Howard Melvin Fast ‘ın Hayatı

1940’lı yıllarda en çok satan kitaplar listesine giren ‘Yurttaş Tom Paine’, ‘Spartaküs’ ‘Amerikalı’ ile ünlenen Howard Fast, ABD Temsilciler Meclisi’nin ABD Başkanı McCarthy öncülüğünde sanatçılar aleyhine başlattığı cadı avı sırasında soruşturmaya çekildi ve kitapları okul kütüphanelerinden çıkarıldı. Pablo Picasso ve Neruda dahil birçok kişiyle yakın arkadaşlığı bulunan ve aynı zamanda Nazım Hikmet için bir şiir yazan Howard Fast 1945’de ABD Kongre komitesinin, Fransa’da bir hastanenin yapımını kimlerin finanse ettiği sorusunu cevaplamayı reddetmesi nedeniyle mahkemeye verildi ve hapse mahkûm oldu. Fast, 3 ay hapis yattı. Fast, hapisten çıktıktan sonra ‘Spartaküs’ü yazdı. Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI) birçoğuna adam gönderdiği yayınevleri, romanı yayınlamayı reddedince, Fast ‘Spartaküs’ü kendisi yayınladı. Büyük bir başarı kazanan roman, 1960’da Kirk Douglas’ın yapımcılığıyla, Spartaküs rolünde

Devamını oku

Müzik Yazılarım, M. Halim Spatar

M. Halim Spatar’ın 2007 yılında yayımlanan Müzik Yazılarım adlı eseri, *müziğe ve devrime inananlar için ilginç bir kitap? Müzik Yazılarım, bugün yaşı seksene ulaşan ilginç ismin, aynı zamanda ilk yapıtıdır. 1990’lı yılların ikinci yarısından itibaren ağırlıklı Cumhuriyet dergide, birer örnek olarak da Filarmoni ve Andante adlı müzik dergilerinde kaleme alınan denemeleri Müzik Yazılarım’da bir araya getirilmiş. Denemelerde yazarın siyasal vizyonunun, devrime duyarlılığının açık izlerine rastlanıyor. Araştırmacı kimliği genellikle ön planda. Müziğin, dünya devrimci kültür ve geleneğiyle olan akrabalıkları çoğu denemede dikkat çekiyor. Yazarın, Türkiye’de Klasik Batı Müziği’nin gelişimini de yakından izlediği açık.
Kitap, yazarın, henüz yirmi yaşındayken, 1948 yılında, Cumhuriyet döneminin önemli müzik adamı Mahmut Ragıp Gazimihal’le bir İzmir dergisi için yaptığı etkili söyleşiyle başlıyor. Gazimihal’i tanıtan kısa metnin ardından, Türkiye’de ilk kulak eğitiminin nasıl belirdiğine, bunun geri planına dair birçok bilgi edinme imkânı buluyoruz. Spatar, söyleşide, Itri’nin veya Dede’nin

Devamını oku

Sanat Tarihi ve Sınıf Mücadelesi, Nicos Hadjinicolaou

Nicos Hadjinicolaou, Sanat Tarihi ve Sınıf Mücadelesi adlı kitabında, gerek sanatın gerekse sanat tarihinin, toplumdan yalıtılmış alanlarda oluşturulduğu, sanata ilişkin devrimci düşünce ile gerici düşünce arasında hiçbir ayrım bulunmadığı yolundaki tüm basmakalıp varsayımları çürütüyor. Yazar, bir yandan sanat eserlerinin sınıfsal niteliğini yadsıyan liberal Marksistlerle, bir yandan da her tabloyu bir toplumsal sınıf ekonomik ve siyasal çıkarlarına indirgeyen dogmatik Marksistlerle hesaplaşıyor. Konu üstüne yazılmış çoğu yazıdaki kaba psikolojizmin ötesine geçen bir biçem tanımı geliştiren Hadjinicolaou, çeşitli klasik tabloları (Rembrandt, David ve başkalarınınkini) ayrıntılı olarak çözümlüyor.
Nicos Hadjinicolaou’nun Sanat Tarihi ve Sınıf Mücadelesi kitabını çeviren M. Halim Spatar, Türkiye’de solcu kimliğinin yanında, müzik sanatıyla özel ilgisi, araştırmaları olan nadir isimlerdendir. Spatar, 1970’li yılların sonlarındaki sol siyasal ortam içinde bulunmuş,

