Sol Melankoli mi, Yoksa Mücadele Korkusu mu? Jodi Dean’in Sarsıcı Eleştirisi

Siyasetle ilgilenen hemen herkes şu duyguyu tanır: Geçmişin büyük ideallerine, o eski şanlı devrimci günlere duyulan özlem ve bugünün “parçalanmış” gerçekliğine karşı duyulan derin karamsarlık. 1999 yılında Wendy Brown, bu durumu “Sol Melankoli” olarak tanımlamıştı: Solun, değişimin kendisine değil, değişimin “imkansızlığına” aşık olma hali.

Ancak Jodi Dean, bu teşhisi bir adım ileri götürerek şu soruyu soruyor: Peki ya bu melankoli bir hastalık değil de, bir kaçış stratejisiyse?

1. Wendy Brown’ın Teşhisi: Geçmişe Takılı Kalmak

Wendy Brown, Walter Benjamin’den ödünç aldığı “sol melankoli” kavramıyla, solcuların radikal bir gelecek inşa etmek yerine, geçmişteki kayıplarına (geleneksel işçi sınıfı, büyük anlatılar, net düşman figürleri) tutunduklarını savunur. Bu bakış açısına göre sol, kendi başarısızlığını bir kimlik haline getirmiş ve iktidarı talep etmekten vazgeçmiştir.

2. Jodi Dean’in İtirazı: Melankoli mi, Fantezi mi?

Jodi Dean, Brown’un bu analizini “fazla psikolojik” bulur ve meseleyi Lacancı psikanaliz üzerinden yeniden tanımlar. Dean’e göre mesele sadece “geçmişe duyulan özlem” değildir. Asıl sorun, solun “İletişimsel Kapitalizm” içinde arzularının yönünü şaşırmış olmasıdır.

Dean şunu savunur: Sol, gerçekten “kaybettiği” için değil, eyleme geçmenin getireceği sorumluluktan korktuğu için melankolik bir duruş sergiler. Melankoli burada bir engel değil, bir konfor alanıdır. “Zaten kazanamayız” demek, örgütlenmenin ve gerçek bir siyasi irade koymanın ağırlığından kaçmanın bir yoludur.

3. İletişimsel Kapitalizmin Tuzağı

Dean’in eleştirisindeki en kritik nokta, günümüzün dijital ve iletişimsel dünyasıdır. Bugün “direniş” dediğimiz şey, genellikle sosyal medyada bir fikir beyan etmekten veya bir adaletsizliğe “üzülmekten” öteye geçmiyor.

  • Katılım Tuzağı: Herkes konuşuyor ama kimse örgütlenmiyor.
  • Duygusal Dolaşım: Siyasi öfke, sistemli bir eyleme dönüşmek yerine, beğeni ve paylaşımlar içinde eriyip gidiyor.

Dean’e göre sol melankoli, bu “gevezelik” dünyasında solun kendini hala “ahlaki olarak üstün” ama “eylemsiz” hissetmesini sağlayan bir yakıştır.

4. Çözüm: Melankoliden Arzuya Geçiş

Dean, çözümün melankoliyi tedavi etmekte değil, siyasi arzuyu yeniden canlandırmakta olduğunu söyler. Bu da ancak “parti” formuna veya kolektif bir iradeye geri dönmekle mümkündür.

  • Sol, kendi mağduriyetini kutlamayı bırakmalı.
  • İktidarı ve kolektif sorumluluğu talep edecek kadar “küstah” olmalı.
  • Geçmişin yasını tutmak yerine, bugünün karmaşasında “ne yapmalı?” sorusuna somut yanıtlar aramalı.

Sonuç: Melankoli Bir Kimlik Değildir

Jodi Dean üzerinden yaptığı bu analiz, bize şunu hatırlatıyor: Siyaset, bir “yas tutma” yeri değil, bir “inşa” yeridir. Eğer sürekli neyi kaybettiğimizi konuşuyorsak, elimizde kalanı (ve geleceği) korumayı unuturuz.

Gerçek radikal siyaset, başarısızlığın estetiğine sığınmak değil; o başarısızlığın içinden geçerek, her şeye rağmen “tekrar denemek” ve “daha iyi yenilmeyi” öğrenerek nihayet kazanmaya odaklanmaktır.


Bu yazıdan çıkarılacak 3 ders:

  1. Melankoli Pasifleştirir: Kayıplara odaklanmak, bugünkü eylemsizliği meşrulaştırır.
  2. Kolektif İrade Şart: Bireysel ifadeler (tweetler, postlar) siyaset değildir; siyaset örgütlü güçtür.
  3. Arzu Sorumluluktur: Değişim istemek, o değişimin sonuçlarına katlanma cesareti gerektirir.

Kaynak : https://www.terada.ca/discourse/2011/09/29/jodi-dean-critique-of-browns-left-melancholy/