Amerikan Savaşı Vietnam 1960-1975 / Jonathan Neale

Irak, Amerikan savaşlarının ilki değil.
1960-1975 döneminde de dünya ABD’nin Vietnam savaşına tanık olmuştu. Aynı zamanda da o güne kadar görülmemiş bir barış hareketine… Bugün Vietnamlılar o savaşı “Amerikan Savaşı” diye hatırlıyor, öyle bahsediyorlar.
O savaşta yer alan Vietnamlı köylülerin ve piyade askerlerin gözünden savaşın kısa hikâyesini okuyacaksınız bu kitapta.
Vietnam halkının direnişi Türkiye’de de emperyalizme karşı mücadelenin simgesi olmuştu. Bugünden bir bakışla Vietnam’ı hatırlatmak istedik. Diğer yandan o yıllarda ya çok küçük yaşta olan ya da henüz doğmamış yeni kuşaklar var bugün. İşte asıl onlar için bu kitap: Vietnam’da ne olmuştu? Neden olmuştu, savaş nasıl sona erdi? Vietnamlılar savaşı nasıl hatırlıyor? Bu sorulara savaşın doğrudan tanıklarından yanıtlar getiren başarılı bir belgesel sunuyor Jonathan Neale.

Giriş, s. 15-20

Vietnamlılar bu savaşa “Amerikan Savaşı” diyor. Amerika’da ise “Vietnam Savaşı” deniliyor. Bu kitap, savaşta yer alan köylülerin ve Amerikan erlerinin gözünden bu savaşın kısa hikâyesini anlatıyor.
İkinci Dünya Savaşı sona erdiğinde Vietnam bir Fransız sömürgesiydi. O dönemde Vietnam Komünist Partisi Fransızlara karşı dokuz yıllık bir gerilla mücadelesi verdi. 1954’te bir barış antlaşmasıyla Vietnam ikiye bölündü. Kuzey Vietnam, Rusya ve Çin’le müttefik olan “komünist” bir diktatörlük haline geldi ve Güney Vietnam ABD’nin müttefiki olan bir özel kapitalist diktatörlük oldu. Bazı komünistler geride, Güney Vietnam’da kaldılar. Güney hükümeti onlara baskı uyguladı ve onlar da 1959’da Vietkong veya Ulusal Kurtuluş Cephesi diye bilinen örgütlenme ile bir köylü ayaklanması başlattılar. 1965’te komünistler Güney Vietnam’da iktidarı alacak gibi görünüyordu ve ABD bunu engellemek için Vietnam’a çok sayıda asker göndermeye başladı.
Bu savaş hakkında onca kitap varken neden bir yenisi daha?
Savaşın çeşitli yanları üzerinde duran birçok kitap yazıldı ve büyük bir kısmı da gayet faydalı eserler. Bu kitap kısa bir tarihsel anlatı içinde onların sentezini yapmak ve bir yandan olayların gelişimini anlatırken diğer yandan da ne olduğu hakkında bir fikir oluşturmak amacını taşıyor. Özellikle savaş yıllarını görmemiş olan yeni aktivist kuşağı için yazıldı.
Ancak benim için önemli olan iki okur kitlesi daha var. Biri Amerika’daki ?savaşa katılmış, ona karşı çıkmış veya ikisini birden yapmış? yüz binlerce insanın oluşturduğu Vietnam kuşağı. Onların yaşadıklarını doğru olarak yansıtan bir kitap yazmaya çalıştım. Diğer okur kitlesi ise Vietnam’da. Çok sayıda genç Vietnamlı geçmişte verilen gerilla savaşına derin bir sempati besliyor, fakat savaşın kazanılmasıyla işbaşına gelen yozlaşmış hükümet tarafından ezildiklerini hissediyorlar. Umarım bu kitap onlar için de bir anlam ifade eder.
Bu kitapta iki taraf da söz aldı ve öncelikle tabanın sesine kulak verildi. Burada Vietnamlı köylülerin, Amerikalı askerlerin ve Amerikalı protestocuların ne yaptığı ve nasıl hissettiği anlatılıyor. Ne hissettiklerine daha az aldırsam da, her iki taraftan generallerin ve politikacıların ne yaptığını da yazdım. Savaş ile ABD’deki ırksal ilişkiler arasındaki bağlantıları incelemenin yanı sıra, hem Amerika ile Vietnam arasındaki, hem de tek tek her iki ülkedeki sınıf mücadelelerini de ele aldım.
