
Sendrom kavramının çağrıştırdığı olumsuzlukları içinde bulunduran ve bir metafor olarak ele alınabilecek olan yengeç sepeti sendromunun ilk olarak kullanılması ve yaygın olarak kullanılmaya başlanması Filipinli yazar Ninotchka Rosca tarafından “yengeç kişilikler” olarak kullanılmasına dayanır. Bu kavramın çıkış noktası ise Filipinlerde herkes tarafından bilinen bir balıkçı hikayesi olduğu düşünülmektedir. (Üzüm ve Özdemir, 2020: 242).
Kovanın üstünün açık ve kapağının olmamasına rağmen, yengeçler kovadan kaçamamaktadır, çünkü bir yengecin yukarı çıkmasıyla diğer yengeçler onu yakalamakta, aşağı çekmekte ve kaçmadığından emin olmaktadır. (Çavuş ve Sarpkaya, 2021: 315).
Bu balıkçı hikayesine göre; sahilde yürüyen bir adam, kovasında birkaç tane yengeç olan ve avlanmaya devam eden bir balıkçıya rastlar ve yaklaşır, kovadaki yengeçleri gözlemler kovadaki yengeçlerden bir tanesi dışarı çıkmaya kalkıştığında diğerleri onu aşağı çekerek dışarı çıkmasına engel olur ve bu her biri iççin geçerlidir. Adam balıkçıya dikkatli olun kaçacaklar der. Balıkçı ise adama dönerek, tezimize de konu olacak ve bir metafor oluşturacak o cümleyi söyler eğer sadece bir tane yengeç olsaydı kovadan çıkabilirdi belki ama bir sürü yengeç olduğundan bir tanesi kaçmak istediğinde diğerleri ona engel olup aşağı çekiliyor ve yengeçlerin sayısı arttıkça kaçma şansları daha da azalıyor. (10.11.2020,www.medium.com). bir bireyin başarısız olduğunda ve başkalarının başarılı olmasını istemediğinde, aynı zamanda başarılı olmaya çalışanları caydırdığında ortaya çıkan bir sendromdur. (Ayar, 2023: 32).
Literatür taraması yapıldığında görülmektedir ki “crab in barrel syndrome” adıyla bilinmekte olan ve Türkçede yengeç sepeti sendromu olarak adlandırılan sendrom pek fazla çalışmalara konu edinilmemiştir. Bu kavramla ilgili farklı bakış açılarıyla tanımlanan birkaç tane yengeç sepeti sendromunu tanımına bakmak gerekirse; Bulloch (2013:234) „a göre yengeç zihniyeti veya sendromu herkesin aynı seviyede olmasını ve bundan dolayı baĢarılı olanları aşağı çekmeyi anlatan negatif bir kültürel eğilimi anlatmaktadır.
Sosyal karşılaştırma süreciyle beraber bireyin özgüven eksikliği, yetersizlik hissi, düşük benlik saygısı, korku ya da kaygı gibi duyguları ile narsisizm gibi sahip olduğu kişilik bozukluklarıyla harmanlanan, bireyin bulunduğu ortamın şartları ile etkileşim içinde gerçekleşen bir olgu.( Üzüm ve Özdemir ;2020)
Bireyin iç dünyasının gün yüzüne çıkarak bireyin davranışlarını yönlendirmesi.( Erat ; Fettahlıoğlu ve Alkış Dedeoğlu (2021), yengeç sepeti sendromunun bireyin içsel duygu ve düşüncelerinden kaynaklandığını; özellikle kıskançlık, bencillik ve başarısızlık korkusu gibi olumsuz duyguların, başkalarının başarılarını engelleme davranışlarına yol açtığını belirtmişlerdir. Bu sendrom yalnızca bireysel eğilimlerle değil, aynı zamanda örgütsel ve sosyal çevrenin etkisiyle şekillenen bir sosyal dinamik olarak değerlendirilmektedir. Araştırmacılar tarafından geliştirilen ölçme aracı ile bu olgunun bilişsel-duygusal ve davranışsal boyutları da ortaya konmuş; yengeç sepeti sendromunun, bireysel psikolojik faktörlerin yanı sıra grup içinde norm haline gelen olumsuz davranışlar yoluyla yayılan bir sosyal eğilim biçiminde işlediği gösterilmiştir. 2021)
Caples (2016)‟e göre yengeç sepeti sendromu birbirini çekememe, eğer ben yapamazsam sen de yapamazsın eğer başarılı olamazsam sen de olamazsın eğer daha fazlasını başaramazsam sen de başaramazsın düşüncesine bağlı kalınarak gerçekleştirilen olumsuz bir davranış olarak tanımlanabilmektedir. (20.12.2020, www.medium.com).
Yengeç zihniyeti Bireyin varoluşundan kaynaklanan içten gelen duygular sonucu olarak meydana gelse de hem bireyin kendisi hem de etrafındakiler için gelişmeyi engelleyen son derece olumsuz bir olgu olduğunu da söylemek mümkündür
Yengeç sepeti sendromunun aynı zamanda bireylerde, örgüte karşı yabancılaşma duygusunu tetiklediği düşünülmektedir. Yabancılaşma, bireyin kendisine, kendi değerlerine, toplumun değerlerine ve çalıştığı ortama karşı soyutlanması olarak tanımlanmaktadır. (Salihoğlu, 2014: 2).
