İnsanın “Ayak İzleri”, Adnan Özyalçıner

?İnsanlarımızın istediği, düşünce ve kol gücünü kullanarak kendi emeğiyle yarattığı uygarlığı, yaşamın, doğanın sunduğu değerleri eşitçe bölüşebilmek. Acılarına ortak olduğu tüm insanlarla güzellikleri, mutlulukları, iyilikleri, sevgileri de paylaşmak.?

Yazarımız bu kitabında gezi izlenimlerinden yola çıkıyor. Tunceli’nin, Diyarbakır’ın, Zonguldak’ın dağlarının, nehirlerinin, yollarının güzellikleriyle bu kentlerin insanlarının, bu kentleri görmek isteyenlerin yaşadıklarını yan yana getiriyor. Kimi zaman bir kuşun kanadına takip okurlarını, gelecek güzel günleri sezdiriyor. Özyalçiner’in röportaj-öykü diye adlandırdığı bu anlatıları, İstanbul’da yaşanan toplumsal olayların, direnişlerin öyküleri tamamlıyor. Grev çadırlarının, fabrikaların, alanların görüntüleri insan kıpırtılarıyla işliyor. Kitabı güzel günlere inanan üç aydının ölüm günlerinin öyküsü bütünlüyor.

Kisacasi bu kitaptaki izler “güzellikleri, mutluluklari, paylasmaya gelenlerin ayak izleri.” Öyküleştirilmiş gezi izlenimleri… Güzellikleri, mutlulukları paylaşmaya gelen insanlar. Adnan Özyalçiner, öykülerinde yöneten-yönetilen çeliskisini, kapitalizmin kent yasaminda olusturdugu dönüsümleri, degisen kentin, zorlasan kosullarin insanlara baskisini isler öykülerinde. Düssel olanla gerçegi iç içe, güzelle çirkini yan yana verir. Yasadigimiz dünyanin, kentin, olaylarinn kimi yanlarina öykünün mercegini tutarak yasananlarin yeniden yorumlanmasini ister.

Adnan Özyalçıner, Ayak İzleri?nde, Anadolu?nun değişik yörelerindeki insan yaşamları ile Zonguldaklı madencinin yaşadıklarını ve İstanbul?un grev çadırlarında duyumsadıklarını kağıda döküyor ?.
?Ayak İzleri?nde,  Özyalçıner, kimileyin ?Çimlere Basmayınız? uyarısına verdikleri ?Biz Diyarbakırlıyız hiç çimenlere basar mıyız?? yanıtıyla mizahi, kimileyin 70 – 80 yaşında gösteren 45?lik Mustafa Dayı?nın yüz hatlarını erken kırıştıran acılarıyla hüzünlü tanıklıklarla anlatıyor bize, Dersim?in, Urfa?nın, Diyarbakır?ın insanlarını… Adnan Özyalçıner, Zonguldak?ın erken uyanan kent sokaklarından madenin derinliğine inen ayakların bıraktığı izleri de aktarıyor okurlara. Zonguldak?ın güzelliklerinin işçiden uzak tutulma çabasını da anlatıyor güzellikler yağmalanırken işçiye düşen acıları…
Şair Sennur Sezer ile birlikte maden yolculuğunu da anlatıyor Özyalçıner, maden işçisinin düşünceleri, umutlarıyla… Yeraltında soğan ekmek öğle yemeği, buz gibi yeraltı suları, ?arıza?ları, alet edavatın fiyatlarının yazılı olduğu panoyla…
Adnan Özyalçıner?in ?ropörtaj öyküler? olarak nitelendirdiği öykülerin sonuncusunda, İstanbul?da Tıbset işçilerinin grev çadırındaki ?ayak izi? anlatılıyor.
Kitabına ?Avrupa?nın Kapısı? başlıklı bir bölümle hayata dair çelişkilerin kısa öykülerini de almış Özyalçıner.
Bu bölümde 12 kısa öykü yer alıyor. İstanbul?u yorumladığı ?Avrupa?nın Kapısı? öyküsünün yanısıra öğrenci eylemlerinden bürokrasiye, Cumartesi Anneleri?nden TÜYAP?tan insan manzaralarına hayata dair pek çok öykü var bu bölümde.

?Ayak İzleri?nin dikkat çekici öykülerinden biri de ?gitmesek de görmesek de orada var olan? köylerdeki çocukların ?helikopter? ile buluşmasının dramatik öyküsü; ?Orada Bir Köy Var Uzakta…? Bir başka öykü ?Fabrika Düdükleri? de son yılların özelleştirmeye karşı en büyük işçi direnişlerinden biri olan SEKA?nın işçilerini anlatıyor.
?Ayak İzleri?nin son bölümü ise, bir yazarın, bir öğretmenin ve bir sosyalist eylemcinin ölümlerini, yaşamlarında boyunca süren çelişkiler ile birlikte anlatan üç öyküden oluşuyor.