Birçok yazar sınıf mücadelesi ile uluslararası ilişkileri birbirinden ayırır. Biri iç politikadır, diğeri dış politikadır. Birçoklarına göre bunlar farklı dünyalarda bulunur. Bu kitap ise her zaman sınıf mücadelelerinin iç ve dış ilişkileri nasıl etkilediğine bakmaktadır.
Dolayısıyla, Vietnamlıların ne için savaştıkları hakkında yazılmış olan Birinci Bölüm, Güney Vietnam’da bir yanda toprak ağaları ve işadamları tarafından desteklenen bir hükümetle, diğer yanda yoksul ve topraksız köylüler tarafından desteklenen bir gerilla ordusu arasındaki sınıf mücadelesini açıklamakla işe başlıyor. Her iki taraf için de bu, ulusal bağımsızlıktan çok toprak için yapılan bir savaştı.
Ama bu kadar da basit değil. Komünist liderlerin kendileri de toprak ağalarının, işadamlarının ve hükümet yetkililerinin çocuklarıydı. Güçlü, bağımsız, sosyal adaletin sağlandığı bir Vietnam istiyorlardı. Ama aynı zamanda bu Vietnam’da, Rusya ve Çin modellerinde olduğu gibi yeni yönetici sınıf olmak istiyorlardı. Dolayısıyla köylüleri bazen toprak ağalarına karşı yönlendiriyor, bazen geri çekiyorlardı, kimi zaman onlar köylüleri istismar ediyordu ve kimi zaman da köylüler onları savaşmaya zorluyordu. Birinci Bölüm bu çelişkili mücadelenin gelişimini ve önemli dönemeçlerini ele alıyor.
İkinci Bölüm, Amerikan hükümetinin neden Vietnam’a müdahale ettiği üzerine. Belirtilen gerekçe komünizme karşı mücadeledir, ancak 1945’ten sonra resmi Amerikan antikomünizmi aynı anda üç işe yarıyordu. Birincisi, dünyaya kimin hâkim olacağı konusunda Rusya ile girdiği Soğuk Savaş rekabeti “komünizmle mücadele” başlığıyla rasyonalize edilmekteydi. İkincisi, yoksul ülkelerde aşağıdan gelen hareketlere karşı zenginleri savunmayı haklı çıkarmakta kullanılıyordu. Üçüncüsü, Amerika’da antikomünizm radikal işyeri ve sendika temsilcilerine baskı uygulamanın bir bahanesiydi.
Dolayısıyla komünistlerin önderliğindeki gerillalar Vietnam’da iç savaşı kazanma yoluna girince, Amerikan hükümeti bunun Rusya’yı güçlendireceğinden, başka ülkelerde halk ayaklanmalarını teşvik edeceğinden, ABD’de medeni haklar hareketini ve sendikalardaki radikal unsurları cesaretlendireceğinden korktu. Bunların olmasını engellemek için de Vietnam’a asker gönderdi.
Üçüncü Bölüm, savaşın nasıl yapıldığını anlatıyor. Amerikan hükümeti o güne kadar dünyada görülmemiş yoğunlukta bir bombardıman yaptı. Kanımca bunun nedeni Vietkong’un politik savaşı kazanmış olmasıydı. Vietnamlıların çoğunluğu Vietkong’u destekliyordu ve bu da ABD birliklerinin sayısal üstünlüğü kaybetmesi demekti. Daha basitçe ifade etmek gerekirse, gerilla sayısı ABD askeri sayısını aşıyordu ve bu durumda Pentagon’un stratejisi ağır kayıplar verdirmek, yani direnişin kırılmasına yetecek kadar çok sayıda Vietnamlıyı öldürmekti.
Bu strateji Amerikan askerleri tarafından uygulandı. Ama onlara göre bu bir işçi sınıfı savaşıydı. Vietnam’a gönderilenler zenginlerin ve iktidar sahiplerinin çocukları değildi. Gidenler açısından orada bulunmak kendi ülkelerinde gördükleri zulmün bir parçasıydı, belki de en kötü parçasıydı. Kendilerini failleri olarak buldukları katliam ve vahşet ise onların yaptığı zulmün bir parçasıydı. Onlar için meseleyi daha kötü bir hale getiren ve zaman zaman daha canice davranmalarına yol açan da bunu görebilmeleriydi. Vietnam’da savaştıkları insanların Amerika’da kendilerinin yaşadığı koşullardan pek de farklı koşullarda yaşamayan insanlar olduğunu öğrendiler.