İş yerindeki yoğun rekabet bir zaman sonra çalışanlarda; performans baskısına, iş yükünün artmasına, iletişim eksikliğine (Smriti ve Kumar, 2021: 135), kaynak kıtlığına, amaç farklılığına, dolayısıyla çalışanların kendilerini diğer çalışanlar ile karşılaştırmasına veya kıyaslamasına neden olmaktadır.
Yengeç sepetini örgüt içerisinde ise iş göremezlik yaratan, grup kurallarını ihlal eden düşük statülü bireylerin, çalışma ortamındaki diğer insanlara olumsuz etki yaratan, onları küçük düşürmeye çalışan, onların moral ve motivasyonlarını bozmaya yönelik niyetler olarak tanımlamak mümkündür. (Pegues, 2018:7).
McPhail (2010), yengeç zihniyetinin motivasyonunu kişisel çıkar ve oportünizm, bazen kişinin sistemik muhalefet ve sınırlı kaynaklar karşısında başarılı olma arzusunun bir yan ürünü olarak yorumlamaktadır. (Mcphail, 2010; akt. Miller, 2019: 353).
Yengeç zihniyetine sahip çalışanlar başkalarının gelişmelerini ve başarılarını kıskanmakta olduğundan kıskançlık duygusuyla baş edemediklerinde kıskandıkları kişinin bütünlüğünü, itibarını ve sosyal statüsünü olumsuz etkileyebilecek davranışlarda bulunabilmektedirler. (Billote ve diğerleri, 2021: 40)
Yengeç anlayışına sahip kişiler, gruplarındaki diğer kişileri aşarak başarılı olmaya çalışan üyelerin önemini azaltmayı hedeflerler. Kendileri başarısızken diğerlerinin başarısını izlemek yerine, onların da çökmelerini beklerler. Mutlu anlarda bile eleştirecek noktalar bulabilirler, ama eleştiri duymak istemezler (Şahin, 2018). Abrugar’a (2014) göre “yengeç sepeti” olgusu, birliği, alçak gönüllülüğü ve sorumluk duygusunu teşvik eden bir anlayış değildir ve yengeç anlayışına sahip kişilerin bazı ortak özellikleri vardır:
Kendilerini aşırı beğenirler ve diğerlerine astlarıymış gibi davranırlar.
· Arkadaşları, dostları veya iş arkadaşları mutlu olduğunda ve kendilerini geliştirdiklerini· gördüklerinde paniklerler.
Kibrin yanı sıra, kıskançlık ve hoşnutsuzluk gibi temel kişilik özellikleri vardır.
· Yaşamdaki temel felsefeleri “Ben yapamıyorsam, sen de yapama”dır.
· Kendileriyle ilgili hep olumlu düşüncelere sahipken, diğerleri ile ilgili hep olumsuz· algılara sahiptirler.
Hep kendilerindeki iyi şeyleri görürler ancak sıra olumsuz şeylere geldiğinde körmüşçesine davranırlar. Bu durum, diğerleri ile ilgili olduğunda da tam tersi bir anlayışa bürünürler.
Arkadaşları, dostları veya iş arkadaşları başarısız olduğunda onlara yardımcı olmaktansa,· suçlamayı yeğlerler.
Arkadaşları, dostları veya iş arkadaşlarına rakipleriymiş gibi davranırlar.
Takım· çalışması, birlik, işbirliği gibi kavramlar onların lügatinde yoktur.
Merhamet nedir bilmezler. Diğer insanların ne hissettiği konusunda ilgisiz ve· bencildirler.
Her şeyi biliyormuş gibi davranırlar. Hatta kendileriyle tartışmaya bile girilmesine· müsaade etmezler çünkü onlara göre kendileri dünyanın en bilgili insanlarıdır.
Fikirleri ve çözümleri tartışmaktansa, zamanlarının çoğunu insanları konuşmaya· harcarlar.
Ve hiçbir zaman yengeç anlayışına sahip olduklarını kabul etmezler.·
Yengeç sepeti sendromunun altında yatan nedenler, genellikle sosyal karşılaştırma ve kaynakların korunması teorileri çerçevesinde ele alınmaktadır. Özdemir ve Üzüm (2019), sosyal karşılaştırma teorisi kapsamında bireylerin kendilerini başkalarıyla kıyaslayarak yetersizliklerini fark ettiklerini ve bu durumun gelişime katkı sunduğunu ifade etmişlerdir. Ancak, birey performansını artırmayı başaramadığı durumlarda, başkalarının başarılarını engellemeye çalışarak bu sendromun ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Yengeç sepeti zihniyetine sahip olan çalışanlar başkalarının duygularını anlamada zorluk yaşayarak onların ihtiyaçlarına duyarsız kalabilmekte, başkalarının başarılarını etkilemek için sabotaj veya olumsuz tepkiler gösterebilmekte, bireylerin dışlanmasına yönelik zorba davranış türlerinin ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. (Ayar, 2023: 32-33). Ayrıca, bireylerde düşük özgüven ve kendine güven eksikliğine sebebiyet verdiğinden, bireyler başkalarının başarılarını tehdit olarak algılayabilmekte ve başkalarının başarılarını engellemek için aksiyonlar alabilmektedir.
