Kralın Annesi Olmak: “Erkek Annesi” Kültürü Narsist ve Yıkıcı Erkekleri Nasıl Yaratıyor?

Sosyal medyada sıkça karşımıza çıkan bir kimlik var: “Erkek Annesi” (Boy Mom). Bu, sadece oğlu olan bir anneden daha fazlasını ifade eden, adeta bir alt kültür haline gelmiş bir kimlik beyanıdır. “Evdeki tek kraliçe benim, ta ki oğlum evlenene kadar”, “Erkekler böyledir, ortalığı dağıtır”, “Gelecekteki kız arkadaşına şimdiden üzülüyorum” gibi esprili olduğu varsayılan ifadelerle kendini gösteren bu kültür, masum bir sevgi gösterisinin ötesine geçerek ciddi bir iddiayı gündeme getiriyor: “Erkek annesi” kültürü, narsist, empati yoksunu ve yıkıcı erkekler yaratıyor.

Peki, sevgi dolu bir anne-oğul ilişkisi ile narsist bir birey yetiştiren toksik bir dinamik arasındaki ince çizgi nerede başlıyor?

“Erkek Annesi” Kültürünün Şifreleri

Bu kültürü anlamak için onu oluşturan temel kodları ve davranış kalıplarını tanımak gerekir:

  1. Duygusal Sınırların Bulanıklaşması: En belirgin özellik, anne ile oğul arasında neredeyse romantik bir bağ kurulmasıdır. “Hayatımın erkeği”, “Beni asla onun sevdiği gibi sevecek başka bir erkek olmayacak” gibi ifadeler, oğulu annenin duygusal partneri konumuna yükseltir. Oğul, annenin duygusal boşluklarını doldurmakla görevli bir “küçük koca” rolüne büründürülür.
  2. “Erkekler Böyledir” Mazereti: Bu kültür, erkek çocuklarının agresif, düşüncesiz, dağınık veya yıkıcı davranışlarını “erkekliğin doğası” olarak normalleştirir. Oğlunun başka bir çocuğa vurduğunda “enerjisini atıyor”, odasını dağıttığında “erkek evi böyle olur” diyerek bu davranışları düzeltmek yerine onaylar. Bu durum, çocuğun eylemlerinin sorumluluğunu almasını engeller.
  3. Ayrıcalık ve Hak Görme Hissinin Aşılanması: “Evimin kralı”, “Paşam” gibi sıfatlarla büyütülen çocuk, dünyanın kendi etrafında döndüğüne inanmaya başlar. Annesi tarafından sürekli hizmet edilen, istekleri sorgusuz sualsiz yerine getirilen çocuk, büyüdüğünde de tüm dünyanın, özellikle de kadınların kendisine bu şekilde hizmet etmesi gerektiğini düşünen bir yetişkine dönüşür.
  4. Gelecekteki Partnerin Şeytanlaştırılması: “Hiçbir kadın sana benim gibi bakamaz” veya “Oğlumu benden çalacak kadın” gibi şakayla karışık söylemler, aslında oğlun gelecekte kuracağı romantik ilişkileri sabote etmeye yönelik bilinçdışı bir çabadır. Oğlan, annesinin onaylamayacağı bir partner seçmekten korkar ve sağlıklı bir ayrışma yaşayamaz.

Psikolojik Fidanlık: Narsisizm Nasıl Filizlenir?

“Erkek annesi” kültürü, narsisizmin gelişmesi için mükemmel bir zemin hazırlar:

  • Büyüklenmeci Benlik (Grandiosity): Sürekli olarak “kral”, “paşa” gibi sıfatlarla yüceltilen çocuk, kendisinin herkesten üstün ve özel olduğuna inanır. Eleştiriye dayanamayan, kırılgan bir ego geliştirir.
  • Empati Eksikliği: Herkesin, özellikle de annesinin, kendi ihtiyaçlarını karşılamak için var olduğuna inanan bir çocuk, başkalarının duygularını ve ihtiyaçlarını anlamakta zorlanır. Empati, öğrenilen bir beceridir ve bu dinamikte çocuğa bu beceriyi öğrenme fırsatı verilmez.
  • Sorumluluktan Kaçış: “Erkekler böyledir” kalkanı sayesinde, yaptığı hataların sonuçlarıyla asla yüzleşmez. Sorumluluk almayı öğrenemeyen birey, başarısızlıklarını ve hatalarını sürekli olarak başkalarına, özellikle de kadınlara yükler.
  • İlişkisel Bağımlılık: Annesiyle kurduğu aşırı bağımlı ve sınırları belirsiz ilişki, yetişkinlikte sağlıklı ve eşitlikçi bir partnerlik kurmasını engeller. Partnerinden de kendisine “annelik” yapmasını, onu sorgusuzca onaylamasını ve ona hizmet etmesini bekler. Bu beklentiler karşılanmadığında ise öfke ve hayal kırıklığı yaşar.

Perdenin Arkası: Anneler Neden Bu Rolü Benimsiyor?

Bu kültürü sadece anneleri suçlayarak anlamak eksik kalır. Anneleri bu role iten çeşitli toplumsal ve kişisel nedenler vardır:

  • Ataerkil Sistemde Güç Arayışı: Kendi hayatında yeterince güç ve söz sahibi olamayan bir kadın, “bir kral yetiştirerek” dolaylı yoldan güç ve statü elde etmeye çalışabilir. Oğlunun başarısı ve gücü, onun başarısı haline gelir.
  • Duygusal Tatminsizlik: Mutsuz bir evlilik veya yalnızlık içinde olan bir anne, oğlunu duygusal bir sığınak ve partner ikamesi olarak kullanabilir.
  • Toplumsal Onay: Sosyal medya, bu kimliği performe etmeyi ve diğer “erkek annelerinden” onay almayı kolaylaştırır. Bu, bir topluluğa ait olma hissi verir.

Sonuç: Sevgi mi, Zehir mi?

Hiçbir anne çocuğuna bile isteye zarar vermek istemez. “Erkek annesi” kültürünün temelinde de yoğun bir sevgi yatar. Ancak sorun, bu sevginin sunuluş biçimindedir. Çocuğu birey olarak güçlendirmek yerine, onu kendisine bağımlı kılan, sınırları ihlal eden ve ona sahte bir üstünlük hissi aşılayan bir sevgi, uzun vadede zehirleyici bir etki yaratır.

Sağlıklı erkeklik; sorumluluk alabilen, empati kurabilen, duygularını yönetebilen, kadınlarla eşit ve saygılı ilişkiler inşa edebilen bireyler yetiştirmekle mümkündür. Bunun için annelerin görevi, oğullarına hizmet etmek ve onları putlaştırmak değil, onlara kendi ayakları üzerinde durabilen, başkalarının sınırlarına saygı duyan, merhametli ve adil insanlar olmayı öğretmektir.

Nihayetinde amaç, daha az seven anneler olmak değil; oğullarını “annesinin oğlu” olmanın getirdiği kırılgan egodan kurtarıp, onları tüm potansiyelleriyle özgür ve sağlıklı bireyler olmaları için seven anneler olabilmektir.