Yoksunluk – Psk. Banu Beyaz

Yoksunluk kelimesi TDK’ye göre mahrumiyet veya mahrumluk anlamlarını taşımaktadır (TDK, 2025). Kubbealtı Lugati’ne bakıldığında ise yoksun olma durumu: “Belli bir şeye sâhip olmayan, o şeyin yokluğunu çeken, o şeyden nasîbi olmayan” anlamına gelmektedir .(Kubbealtı Lugatı, 2025). İngiliz dilinde privation veya deprivation kelimelerinin Türkçe çeviri karşılığı olarak sözlüğe geçen yoksunluk duygusuna en temel anlamıyla bakmak gerekirse herhangi bir şeye ulaşamama, herhangi bir şeyin eksikliğini hissetme ve o şeyden mahrum kalma durumu olarak açıklanabilmektedir. Yobel (2019: 846).Bu yazıda madde bağımlılığı ile ilgili yoksunluktan söz edilmemiştir.

Yoksunluk kavramına ilişkin yapılan tıbbi tanımlamaların ardından sosyolojik bir olgu olarak incelendiğinde göreli yoksunluk kavramı dikkat çekmektedir. Göreli yoksunluk bireylerin hayatlarını sosyolojik açıdan başka bireylerin hayatlarıyla kıyaslaması sonucunda ortaya çıkan yoksunluk durumu olarak açıklanabilmektedir. Bu kuram, insanların kendi koşullarını değerlendirme biçimlerinin kendilerini karşılaştırdıkları insanlara bağlı olduğunu ileri sürmektedir. (Giddens, 2012: 60). Bu bağlamda birey kendi yaşam standartlarını başka bireylerle kıyaslarken eksiklik ve azlık hissi yaşayabilmektedir; bu da yoksunluk duygusunu ortaya çıkarmaktadır. Geliri çok iyi olan bireyin çevresinde daha iyi gelire sahip bireylerle yapmış olduğu kıyas sonrası fakir hissetme duygusu göreli yoksunluk kuramına örnek olarak verilebilmektedir. Bu da göreli yoksunluğun zeminini kıyas ve bireysel koşulların oluşturduğunu göstermektedir. Stouffer & ark. (1949a)

Davranışsal Bağımlılıklarla İlgili Yoksunluklar: Bu yoksunluğun temelini ise sosyal medya, internet, teknoloji, oyun, kumar vb. bağımlılığı oluşturmaktadır. En belirgin tepkiler ise huzursuzluk, odak problemleri, boşluk hissi olmaktadır. Davranışsal bağımlılıklarda madde bağımlılığında ortaya çıkan fiziksel yoksunluk belirtileri gözükmemektedir. Mevcut psikolojik sorunların ortaya çıkması, sosyal destek eksiği ve sosyal anksiyetenin şiddetlenmesi davranışsal bağımlılıklarda baş gösteren yoksunluk belirtileridir. (Alavi & ark., 2012)

Psikolojik ve Duygusal Yoksunluklar: Bu tür yoksunluklar sevgi, ilgi, aidiyet ve güven duyguların karşılanamaması sonucu ortaya çıkmaktadır. Özellikle erken yaşta ortaya çıkan bu yoksunluklar; gelişim aşamasındaki bireyin güvenli ve güvensiz bağlanma modellerine göre şekillenmektedir. Anne veya ilk bakıcı olan kişiyle oluşturulan güvensiz bağlar, çocuğun psikolojik ve duygusal olarak yetersiz ve eksik hissetmesine yol açabilmektedir. Aynı zamanda duygusal yoksunluk yaşayan bebeklerde ve çocuklarda büyüme geriliği oluşmaktadır. Bebeklerde duygusal yoksunluk, yeterli beslenememe sorununu ortaya çıkarırken, çocuklarda ise davranışsal bozukluklar ve anormal yeme davranışları gözlemlenmektedir. (Rogol, 2020:1).