Devamını oku

Georges Politzer ‘in Hayatı

Georges Politzer her şeyden önce gülüştür. Meydan okumanın gülüşü; başkaldırmanın değil, devrimcinin gülüşü; anarşistin değil, tarihin mahkûmiyet hükmünden kurtulmak için eski dünyanın güçleriyle açıkça alay eden marksistin gülüşü. Zincirler içinde, Pucheu’nün karşısında, Gestaponun işkenceleri içinde bile, galip gelenin gülüşü; infaz mangasının karşısında, galip gelenin gülüşü.

Georges Politzer, 1903’te doğmuştu. Macaristan’ın kuzeyindeki küçük bir kentte, Navyvarod’da dünyaya gelmişti; ama 17 yaşında, gerici bir iktidarın eline düşen babasına kıymış olan bu ülkeyi terketmek zorunda kalmıştı. Fransa’yı seçmişti; zekâsının ve yüreğinin yaptığı bir seçimdi bu; çünkü tepeden tırnağa Fransızdı. Fransız esprisinin pırıltılarını kimse ondan daha iyi anlatmamıştır. Fransız dilini, baba ocağında, Voltaire’i ve Diderot’yu okuyarak öğrenmiştir ve Quartier Latin’de felsefe hocalığına dek

Devamını oku

Jurgen Kuczynski ‘nin Hayatı

Dünyaca tanınmış bir toplumbilimci olan Profesör Jurgen Kuczynski işçi sınıfı tarihçilerinin öncülerindendir. Bu alanın en yetkin uzmanlarının başında gelen ve araştırmalarıyla bütün dünyada haklı bir üne kavuşan Jurgen Kuczynskinin yaşamının ana çalışma konusu işçilerin durumunun tarihini araştırmak olmuştur.

Jurgen Kuczynski, 1904’te Almanya’nın Elberfeld eyaletinde dünyaya geldi. Bir bankacı, Rene Kuczynski’nin oğludur. Kuczynski, Berlin üniversitesinde felsefe ve maliye üzerine okudu. 1925’te ekonomi dalında doktora çalışması yaptı. 1926 ve 1929 yılları arasında ABD?de ekonomi alanında teorik ve pratik çalışmalarda bulundu. Amerika Emek Federasyonu bünyesinde

Devamını oku

İşçi Sınıfı Tarihi, Jurgen Kuczynski

Dünyaca tanınmış bir toplumbilimci olan Profesör Jurgen Kuczynski işçi sınıfı tarihçilerinin öncülerindendir. Bu alanın en yetkin uzmanlarının başında gelen ve araştırmalarıyla bütün dünyada haklı bir üne kavuşan Jurgen Kuczynskinin yaşamının ana çalışma konusu işçilerin durumunun tarihini araştırmak olmuştur.
İşçi Sınıfının Tarihini J. Kuczynski konuyla ilgili zengin bir literatürü ve orjinal belgeleri inceleyerek hazırlamış olup, çeşitli ülkelerdeki işçi sınıfının doğuşu ve tarih sahnesine çıkışı, toplumsal koşulları ve sınıf karakterinin özgünlükleri çarpıcı ve özlü bir biçimde verilmektedir. Konusunda temel bir başvuru kitabıdır.
Jurgen Kuczynski, 17 Ekim 1904’te Almanya’nın Elberfeld eyaletinde dünyaya geldi. Bir bankacı, Rene Kuczynski’nin oğludur. Kuczynski, Berlin üniversitesinde felsefe ve maliye üzerine okudu. 1925’te ekonomi dalında doktora çalışması yaptı. 1926 ve 1929 yılları arasında ABD?de ekonomi alanında teorik ve pratik çalışmalarda bulundu. Amerika Emek Federasyonu

