Yazar: cemalumit

Hermann Broch, toplum ne olup bittiğini dahi anlamadan, kitlenin faşist unsurlar tarafından nasıl etki altına alındığını mistik ve dinsel öğeler üzerinden ortaya koyar.

Marguerite Duras, Yazmak adlı yapıtında şöyle der: “Yazı yel gibi gelir, çıplaktır, mürekkeptir, yazıdır ve yaşamda başka hiçbir şeyin geçmediği gibi geçip gider, başka hiçbir şey değil, yalnızca o, yaşam.” (s. 48) İşte o yel gibi gelip geçen şeye, yazıya nasıl ve ne kadar bel bağlayabiliriz? Yaşamımız boyunca bize sadık kalır mı; elimizi uzattığımızda yakalayabilir

okumak için tıklayınız

Ortadoğu’da coğrafyanın siyaseti zorladığı bir dönemden geçildiğini söyleyen gazeteci Murat Yetkin, yeni kitabı “Meraklısı İçin Ortadoğu”yu anlattı.

Murat Yetkin: Ayakları yere basan bir Ortadoğu hikayesi anlatmak istedimOrtadoğu’da coğrafyanın siyaseti zorladığı bir dönemden geçildiğini söyleyen gazeteci Murat Yetkin, yeni kitabı “Meraklısı İçin Ortadoğu”yu anlattı. Gazeteci Murat Yetkin’in yeni kitabı “Meraklısı İçin Ortadoğu Kitabı”, geçtiğimiz haftalarda Doğan Kitap tarafından yayımlandı. Türkiye odaklı bir Ortadoğu hikayesi anlatmak istediğini belirten Yetkin, çalışmasını “Akademik bir iddiası yok.

okumak için tıklayınız

Daniel Chamovitz: Bitkiler “aşağı” yaşam formları değildir. Onlar hayatta kalmak için farklı ama aynı derecede başarılı stratejiler geliştirmiş sofistike organizmalardır.

Daniel Chamovitz: “Yaşamın sessiz mimarları: Bitkiler”Okan Nurettin Okur, Sedef Çakır, gazetebilim.com.tr, 28 Kasım 2024 “Ormanlar seslerle yankılanır. Kuşlar şakır, kurbağalar vıraklar, cırcırböcekleri öter, rüzgârla savrulan yapraklar hışırdar. Bu hiç susmayan orkestrada tehlikeyi haber veren, çiftleşme ritüelleriyle alakalı, tehditkâr, teskin edici sesler vardır. Bir sincap bir ağaca atlar, kırık bir dal çatırtıyla kopup düşer; bir kuş

okumak için tıklayınız

Hasan Kılıç’ın ‘Devlet ve Borçla Yönetmek’ kitabı üzerinden devletin borçlanma politikasının güvenlik politikaları ve rıza üretmekle ilişkisini konuştuk.

Hasan Kılıç: ‘Borç ve güvenlik rızayı (yeniden) üreten iktidar aygıtlarına dönüşüyor’Hasan Kılıç’ın Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan ‘Devlet ve Borçla Yönetmek’ kitabı üzerinden devletin borçlanma politikasının güvenlik politikaları ve rıza üretmekle ilişkisini konuştuk. Hasan Hocam öncelikle davetimi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederim. 2023 senesinde Hacettepe Üniversitesi’nde savunduğunuz Devlet ve Borçla Yönetmek adlı doktora teziniz Ayrıntı Yayınları

okumak için tıklayınız

Retrobird ile Şıklığın Simgesi Kimono Modası

Moda dünyasında her dönemde kendini yenileyen ve sürekli olarak yeni trendler sunan markalar vardır. Ancak, bazı markalar zamanla özelleşir ve özgün tasarımlarıyla kendilerine tamamen ayrı olan bir yer edinmiş olur. İşte bu markalardan bir tanesi de Retrobird olmaktadır. Şıklığı ve zarafeti bir arada sunan bu marka, modern kadının stilini hem rahatlık hem de estetikle buluşturuyor.

okumak için tıklayınız

Mahmud Derviş’e göre ‘ben’in özgürleşmesi yetmez, ‘öteki’nin de özgürleşmesi gerekir.

