Benliğin Aynadaki Kırılması: Lacan, Otizm ve “Ayna Evresi”

“Failure of Mirror Stage: Autism” (Ayna Evresinin Başarısızlığı: Otizm) başlıklı bu ufuk açıcı makalede Jacques Lacan’ın ünlü “Ayna Evresi” kuramını otizm üzerinden ele alınıyor. Yazı, otizmin bir “hastalık” değil, benliğin ve imgesel dünyanın kuruluş aşamasındaki farklı bir yol ayrımı olduğunu savunuyor.

Her bebek, yaşamının bir noktasında (genellikle 6-18 aylar arasında) aynadaki yansımasına bakar ve o ana kadar parça parça hissettiği vücudunun “bir bütün” olduğunu fark eder. Psikanalist Jacques Lacan buna “Ayna Evresi” der. Bu an, “Ben” dediğimiz o devasa yanılsamanın, yani egonun doğuşudur.

Ancak yazı, otizmli bireylerin bu evrede farklı bir deneyim yaşadığını öne sürer. Bu bir “başarısızlık” mıdır, yoksa benliğin bambaşka bir şekilde inşası mıdır?

1. Ayna Evresi Nedir? (Benliğin İlk İllüzyonu)

Normal gelişimde bebek, aynadaki imgesini bir bütün olarak gördüğünde büyük bir sevinç (jubilation) duyar. Vücudu aslında hala sakardır, kontrolsüzdür ama aynadaki görüntü “tam” ve “mükemmel”dir.

Makaleye göre, otizmde bu imgesel bütünleşme gerçekleşmez. Otizmli birey için aynadaki görüntü, kendisiyle özdeşleştireceği bütünsel bir figür değil; sadece karmaşık görsel verilerin bir parçası, bir “şey” olarak kalabilir. Bu durum, otizmli bireylerin neden bazen vücutlarını bir bütün olarak hissetmekte zorlandıklarını (parçalanmışlık hissi) açıklar.

2. “Bakış” ve Ötekinin Onayı

Ayna evresi sadece camdan bir aynayla ilgili değildir. Bebeğin ilk aynası annenin (veya bakım verenin) yüzüdür. Bebek anneye bakar, anne ona gülümser ve “Evet, bu sensin!” der. Bu sembolik onay, bebeğin kendi kimliğini tanımasını sağlar.

Otizmde bu “bakış” (gaze) döngüsü farklı işler. Terada, otizmli bireylerin neden göz temasından kaçındığını Lacancı bir yerden açıklar: Bakış, bir öznellik iddiasıdır. Eğer ayna evresi tam olarak devreye girmediyse, başkasının bakışı bir “tanınma” değil, özneyi yutan veya tehdit eden istilacı bir güç haline gelebilir.

3. Dilin ve Sembolik Dünyanın Dışında Kalmak

Ayna evresini başarıyla geçmek, bizi “Dil” (Sembolik Düzen) dünyasına sokar. “Ben” diyebilmek için, önce aynadaki o imgeyi kabul etmemiz gerekir.

Terada, makalesinde otizmli bireylerin dille olan özgün ilişkisine dikkat çeker. Eğer imgesel bir benlik (ego) kurulmadıysa, dil de bir iletişim aracı olmaktan çıkıp, saf seslerin ve ekolalilerin (duyulan kelimelerin tekrarı) olduğu nesnel bir dünyaya dönüşebilir. Otizmli bireyler için kelimeler, bir şeyi temsil eden semboller değil, kendi başlarına birer maddedir.

4. Bir Farklılık Olarak Otizm: Benliksiz Bir Varoluş Mümkün mü?

Makaledeki en devrimci fikir şudur: Biz “normal” insanlar, aynadaki o sahte bütünlüğe (egoya) hapsolmuş durumdayız. Sürekli bir kimlik inşa etmeye, başkaları tarafından onaylanmaya çalışıyoruz.

Otizm ise bize “egodan bağımsız” bir varoluşun mümkün olup olmadığını sorar. Terada, otizmi bir eksiklik olarak değil, Lacancı anlamda “İmgesel Kapanma”nın gerçekleşmediği, dünyanın tüm çıplaklığı ve duyusal yoğunluğuyla yaşandığı bir hal olarak tanımlar.

Sonuç: Aynanın Ötesine Geçmek

Bu analiz, otizm tedavisinde kullanılan “normalleştirme” çabalarına bir eleştiri niteliğindedir. Eğer bir birey ayna evresini bizim gibi deneyimlemediyse, onu zorla o aynanın karşısına oturtmak ve bizim kimlik illüzyonlarımıza uydurmaya çalışmak şiddet içerebilir.

Belki de yapmamız gereken, otizmli bireyleri “tamir etmek” değil, onların aynaya ihtiyaç duymayan, parçalı ama kendi içinde tutarlı olan dünyalarını anlamaya çalışmaktır. Kim bilir, belki de “Ben” yanılsamasından kurtulmuş o bakışta, dünyanın bizim göremediğimiz başka bir gerçeği saklıdır.


Notlar

  • Kimlik İllüzyonu: Ego, aynadaki bir yansımadan ibarettir.
  • Bakışın Dehşeti: Göz temasından kaçınmak, bir savunma mekanizması olabilir.
  • Farklı Bir Varoluş: Otizm, benliğin inşa edilmediği değil, “farklı inşa edildiği” bir alandır.

Kaynak : https://www.terada.ca/discourse/2011/04/16/failure-of-mirror-stage-autism/