziksel işlevselliği sınırlamakla kalmaz, aynı zamanda psikolojik iyi oluşu da olumsuz yönde etkileyerek yaşam doyumunu düşürür. Sağlıklı yaşam davranışları da bu noktada önemli bir yer tutmaktadır; düzenli egzersiz,  dengeli beslenme ve yeterli uyku, hem fiziksel hem de ruhsal sağlığı destekleyerek bireyin yaşamdan aldığı tatmini artırır. Ayrıca, bireyin içinde yaşadığı çevre koşulları da yaşam doyumunun önemli belirleyicilerinden biridir. Yaşam alanının güvenliği, çevresel kalitesi, barınma koşullarının iyiliği ve kent planlamasının yaşam kalitesine uygunluğu, bireyin kendisini güvende, huzurlu ve tatmin olmuş hissetmesini sağlayan faktörler arasında yer alır.

Kültürel ve toplumsal bağlam, yaşam doyumunun değerlendirilmesinde dikkate alınması gereken temel bir çerçeve sunar. Kültürel değerler, bireylerin yaşamdan beklentilerini, mutluluk anlayışlarını ve doyum kriterlerini şekillendirir. Bireyci kültürlerde, yaşam doyumu daha çok kişisel başarılar, bireysel hedeflerin gerçekleştirilmesi ve özerklik ile ilişkilendirilirken; kolektivist kültürlerde topluluk uyumu, aile bağlılığı, sosyal ilişkilerdeki denge ve karşılıklı sorumluluk gibi unsurlar ön plana çıkar. Bu durum, farklı kültürel yapılarda bireylerin yaşam doyumu değerlendirmelerinin değişkenlik göstermesine neden olmaktadır

Yaş, yaşam doyumunun seyrinde belirgin bir rol oynamaktadır; araştırmalar genellikle yaşam doyumunun genç yetişkinlikte görece yüksek, orta yaş döneminde ise çeşitli sorumluluklar, stres kaynakları ve yaşam hedefleri ile ilgili hayal kırıklıkları nedeniyle düşüş eğiliminde olduğunu, ileri yaşlarda ise deneyimsel bilgelik, beklenti düzeyinin azalması ve kabullenme gibi faktörlerle yeniden yükseldiğini ortaya koymaktadır. Cinsiyet faktörü ise kültürel bağlama son derece duyarlıdır. Bazı toplumlarda kadınlar sosyal ilişkilerden daha fazla tatmin sağladıkları ve duygusal destek ağlarının daha güçlü olması nedeniyle daha yüksek yaşam doyumu bildirirken, bazı toplumlarda ise ekonomik fırsat eşitsizlikleri, toplumsal cinsiyet rolleri ve yük dağılımı gibi faktörler erkeklerin yaşam doyumunu daha yüksek rapor etmesine neden olabilmektedir. Eğitim düzeyi de yaşam doyumunun güçlü belirleyicilerinden biridir; zira eğitim, bireylere yalnızca daha iyi ekonomik fırsatlar sunmakla kalmaz, aynı zamanda bilişsel kaynakları, problem çözme becerilerini, öz-yeterlik algısını ve yaşamı anlamlandırma kapasitesini geliştirir. Yüksek eğitim düzeyine sahip bireyler, hem maddi hem de manevi kaynaklar açısından daha avantajlı konumda olduklarından, yaşam doyumlarını daha yüksek algılama eğilimindedirler.