Devamını oku

Zapata: Meksika’da Köylü Devrimi, Robert P. Millon

Robert P. Millon, Zapata: Meksika’da Köylü Devrimi (Zapata, The Ideology of a Peasant Revolutionary International Publisher) adlı romanında yirminci yüzyılın ilk büyük köylü hareketinin lideri olarak anılan Emiliano Zapata ve tarihte Meksika Köylü Devrimi olarak geçen tarihsel süreci ele almaktadır.
Emiliano Zapata, Meksika Devrimi?nde ayaklanan önderlerden biriydi. Yaşadığı eyalet olan Morelos?taki diğer köyler gibi Zapata?nın köyü de yüzyıllardır tarımla varolmakta ve dışarıyla çok az bağlantı kurmaktaydı. Babasının ölümünden sonra çiftliğin sorumluluğunu üzerine alınca Zapata, kendisini köylülerle malikane sahipleri arasındaki çatışmaya girmiş buldu. Köy Savunma Komitesi?nde görev aldı. 1909?da komitenin başkanlığına seçildi. Toprak sahibiyle ekim alanı için görüşen köylüler olumsuz yanıt alınca, Zapata önderliğinde bu toprakları işgal ettiler. Bir süre sonra da Zapata, Díaz yönetimine karşı ayaklanma başlatan Madero?ya katıldı; fakat Madero, Morelos?ta kanun yoluyla toprak reformu yapacağı sözünü tutmayınca Zapata, muhalif bir tavır aldı. Zamanla

Devamını oku

Bremen Mızıkacıları (Çalgıcıları), Grimm Kardeşler

Grimm Kardeşler (Jacob Grimm-Wilhelm Grimm), eski Alman şiirlerini, efsanelerini ve masallarını derleyip, edebi bir üslupla yeniden yazıp, 1812’den sonra Çocuk ve Yuva Masalları (Kinder und Hausmarchen) adı altında yayımlamışlardır. Bremen Mızıkacıları da Grimm Kardeşler ‘in yazdığı masallardan biridir. Fabl uslübunda yazılmıştır. Sahiplerinin kendilerine olan köt tutumundan dolayı evden kaçan bir eşek, bir köpek, bir kedi … Devamını oku

Üniversitede Cadı Avı, Mete Çevik ‘geçmişe, bugüne ve geleceğe ışık tutacak bir kitap’

Pertev Naili Boratav?ın savunmasını içeren ?Üniversitede Cadı Avı?, 1947-1948 eğitim yılında Boratav, Niyazi Berkes ve Behice Boran?ı hedef alan üniversite tasfiyesini anlatıyor. Bu üç isim hakkında bir ceza davası açılmış, üçü de beraat etmişti. Fakat karara rağmen, kendilerini hedef alan kesim kampanya başlatmış ve nihayet bu üçlü Meclis tasarrufu ile Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi?nden uzaklaştırılmıştı. İşte kitap, Boratav?ın söz konusu ceza davasında mahkemeye sunuduğu savunma ile davanın öncesine ve sonrasına dair bir incelemeyi barındırıyor. Kitap, daha sonra da devamı yaşanacak üniversitelerdeki cadı avlarının ilkine dair önemli ayrıntılar barındırıyor.
Üniversitede Cadı Avı bir döneme ışık tutuyor. 1940`larda Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi`nde Pertev Naili Boratav, Niyazi Berkes ve Behice Boran`ı tasfiye etmek amacıyla çok yönlü yürütülen bir kampanyanın öyküsünü anlatıyor. Bir yandan 1940`ların genel siyasi yönelimlerine değinirken diğer yandan bu dönemin yayınları, kişileri olaylarıyla ilgili ayrıntılara yer veriyor. Eklerde dönemin Ankara Üniversite Rektörü