Mahmud Derviş’in poetikası“Mahmud Derviş için kurban sadece ‘öteki’nin katlettikleri değildir. Katillerin kendileri de silahlarının, güçlerinin ve efsanelerinin kurbanlarıdır. Bu nedenle ‘ben’in özgürleşmesi yetmez, ‘öteki’nin de özgürleşmesi gerekir.” Her şair kendi ben’inden hareketle düşünür, hisseder ve yazar. Yazan özne olarak şair hem seleflerinden hem de çağdaşlarından farklıdır. Bu ise her şairin dili kullanma biçiminin farklı ve

okumak için tıklayınız

Biyograf Reiner Stach ile Kafka’nın hayatı, yazmaya ve Berlin’e olan tutkusu, kadınlarla ilişkileri ve mektupları üzerine konuştuk. Bir de onun Kafka takıntısı hakkında…

Franz Kafka, zamanında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun bir parçası olan Prag’da orta sınıf Aşkenaz Yahudisi bir ailenin oğlu olarak 1883 yılında doğdu ve henüz kırk bir yaşındayken 1924 yılında tüberküloz hastalığından öldü. Biz de ölümünün 100. yılında, Kafka’yı en iyi tanıyan biyograf Dr. Reiner Stach’la Berlin’deki evinde söyleştik. Reiner Stach 1951’de doğdu, Frankfurt’ta Wolfgang Goethe Üniversitesi’nde felsefe,

okumak için tıklayınız

Gabriel García Márquez’in Yüzyıllık Yalnızlık’ın 1 Ocak 1959’da gerçekleşen Küba Devrimi’nden ilhamla ortaya çıktığını hiç düşündünüz mü?

Yüzyıllık Yalnızlık’ın 1 Ocak 1959’da gerçekleşen Küba Devrimi’nden ilhamla ortaya çıktığını hiç düşündünüz mü? 11 Aralık 2024’te Netflix’te dizi olarak gösterime giren başyapıt Yüzyıllık Yalnızlık’ı birkaç ay önce okudum ve Kolombiyalı yazar Gabriel García Márquez’in 1982 yılında yaptığı “Latin Amerika’nın Yalnızlığı” başlıklı Nobel konuşmasının da etkisi altında kaldım. Bu konuşma, eserle paralellik taşımakla kalmaz; kıtadan

okumak için tıklayınız

Sabiha Sertel; toplumsal adaletsizlikleri açığa çıkarırken, toplumun en kırılgan kesimlerinin yaşadığı zorluklara dikkat çekiyor.

Tuncay Birkan hangi kitaba el atsa, merakımın ve heyecanımın sınırlarını zorlar. Onu tanıyan herkes gibi, ben de onun edebiyat ve matbuat dünyasının derinliklerine inen bir arkeolog olduğunu düşünürüm. Edebiyata ve tarihe gösterdiği özen, bizler için hem ilham kaynağı hem de bir ustalık dersidir. Her haliyle bize hocalık ettiği için ona ne kadar teşekkür etsek az.

okumak için tıklayınız

Ayşegül Devecioğlu’nun Kuma Daireler Çizen’i cinayet sanığı kızını aklamaya çalışan eski devrimci annenin hikayesi. Edebiyat lezzeti veren iyi bir polisiye olmasının yanı sıra bir anne-kız ilişkisi ya da ilişkisizliği romanı olarak da okunabilir.

Ayşegül Devecioğlu’nun Kuma Daireler Çizen’i cinayet sanığı kızını aklamaya çalışan eski devrimci annenin hikayesi. Edebiyat lezzeti veren iyi bir polisiye olmasının yanı sıra bir anne-kız ilişkisi ya da ilişkisizliği romanı olarak da okunabilir. “Köpek ne olup bittiğini anlamaktan vazgeçmiş gibi, salınarak kahvenin önünden ayrılıp arabaların arasından geçerek yandaki sokağa yöneldi. Telefon o sırada çalmış olmalıydı.

okumak için tıklayınız

Cumhuriyet tarihinin yazması en fazla engellenmiş kalemlerinden biri, belki birincisi; Sabiha Sertel