Dördüncü Bölüm, kısmen Vietnamlı gerillalarla, kısmen de ırkçılığın ve medeni haklar hareketinin Vietnam’daki Amerikan askerlerini nasıl etkilediğiyle ilgili. Buradaki ana argüman, Amerikalı zenginlerin ve iktidar sahiplerinin 1968’den itibaren Vietnam’dan çekilmeyi savunmalarının asıl nedeninin, savaş karşıtı hareketin ülkedeki denetimlerini tehdit etmeye başlaması olduğudur. Bıçak kemiğe dayandığında Amerikalı liderler için Amerika’daki iktidarı korumak, Vietnam’daki iktidarı korumaktan çok daha önemliydi. Fakat Vietnam’dan öylece çıkıp gitmek dünyadaki birçok rejim karşısındaki konumlarını sarsar, kendi ülkelerindeki kontrollerini zayıflatırdı. Dolayısıyla orta yolu seçtiler, müdahalelerini sınırlamaya çalıştılar. Protestolar devam etti ve her iki taraftan da daha pek çok insan öldü.
Beşinci Bölüm, Amerikan silahlı kuvvetleri içinde çıkan savaş karşıtı ayaklanma üzerine. 1968’den itibaren Amerikan erleri çok sayıda Amerikan subayını öldürdü ve 1971’de erlerin çoğu ya savaşmayı reddediyor ya da çatışmaya girmekten kaçınıyordu. 1973’ün başında ABD tamamen çekilmek zorunda kaldı ve ABD askerinin desteğinden yoksun kalan Güney hükümeti 1975’te düştü. Askerlerin ayaklanması üzerinde özellikle uzunca durdum, çünkü hikâyenin bu kısmı nadiren dile getirilir. ABD dışındaki ülkelerde, özellikle de Vietnam’da bu konu hakkındaki bilgiler çok sınırlı.
Altıncı Bölüm, Amerikan Savaşı sonrasında Kamboçya ve Vietnam’ın durumu üzerine. Yine, bu ülkelerdeki sınıf savaşımı üzerinde yoğunlaşılıyor. Kamboçya’daki ölüm tarlalarının dehşeti bir anlamda Kamboçyalıların daha önce yaşadığı ABD bombardımanlarının bir sonucudur. Fakat bu dehşet aynı zamanda yeni, küçük, komünist bir egemen sınıfla onlara karşı dönmüş olan köylüler arasındaki sınıf mücadelesi olarak da anlaşılmalıdır.
1975’ten sonra Vietnam Amerika tarafından yönetilen bir boykota, Rus sömürüsüne ve Çin düşmanlığına maruz kaldı. Fakat bu bölüm özellikle yeni komünist egemen sınıfın köylüleri ağır bir biçimde vergilendirip işçileri daha ağır koşullarda çalıştırarak modern bir ekonomi kurma çabası ve köylülerle işçilerin bu sömürüye karşı direnmeleri üzerinde yoğunlaşmıştır.
Yedinci Bölüm, savaşın sonuçlarının ABD’de ve dünyadaki etkileri üzerinedir. Burada özellikle Vietnam sendromu üzerine duruluyor. Son otuz yılda, çalışan Amerikalıların çoğunluğunda gelişen, anne ve babalardan çocuklara geçen bu hissiyat şöyle ifade edilebilir: Hükümet haklı ya da haksız olabilir, ama ne olursa olsun, çocuklarımızı bir daha Washington için ölmeye göndermeyeceğiz.
Bu “Vietnam sendromu” ABD hükümetlerinin kara kuvvetlerini kullanmasını hayli zorlaştırmıştır. Bu yüzden ABD tuhaf bir emperyalist güce dönüşmüş, ordusuz bir süper güç olmuştur. Bu bölüm Amerikan işçilerinin Amerika’nın gücünü nasıl sınırladığını ve son 25 yılda uluslararası ilişkileri nasıl değiştirdiğini anlatıyor. Aynı zamanda 1960’ların hareketlerine egemen sınıfın nasıl saldırdığı üzerinde duruyor. Bu şiddetli saldırının aynı anda Vietnam konusunda akılda kalanlara, Afrikalı-Amerikalılara, feminizme, gaylere ve lezbiyenlere, sendikalara, çalışan Amerikalıların yaşamlarına ve gelirlerine yapıldığını ileri sürüyorum. Bu saldırı ülkedeki sınıf mücadelesinin bir parçasıdır ve Amerikan işçi sınıfını yeniden yurtdışında ölmeye ikna etmeye çalışmaktadır. Kitabımı kendileri için yazdığım yeni aktivistleri ortaya çıkaran da işte bu sınıf mücadelesidir.