Devamını oku

Kartal Yuvası / Mardin Tarihçedir – Bülent Tekin

“Kadim Mardin kenti öyküsünü betimleyen tarihi roman tarzındaki “Kartal Yuvası” adlı kitabımda anlattıklarım Mardin?in ilginç öyküsüdür.
Stratejik konumu nedeniyle Mardin kenti, tarih boyunca çeşitli devletlerin ele geçirmeyi hedeflediği bir yer olmuştur. Kent bundan dolayıdır ki defalarca kuşatılmış, dinlerin çarpışma alanı olmuştur. Ve belki de bu nedenledir ki bu önemli neden ve coğrafi konum kentin daha büyük bir yerleşim alanı olmasını, bir metropol olmasını engellemiştir.

Devamını oku

İç, Adnan Özyalçıner / Aslı Solakoğlu

Adnan Özyalçıner ve Aslı Solakoğlu’nun öykülerinden oluşan “İç”, usta bir yazar ile yolun başında genç bir yazarı yan yana getiriyor. Usta ve genç iki yazar, birbirlerinden öyküler seçip, birbirleri ile ilgili düşüncelerini yazdılar.
Kitabın önsözünü kaleme alan Lütfiye Aydın iki yazar hakkında şu notu düşüyor:
“Kimi yazarlar, çizdikleri dünyaların özenilesi insanlarına hiç benzemeyen düşkırıklıklarıdır bana göre. Kimileri ise, ‘üslub-ı beyan ayniyle insan’ darbımeseline nerdeyse birebir uygun oluşlarıyla büyüler insanı. Kendini ‘küçük öykücü’ olarak tanıtan büyük yazar Adnan Özyalçıner ikinci gruptan. Onun açtığı yolu benimseyen Aslı Solakoğlu da öyle. Her ikisine de sevgilerle?”
Murad Gönen tasarladığı kitabın arka kapağına şöyle yazıyor:
“Örse iki çekiç vurur. Biri küçük, biri büyük çekiçtir? Küçüğü ustanındır. Büyüğü ise çırağın! Küçük ellerin içine aldığı büyük çekiçle, ustasının her vuruşuna müteakip, bir vuruş da kendi yapar. (?) Maksata vuran çekiçlerden

Devamını oku

Leonardo Da Vinci – Aklın Uçuşları, Charles Nicholl

Rönesans döneminin en önemli sanatçısı olmasına ve eserleri tüm dünyaca yakından tanınmasına rağmen, Leonardo da Vinci?nin yaşamı ile ilgili bildiklerimiz oldukça azdır. Charles Nicholl?un bu perdeyi aralamak amacıyla yıllar süren bir çalışma ve araştırmanın ardından kaleme aldığı Leonardo da Vinci Aklın Uçuşları geçen hafta yayımlandı.
Şimdiye dek yayınlanan en kapsamlı Leonardo da Vinci biyografisi olan kitap, yazarın ulaştığı o döneme ait belgeler üzerinden, sanatçının yaşamının günbegün bir maketini çıkarıyor diyebiliriz. Eserlerinden pek çok örnekle birlikte, ailesi ve arkadaşlarıyla olan ilişkileri, alışveriş listeleri, günlük yaşamın küçük detayları da yer buluyor kitapta.
Üstelik kitabın sundukları yalnızca Leonardo da Vinci?nin yaşamıyla sınırlı değil. Onun çevresindeki insanlar kadar, dönemin İtalyasına dair önemli bilgilere de ulaşılabiliyor. Leonardo da Vinci Aklın Uçuşları, Mona Lisa?yı çizen, o dönemde insan anatomisini en detaylı inceleyen, pek çok mühendislik kuramının temelini

