Sadece Cinsellik mi, Yoksa Yaşam Enerjisi mi? C.G. Jung’un Gözünden “Libido”
Günlük hayatta “libido” kelimesini duyduğumuzda aklımıza ilk olarak cinsellik gelir. Ancak psikanalizin dev isimlerinden Carl Gustav Jung için bu kavram çok daha derin, kapsayıcı ve hayatın her alanına dokunan bir gücü ifade eder.
Freud’a Karşı Jung: Libidonun Gerçek Anlamı Sigmund Freud, libidoyu cinsel enerji anlamında kullanmış ve bu kavramı teorisinin merkezine oturtmuştu. Ancak Jung, hocasıyla bu noktada yollarını ayırır. Jung’a göre, eğer libido sadece cinsel bir enerjiyse, bu tıpkı elektrik veya diğer enerji formları gibi gücün yalnızca bir tezahürüdür.
Jung, bu terimi sadece cinselliği değil, genel yaşam enerjisini ve gücün tüm dışavurumlarını (örneğin fethetme veya saldırganlık dürtülerini) ifade etmek için bir analoji olarak kullanır. Ona göre hayvanların yuva yapma şekilleri veya göçmen kuşların seyahat etme dürtüleri bile bu enerjinin birer tezahürüdür ve eğer hayattaki her şey cinsellik olsaydı, bu kelimenin anlamı tamamen kaybolurdu.
Güney Amerika’nın “Gana”sı ve Ruhun İradesi Jung, libidoyu aynı zamanda bir irade, bir istek ve yönelim (volition) olarak da ele alır. Jung, Güney Amerika’da insanların kullandığı “gana” kelimesinden bahseder; bu, tam olarak bizim libido veya enerji dediğimiz şeydir. Bir kişi “Ganam yok” (Bunu yapmaktan zevk almıyorum/İçimden gelmiyor) dediğinde, eyleme geçemez. Jung’a göre bu “gana” kaybı, yaşam enerjisinin veya libidonun geri çekilmesi, iradenin ketlenmesi anlamına gelir ve psişik durumumuzu mükemmel bir şekilde özetler.
Amerikan Erkeğinin Libidosu Nereye Akıyor? Jung’un 1912 yılında Amerika üzerine yaptığı gözlemler, libidonun günlük hayatta nasıl yönlendirildiğine dair en çarpıcı örneklerden biridir. Jung’a göre, Amerikan erkeğinin libidosu, yani o hayati yaşam enerjisi, neredeyse tamamen işine ve mücadelesine odaklanmıştır.
Jung, gemi seyahatlerinde Amerikalı kocaları gözlemlediğinde şu ilginç tespiti yapar: Bir Amerikan erkeği eşiyle konuşurken sesinde daima hafif bir melankoli vardır; sanki özgür değilmiş gibi, kendinden büyük bir kadınla konuşan bir çocuk gibi nazik ve kibardır. Ancak konu işe veya bahislere geldiğinde, adamın yüzü arzuyla dolar, gözleri parlar, sesi güçlenir ve acımasızlaşır. Çünkü Amerikan erkeğinin libidosu (yaşam enerjisi) “oyun”un içindedir; o kumar oynamayı sever ve bugünün iş dünyası da tam olarak budur. İş dünyasındaki bu yoğun savaş, evde sorumluluk almak istemeyen, uysal ve tembel bir koca figürü yaratır.
Aşık Olmak İçin Kalan Enerji Jung, aşık olmanın çok fazla yaşam enerjisi gerektirdiğini söyler. Ona göre Amerika, insanlara o kadar çok fırsat sunar ve enerji o kadar geniş bir yüzeye yayılır ki, insanlar sevmek için kendi içlerinde hiçbir hayati güç (libido) saklayamazlar. Libidosunu işine harcayan erkek, eşini kendisine yön verecek bir anne figürüne dönüştürür ve evlerin yönetimini kadınlara bırakır.
Özetle, Jung bize libidonun sadece yatak odasında değil; ofisimizde, inşa ettiğimiz binalarda, doğadaki varoluşumuzda ve hatta bir şeyi “yapmak istemediğimiz” o derin anlarda bile bizimle olduğunu gösteriyor.
Peki sizin libidonuz, yani o eşsiz yaşam enerjiniz, şu an nereye akıyor? Onu gerçekten yaşamak istediğiniz hayata mı, yoksa dış dünyanın tükenmez “oyunlarına” mı harcıyorsunuz?