Yetişkin Yaşam Doyumu Ölçeği (YYDÖ)

Yetişkin Yaşam Doyum Ölçeği; Kaba, Erol ve Güç tarafından yetişkin bireylerin yaşam doyum düzeylerinin çeşitli yönlerini ölçmek amacıyla geliştirilmiştir. Ölçek 5li likert tipi (1- Hiç Uygun Değil, 5- Tamamen Uygun) bir ölçektir ve 21 maddeden oluşmaktadır. 5 alt boyuttan oluşmaktadır. Bu alt boyutlar; genel yaşam doyumu (1, 2, 3, 4, 5 ve 6. maddeler), ilişki doyumu (7, 8, 9, 10 ve 11. maddeler), benlik doyumu (12, 13, 14 ve 15. maddeler), sosyal çevre doyumu (16, 17 ve 18. maddeler) ve iş doyumu (19, 20 ve 21. maddeler) şeklindedir. Ölçekte 6. Madde ters kodlanmıştır. Ölçekten alınan yüksek puanlar, kişilerin olumlu bir yaşam algısına sahip olduğunu ve yaşam doyumunun yüksek olduğunu yordamaktadır.

Yetişkin Yaşam Doyumu Ölçeği

 Sevgili katılımcılar, Bu ölçek, yaşamınızla ilgili düşüncelerinizi öğrenmek amacıyla geliştirilmiştir. Ölçekte 21 madde bulunmaktadır. Lütfen her bir maddeyi dikkatlice okuyunuz. Okuduğunuz maddeye ne derecede katılıp katılmadığınıza karar veriniz. Seçeneklerinden size uygun gelen seçeneği çarpı işareti (X) ile belirtiniz. Bütün maddelere tepkide bulununuz. Duyarlılığınız için teşekkür ederim.

 Hiç Uygun Değil:1

 Uygun Değil :2

Kısmen Uygun:3

 Uygun:4

 Tamamen Uygun :5

1. Hayatımdan memnunum.

2. Hayat şartlarım mükemmel.

3. Hayatım, çoğu arkadaşımın hayatından daha iyidir.

 4. Hayattan şimdiye kadar önemli şeyleri elde ettim.

 5. İyi bir hayatım var.

 6. Hayatımda “keşke”lerim çoktur.

7. Ailemle vakit geçirmeyi severim.

8. Yeterince arkadaşım var.

 9. İhtiyacım olduğunda arkadaşlarım bana yardımcı olurlar.

10. Arkadaşlarım bana iyi davranır.

 11. Arkadaşlarımdan memnunum.

 12. Eğlenceli birisiyim.

13. Kendimi seviyorum.

14. İyi bir insanım.

15. Kendimi başarılı bulurum.

16. Mahallemden memnunum.

17. Komşularımdan memnunum.

18. Yaşadığım yerde yapılabilecek eğlenceli birçok aktivite var.

19. İşimden memnunum.

20. İşe gitmek için sabırsızlanırım.

21. Hayata tekrar başlama şansı verilse aynı işi yaparım.

Kaynakça

Altay, B., & Avcı, İ. (2009). Huzurevinde yaşayan yaşlılarda özbakım gücü ve yaşam doyumu arasındaki ilişki. Dicle Tıp Dergisi, 36(4), 275–282.

Aydıner, B. B. (2011). Üniversite öğrencilerinin yaşam amaçlarının alt boyutlarının genel öz-yeterlik yaşam doyumu ve çeşitli değişkenlere göre incelenmesi. (Yüksek Lisans Tezi.). Sakarya Üniversitesi, Sakarya.

Cummins, R. A. (1996). The domains of life satisfaction: An attempt to order chaos. Social Indicators Research, 38(3), 303 328. https://doi.org/10.1007/BF00292050

Çelikkaya, B. (2025)ergenlerde algılanan ebeveynlik tutumu, psikolojik sağlamlık ve yaşam doyumu arasındaki ilişkide bilişsel esneklik ve umut düzeyinin aracı rolü yüksek lisans tezi ankara sosyal bilimler üniversitesi sosyal bilimler enstitüsü klinik psikoloji tezli yüksek lisans programı

Demir, A. (2022). Otel çalışanlarının zaman yönetimi, iş stresi ve yaşam doyumu arasındaki ilişkinin analizi: Pandemi dönemi örneği. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Karabük Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Karabük.

