“Keşke Gezi Gibi Olsa”: Türkiye Siyasetinde Melankoli Tuzağı ve Çıkış Yolu
Siyaset sadece sandık veya meclis değildir; siyaset bir duygu yönetimidir. Türkiye’de son on yıla baktığımızda, muhalif kesimin ruh halini en iyi tanımlayan kelime belki de **”Sol Melankoli”**dir. Jodi Dean’in Wendy Brown’a getirdiği eleştiriler, bizim mahallemizdeki o bitmek bilmeyen “yas havasını” anlamak için eşsiz bir anahtar sunuyor.
1. “O Eski Güzel Günler”: Bir Direniş Nesnesi Olarak Geçmiş
Türkiye’de sol-muhalif düşünce, özellikle 2013 sonrasındaki süreci büyük bir “kayıp” olarak kodladı. Sürekli o günlerin estetiğine, müziğine ve birliktelik ruhuna referans veriyoruz. Jodi Dean’e göre bu durum, geçmişin bir “fetiş” haline getirilmesidir.
- Sorun şu: Geçmişteki o “an”ı kutsallaştırdıkça, bugünün imkanlarını küçümsüyoruz.
- Melankolik Yanıt: “Zaten o ruh bitti, artık kimse sokağa çıkmaz, her şey çok değişti.”
- Dean’in Yanıtı: Bu cümle bir gerçeklik tespiti değil, eyleme geçmemek için uydurulmuş bir mazerettir. Melankoli, yenilginin konforuna sığınarak yeni bir risk almayı reddeder.
2. İletişimsel Kapitalizm: Tweet Atmak mı, Örgütlenmek mi?
Dean’in “İletişimsel Kapitalizm” vurgusu, Türkiye’deki “sosyal medya muhalefeti” için adeta bir ayna tutuyor. Bir haksızlık karşısında binlerce tweet atıyoruz, öfkemizi dijital dolaşıma sokuyoruz ve günün sonunda bir rahatlama (katarsis) yaşıyoruz.
Ancak bu öfke, yapısal bir güce dönüşmüyor.
- Çevre Eylemleri Örneği: Akbelen’den İkizdere’ye, Kaz Dağları’ndan Cerattepe’ye kadar yerel direnişler çok güçlü bir enerji açığa çıkarıyor. Ancak bu enerjiyi şehirdeki melankolik kitle genellikle “klavye başından destekleyerek” tüketiyor.
- Sonuç: Öfke dijital ortamda buharlaşıyor. Jodi Dean’in dediği gibi; “Katılım, eylemin yerini alıyor.” Çok konuşuyoruz ama az örgütleniyoruz.
3. Çevre Hareketinde “Kayıp” Psikolojisi
Çevre eylemleri doğası gereği bir “savunma” eylemidir. Bir ağacı, bir nehir yatağını korumaya çalışırsınız. Eğer o ağaç kesilirse, melankoli devreye girer: “Doğa bitti, her yer beton oldu, artık kurtaracak bir şey kalmadı.”
Dean bu noktada bizi kışkırtıyor: Ya kaybetmeyi bu kadar çok sevmeseydik?
- Melankolik solcu, “doğanın katledilişini” anlatırken gizli bir ahlaki üstünlük yaşar. “Ben haklıydım, bak her şey mahvoldu” demenin buruk tadı, eyleme geçmenin sorumluluğundan daha tatlı gelir.
- Oysa çözüm: Kaybedilen ağacın yasını tutmayı bırakıp, bir sonraki maden projesini durduracak siyasi iradeyi ve partiyi inşa etmektir.
4. Çözüm: “Arzu”yu Yeniden Örgütlemek
Jodi Dean’e göre bu melankolik döngüden çıkmanın tek yolu, bireysel kederimizi kolektif bir **”Arzu”**ya dönüştürmektir.
- Kayıp Değil, İktidar: Siyaset, “kaybettiklerimizin listesini tutmak” değil, “neyi kazanmak istediğimizi” ilan etmektir.
- Duygudan İradeye: “Çok üzgünüm”den “Biz buradayız ve engelleyeceğiz”e geçiş.
- Kurumsallaşma: Dijital ağların ötesine geçen, kalıcı, disiplinli ve hesap sorabilen bir örgütlenme (Dean’in “Koldaş” veya “Parti” kavramı).
Sonuç: Yas Tutmayı Bırakıp Kavga Etmeye Başlamak
Türkiye’de siyasetin “sol melankoli”den kurtulması, kendi başarısızlık hikayesine olan aşkını bitirmesine bağlıdır. Geçmişteki direnişler birer nostalji nesnesi değil, birer tecrübe deposu olmalıdır.
Jodi Dean’in uyarısı serttir: Eğer sadece kaybettiğiniz şeyler üzerinden kendinizi tanımlarsanız, sistem sizi her zaman “kaybeden” olarak kalmaya mahkum eder. Artık neyin bittiğini konuşmayı bırakıp, neyin başlayacağına dair küstahça bir iddia koyma zamanıdır.
: #JodiDean #SolMelankoli #SiyasetFelsefesi #Örgütlenme #İklimAdaleti #TürkiyeSiyaseti