Sosyal Yoksunluklar: Sosyal yoksunluklar, bireyin kendini çevresinden izole etmesiyle veya toplumsal açıdan dışlanma, eksik görülme, herhangi bir yere ait olamama ve güvensiz hissetmesi sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu durum yalnızlık, depresyon, panik ve yabancılaşma gibi duygusal sorunları ortaya çıkarmaktadır. Özellikle sosyal medya, akıllı mobil telefon, pornografi ve oyun bağımlılığı bireyin eksik veya tatmin edilmemiş duygularının bastırılması sonucunda tetiklenmektedir.

Göreli yoksunluk; bireyin kendini başkalarıyla ya da kendi grubunu başka gruplarla karşılaştırması sonucu kendisinin ve ait olduğu grubun daha kötü durumda olduğuna ilişkin inancı tanımlar; ve bu inanca farklılık algısının ötesinde öfke ve küskünlük eşlik eder. (Walker & Pettigrew, 1984). Başka bir deyişle, kişilerin kendileri ve başkaları arasındaki kıyaslamalar sonucunda sahip oldukları ve hak ettiklerini düşündükleri arasındaki farklılıklar nedeni ile hoşnutsuzluk ve kızgınlık hissetmelerini ifade eden öznel bir durumdur. Göreli Yoksunluk Kuramı; bir azınlık grubu üyelerinin kendi durumları ile diğerlerinin durumu ya da kendi grupları ile diğer grupların durumları arasındaki farklılıkların yol açtığı bu olumsuz duygulara odaklaşır. (Walker & Pettigrew, 1984)

Duyusal Yoksunluklar: Bireyin görme, işitme, dokunma, tatma, koklama gibi 5 temel duyu organının herhangi birinin eksikliğinde veya mutlak azalması durumunda yaşamış olduğu yoksunluklardır. Bu duyuların herhangi birinin olası yoksunluğu bireyde fiziksel ve psikolojik etkiler yaratabilmektedir. İlgili literatür incelendiğinde duyusal yoksunluğun yaşandığı zamanlarda beynin yaşanan bu kaybı telafi etmek için organize olduğu ve yeni düzenlemeler yaptığı görülmektedir. Bu düzenlemeler görme yoksunluğu yaşayan bireylerde görsel korteksin (görsel bilgileri işleyen), işitsel, dilsel veya dokunsal bilgileri işlemeye yönelik görevleri üstlenmesini sağlar. Ayrıca erken dönemde yaşanan duyusal kayıpların yetişkin döneme kıyasla çok daha kalıcı ve ciddi hasar bıraktığı; beynin bu dönemde duyusal yoksunluklara karşı aşırı duyarlı olduğu görülmektedir. (Voss, 2013:2).

Temel İhtiyaç Yoksunluğu: Bireyin Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde belirtmiş olduğu yeme, içme, barınma, güvenlik gibi ihtiyaçların eksikliğini yaşaması temel ihtiyaç yoksunluğu kapsama alanına girmektedir. Bireyin yaşamına sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi ve sosyal hayatta var olabilmesi için temel ihtiyaçların yoksunluğunu yaşamaması gerekmektedir. Temel ihtiyaçların herhangi birinin olası yoksunluğu bireyde fiziksel, sosyolojik ve psikolojik etkileri ortaya çıkarabilmektedir. Birey, hiyerarşik olarak hangi aşamadaki ihtiyaçtan yoksunsa, bireyde o ihtiyacı tatmin etmek baskın (dominant) hale gelmektedir. (Anık, 2000:119). Bireyin Maslow’un ihtiyaç hiyerarşisinde yer alan bir üst düzey ihtiyacı karşılamak için gerekli motivasyonu sağlaması için bir önceki basamaktaki ihtiyacın yerine getirilmesi gerekmektedir.

KAYNAK: YİĞİT , H. (2026 )   ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN SOSYAL MEDYA KULLANIMI VE YOKSUNLUK DUYGUSU İLİŞKİSİNİN İNCELENMESİ. YÜKSEK LİSANS TEZİ. YALOVA ÜNİVERSİTESİ