Deveci, B. (2020). Beş Faktör Kişilik Özelliklerinin İş Doyumu ve İş Doyumuna Etkisi: Turist Rehberleri Üzerine Bir Araştırma. Yayımlanmamış Doktora Tezi. Balıkesir: Balıkesir Üniversitesi.

Diener, E. D., Emmons, R. A., Larsen, R. J., & Griffin, S. (1985). The satisfaction with life scale. Journal of personality assessment, 49(1), 71-75. Diener, E., Suh, E. M., Lucas, R. E., & Smith, H. L. (1999). Subjective wellbeing: Three decades of progress. Psychological Bulletin, 125, 276 –302.

Diener, E. D. (1996, Mayıs). “Most People Are Happy”. (Psychological Science 7/3 (Mayıs 1996), Prodüktör) 12 14, 2023 tarihinde https://doi.org/10.1111/j.1467-9280.1996.tb00354.x adresinden alındı

Ertuğ, H. E. (2024). Umut Odaklı Kariyer Gelişim Modeline Dayalı Psikoeğitim Programının Göçmen Lise Öğrencilerinin Kariyer Umudu, Kontrol Odağı ve Yaşam Doyumu Düzeylerine Etkisi [Yayımlanmamış Doktora Tezi]. Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı, Samsun.

Eryılmaz, A. (2012). Pozitif psikoterapi bağlamında yaşam amaçları belirleme ölçeğinin üniversite öğrencileri üzerinde psikometrik özelliklerinin incelenmesi. Klinik Psikiyatri, 15(3), 166-174.

Ferguson, D. M., Mcleod, G. F. H., Horwood, L. J., Swain, N. R., Chapple, S. & Poulton, R., 2015. Life satisfaction and mental health problems, Psychological Medicine, 45, 2427–2436, Cambridge University Press.

Güler, K. (2015). Beden imajının üniversite öğrencilerinde yaşam doyumu ve umutsuzluk üzerine etkisi. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Beykent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.

Gürçam, Ç. (2017). Yetişkinlerde bağlanma stilleri ile öfke denetimi ve yaşam doyum arasındaki ilişki. (Yüksek Lisans Tezi). İstanbul Gelişim Üniversitesi.

Kaba, İ., Erol, M., & Güç, K. (2018). Yetişkin yaşam doyumu ölçeğinin geliştirilmesi. Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 18(1), 1-14.

Karavardar, G. & Korkmaz, C. (2018). Üniversite Öğrencilerinin İş Doyumu ve Stresle Başa Çıkma Stratejilerinin İncelenmesi: Giresun Üniversitesi İşletme Bölümü Örneği. Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi, 83, 33-46.

Kılıç, İ. (2024). Parçalanmış ve tam aileye sahip yetişkinlerin yaşam doyumu, ilişki doyumu ve yetişkin ayrılık anksiyetesinin karşılaştırılması. Yüksek Lisans Tezi, Bahçeşehir Üniversitesi

Mavruk-Özbiçer, S. (2018). Duygusal zeka geliştirme programı’nın ergenlerin duygusal zeka ve yaşam doyumlarına etkisi: deneysel bir çalışma, Yayımlanmamış Doktora Tezi, Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Adana.

Özer, M., & Karabulut, Ö. Ö. (2003). Life satisfaction in the elderly. Geriatrics, 6(2), 72-74.

Razıoğlu, E. (2021). Üniversite öğrencilerinde internet bağımlılığı ile sosyal fobi ve yaşam doyumu arasındaki ilişkisi. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Okan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.

Tambağ H, 2013. Yaşlılarda Sağlıklı Yaşam Biçimi Davranışları ve Yaşam Doyumu. The Medical Journal of Mustafa Kemal University, 4, 16, 23-31.

Uğur, C. (2024). Yaşam doyumunun yordanmasında minnettarlık, duygusal zeka ve algılanan sosyal desteğin rolü, Yüksek Lisans Tezi, Düzce Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Düzce, Türkiye

Versly, P. (1 4), “Modern Sociology”, translated by H.Pouyan, Chapakhsh Press, first published.