Diğer taraftan, Yengeç Sepeti Sendromunun bilişsel, duygusal ve davranışsal boyutlarıyla değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmektedir. (Fettahlıoğlu ve Dedeoğlu, 2021). Bilişsel boyutta birey, çevresindeki kişilere ve onların başarılarına ilişkin olumsuz değerlendirmeler geliştirebilmekte; ancak bu düşüncelerini her zaman açık biçimde dışa vurmayabilmektedir. Duygusal boyutta kıskançlık, huzursuzluk, gerginlik ve rahatsızlık gibi duygular ön plana çıkarken; davranışsal boyutta bireyin başkalarını küçümseme, engelleme, itibarsızlaştırma ya da başarısızlığa sürükleme yönünde davranışlar geliştirebildiği belirtilmektedir. Bu nedenle sendromun yalnızca bireysel bir düşünce biçimi değil, kişilerarası ilişkileri ve örgütsel iklimi etkileyen bir süreç olduğu değerlendirilmektedir (Özdemir ve Üzüm, 2019). Bazı araştırmalar ise bu sendromun bir savunma mekanizması olarak gelişebileceğini ileri sürmektedir. Buna göre birey, kendi yetersizlik duygusu ya da başarısızlık korkusuyla doğrudan yüzleşmek yerine başkalarının ilerlemesini engelleyerek psikolojik denge kurmaya çalışabilmektedir .(Özdemir ve Üzüm, 2019).
Yengeç sepeti sendromunun örgütsel sonuçlarına ilişkin ampirik bulgular oldukça çarpıcıdır. Yeşilkuş, Özbozkurt ve Sezal (2024) tarafından akademisyenler üzerinde yürütülen çalışma, bu olgunun çalışanların işe yabancılaşma düzeyleriyle anlamlı ilişkiler gösterdiğini ortaya koymuştur. Araştırmacılar, akademik camiada görülen “yengeç zihniyetinin” iş birliğini azalttığını, kurumsal aidiyeti zedelediğini ve sonuç olarak yabancılaşma ile motivasyon kaybına yol açtığını belirtilmektedir.
Son olarak; Kovadaki yengeçler”, bir organizasyon içinde yardım ve destek için yerleşik sosyal normların varlığında, organizasyonun diğer sosyal olarak özdeş üyelerinin kariyerlerindeki başarısına ket vuran kişilerin düşünce ve eylemlerini izah etmek için kullanılan bir metafordur. ( Miller, 2016:65)
Kaynakça
Ayar, M. (2023). Yengeç sepeti sendromu. Y. Gülbahar (Ed.), Örgütsel davranışgüncel konular (23-41) içinde. Özgür Yayın Dağıtım Ltd.
Budak, S., 2009. Psikoloji Sözlüğü, Bilim ve Sanat Yayınları, Ankara, 902s.
Bulloch, H. C., 2013. Concerning Constructions of Self and Other: AutoRacismand Imagining Amerika in the Christian Philippines, Anthropological Forum, 23(3), pp.221-241
Billote, W. J. S., De Sagon, G. A., Escoto, M. F., Pableo, A., Ponce, R., Ponce, T. E., … & Ponce, J. M. (2021). Talangkang pag-iisip: An exposè of its positivity in the lens of students in a selected university in Baguio city. JPAIR Multidisciplinary Research, 43(1), 36-56. https://doi.org/10.7719/jpair.v43i1.715
Çavuş, B. ve Sarpkaya, R. (2021). Measuring “crabs in a bucket” phenomenon at schools: A scale development study. Psycho-Educational Research Reviews, 10(2), 314-327. https://doi.org/10.52963/PERR_Biruni_V10.N2.22 Çavuş, B. (2021). Resmi ve özel liselerde “yengeç sepeti” olgusu [Yüksek lisans tezi, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi]. Ulusal Tez Merkezi.
Fettahlıoğlu, Ö. ve Alkış Dedeoğlu, A. (2021). Yengeç sepeti sendromu ve ölçek geliştirme çalışması. Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 14(77), 1224-1235.
Üzüm, B. ve Özdemir, Y. (2020). Yengeç sendromu “Ben yapamazsam sen de yapamazsın” ölçek geliştirme çalışması. Örgütsel Araştırmalar Dergisi, 5(2), 241-252. https://odad.org/article/yengec-sendromu-benyapamazsam-sen-de-yapamazsin-olcek-gelistirme-calismasicrabsyndrome-if-i-c-qajx281krggzai1
Şahin, P. (2018). Yengeç sepeti sendromu (https://kariyerheybesi.wordpress.com/2018/07/31/yengec-sepeti-sendromu/ adresinden 10 Nisan 2019 tarihinde alınmıştır.).