Tuncay Birkan’ın hazırladığı Sabiha Sertel yazı seçkisinin [1] başındaki “Sabiha Sertel: Mirası, Güncelliği” başlıklı Sunuş yazısında 4 kez “hakkaniyet” kelimesi geçiyor, 2 kez de “hakkını verme/hakkını teslim etme.” Birkan’ın bu çalışması da, –tıpkı son on yıldaki bütün eseri gibi–, bir hakkaniyet etüdü, zaten. İki anlamda hakkaniyet… Birincisi, kadir kıymet bilmek, bilhassa unutulmuşun, kadri kıymeti bilinmemişin

okumak için tıklayınız

Ayşegül Devecioğlu, yeni romanı Kuma Daireler Çizen’de karanlık bir işinsanının cinayetini üstlenen kızını aklamak için detektif gibi iz süren bir annenin hikayesini anlatıyor.

Ayşegül Devecioğlu, yeni romanı Kuma Daireler Çizen’de karanlık bir işinsanının cinayetini üstlenen kızını aklamak için detektif gibi iz süren bir annenin hikayesini anlatıyor. Arkaplanındaki devletle iç içe geçmiş uluslararası mafyasıyla, anne kız ilişkisiyle, bireysel dramlarıyla, ülkeden insan ve toplum manzaralarıyla Kuma Daireler Çizen edebiyatımızda az rastlanan siyasi polisiyelerin güzel bir örneği. Kirli ilişkiler Pandemini etkisini

okumak için tıklayınız

DENİZ GİBİ / Nejdet Evren

“Keşke insanlar da yunuslar kadar iyi olsaydı. “ (1)Geçimini denizden sağlayan ana/ataları mübadil bir balıkçı, rutin avlanmayı sürdürürken deniz canlılar ile insanlarla bile kuramadığı bir bağlantı, bir iletişim kurar ve bu iletişim tek-yönlü olmayacaktır. Aynı denizin iki canlısı avlayan ve avlanan karşılıklı duruşurlar, ikisinin de yek-diğerine saygı ve ilgileri var. Avcı sadece günlük gereksinimi kadar

okumak için tıklayınız

Yordanka Beleva’nın Keder’deki öykülerinin anlatıcıları kişilere, nesnelere, anlara, sahnelere, olgulara ve onları ifade edebilmek için bulunmuş, uydurulmuş kelimelere hep bakadurduğumuz yerden farklı bir noktadan bakıyorlar.

Yordanka Beleva’nın Keder’deki öykülerinin anlatıcıları (bazılarının aynı kişi olduğunu düşünebiliriz, ama öbürlerinin de yaklaşım ve bakış açıları onunla hayli ortak) kişilere, nesnelere, anlara, sahnelere, olgulara ve onları ifade edebilmek için bulunmuş, uydurulmuş kelimelere hep bakadurduğumuz yerden farklı bir noktadan bakıyorlar. İfade edilenlerden çok ifadeler önemli; düzayak, yalınkat, meşruluğunu sürekli yinelenmekten alan anlamları dışavuran ifadelerin deşilmesi,

okumak için tıklayınız

Fatma Önder Özşeker’in doktora tezinden oluşan bu kitap Türkiye’de Cumhuriyet sonrası ormanların planlanmasını ve planlama aklını araştırıyor.

Bu araştırma, doğa bilimleri ve mühendislik alanlarını sosyal bilimin araçlarıyla incelemeye açıyor ve ormanla insanı ayıran modernist rasyonalitenin doğadan veya halktan yanaymış gibi duran politika ve uygulamalarını ortaya çıkarıyor. Fatma Önder Özşeker’in doktora tezinden oluşan bu kitap Türkiye’de Cumhuriyet sonrası ormanların planlanmasını ve planlama aklını araştırıyor. Fatma Önder Özşeker’i 2023 depreminde o sırada bulunduğu aile

okumak için tıklayınız

‘Sabiha Sertel’i tanıyor muyuz?’ ‘İlk profesyonel kadın gazeteci’, ‘Türkiye’de feminizmin öncülerinden’, ‘İlk kez yargılanan kadın gazeteci’, ‘En çok yargılanan gazeteci’, ‘Yazdığı gazete ve dergilere en çok yasak getirilen gazeteci’, ‘En çok yazma yasağı getirilen yazar’