Adnan Özyalçıner?in kitabın önsözünde dile getirdiği ?… bütün bu öykülerdeki izler, onların ayak izleri. Güzellikleri mutlulukları paylaşmaya gelenlerin izleri? sözü oldukça anlamlı. Kitaba adını da veren bu düşünce bir ?ortaklaşma?nın adı oluyor, Özyalçıner?in öykülerinde.
Türk?ün Kürt?le; işçinin öğrenciyle; köylünün aydınla ortaklaşmasının; bir başka deyişle acının, yoksulluğun, sıkıntıların bir yazarın gözünde ortaklaşmasının öyküsü bu. Ayrı diyarlardan, ayrı yaşamlardan emekçilerin yaşamına dair öyküler, yaşamak zorunda kalınan acıların kaynağının aynı olduğu bilinciyle yazılmış.
Adnan Özyalçıner?in, kentlerin doğal güzelliklerini betimlemedeki ustalığı, insanı betimlerken doruğa çıkıyor. Özellikle ?ropörtaj-öykü?lerinde okurun gözünde kentler, yollar, fabrikalar kadar anlattığı insanların hayatları da canlanıveriyor. İmgelerle beslenen bu betimlemeler toplamından ortaya çıkan ise, acıyla olduğu kadar direnişle de yoğrulmuş Anadolu insanı oluyor.”*

*Mustafa Kara

Adnan Özyalçıner’in Yaşam Öyküsü
(1934-)
Bir dokuma işçisinin oğlu olarak doğan Adnan Özyalçıner, İstanbul Erkek Lisesi’ni bitirdikten sonra İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Türk Dili Edebiyatı bölümüne devam ettiyse de yüksek öğrenimini tamamlayamadı.

Uzun yıllar Cumhuriyet gazetesinde çalışan Özyalçıner, Türkiye Yazarlar Sendikası’nın kurulmasına önemli katkılarda bulundu. Bu kurumda Genel Sekreterlik görevini yürüten yazar, Yazko – Edebiyat ve Gösteri dergilerinde yazı işleri müdürü olarak da çalıştı. İlk öyküsü Demet dergisinde1953 yılında yayınlandı. Daha sonra Onüç, Mavi, Seçilmiş Hikâyeler ve a dergilerinde yayınlanan hikayeleriyle tanındı.

Günümüz Türk hikâyeciliğinin özgün isimleri arasında yer alan Özyalçıner, eserlerini betimleyici bir üslupla ve ayrıntılara yer vererek kaleme alır. İlk dönem yapıtlarında küçük burjuvaların, büyük kent yaşamı içindeki durumlarını ve çelişkilerini yansıtırken; sonraki eserlerinde bireylerin ruhsal durumunu çevresiyle olan ilişkileriyle birlikte aktardığı görülür. İkinci Yeni’nin şiirdeki tutumunu hikâyeye uygulamaya çalışan Özyalçıner, uzun cümleli anlatıma dayanan ve bireyin psikolojik açmazlarını inceleyen eserler vermiştir. Adnan Özyalçıner’in hikâyelerinin yanı sıra çocuklar için yazdığı kitaplar da bulunmaktadır.

Yağma ile 1972 Türk Dil Kurumu Hikaye Ödülü, “Gözleri Bağlı Adam” ile 1978 Sait Faik Hikâye Armağanı, “Çalıca” adlı röportaj öyküsü ile 1980 Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin düzenlediği Yılın En Başarılı Gazetecisi Ödülünü, “Keloğlan ve Köse”yle 1990 Sıtkı Dost Çocuk Edebiyatı Ödülü, “Cambazlar Savaşı Yitirdi” ile 1991 Haldun Taner Öykü Ödülü, “Babıâli Ölüyor mu?” ile de 1993 Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Ödülü kazandı.

Eserleri
Hikâye: Panayır (1960), Sur (1963), Yağma (1971), Yıkım Günleri (1972), Gözleri Bağlı Adam (1977), Ölümsüzleşen Bahçe (1980), Sabırtaşı Çatladı (1980), Devlet Kuşu (1988), Cambazlar Savaşı Yitirdi (1991), Alaycı Öyküler (1991), Taş (1991), Sağanak (1993), Panayır / Sur (1996) Garip Nasıl Okuyacak (1997), Anıtların Öyküleri (1998), Yazdan Kalma Bir Gün (1999), Ayak İzleri (2000) Deneme: Tarihin Işıldağı (1998), Bir de Varmış, İki de Varmış (1998)
Çocuk Kitapları: Kırmızı Çini Kase (1976), Garip Nasıl Okuyacak (1977), Ölümsüzleşen Bahçe (1980), Sabırtaşı Çatladı (1980), Anıtların Öyküleri (1981), Devlet Kuşu (1988), Keloğlan ile Köse (1989)
Roman: Murat ve Mirgün Bahçeleri Güce ve Güzelliğe Aşık Bir Padişahın Romanı (1997)

Yorum yapın

Daha fazla Romanlar
Schopenhauer?ın Teleskopu, Gerard Donovan

İrlanda?nın sevilen şairlerinden Gerard Donovan bu ilk romanında, güncelliğini asla yitirmeyecek olayları ve düşünceleri, bir şair detaycılığıyla ve ürpertici bir...

Kapat