Açık ve kolay anlaşılır bir dil kullanmaya çalıştım. Bu da beni dikkatli düşünmeye zorladı. Eğer bir konuyu tartışırken bütün adımları açık hale getirirseniz aradaki boşlukların farkına varırsınız ve tabii okuyucu da farkına varır. İngiliz sosyalisti Tony Cliff bir keresinde, “Tartışmayı ne kadar derinleştirmek istiyorsanız o kadar basit bir dil kullanmalısınız,” demişti.
Bu kitabı zorlaştıran üç şey var. Birincisi, konu edinilen savaş on iki ülkeden askerler tarafından dört ülkede yapıldı, pek çok farklı kararlar alındı, beklenmedik olaylar meydana geldi, nedenleri ve sonuçları kolay anlaşılacak türden değildi. İkincisi, kitap boyunca zorlu bir savaş ve sınıf tartışması yürütülüyor. Üçüncüsü, burada benimsenen konum ana akımın dışındadır. Amerikalı anarşist Noam Chomsky, radyo ve televizyonda Amerikan dış politikası üzerine bir dakikalık cevaplar vermekten ne denli nefret ettiğinden söz eder. Çünkü, der, ana akım dışındaki fikirlerin kavranması, insanlar genellikle onları daha önce duymadığı için güçtür. Birçok ana akım fikrinin de anlaşılması zordur, ama insanlar bu tartışmaları önceden duydukları için kısa açıklamalar yeterli olabilir.
İki küçük hatırlatma yapmak istiyorum. Birincisi, “Amerika” üzerine. Bu kitap Amerika’ya karşı değil, Amerikan hükümetine karşı. Öte yandan, Amerikan hükümetinin de Amerikan halkının çoğunluğuna karşı olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle “Amerikan hükümeti”, “ABD” veya “Washington” şunu ya da bunu yaptı dedim, çünkü hükümetin politikalarının ve halkın isteklerinin aynı olduğu sanılsın istemedim. Ayrıca Kuzey ve Güney Amerika’da yaşayan herkesin Amerikalı olduğunun farkındayım ve benim “Amerikalı” dediklerimin çoğu kendilerine “Kuzey Amerikalı” diyorlar. Bu konu yüzünden incinenler varsa özür dilerim.
İkincisi, ben Amerikalıyım ve 1966’da, 18 yaşındayken ülkemin Vietnam’daki rolünü destekliyordum. Eğer o sırada askere alınsaydım giderdim. Askere alınmadım, çünkü annem ve babam öğretmendi, bir orta sınıf ailesiydik ve yüksekokula gitme şansım vardı. 1969’da savaşa karşı yürüyüş yapıyordum. 1970’te vicdani ret hakkım kabul edilmedi ve ben de askere gitmek yerine hapse girmeye karar verdim. Hapishaneden korkuyordum, fakat uzun vadede hapse girenler için hayat, Vietnam’a gidip gelenlere göre daha kolay oldu. Daha sonra beni askere çağıran kurul vicdani ret hakkımı verdi ve hapse girmekten kurtuldum.
Aynı şeyler tekrar başıma gelseydi, askere gidip savaşa karşı ajitasyon yapmak isterdim. Bu kitabı savaş karşıtı hareket üzerine karışık duygularım olduğu için yazdım. Yaptıklarımız ve kazandıklarımız bana gurur veriyor, ama birçok şeyin de farkında değilmişiz, özellikle de ABD’deki sınıfsal düzenin. Ateşli mücadelemiz savaşın bitmesine yardımcı oldu, fakat hatalarımızdan dolayı 1960’ların radikal hareketleri zaman içinde marjinalleşti. Bu kitabı nostalji yaşatmak için değil, başka bir kuşağın bizim yaşadıklarımızdan ders alması ve daha akıllıca davranması için yazdım.