Devamını oku

Çirkin Ördek Masalı, Grimm Kardeşler

Grimm Kardeşler, eski Alman şiirlerini, efsanelerini ve masallarını derleyip, edebi bir üslupla yeniden yazıp, 1812’den sonra Çocuk ve Yuva Masalları (Kinder und Hausmarchen) adı altında yayımlamışlardır. Çirkin Ördek masalı da bu masallardan biridir.
Çirkin Ördek Masalı
“Çalıların içinde bir ördek kuluçkaya oturmuş yumurtalarını bekliyormuş. Uzun süredir tek başına oturmaktan sıkıldığı için yumurtaları çatlar çatlamaz sevinçle vaklayarak üzerlerinden kalkmış. ?Artık çiftliğe dönüp oradakilere yeni ailemi gösterebilirim!? diye düşünmüş. Hepsi tam mı diye, cik cik öten yavrularını saymaya başlamış. ?Yo, olamaz!? demiş yumurtalardan birinin henüz çatlamamış olduğunu görünce.
O sırada oradan geçen bir ördek, ?Yuvanda hâlâ çatlamamış iri bir yumurta var,? demiş. ?Bahse girerim bir hindi yumurtasıdır.? ?Hindi yumurtasıymış, höh! O benim yumurtam,? demiş anne ördek ters ters. İç çekerek yumurtanın üstüne oturmuş. Bu son yumurta da çatlayınca içinden iri, çirkin bir ördek yavrusu çıkmış. Anne ördek bu yavruyu

Devamını oku

Ko-Medya, Yalçın Peşken. ‘5 N, 1 K’ den ‘5 Y, 1 S’ ye dönüşümün kitabı

Yalçın Pekşen, kırk yıllık bir basın mensubu. Pekşen?in, ?Ko-Medya? isimli bu kitabı da, uzun yıllarını verdiği bu mesleğin Türkiye?deki seyrine odaklanan mizahi yazılarından oluşuyor. Gazetecililik mesleğinin aksayan yanları; Babıâli?den ?Babıtelli?ye nasıl geçildiği; dinci gazeteciliğin ne zaman ortaya çıkmaya başladığı; gazeteye nasıl girilip çıkıldığı; haberin ne olduğu ve nasıl arandığı; akla gelebilecek her konuda yazı yazmaya kendilerini yeterli gören köşe yazarları ve en önemli işlerinden birinin patronu izlemek olduğu genel yayın yönetmenleri, Emre Ulaş?ın çizimleriyle katkıda bulunduğu kitapta, okurun karşısına çıkacak eğlenceli konulardan birkaçı.
Bizden önce gazeteciliğe başlayan Batılılar haber aramak, bulmak ve yazmak için ‘5 N, 1 K’ (5 N= Ne, Nerede, Niçin, Nezaman, Nasıl. 1 K= Kim) formülünü yaratmışlardı.
Ancak bizde Medya Center’lar, Medya Tower’lar, Medya Plaza’lar kurulduktan sonra ortaya yeni bir formül atıldı: Buna ‘5 Y, 1 S’ formülü deniyordu. Yani 5 YE, 1 SÖYLE?
40 yıllık bir basın mensubu olarak, basınla ilişkiye girmenin yollarını öğrenmek