1919’dan 1945’teki Tan Baskını’na kadar tüm baskılara rağmen cesurca yazmış ilk profesyonel kadın gazeteci Sabiha Sertel’in Görüyoruz Duyuyoruz kitabında toplanan yazılarından anlıyoruz ki, onun bakış açısı ve değindiği bazı konular hala güncel. Türk kültür hayatında çok az sayıda ama çok önemli rollerde bulunmuş kadın yazarlar var. Kadın olarak toplum içinde de Cağaloğlu’nda basın ya da

okumak için tıklayınız

Sürprizin ne olduğunu başta söyleyeyim, bir polisiye roman yazmış Ayşegül Devecioğlu. Romanın satırları arasında nostaljik bir seyahate çıkarken 78 kuşağının hayatının “polisiye”yle ne kadar da örtüştüğü düşüncesi uyandı zihnimde.

Sürprizin ne olduğunu başta söyleyeyim, bir polisiye roman yazmış Ayşegül Devecioğlu. Romanın satırları arasında nostaljik bir seyahate çıkarken 78 kuşağının hayatının “polisiye”yle ne kadar da örtüştüğü düşüncesi uyandı zihnimde. Ama kitap, ülkede şu andaki siyasi atmosferi, talan düzenini ve çatışmaları yansıttığı oranda siyasi, yazarın kimliği, anne- kız arası çelişki ve ilişkileri, kahramanlarının kadın olması, kadınlar

okumak için tıklayınız

Dr. Guy Leschziner, Beynin Gece Hayatı kitabında, narkolepsiden gece terörüne, uyku apnesinden uyurgezerliğe kadar uyku sorunlarını geniş bir yelpazede, hastalarından örneklerle bize sunuyor.

Sinirbilimci Guy Leschziner, Beynin Gece Hayatı’nda narkolepsiden gece terörüne, uyku apnesinden uyurgezerliğe uyku sorunlarına dair pek çok ilginç vaka sunuyor. Bilimsel verilere dayanan kitap, sıradan okurun anlayabileceği şekilde yazılmış. “Çok uyumak kaçmaktır, uyuyamamaksa yakalanmak.” Sigmund Freud Uykunun sağlığımız için önemli olduğunu biliyoruz ama neden uyumak zorundayız sorusuna bir cevap bulmak zor, sorgulanmaya ihtiyacı olmayan bir

okumak için tıklayınız

Filistin Laboratuvarı, yayımlanmış Filistin kitapları arasında daha önce böylesine kapsamlı bir şekilde ele alınmamış olan İsrail’in silah sanayindeki hızlı yükselişini konu edinmekte.

Uzun yıllar Filistin’de yaşamış Yahudi gazeteci Antony Loewenstein, Filistin Laboratuvarı’nda İsrail’in silah sanayindeki hızlı yükselişini ‘içeriden’ biri olarak ilk kez bu denli kapsamlı ele alıyor. Okuduklarımız, kâbusu anlamlandırmamıza yetti. Bir yılı aşkın bir süredir bütün dünyanın gözü önünde Filistin’de yaşanan kıyım, katliam devam ederken, İsrail devleti tarafından her gün insanlık suçu işlenirken Avustralyalı gazeteci, yazar

okumak için tıklayınız

Guénard’a göre toplumsal eşitsizliklerin giderilmesi sadece ahlaki bir zorunluluk değil, demokratik toplumların sürdürülebilirliği için de temel bir ihtiyaç.

Öncelikle merhaba, uzun zamandır düzenli olarak yazı yazmıyordum. Artı Gerçek’le geri dönmüş oldum. Dönerken de uzun zamandır gerçekten okumayı istediğim bir kitabı ele almak istedim. Amma velakin, seçtiğim kitabın bu kadar zor olduğunun farkında değildim. Hem okudum, hem dünyanın derdine yandım, hem de her sabah gördüğüm haberlerle işin içinden çıkmaya çalıştım. Türkiye gibi bir ülkede

okumak için tıklayınız