Jonathan Neale Hakkında Kısa Bilgi
Tarih tezini İngiliz Kraliyet Donanması’ndaki ayaklanmalar üzerine yazan Jonathan Neale, Afganistan ve Nepal üzerine de araştırmalar yaptı. On iki oyunu, iki çocuk kitabı (Himalaya, 2004; Lost at Sea, 2001) ve iki romanı (Mutineers, 1998; The Laughter of Heroes, 1993) bulunan Neane’in edebiyat dışı eserlerinden bazıları şunlardır: Stop Global Warming (2008), What’s Wrong with America? (2004), Tigers of the Snow (2002), You Are G8, We Are 6 Billion (2002) ve The Cutlass and the Lash (1985). Neane ABD’deki Uluslararası Sosyalizm Örgütü (ISO) ve İngiltere’deki Sosyalist İşçi Partisi (SWP) üyesidir.

Kitabın Künyesi
Jonathan Neale
Amerikan Savasi Vietnam 1960-1975

Çeviri: Doğan Tarkan
Yayına Hazırlayan: Bülent O. Doğan
Kapak Fotoğrafı: Philip Jones Griffiths
Kapak Tasarımı: Semih Sökmen

Kitabın Baskıları:
İlk Basım: Ocak 2004

İÇİNDEKİLER
Kronoloji
Giriş
I Vietnamlılar
II Amerika Neden Müdahale Etti?
III Ateş Gücü
IV Göstericiler ve Gerillalar
V Amerikan Askerlerinin Ayaklanması
VI Savaştan Sonra Vietnam ve Kamboçya
VII Savaştan Sonra ABD
Kaynakça

Yorum yapın

Daha fazla İnceleme, Politika
Bir ‘Ozan Tasarımı’nın Atası Olarak Tevfik Fikret – Kemal Özer

Tevfik Fikret'in gerek yaşamı ve kişiliği, gerekse şiiri üzerinde duruldu, çeşitli değerlendirmeler yapıldı. Kuşkusuz bundan sonra da yapılacak. Ben saptanan...

Kapat