Devamını oku

A. Kadir’in (İbrahim Abdülkadir Meriçboyu) Hayatı

A. Kadir (İbrahim Abdülkadir Meriçboyu), 1917’de İstanbul?da doğdu. Açık, aydınlık titizlikle işlenmiş şiirleriyle 1940 kuşağı toplumcu şairleri arasında yer alan şair, çeviri çalışmalarıyla dünya şiirinin tanınmasına katkıda bulunmuştur.
Ortaöğrenimini Eyüp Ortaokulu (1933) ve Kuleli Askeri Lisesi’nde (1936) tamamladı. Eyüp Ortaokulu’nden sonra 1936?da girdiği Kuleli Askeri Lisesi?ni bitirdi. 1939’da Ankara Harp Okulu son sınıf öğrencisiyken, Nazım Hikmet?in şiirlerini okuması nedeniyle okulda propaganda yaptığı gerekçesiyle açılan davada yargılandı, 10 aya hüküm giydi, okuldan uzaklaştırıldı. Cezaevinden çıkınca 1941’de İstanbul Hukuk Fakültesi?ne girdi Tan gazetesinde düzeltmen olarak çalıştı. Arkadaşlarıyla “Yürüyüş” dergisini çıkardı. 1943’te savaş karşıtı şiirlerini içeren ilk kitabı Tebliğ toplatıldı. İstanbul’da bulunması sakıncalı görülen kişilerle birlikte sıkı yönetimce sürgüne gönderildi. Sürgünlük dönemini Muğla, Balıkesir, Konya, Kırşehir ve Adana’da geçirdi. 1947’de İstanbul’a döndü ve bir bisküvi fabrikasında çalışmaya başladı. Buradan ayrılınca çeşitli

Devamını oku

Fareli Köyün Kavalcısı

Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur zaman içinde develer tellalken, pireler berberken, ben annemin beşiğini tıngır mıngır sallarken; ülkenin birinde bir köy varmış. Halkı mutluluk içinde yaşarmış. Günlerden bir gün köyün bütün evlerine fareler dolmuş. Binlerce fare köyün sokaklarında, evlerde dolaşıyorlarmış. Yatak odasına gitseler, mutfağa girseler farelerden geçilmiyormuş. Ne bulurlarsa yiyorlarmış. Halk ne yapacağını şaşırıp kalmış. Köy muhtarından bu işe bir çare bulmasını istemişler. Muhtarın da elinden bir şey gelmiyormuş. Böylece köyün adına fareli köy denmiş. Fareli köyün çocukları da, bu pis yaratıklarda bıkmışlar.

Bir gün fareli köye bir çalgıcı gelmiş. Muhtara: “Eğer bana bir kese altın verirseniz, köyü farelerden temizlerim.” demiş. Bütün köy halkı bu habere sevinmişler. Aralarında hemen çalgıcının istediği bir kese altını toparlamışlar ve muhtara teslim etmişler. Halkın tek istediği bu farelerden kurtulmakmış.

Çalgıcı isteğinin kabul edildiğini öğrenince başlamış kavalını çalmaya. Kavaldan

Devamını oku

Kırmızı Başlıklı Kız masalı, Charles Perrault

Charles Perrault, yazı hayatına 1654 yılında başlamıştır ve yazmak kısa sürede onun en büyük tutkusu olmuştur. Gelecekte yazdığı çocuk masallarıyla ünlenecek olan Perrault’un çocuk masalları yazmaya başlamasının ana nedeni, kendi çocuklarına anlatacak, okuyacak bir masal beğenememesiydi. İlk masallarını kendi çocukları için yazmıştır. Bundan zevk almaya ve ürettiklerinin kalitesini anlamaya başlayınca çocuk masalları yazmaya devam etmiştir. Kırmızı Başlıklı Kız (Le Petit Chaperon rouge) masalı da bu masallardan biridir.
“Bir zamanlar küçük bir kız varmış. Annesi ona üzerinde kırmızı başlığı olan bir pelerin almış. Kız bu pelerini çok seviyormuş ve nereye gitse onu giyiyormuş. Bu nedenle de herkes ona Kırmızı Başlıklı Kız diyormuş.
Bir gün ?Kırmızı Başlıklı Kız!? diye seslenmiş kızın annesi. ?Büyükannen hâlâ hasta. Hadi giyin de, ona yaptığım şu çöreği götür.?
Kırmızı Başlıklı Kız da elbisesini giymiş, üzerine kırmızı başlıklı pelerinini geçirmiş,

Devamını oku

Sarı Sıcak, Yaşar Kemal ‘Sadelik ve dürüstlükle anlatılan bu öyküler insanın belleğine kazınıyor.’

Sarı Sıcak, Yaşar Kemal’in öykülerini derlediği eserinin adıdır. Eser ilk olarak 1952 yılında yayınlanmıştır yazarın öykü dalında verdiği ilk eseridir. Eser yazarın daha sonra verdiği baş yapıtlarından İnce Memed’den önce yazarın Türkiye ve dünyaca tanınmasını sağlamıştır. Yaşar Kemal’in bu eserinde anlattığı öykülerin büyük kısmı Çukurova’da geçmektedir. Yazar bu öykülerde Anadolu insanının açlık, pislik, hastalık, sefalet ve çevre koşulları içinde verdiği yaşam mücadelesini konu alır. Bir çok yönleri ile bu insanların duygularını, iç dünyalarını, yaşadıkları dertleri irdeler. Bunların ışığında toplumun sorunlarını da okuyucunun önüne serer. Kitap ismini içinde geçen Sarı Sıcak isimli bir öyküden alır.
*”Yaşar Kemal, ilk öyküsü ?Pis Hikaye?yi 1946 yılında yazmıştır. Ardından ?Bebek? öyküsünü yazmış, bunları çok sonraları yayımlamıştır. İlk öykü kitabı

Devamını oku

Desiderius Erasmus ‘un Hayatı

Desiderius Erasmus, 1465-1536 yılları arasında yaşamış, Rönesans?la birlikte ortaya çıkan hümanizm akımının yaratıcılarından ve en büyük temsilcilerinden biridir. Erasmus, 1465 yılında Hollanda’nın Rotterdam kentinde doğdu. Din adamı olmak üzere 1487 yılında Hollanda´da Gouda yakınındaki Augustinus´çu Steyn Manastırı?na girdi, 1492?de papaz oldu. Ancak hiçbir zaman geleneksel anlamda bir rahip olarak etkinlik gösteremedi; kendini daha çok bilime adamak istediği gerekçesiyle, dini makamlardan “cüppe giymeme” iznini aldı. Paris Üniversitesi’ne devam etti. 1494?te, Latin Edebiyatı´nı ateşli bir dille savunduğu Antibarbari´yi yazdı. 1495?te, Paris?te, Montaigue Koleji?ndeki derslere devam etti; buradaki öğretimi izleyince skolastik yöntemler üzerine eleştirisinde ne kadar haklı olduğunu gördü. 1499’da İngiltere’ye gittiğinde, John Colet, Thomas More (Morus) gibi aydınlarla tanıştı ve bu dostluklarla ufku daha da genişledi. 1500?lerin başında Fransa?ya döndü, Yunanca

Devamını oku

Rapunzel masalı, Grimm Kardeşler

Grimm Kardeşler, eski Alman şiirlerini, efsanelerini ve masallarını derleyip, edebi bir üslupla yeniden yazıp, 1812’den sonra Çocuk ve Yuva Masalları (Kinder und Hausmarchen) adı altında yayımlamışlardır. Rapunzel masalı da bu masallardan biridir. Masal, oldukça fakir bir çiftin yeni doğan kız evlatlarını yaşlı bir cadıya vermek zorunda kalmaları ile başlar. Cadı ile komşu olan aile, yoksulluk nedeniyle sürekli olarak komşunun bahçesindeki marulları aşırırlar, ancak ikinci kez çalarken yakalanır. Cadının büyü yapmasından çekinen baba, doğan kızını ona vermeyi kabul eder. Cadı doğumdan sonra kız çocuğunu alarak ona aslında bahçedeki marulların türünün adı olan Rapunzel ismini verir.
Masalın sonraki kısımlarında cadı Rapunzel’i kaçmaması için bir ormanın göbeğindeki yüksek ve merdivensiz bir kuleye kapatır. Buraya her ziyaretinde kulenin tepesine çıkabilmek için Rapunzel’in seneler içinde kulenin tepesinden yere dek uzayan örgülü sarı saçlarını tıpkı bir merdiven gibi kullanmaya

Devamını oku

Cezaevi kontör yükleme